Afganistan-Pakistan Sınırındaki IŞİD-Horasan

Prof.Dr. Alaeddin Yalçınkaya

Afganistan-Pakistan Sınırındaki IŞİD-Horasan

ABD’nin Afganistan’dan çekilme sürecinde adı duyulan IŞİD-Horasan, herkesin merak ettiği bir örgüt haline geldi. Bir sürü de uzmanı ortaya çıktı. Bunun bölge etnik yapısının doğal bir ürünü olduğu, aslında yapının yıllardır mevcut olduğu, Taliban karşıtı örgütleşmenin temelinde Eş’arî-Mâturidî çatışmasınun bulunduğu… Bir kısmı örgütün gerçek kurucularının hazırladığı, bir kısmı kumpasın asıl sahiplerine “bizi de kullanabilirsiniz”cilerin yer aldığı, bir kısmı İslam tarihinin değerlerini daha nasıl çarpıtabileceği hevesinden kaynaklanan hezeyanlar.

Öncelikle bu yazıda IŞİD-Horasan konusunda aydınlatıcı bir açıklama bulunamayacaktır, çünkü ülke ve bölge gerçeklerinden kaynaklanan böyle bir örgüt yoktur. ABD askerleri çekililirken 13 askerinin de öldüğü patlama üzerine dünya IŞİD-Horasan’ı duymuş oldu. Zaten CIA bu örgütün saldırıda bulunacağını önceden haber almış, gerekli uyarılarda bulunmuş! Saldırı gerçekleşince de Pakistan-Afganistan sınırında, örgütün üslerini eliyle koymuş gibi bombalamış!

Belirtmek gerekir ki 11 Eylül patlamalarında olduğu gibi, Pakistan’da ABD nüfuzunu sarsan Ziyaü’l-Hak suikastında kendi büyükelçisini de feda ettiği gibi, Washington’ın gerektiğinde vitrine asker cesetleri koyması, tabutları medyatik törenle karşılaması alışılmış vakalardandır. Önceden planlanmış, istihbaratı alınmış Libya’daki büyükelçisinin katledilmesinin, seçilmesine ramak kala H.Clinton’a fatura edilmesini de hatırlayalım. 13 cesedin faturası da şimdilik bir yerlere konulmuş olabilir.

IŞİD, adını Irak-Şam’dan almakta iken Afganistan-Pakistan sınırında ne arıyor? Horasan diyarı Türkistan coğrafyasının Güneybatı kısmıdır. Afganistan’ın Kuzey ve Batı kısımları (mesela Herat), İran’ın Kuzeydoğu bölgesi (mesela Meşhed, Nişabur) bu coğrafyayı oluşturmaktadır. Amu Derya’nın güney kısımları, Özbekistan ve Türkmenistan’ın Güneyi de Horasan’a dahildir. Türk dünyasını ve Anadolu’yu İslamlaştıran birçoğu seyyid olan evliya, ulemâ, bilginler diyarıdır. Ortaçağın ilim, irfan, zenginlik, refah ve medeniyet merkezlerinin bir kısmı Horasan’dadır. Bugün bölge şehirlerinin çoğu, Ortaçağda kalmış, fakat sefalet, yoksulluk içinde. Caddelerde ağır mazot dumanı yayan hurda motorlar, çağlar arası karışıklığa sebep olmakta.

Afganistan-Pakistan sınırı, ABD sayesinde yönetilemez hale getirilen daha çok Peştunların sâkin olduğu bölgedir. Bir bakıma Türkiye’nin Kandil yönündeki “yönetilemeyen” alana benzemektedir. Svat Vadisi olarak adlandırılan bu bölge, Hikmet Çetin’in ifadesiyle bin Kandil büyüklüğündedir. İstihbarat dezenformasyonu sayesinde dikkatten kaçan gerçek, aynı zamanda CIA eliyle Taliban’ın doğum yeri olan coğrafyada, “IŞİD-Horasan”ın ne aradığı? Bu sorunun cevabını bir Taliban temsilcisinin ağzından cevaplayalım.

Herat’ta 2015’de, batı destekli “İslami Rönesans” odaklı toplantıya giderken uçağımız Kabil havaalanında uzun süre bekletildi. Pilot askeri hareketlilik olduğu bilgisini paylaştı. Sonradan öğrendik ki IŞİD, Afganistan’ın kuzeyindeki Kunduz’a saldırmış, ABD uçakları da onları vurmuş. Fakat terör hedefleri yerine hastanenin bombalandığı, birçok ölü ve yaralı olduğu ortaya çıktı, Obama özür diledi. Ancak ne hastane yeniden inşa edildi, ne de ölenlerin yakınlarına yardım, yaralananlara tedavi gündeme geldi.

Herat’taki programda yerel kıyafetli bir katılımcı, kendisini Taliban mümessili olarak takdim etti. Türkiye’den gelenlerin tedirginliği dikkat çekerken diğerleri tebessüm ettiler. Vaziyeti idare sadedinde IŞİD’in Irak-Şam coğrafyasına ait olmasına karşın Kunduz’da ne aradığını sordum. Verilen cevap, bütün bölge ülkelerinden gelenlerin bildiği, tasdik ettiği sıradan bir formül, yukarıdaki sorumuzun cevabıdır:

“Sayın hocam, Taliban zayıflamaya başladı. İşsiz gençler için tek ekmek kapısı Talibandı. Bir kamyon silah, bir çuval dolar getirdikten sonra dünkü Taliban elemanına bugün IŞİD oldunuz dersiniz, olup biter. Bu bölgede bir kamyon silah, bir çuval paranın kuramayacağı örgüt yoktur.”

Onyıllardır Türkiye’de kan döken, darbe teşebbüsüyle nicelerinin hayatına son verenler dahil Afrika’dan Orta Doğu’ya, Orta Asya’ya her fırsatta yeni bir versiyonu ortaya çıkarılan terör örgütlerinin temelinde başta CIA, MOSSAD olmak üzere batılı istihbarat örgütlerinin olduğunu herkes biliyor. Geçen yüzyılın sömürgeci güçlerinin niçin bu örgütleri kurup kolladığının da izahını yapıyor. Ancak bazıları bu kan dökücü senaryoları bölge halkına, Müslümanlara, hatta İslama mal etme inadını sürdürüyor!

ABD’nin Pakistan-Afganistan sınırında IŞİD-Horasan hedeflerini vurduğu sadece kendinden menkul. Bu haber üzerine Taliban yönetiminin ABD’yi, kendi izni olmadan ülkesini bombaladığı beyanatı ise komik karikatör kareleri. Bir gün sonra Kabil’de saldırı hazırlığındaki IŞİD-Horasan mevzilerinin vurulduğu haberleri dünya medyasında yer aldı. Ancak vurulan hedeflerin, öldürülen 10 kişinin olaylarla hiç ilgisi olmayan fukara Afganistan sivilleri olduğunun üstü örtüldü.

Irak’tan askerini çekerken Obama’nın “askerimizi çekiyoruz fakat Irak’ta hep var olacağız” vecizesi gibi ABD, Afganistan’da varlığını sürdürecektir. Bu süreçte Taliban’ın yanına şimdilik IŞİD-Horasanının konulduğu görülmektedir. Yeni örgütün adını koyarken Türk dünyasının kalbi durumundaki beldeler coğrafyasını seçmesi tesadüf değildir. Esasen CIA’nın Afganistan’a sınır Türk cumhuriyetlerini istikrarsızlaştırma projeleri yürürlükte idi. Bu alanda daha yaygın provakasyonlar beklenmektedir. Bu senaryolara Çin yanında Rusya da çekilmektedir. Yeni patlamalardan sonra muhtemelen IŞİD-Buhara, IŞİD-Hive, IŞİD-Celalabat gibi versiyonlar gündeme gelebilecektir. Bu denklemde Pençşir vak’ası ise “elde var bir” kâbilindendir. Bugün Pençşir’de yarın Tacikistan dağlarında, öbürgün Kunduz’da ortaya çıkabilir. Önemli olan kan dökülmesinin sürekli kılınması, üretimin, tarımın, hayvancılığın imkansızlaştırılması! Çatışmaların, terörün, uyuşturucunun tek çare olması!

Doğu Türkistan’da milyonlarca soydaşına uygulanan soykırım, işkence, tecavüze sessiz kalmayı tercih eden ülkeler, bir şekilde cezalandırılma sürecine mi girdi? Biden’ın tabiriyle imparatorluklar mezarlığı olan Afganistan’a Çin’in ve Rusya’nın buyur edilmesinin arkasında hangi senaryolar geleceği de merak konusu. Bilinen gerçek ise bütün bölge ülkelerinin, bir şekilde Türkiye’nin de yeni kumpaslara hazırlanmak istendiğidir. Temel stratejisi, Orta Doğu ve çevresindeki devletleri istikrarsızlaştırmak, insanların birbirini öldürmesini sağlamak olan Siyonist sermayenin gücü ve kapasitesi oldukça büyüktür. Bununla beraber nice heveslerinin kursaklarında kaldığı da bilinmektedir. Onlar her fırsatta yeni yangınlar tutuştururken, bu coğrafyayı saran ateşin daha fazla büyümeden söneceğini ümit ediyoruz.

Öncevatan, 07.09.2021

alaeddinyalcinkaya@gmail.com

Alaeddin Yalçınkaya tarafından

Alaeddin Yalçınkaya, 1961'de Elazığ'da doğdu. Adapazarı Ozanlar Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun oldu. 1987-1996 yılları arasında Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü'nde çalıştı. İ.Ü. Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde "Cemalettin Efgani ve Türk Siyasi Hayatı Üzerindeki Etkileri" konulu teziyle 1990’da Yüksek Lisans, “Sömürgecilik-Panislamizm Işığında Türkistan” başlıklı tezi ile 1995’te doktora eğitimini tamamladı. 1993-1994 yıllarında, New York Universty, Center for Middle Eastern Studies'de visiting scholor statüsüyle araştırmalarda bulundu. 1996’da Sakarya Üniversitesi’nde Yardımcı Doçent, 2000 yılında doçent, 2007’de Profesör olan Yalçınkaya, 2013 yılından beri Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesidir. Yayınlanmış kitaplarından bazıları, "Yetmiş Yıllık Kriz: Sovyetler Birliği'nde Moskova - Türkler İlişkileri", "Almatı'dan Akmola'ya Kazakistanı'ın Başkenti", "Türk Cumhuriyetleri ve Petrol Boru Hatları", "Etnik Düğümlerden Küresel Kördüğüme Kafkasya'da Siyasi Gelişmeler" başlığını taşımaktadır. Yalçınkaya, Sakarya, Kocaeli, Bahçeşehir, Marmara üniversiteleri ile İstanbul, Şükrü Balcı Polis MYO'nda Uluslararası İlişkiler, Uluslararası Hukuk, Uluslararası Örgütler, Diplomatik Yazışma Teknikleri, Bölgesel Dış Politika, Türk Dünyası ve Kafkasya, İnsan Hakları Hukuku gibi alanlarda lisans ve lisansüstü seviyesinde dersler vermiştir/vermektedir. Evli ve iki çocuk babası olan Yalçınkaya, halen Marmara Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanıdır.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.