Necdet Buluz

ABD Başkanı Trump’un ülkesinin Büyükelçiliğini Kudüs’e taşına inadı öyle görünüyor ki kendisine pahalıya mal olacak. Her şeyden önce AB ülkeleri Trump’un bu girişiminin arkasında olmadıkları gibi, konuyu eleştirdiler, Başkanı bu konuda da yalnız bıraktılar.
Almanya Başbakanı Merkel’in de açıkça dediği gibi, Kudüs kararı ABD’nin Avrupa ile arasını iyice açtı. Baş müttefiki İngiltere bile Kudüs adımına karşı çıkan Avrupa ülkeleri arasında yer alıyor. Türkiye gibi Amerika’nın en önemli müttefiki Kudüs konusunda Amerika ve İsrail’i hedef alan açıklamaları ile dikkatleri çekiyor.

Şunu da ekleyelim:
İran’a karşı ambargo konusunda AB ülkeleri ve diğer birçok ülke Amerika’nın yanında yer almıyor. Türkiye, Rusya, Çin ve Hindistan gibi ülkeler de açıklamalarında İran ile olan iyi ilişkilerini sürdüreceklerini açıkladılar. Amerika’nın attığı adımın yanlışlığına vurgu yaptılar.
Trump’un Kudüs inadının arkasında iki neden var:
Başkan, ayakta kalabilmek ve iç sorunlarını çözebilmek için Amerika’daki Yahudi lobisinin desteğine ihtiyaç duyuyor. Amerikan büyükelçiliğini Kudüs’e taşıyarak bu konuda adım attı. Her şeyi İsrail’in güvenliği ve istekleri doğrultusunda yapmakta olduğunu da görüyoruz.

İkinci neden de ABD Başkanı her şeyden önce Kasım 2018’de yapılacak ara seçimleri kazanma derdinde. Bunun için de Kudüs hamlesiyle Yahudi lobisinin tam desteğini sağlama almayı hedeflemektedir.

Geçenlerde Verda Özer, Milliyet’teki köşesinde bu konuyu enine boyuna masaya yatırmış. Trump’un asıl derdinin İran’ı zayıflatmak olduğunu, bu konuda attığı adımlarla İsrail’i bölgede rahatlatmayı hedeflediğini kaleme almış. Hiç kuşkusuz, Yahudi lobisinin de isteği doğrultuda bölgeyi ateşe atmaktan kaçınmamıştır.
Ancak, Verda Özer, Trump’un attığı bu adımların ters teptiğini, İran’ı bölgede daha da güçlendirdiğini vurguluyor. Bunun nedenlerini de detayları ile açıklıyor. Kısa alıntı ile Özer’in bu konudaki görüşlerini yansıtalım:
“Bir kere Trump’ın asıl derdi, İran’ı zayıflatmak. Kudüs kararının arkasında bile bu var. Çünkü İran İsrail’in baş düşmanı. Şimdi ABD Başkanı büyükelçiliği Kudüs’e taşıyarak İsrail’in elini güçlendirdiğine, böylelikle İran’a karşı önemli bir hamle yaptığına inanıyor.

Oysaki aksine, Tahran’ın elini güçlendiriyor. İki sebeple.
1.si; İran’ın liderlik ettiği Şii ekseni; Suriye’yi, Lübnan Hizbullah’ını, Irak’taki Şii milisleri, Yemen’deki Husileri ve Filistin’de Gazze’yi kontrol eden Hamas’ı kapsıyor. Bu aktörlerin hepsi de İsrail karşıtı. Kudüs hamlesi sonrası İsrail ile bu aktörler (özellikle Hamas) arasındaki ateşin iyice alevlenmesi İran’ın ekmeğine sadece yağ sürer. Bölgedeki nüfuzunu daha da artırır.
2.si; bu hamle İran’ı Sünni eksenine karşı daha da güçlendirir. Şöyle ki: Şii İran’la Sünni eksene liderlik eden Körfez ülkelerinin (Suudlar başta olmak üzere) arası zaten uzun süredir had safhada gergin. Aynı Arap dünyası bugün İsrail ve ABD yanında hizalanmış durumda. İşte Trump Filistin meselesini kaşıdıkça da, Arapların İsrail’in yanında konumlandıkları gün gibi açığa çıkıyor. Çünkü Filistin için kıllarını kıpırdatmıyorlar. Bu da onları Müslümanların gözünde iyice gözden düşürüyor.

Dahası, bu durum İran’ı Filistin davasının Türkiye dışında- tek savunucusu gibi gösteriyor. Zaten Körfez ülkeleri dışındaki diğer ana destekçiler Irak, Suriye, Libya ve Yemen bugün kendi dertlerindeler. Ürdün deseniz, ABD’nin kontrolü altında, tepkisiz. Mısır da Körfez ülkeleriyle aynı cephede.

Kısacası, Kudüs adımı İran’ı yalnızlaştırmadığı gibi, aksine, Tahran’a altın tepside sunulmuş bir hediye. Buna mukabil, Trump’ın kendine bölgede baş müttefik olarak seçtiği Körfez ülkelerini ise zayıflatıyor.”
Özetleyecek olursak, gelişmeler Trump’u ileride daha da sıkıntılı durumlara sürükleyebilir. Çünkü, işler hiç de hesap edildiği gibi yürümeyecek gibi görünüyor.
[email protected]
www.facebook.com/necdet.buluz

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.