Kanal İstanbul Teknik Değerlendirme: Hafriyat, Nakliye ve Depolama

Maden Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, Kanal İstanbul raporunu açıkladı. Sadece hafriyat, nakliye ve depolama maliyetlerinin Kanalın tüm maliyeti olarak belirlenen 75 milyar liraya ulaştığı vurgulandı.

İstanbul, Marmara Bölgesi, Marmara Denizi ve Karadeniz, etkileri ve zararları açısından geri dönüşü olmayan bir proje ile karşı karşıya. Yüzlerce bilim insanı, profesyoneller, üniversiteler, meslek odaları, belediyeler, kamu kurum ve kuruluşları tarafından yılların tecrübesine sahip kuruluşların ürettiği çok sayıda planlama çalışmaları ve bilimsel araştırma verileri görmezden gelinmekte; iktidara yakın inşaat sermayesinin çıkarlarına öncelik verilmektedir. İstanbul’un ve halkının ihtiyaç duymadığı bir proje, gerçeği gizleyerek sunuluyor. Bilimsel ve teknik niteliği olmayan söylem ve varsayımlarla tartışma açılarak meşrulaştırılmaya çalışılan “Kanal İstanbul”; Coğrafi, ekolojik, ekonomik, sosyolojik, kentsel, kültürel kısacası hayati bir yıkım ve afet projesidir.

TMMOB Kanal İstanbul Çalışma Komisyonu, “Kazı, Patlatma ve Nakliye” konularında ÇED Raporunda verilen bilgiler doğrultusunda teknik değerlendirme raporu hazırladı.

Kanal İstanbul Projesi, Küçükçekmece Gölü, Sazlıdere Barajı-Terkos Barajı’nı takip eden 45 km’lik bir güzergah boyunca devam ederek Marmara Denizi’ni Karadeniz’e bağlamayı önermektedir. Kanalın 45 km uzunluğunda, 25 m derinliğinde ve 250 m genişliğinde olacağı öngörülmektedir.

ÇED Raporuna göre proje kapsamında 1,1 milyar metreküp kazı yapıldı; Kazıların büyük bir kısmının bekolu yükleyici iş makineleri ile yapılması ve sadece % 3,8’inin patlatılmış hafriyat ile yapılması, hafriyat sonrası elde edilen malzemenin 200 m3 maden tipi kaya kamyonları ile taşınması planlanmaktadır. Kanal İstanbul Projesi kazıları açık madencilik yöntemi ile planlanıyor. Kanalın her iki yanındaki yamaçların elektrikli halatlı kepçeler ve patlatma kazısı ile kazılması ve kazılan malzemenin kaya kamyonları ile Karadeniz kıyısındaki dolgu alanına taşınması planlanmakta. Ülkemizde bu tip iş makineleri ile 50 yılı aşkın süredir başta Türkiye Kömür İşletmeleri olmak üzere farklı madencilik faaliyetlerinde kazılar yapılmaktadır.

ÇED Raporu üzerinde yapılan incelemelerde proje maliyetlerinin belirtilenden çok daha yüksek olacağı hatta sadece kanal kazı, nakliye ve depolama maliyetlerinin tüm kanal için belirlenen maliyetleri aşacağı açıkça görülmektedir. Uygulama ve son aşamalarda önemli çevresel, ekonomik ve politik sorunlar yaratabilecek Kanal İstanbul gibi bir projenin teknik detaylarının halktan saklanması mühendislik etiği açısından uygun olmadığı gibi kamunun bilgi edinme hakkı açısından yasal da değildir. . Halktan, bilim adamlarından ve profesyonellerden bilgi saklamak suçtur.

Proje maliyetinin en büyük kalemini oluşturan hafriyatın büyüklüğünün hesaplanmasına ilişkin detaylı teknik bilgi / veriler paylaşılmamıştır. Projenin ömrü, kazı modelleri ve dolayısıyla çevresel etkilerdeki olası değişikliklerle ilgili tüm bu bilgiler kamuoyu ile paylaşılmalıdır. Kazı alanlarının jeolojik oluşumları belirtilmekle birlikte yükleme ve taşıma işlemlerine doğrudan etkisi olan şişme faktörü yanlış hesaplanmıştır. Projenin patlatma tasarımı ve hesapları teknik olarak yanlıştır. Böylesine büyük bir projenin patlatma tasarımlarının dikkatsizce hazırlanması, genel projenin mühendislik tasarımları hakkında ipuçları veriyor. Raporun farklı bölümlerinde kazı, patlatma ve sevkiyat süreleri birbiriyle çelişiyor. İnşaat ekipmanlarının temininden ÇED Raporunda belirtilen hafriyat ve nakliye işlerinin tamamlanmasına kadar planlanan son tarih raporda belirtilen süreleri aştı. Tüm proje için son tarih 7 yıl ve kazı süresi 4 yıl olarak belirlendi, ancak sadece 400 kaya kamyonunun temin edilmesi 3 yıl alacak. Raporun geri kalanında detayları paylaşılan projenin planlaması, son tarihi ve maliyet hesaplamaları bütünlük arz etmemektedir.

Kanal İstanbul maden mühendisliği disiplini ile ilgili konuların teknik değerlendirmesi, raporumuzun devamında “ÇED Raporundaki bilgiler” çerçevesinde detaylı olarak paylaşılmaktadır. Kanal İstanbul bir ulaşım projesi değil, bir gayrimenkul ve kira projesidir. İstanbul’a, halka ve doğaya karşı işlenecek bir kentsel suç olan Kanal İstanbul Projesi’nin iptali için İstanbul Büyükşehir Belediyesi, siyasi partiler ve başta TMMOB ve bileşenleri olmak üzere demokratik kitle örgütleri tarafından ÇED iptal davası açıldı. . Bu süreçte mahkemece üniversitelerden bilirkişiler talep edildi. Mahkemenin üniversitelere yaptığı talep dilekçesinde, “Çevre” başlığı altında “Patlayıcı kazı” konusuna ilişkin bilirkişi görüşü talep edildi. “Patlayıcı kazı” olarak ifade edilen “patlayıcı kazı” nın özelliği, ülkemizde maden mühendisliği disiplinine girmektedir. Maden mühendisliği dışındaki mühendislik bölümlerinde patlatma eğitimi verilmemekte olup, maden mühendisleri dışındaki mühendislik disiplinleri patlatma çalışmaları yapmamaktadır. Ancak mahkeme başkanlığınca bilirkişi görüşü istenen bölümler arasında maden mühendisliği bölümü bulunmamaktadır. Bu nedenle Kanal İstanbul Projesi’nin “patlatma kazı hesapları, patlatma planları, patlatma işleri, patlatma, kazı ve ulaşımın çevresel etkileri” işlerinin hem bilimsel hem de teknik olarak değerlendirilmesi için maden mühendisliği bölümünden bir uzman istenmelidir. . TMMOB olarak mahkemenin bu konudaki ara kararına itiraz edildi.

Dünyada ve ülkemizde yüzyılı aşkın süredir madencilikte kullanılan patlatılmış kazı işlemi, son yıllarda inşaat kazılarında sıkça kullanılan bir yöntemdir. TMMOB Maden Mühendisleri Odası, kazı ve patlatma alanlarında bilimsel olarak sondaj ve patlatma düzenledi; Açık ocak kazıları, yer altı kazıları, maden makineleri alanında sempozyumlar, kongreler, bilimsel kitap ve raporlar ve ülkemizin bu alandaki bilgi birikimi en büyük kurumlar arasındadır. Kanal İstanbul ÇED Raporu’na özel olarak yapılan değerlendirmeler de bu bilgi ve bilimsel gerçekler çerçevesinde ele alınmaktadır. Bu çerçevede bir proje değerlendirilirken iki ana nokta dikkate alınmalıdır. Birincisi projenin kamu yararının yani halkın, şehrin ve yaşam alanlarının ihtiyaçları / geleceği açısından yararlı olup olmadığı, ikincisi projenin mühendislik açısından teknik hakları içerip içermediğidir. . Kanal İstanbul Projesi bu iki temel noktada kabul edilemez. Bu nedenle Kanal İstanbul ÇED Raporu ve Projesi iptal edilmelidir.

KANAL İSTANBUL KAZI | PATLATMA | NAKLİYE TEKNİK DEĞERLENDİRME RAPORU

3 yorum

  1. Cahil ve cehaletle uğraşmak gerçekten zor!.. Hiç bir ihtiyacı yokken böyle absürd bir projenin peşinde takılanlar adına az çok şahsi bilgimden bile utanıyorum! Biz mi bu kadar cahiliz, yoksa bilime önem vermeyenler mi?.. Şaşırmadım desem yalan olur!

  2. Bu proje çok çok maliyetler içeren ve gereksiz hiçbir fayda temin etmeyecek sadece bütün Türk insanının sırtına binecek büyük bir yük borç yükü getirecektir ve derhal iptal edilmesi ve yapımından vazgeçilmelidir.

  3. Kanal istanbul’dan çıkacak hafriyatın denizlere dökülmesiyle yer katmanında, kütlelerin yer değiştirmesi nedeniyle denge bozulacak ve depremlerle beraber orojenik hareketler başlayacaktır. Sonunda İstanbul’un Avrupa yakası Karadeniz veya Marmara denizine kayarak yok olacaktır. Bu durumun eski haline getirilmesi mümkün değildir. Suçluları cezalandırmak da İstanbul’u yerine getirmeyecektir. Jeolojik çağlarda anadoluda oluşan orojenik yer hareketlerinin örnekleri çoktur. Kanalın yapılması affedilmez bi suçtur.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.