Kategoriler
Politika

Türkiye Laik mi?

1928 yılında Türkiye Cumhuriyeti Anayasasından “devletin dili İslam’dır” ifadesi çıkartıldı.

5 şubat 1937’den beri Anayasanın ilk iki maddesi aşağıdaki şekildedir:

I.  Devletin şekli

MADDE 1. – Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.

II.  Cumhuriyetin nitelikleri 

MADDE 2. – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.

Mevcut 1982 Anayasası herhangi resmi bir din belirtmez.

Peki geçtiğimiz hafta Dışişleri Bakanlığının yayınladığı basın bültenini okuyalım o zaman :

‘Türkiye Devletinin dini, din-i İslâmdır’ ibaresinin 1928 tarihinde kaldırıldığnı TC Dışişleri’nin bilmemesi mümkün müdür ki Laik Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri hala basın bülteninde “dinimiz” ibaresini kullanmaktadır.

Eğer İslam Türkiye Cumhuriyeti tarafından “bizim dinimiz” olarak ifade edilecek ise diğer inançtan olanlara veya inançsız olanlara ne diyeceğiz? Türk vatandaşlığından ayrı bir vatandaşlık statüsü mü tanımlayacağız? Onlardan vergi almayacak mıyız? Askerlik yapmayacaklar mı?

Peki ya hani inançlara saygı! Nüfusunun çoğu Müslüman bir ülke olarak en ufak İslami ritüellerle ilgili bir eleştiride “dinime laf söyletmem” deyip dinlerine saygı isteyenler aynı saygıyı inançsızlara ve diğer din mensuplarına hiç değilse eşit vatandaşlık statüsü vererek göstermeyecekler mi?

Ülkemizin en kısa sürede Anayasasında yazdığı şekilde laikliğe geri dönmesini ve dini siyasete alet etmek uğruna anayasal suç işlemekten vazgeçmesini talep ediyoruz.

Laiklik, Türkiye’de özellikle daha eğitimli, daha Batılılaşmış ve politik olarak Kemalist vatandaşları arasında önemli bir güçtür. Ancak Türk laikliği, bir dizi kanundan daha fazlası olacaksa, daha derin sosyal kökler koymasıi laikliğin tüm topluma yayılması gerekiyor. Genç Türkler arasında giderek artan deist dünya görüşü, hükümetin kendisi gibi düşünen dindar vatandaşlar için bir üretim hattı yaratma girişimine rağmen, Türkiye’deki sekülerizmin geleceğinin parlak olduğu anlamına gelen iyimser bir bakış açısı olmalı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.