Laiklik, Kardeşliğin ve Ülke Bütünlüğünün Temelidir…

Ülkemiz, karşıt kamplara bölündü… Savaş meydanına döndü ortalık. - IMG 20170622 111622 2
Ülkemiz, karşıt kamplara bölündü… Savaş meydanına döndü ortalık. - IMG 20170622 111622 2

Ülkemiz, karşıt kamplara bölündü… Savaş meydanına döndü ortalık.

Herkes birbirine düşman…

Alevi Sünni’ye, Sünni Alevi’ye, Kürt Türk’e, Türk Kürt’e… Yurdumuzda ayrılıklar, kutuplaşmalar, gruplaşmalar yaşanıyor. Okul, üniversite açılışlarında dualar okunuyor…

Herkes birbirinden çekiniyor. Herkes birbirine kuşkuyla, korkuyla bakıyor.

Kimse kimseye güvenmiyor. Güvenemiyor.

Bu çekişmeler, geçmiş yıllarda da az çok vardı. Ama AKP döneminde doruğa çıktı.

Çünkü sevgiden, dostluktan, kardeşlikten uzak duygular, düşünceler bizzat devlet adamları tarafından topluma aşılanmakta, enjekte edilmekte…

Bu adamların bir tek sorunu var: Din. İman. İbadet. Bir de makamlarını korumak. Yani siyasal İslamcı bir düzen kurmak…

Yokluk, yoksulluk, enflasyon, geçim sıkıntısı, eğitim, ekonomi onların umurunda bile değil…

Varsa yoksa din, din adamı, imam hatip, tarikat, tekke, Kuran kursu… Başka dertleri kalmamış gibi.

Yüz binlerce öğretmen işsiz güçsüz, parasız pulsuz dolaşırken, köylerde çocuklar eğitimci beklerken, din adamları 3-5 kişiye namaz kıldırıyor.

İşsiz imam yok.

Oysa köy okulları bakımsızlıktan, ilgisizlikten çürümeğe, yıkılmaya terk edilmiş durumda… Ardı ardına kapanıyor.

Çocukların geleceği, kaderi köylerdeki imamlara bırakıldı.

Bu, bilinçli bir eğitim politikası. AKP kendine oy deposu oluşturuyor…

Eğitimsiz, tahsilsiz Urfa, Yozgat, Kilis gibi illerden yüzde 60’ların, 70’lerin üstünde oy çıkıyor bu partiye.

Ama yüzbinlerce öğretmen açıkta ve hâlâ atanmayı bekliyor…

Artık, “Yargıtay Yeni Hizmet Binasının” açılış törenine Cumhurbaşkanının yanı sıra diyanet işleri başkanı da katılmakta ve Yargıtay Başkanı ile birlikte ellerini gökyüzüne açarak birlikte dua etmektedirler.

Son zamanlarda bu dua işlemi hemen hemen her toplantıda, her resmi törende bir gelenek haline dönüştürüldü. Bir moda haline geldi.

Bu açılışlarda kendilerine karşıt görüşlü din düşüncesine sahip kişilerin varlığı önemsenmiyor bile.

Peki, Aleviler çıkıp dese ki “Siz bizi temsil etmiyorsunuz.” Ne yanıt vereceksiniz o zaman?

Zaten Diyanet işlerinin protokol sıralamasındaki yeri de 55.ci dereceden 12.ci dereceye yükseltildi. Böylece, Genel Kurmay başkanı bile onun iki derece gerisine düşürülmüş oldu.

Oysa politikacılar göreve başlarken, dinsel açıdan tarafsız kalacaklarına, “Laik, demokratik, sosyal” bir toplumun kurallarına uyacaklarına ant içerler…

Çünkü devletin dini olmaz.

Herkes inancında özgürdür. Din anlayışında özgürdür. Hristiyan olur, Müslüman olur, Musevi olur, ateist olur.

Kimse kimseye müdahale edemez. Kimse kimseye dini görüşünü, inancını zorla kabul ettiremez.

Dinler ve inançlar vicdanlarda, kalplerde, beyinlerde yaşar.

Ülke bütünlüğü, toplumsal barış ancak bu yolla, bu yöntemle sağlanabilir. Gerçekleşebilir.

Laiklik ilkesi, demokratik, sosyal, eşitlikçi toplumun “Olmazsa olmazıdır.” Temelidir. Yapı taşıdır. Onu çektiğin zaman toplumsal barış zedelenir, bina yıkılır. Ülke parçalanır…

83 milyon insanın yaşadığı bir ülkede sen çıkıp, “Taliban’la inanç noktasında farklılığımız yok” diyemezsin.

Kendi kişisel görüşünü tüm topluma kabul ettiremezsin.

“Ben istiyorum” diye tüm gençleri imam – hatipli yapamazsın.

İnsanları giyim tarzına göre, örneğin türban giyip giymediğine bakıp işe alamazsın.

Bu düşünce biçimi laikleri, çeşitli dinsel görüşlere sahip insanları temsil etmez. Edemez.

Bu yolla, bu yöntemle toplumsal birlik, bütünlük yok edilir. Araya nifak girer.

Ülke paramparça olur…

Atatürk, Kurtuluş Savaşının ardından 1922’de saltanatı kaldırdı, 1923 yılında cumhuriyeti ilan etti. 1924’te hilafeti kaldırdı. 1928’de “Devletin dini İslam’dır” maddesini anayasadan çıkardı. 1937’de laikliği anayasaya koydu, laik Türkiye Cumhuriyetini kurdu.

“Laiklik” maddesi bugünkü anayasamızda da vardır. Onunla oynamak, değiştirmek, yok etmek açık bir suçtur.

Anayasamızdaki “Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti” yerine Afgan, Arabistan tarzı şeriatçı bir siyasal İslam devleti kurmaya çalışmak suçtur. Hem de açık bir suçtur.

Bu suçun hesabı bugün olmazsa yarın, yarın olmazsa öbür gün mutlaka sorulur.

Sorulacaktır…

 ([email protected])

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bugün Gündem
  1. Kıymetli Kardeşim, seçkin Silah arkadaşım Levent, Çok anlamlı değerli bir yazı kaleme almışsın. Seni kutluyorum. Bu devirler geçecek, Ordu ve…

  2. Bir ülkede yaşayan çok çeşitli ırklar olabilir vatandaş olarak sorun bu değil sorun kendi yaşadığı ülkenin menfaatlerini değil de dışardaki…

  3. Doğduğum köyün adı Ocak. Soyadım da buradan geliyor. Onun için “ocak” sözcüğü ve kökeni benim ilgi alanım. Bu nedenle yerdeşim…

  4. KUR’AN yakma, Peygambere hakaret! Suç Kimin?! Kendini-sınırını bilmez bir akılsız yobazın KUR’AN yakma eylemi; inanılan değerlere hakaret, aşağılama evet kötü,…

  5. Artık zenginler Trump veya temsilcisi Macron gibi parti başkanlığı ordan zıpp ülke yönetiminde.. çağımız iklim gibi kuralsızlıklara anomik çeşitliliği var…

  • DÜKLÜK ve DÜDÜKLÜK

    DÜKLÜK ve DÜDÜKLÜK

    Kimse dillendirmese de ben söylemiş olayım; eğer ‘Millet İttifakı’ beklenildiği üzere hem cumhurbaşkanlığını ve hem de Meclis’teki çoğunluğu sağlayabilirse, buna, Türkiye’nin yeni ‘Kurucu Meclis’i diyebileceğiz. Şimdi ‘aklıevvel’ kimi hukukçu ve siyasetçinin ‘Kurucu Meclis’ başka şeydir, o daha çok ‘Anayasa’ yapmak için kurulan meclistir diyecekleri beklenebilir. Diyebilirler. Nitekim bu tip ‘hukukçu’lar Dr […]


  • YÜZÜKLE BAŞLADI YATLARLA KATLARLA DEVAM EDİYOR!

    YÜZÜKLE BAŞLADI YATLARLA KATLARLA DEVAM EDİYOR!

    VEKİL ADAYI GENÇCAN: YÜZÜKLE BAŞLADI YATLARLA KATLARLA DEVAM EDİYOR! Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sakarya Milletvekili Aday Adayı Kadir Gündüz Gençcan, CHP Grubu’nun “Cumhurbaşkanlığı harcamalarının hukuksal çerçevesinin araştırılması” amacıyla TBMM Başkanlığı’na verdiği Meclis Araştırma önergesinin, AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedilmesine ilişkin eleştiride bulundu. Vekil Adayı Gençcan: “Tok, açın halinden tabii […]


  • Köy Enstitüleri 27 Ocak 1954 tarihinde yıkılmıştı!

    Köy Enstitüleri 27 Ocak 1954 tarihinde yıkılmıştı!

    KÖY ENSTİTÜLERİNİ, 1946’DA CHP’NİN VURDUĞU İLK DARBEDEN SONRA 27 OCAK 1954 TARİHİNDE İKİNCİSİNİ VURAN DP (Demokrat parti) YIKMIŞTI! 2. Cihan Savaşı sürecinde Genç Türkiye Cumhuriyet, Batı’nın batağına giden yola adım adım sokulur. Geleceğin meçhul aydınlanmacılarına ışık götürecek ilkokul öğretmeni yetiştiren Köy Enstitüsü tasarımına (proje) ilk darbe bu kurumlara yaşam veren CHP’den […]


  • EKONOMİ ve TÜRKİYE

    EKONOMİ ve TÜRKİYE

    Haftaya encamımızı görerek başlayalım dedik…  Seçim yılı 2023’te yüksek enflasyon, faiz politikası, değer kaybeden TL ve büyüyen cari açık, ekonomideki belirsizlikleri artırıyor . Yoksulluk hızla artmaya devam ediyor..  Geride bıraktığımız 2022 yılı, sene başındaki umutların aksine küresel ve bölgesel çapta siyasi ve ekonomik krizlerin yaşandığı bir yıl oldu. Dünya genelinde […]


  • Uğursuz 24 Ocak

    Uğursuz 24 Ocak

    1980,1993 VE 2001 YILLARININ EN UĞURSUZ GÜNÜ 24 OCAK’TIR • 24 Ocak 1980’de İktisadi İstikrar Kararları Milli Cephe oyları ile TBMM yasalaşmıştı.   Böylece AB(D)’nin haremine kapatılan Türkiye için bu karalar iktisadi kapilasyondur. • 24 Ocak 1993’de gazeteci Uğur MUMCU, • 24 Ocak 2001’de Diyarbakır Emniyet Md. Gaffar Okkan ve beş polisimiz […]



Posted

in

by

Tags: