Kategoriler
Prof. Dr. Rıdvan Karluk

Uluç Gürkan: “24 Nisan Yaklaşırken Sözde Ermeni Soykırımı Sorunu”

Ankara Üniversitesi SBF’den arkadaşım  sayın Uluç Gürkan  bugün  KRT Televizyonu’nda  çok önemli bir konuya değinmiştir. Gürkan, 1991-2002 yıllarında üç dönem Ankara Milletvekili olarak TBMM’ye seçilmiştir. Bu dönemde ayrıca, AGİT Parlamenter Asamblesi ile Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nde Başkan Yardımcısı, BAB Parlamenter Asamblesi Türk Gurubu Başkanı ile  TBMM’de Meclis Başkanvekilliği yapmıştır. Dikkatimi çeken, sayın Gürkan “sözde” Ermeni soykırımı dememiştir. Bence doğru olanı “sözde Ermeni soykırımı”dır. Aksi halde sanki soykırım yapılmış  fakat  şimdi bunu inkar  ediyormuşuz   kanısı uyanabilir.

Bu konuda Türk kamuoyunda pek bilinmeyen ve gündeme gelmeyen “General Harbord Raporu” Türkiye’nin elindeki önemli bir  belgedir. General Harbord Raporu, I. Dünya Savaşı sonrasında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Woodrow Wilson tarafından, Ermenistan ile olan ilişkilerin incelenmesi için Yakın Doğu’ya gönderilen komisyon tarafından hazırlanan rapordur. 

ABD Başkanı   Wilson,   1  Ağustos   1919 tarihinde   General   Harbord’u   görevlendirmiştir.  Ekim  ayında ülkesine  dönen  Harbord’un   Başkan Wilson’a sunduğu tespitleri çok önemlidir.   Harbord, heyetinin yapmış olduğu araştırmalar sonucun­da bölgede hiçbir zaman  Ermeni çoğunluğunun olmadığına tanık olmuştur.   Harbord, Türklerle Ermeniler  yüzyıllarca bir arada ve barış  içinde yaşamış olduklarına inan­mış, Türklerin Ermenilere karşı herhangi bir şekilde soykırım hazırlığında bulunmadıklarını açıklamıştır. Türkiye’ye geri dönen Er­menilerin hayatlarının tehlikede olduğunu düşündürecek hiçbir olayla karşılaş­madıklarını belirlemiştir.

ABD Başkanı   Wilson,   1  Ağustos   1919 tarihinde   General   Harbord’u   görevlendirmiştir.  Ekim  ayında ülkesine  dönen  Harbord’un   Başkan Wilson’a sunduğu tespitleri çok önemlidir.   Harbord, heyetinin yapmış olduğu araştırmalar sonucun­da bölgede hiçbir zaman  Ermeni çoğunluğunun olmadığına tanık olmuştur.   Harbord, Türklerle Ermeniler  yüzyıllarca bir arada ve barış  içinde yaşamış olduklarına inan­mış, Türklerin Ermenilere karşı herhangi bir şekilde soykırım hazırlığında bulunmadıklarını açıklamıştır. Türkiye’ye geri dönen Er­menilerin hayatlarının tehlikede olduğunu düşündürecek hiçbir olayla karşılaş­madıklarını belirlemiştir.

24 Nisan öncesinde ABD Başkanı Biden’ın üzerinde  sözde Ermeni soykırımı tanıması için büyük  bir baskı olduğunu  ve gerekli tedbirlerin alınmadığını  açıklamıştır. Gerçekten iç politika sorunlarından dolayı bu önemli konu ihmal edilmiştir. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki seçimler sonrasında oyların çoğunluğunu alarak yeni dönemde ABD Başkanı olmaya hak kazanan Joe Biden    göreve başlamış olmasına rağmen Türkiye’yi henüz aramamıştır. Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki, Joe Biden’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile gelecek haftalarda veya aylarda bir telefon görüşmesi yapacağını söylemiştir. 

Biden’ın  araması gereken birçok dünya lideri olduğunu vurgulayan Psaki, “Biden, gelecek hafta ve aylarda bu görüşmeleri yapacaktır. Bir noktada Erdoğan ile de görüşeceğinden eminim.” demiştir. Biden göreve başladığı 20 Ocak tarihinin üzerinden  2 ay geçmesine rağmen  Cumhurbaşkanı Erdoğan ile iletişim kurmamıştır. Türkiye, geçmişte Beyaz Saray’da yapılan görev değişikliğinin ardından ilk aranan ülkeler arasında yer  almıştı.

Joe Biden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı  aramamıştır ama Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararını eleştirmiştir:

“Türkiye’nin ani ve nedensiz yere İstanbul Sözleşmesi olarak da bilinen Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nden çekilmesi derin bir hayal kırıklığı yaratmıştır. Tüm dünyada, sözleşmeyi imzalayan ilk ülke olan Türkiye’de kadın cinayetlerinin arttığına dair haberler dahil olmak üzere, ev içi şiddet olaylarının arttığını görüyoruz. Ülkeler, kadınlara yönelik şiddetin sona erdirilmesine dair taahhütlerini güçlendirmeye ve yenilemeye çalışmalı, kadınların korunmasına işaret eden ve istismarcıları hesap verebilir hale getiren uluslararası anlaşmaları reddetmemeli.  Bu, dünya genelinde kadınlara yönelik şiddeti sona erdirme hareketi için ümit kırıcı bir geri adımdır.” (https://www.theguardian.com/world/2021/mar/21/joe-biden-condemns-turkey-for-withdrawing-from-accord-designed-to-protect-women)

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’de başkanlık seçimini kazanan Biden’a tebrik mesajı göndermiş, “Ülkelerimiz arasındaki güçlü iş birliği ve müttefiklik bağının bugüne kadar olduğu gibi gelecekte de dünya barışına hayati katkılar sunmaya devam edeceğine inanıyorum” demiştir.  Biden, 36 yıl senatörlük ve 8 yıl Başkan Yardımcılığı  yapmış,  yardımcısı  Kamala Harris ile birlikte sözde Ermeni soykırımını tanıyacakları  sözü vermişlerdir.  Bu söze rağmen TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Akif Çağatay Kılıç  katıldığı bir TV kanalında  Biden’ın açıklamalarına değinmemiştir.  Bunu  yadırgadım. Gazeteciler unutmuş olabilirler ama  TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı’nın görevi gereği bu konuyu unutmaması gerektiğini düşünüyorum.

Merkezi Washington’da bulunan Ortadoğu Enstitüsü Türkiye Programı Başkanı Gönül Tol, iki ülke ilişkilerinde ciddi  sorunların  bulunduğunu  açıklamıştır. Biden’ın farklı öncelikleri olduğunu  açıklayan   Tol Covid-19 salgını ile mücadele,  Rusya, Çin ve İran’ın nükleer çalışmaları  konularında  öncelikleri olduğuna dikkat çekmiştir: “Türkiye eksiden, özellikle de Obama döneminde, daha önemli bir aktör olarak görülüyordu. Onun üzerinden çok zaman geçti, dengeler çok değişti.”

Tol, mevcut sorunların içerisinde “çok fazla bir çıkış görünmediğini, en büyük sorunun S-400 olarak görüldüğünü” dile getirmiştir. Kongre’de dengelerin değiştiğine de değinerek şunları söylemiştir: “Bir de Kongre var, her iki partiden de Erdoğan’ın ABD çıkarlarının altını oyan politikalarını artık tolere etmeme eğilimi var. Bütün bu faktörlerin ışığında değerlendirmek gerekiyor.” 

Foreign Policy dergisine konuşan ABD Temsilciler Meclisi üyesi ve aynı zamanda Dış İlişkiler Komitesi’nde görevli Abigail Spanberger  “İki ülke ilişkilerinin oldukça zorlu bir dönemden geçtiğini, ABD’nin eskiden olduğu gibi artık Türkiye’ye güvenebilecek bir pozisyonda olmadığını” söylemiştir.

ABD’de 20 Ocak’ta Biden’ın yemin ederek görevi devralmasının ardından Washington ile Ankara arasında ilk temas şubat ayı başında kurulmuştur. Cumhurbaşkanlığı sözcülüğünden yapılan açıklamaya göre, yaklaşık 1 saat süren görüşmede sayın Kalın, göreve yeni başlayan Sullivan’a tebriklerini iletmiştir. Kalın-Sullivan görüşmesinde, Türkiye-ABD ikili ilişkileri başta olmak üzere Suriye, Libya, Doğu Akdeniz, Kıbrıs, Afganistan, Yukarı Karabağ, Covid-19 ve uluslararası iklim rejimi konularının ele alındığı belirtilmiştir.

ABD tarihine geçen tartışmalı seçim sürecinin ardından görevi devralan Biden, Kanada, İngiltere ve Fransa liderleri ile telefonda görüşerek ikili ilişkileri değerlendirmiştir. Biden’ın Alman lider Merkel’den önce Fransız lider Macron’u araması, Paris’in AB lideri olarak görüldüğü yorumlarına  yol açmıştır.

Biden, doğal müttefiki sayılan bu ülke liderlerinin tebriklerini kabul ederken bazı liderlere mesafeli davranmıştır. Başkan Biden, İsrail lideri Benyamin Netanyahu ile de 1 ay beklettikten sonra bir saat süren bir telefon görüşmesi yapmıştır. Joe Biden, bu ülkelerin yanı sıra Suudi Arabistan, Çin, Rusya, Kenya, Güney Kore, Meksika ve Japonya liderleriyle de telefon görüşmesi gerçekleştirmiştir.

Türkiye’yi en az S-400  kadar ilgilendiren bir konuda ilgililerden ses çıkmamasını hayretle karşılıyorum. Bu konu S-400 sorunundan çok daha önemlidir. 24 Nisan 2021’de eğer Biden söz verdiği gibi  “gonocide”  (soykırım) derse, bu Türkiye Cumhuriyeti ve 83 milyon Türk vatandaşını vebal altında bırakacak, yapılmayan bir soykırımı Türkiye’ye kabul ettirmek isteyen Ermeni lobisine çok büyük destek verilmiş olacaktır.

Biden’ın Başkan olması,   sözde Ermeni soykırımını tanıyacağını seçim sürecinde  açıkladığı için önemlidir.   Çünkü hem    Biden ve hem de yardımcısı  Harris  sözde Ermeni soykırımını tanıyacaklarını  açıklamışlardır. Biden’ın bir şekilde görevi bırakması durumda ABD Başkanı olacak   kişi olan Kamala D. Harris’i iyi tanımak gerekir. Eğer Biden  söz verdiğini yaparsa, bu Türk Amerikan ilişkilerinde  sıkıntı yaratacaktır.  Bunun için Türkiye’nin  hemen   harekete geçmesi gerekir. Zaten çok geç kalınmıştır. 

Yazar Prof. Dr. Sadık Rıdvan Karluk

1948 yılında Eskişehir’de doğdum .1970’de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdim. Kısa bir süre Maliye Bakanlığı ve Sayıştay’da çalıştıktan sonra 1972 yılında Eskişehir İTİA İktisat Bölümü’nde akademik kariyere başladım. 1975’te doktor, 1979’da doçent oldum. 1975 – 1976’da İngiltere Sussex Üniversitesi’nde doktora üstü çalışmalar yaptım.

1982 yılında Devlet Planlama Teşkilatı Başbakan Turgut Özal’ın direktifleri doğrultusunda kurulan AET Genel Müdürlüğü’nün (şimdiki AB Bakanlığı) başkanlığını yaptım. 1984 – 1985 döneminde İktisadi Kalkınma Vakfı Yönetim Kurulu üyeliğinde bulundum, 1982 – 1985 yılları arasında İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı’na (Nuh Kuşçulu) danışmanlık yaptım. Bu dönemde Türkiye’de Yabancı Sermaye Yatırımları konusunda iki kitabım (biri İngilizce) ile İhracatta Vergi İadesi kitabım İTO tarafından yayınlandı.

1985 yılında Paris’te OECD nezdinde Türkiye Büyükelçiliği’ne Planlama Müşaviri sıfatıyla tayin edildim. Görev yaptığım dönemde Türkiye’yi 4 Komite’de temsil ederek, Türkiye’de kalkınmakta olan bölgeler konusunda OECD’nin önemli bir araştırmasının (Regional Problems and Policies in Turkey) basılmasına katkıda bulundum. 1990 yılında yurda dönüşümde DPT Müsteşar Müşavirliği’ne getirildim. Daha sonra Başbakanlık Başmüşavirliğinde Türkiye ile Türk Cumhuriyetlerinin ekonomik ilişkilerinin gelişmesinde bir model olan “Türk Ödemeler Birliği” kurulması için bir proje geliştirdim.

1991 yılında profesörlüğe atanarak Anadolu Üniversitesi’ne geçtim. Anadolu Üniversitesi’nde Türkiye Ekonomisi, Uluslararası İktisat, Uluslararası Ekonomik Kuruluşlar, Avrupa Birliği, Avrupa Birliği Türkiye İlişkileri , Dış Ticaret Teorisi ve Politikası, Uluslararası Entegrasyonlar derslerini kendi eserlerimi esas alarak yürüttüm. Akademik kariyerimde 23 yüksek lisans, 16 doktora tezi yönettim. Bu öğrencilerim arasında çeşitli üniversitelerde görev yapan çok sayıda profesör, doçent ve yardımcı doçent bulunmaktadır. Üniversite Senato ve Yönetim Kurulu üyeliği yaptım, İktisat Fakültesi Dekanlığım döneminde AÖF kapsamında bulunan tüm iktisat kitaplarının yeni formata göre yazılmasına yazar ve editör olarak katkıda bulundum.

İkinci (1981), Üçüncü (1992) ve Dördüncü (2004) Türkiye İktisat Kongrelerine bildiri sunarak katılan tek öğretim üyesiyim. Dördüncü Türkiye İktisat Kongresi Bilim Komisyonu üyeliği yaparak Türk Sanayici ve İşadamları Vakfı (TÜSİAV) Bilim Kurulu Başkanlığı görevinde bulundum. 1996 yılında TOBB Milletlerarası Ticaret Odası (International Chamber of Commerce: ICC) Uluslararası Ticaret ve Yatırım Politikaları Komisyonu’nda (Commission on Trade and Invesment Policy) ICC Türkiye Temsilciliğine getirildim. Son 10 yıldır TOBB ICC IFO World Economic Survey kapsamında her üç ayda Türkiye ekonomisindeki gelişmeler ile ilgili olarak gönderilen sualnameleri cevaplandıran 12 uzmandan biriyim.

“Uluslararası Ekonomi: Teori ve Politika”, “Türkiye Ekonomisi: Cumhuriyetin İlanından Günümüze Yapısal Değişim”, “Avrupa Birliği”, “Türkiye Avrupa İlişkileri: Bir Çıkmaz Sokak” ve “Uluslararası Kuruluşlar” başlıklı temel ders kitaplarım dahil yayınlanmış 24 kitabım, 300’den fazla makalem, 12 ortak ve 3 çeviri eserim vardır. Beş ders kitabım (642-908 sayfa aralığında) 42 baskı yapmıştır. Tüm üniversitelerde ders kitabı ve yardımcı kitap olarak okutulmaktadır.

Ortak yazarlı bir ders kitabım TÜBA üniversite ders kitapları 2012 yılı telif ve çeviri eser ödülü olmak üzere 6 “bilimsel araştırma ödülüne” sahibim. Diğer araştırma ödüllerim şunlardır: 1984: Enka Vakfı, “Türk Ekonomisinin Dünya Ekonomisine Entegrasyonu,” Bilimsel Araştırma Yarışması Üçüncülük Ödülü, 1982: Türkiye Milli Kültür Vakfı: Teşvik Armağanı, Dal: İktisat, 1981: İktisadi Kalkınma Vakfı, “AET ile İlişkilerimizin Atatürkçü Ekonomik Politika Açısından Değerlendirilmesi,” Behçet Osmanağaoğlu İnceleme Yarışması Birincilik Ödülü, 1979: Pamukbank, “Dışsatımın Özendirilmesinde Ticari Bankalarımızın Yeri” Bilimsel Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü.

ABD ABI Enstitüsü’nün Yılın Eğitimcisi (Man of the Year 2011) ödülü sahibiyim. Özgeçmişim WHO’s WHO Dünya, Asya ve Türkiye baskılarında yer almıştır. (Who's Who in Asia 2012, Asya’da Kim Kimdir 2’nci baskı, 01/11/2011, Who's Who in the World 2011, Dünyada Kim Kimdir, 28’nci baskısı, 03/12/2010, Günümüz Türkiyesi'nde Kim Kimdir, 01/05/2005). Özgeçmişim Turkischer Biographiscer Index/Turkish Biographical Index’te (2004, s.563) yer almıştır. Google Akademik’te 1.070 (05.02.2018) atıfım vardır.

Eskişehir Sanayi Odası, Eskişehir Ticaret Odası, İstanbul Sanayi Odası, Ankara Ticaret Odası, Ankara Sanayi Odası, Kayseri Sanayi Odası, İşveren Dergisi, İktisadi Kalkınma Vakfı Dergisi gibi oda dergilerinde yazılarım yer almıştır. Türkiye’de yayınlanan çok sayıda bilimsel derginin hakem heyetinde yer almaktayım. Ders kitaplarım: 42 baskı yapmış olup 3.884 sayfadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.