Ankara’ya Kum Fırtınası Hediyesi

Ankara'ya Kum Fırtınası Hediyesi - image 3

Ankara’ya Kum Fırtınası Hediyesi

Prof.Dr. Alaeddin Yalçınkaya

Başlık hatalı değildir: Ankara’ya daha önce bilinmeyen kum fırtınası hediye olarak gelmiştir. Tıpkı bazı vilayetlerde obruk hediyeleri gibi. Herkesin felaket dediği bu hadiseler nasıl hediye olabilir?

Bir doktorumuzun ifadesiyle vücudumuzdaki birçok ağrılar aslında nimettir. Çünkü ağrının sebep olduğu rahatsızlıktan çok onun delalet ettiği hastalığa bakmak gerek. Tehlikeli bir hastalık ne kadar erken teşhis olunursa tedavisi o kadar kolay olur ki bu aşamada sancılar, bir an önce tedaviye başlama ikazıdır. Asıl hastalığı teşhis ve tedavi yerine ağrı kesicilerle geçiştirmek daha ağır problemlere yol açabilir. Bu yüzden ağrı kesiciye koşmadan onun temelindeki rahatsızlığa ulaşmak, öncelikli meseledir. Başta akciğer olmak üzere bazı ciddi kanserler, ağrısız sancısız ilerler. Son merhalede ağrılar ve diğer semptomlar ortaya çıkar ki artık tedavi imkanı kalmamıştır.

Kum fırtınaları, özellikle Büyük Sahra vb. çöl civarı şehirlerde tıpkı ülkemizde kışın kar yağması gibi normal bir hadisedir. Rüzgarların taşıdığı kum yığınları bağları, bahçeleri, evleri, arabaları âdetâ boğar, kardan farklı olarak bir süre sonra erimez. Bu yüzden kum fırtınaları, arabaların temizlenmesinde, binaların bakımında ayrı bir masraf kapısıdır. Anadolumuz çöllerden binlerce kilometre uzaktadır. Bu coğrafyada son yıllardaki istisnai örnekleri saymazsak kum fırtınaları bilinmemektedir. Yaşananlar ise çok daha derindeki tehlikeye karşı tedbir için gönderilen kıymetli îkazlardır.

Türkiye'nin kuruyan gölleri - YouTube
Türkiye’nin Kuruyan Göllerinden

Türkiye’nin, bazen günlerce gündemini meşgul eden, toplumu kutuplaştıran birilerinin saçmalamaları veya zorbalıklarından çok daha önemli sorunları bulunmaktadır: Tarımdan hayvancılığa, eğitimden sağlığa, bilimden, kültürden toplumsal ve ferdî, değer, ahlak ve fazilet konularına… Öncelikle sorunların maddi ve manevi sebeplerini doğru tespit etmek, ondan sonra çözüm yolları aramak, gereğini yapmak lazımdır. Milyonların hayat-memat meselesi konuların siyasetin, akademik camianın, aydın kesimin gündemine girememesi korkunç bir gerçektir.

Ege ve Marmara’dan Orta Anadolu’ya onlarca gölün kurumasının gündeme gelmemesi, gelecek felaketlere karşı kamuoyu oluşturulmaması, bunların sebeplerinin ve çözüm yollarının tartışılarak bir an önce gerekli tedbirlerin alınmaması şuur, idark kaybı demektir. “Küresel ısınmanın kaçınılmaz sonuçları” gibi saçmalamalar, zemheride çorapsız dolaşıp yataklara düştükten sonra soğuk havayı suçlamaktan farksızdır.

Yüzlerce gölün kurumasının, yok olma aşamasına gelmesinin başta gelen sebebi, hesapsızca açılan kuyular yüzünden yer altı sularının çekilmesidir. Yer altı suları tükenince onların beslediği göller de kurumaktadır. Alan uzmanlarına göre yine bu suların beslediği yer altı göllerinin de suyu çekilince ortaya çıkan boşluk üst tabakanın çökmesine, obrukların oluşmasına yol açmaktadır.

Son 30 yılda Göller Bölgesi'nde 10 göl tamamen kurudu - Evrensel
Göller Bölgesinde 10 Göl Tamamen Kurudu

Kuruyan her göl, çevreyi çölleştirmektedir. “Tarlamın altındaki suyun sahibi benim, varsın 50 kilometere ötedeki göl kurusun” zihniyetiyle daha fazla kazanmak isteyen çiftçiler, daha hayatta iken çocuklarına sadece çöl bırakabileceklerini görmeye başlamışlardır. Arpa, buğday, nohut ekilebilecek tarlalarda kuyu suyu ile domates yetiştirmeye kalkanlar, nice emekler çektiği arazisinin tam ürün hasadını beklerken bütün emeklerinin dev obruklar halinde yere gömüldünü görmektedirler. Bu obrukların sayısı hızla arttığı halde buna karşı tedbir alması gereken yönetim veya kendi bahçesinde henüz obruk görmeyen vatandaş, “neme lazım” uyuşukluğuyla gününü geçirmektedir. Bir nesil önce badem, meşe ağaçlarıyla hububat tarlalarında bugün sulu tarım yapılmasının maliyeti gittikçe artmaktadır. Bu arazilerin kumlarla kaplı çöl haline geleceğini görmek için Aral Gölü felaketi sürecinde çölleşen tarlalara bakalım. Gölü besleyen nehirlerden çekilen sularla bir kaç on yıl sulu tarım yapılmış, ancak göl kuruyunca üç yüz kilometre ötedeki tarlalar da kum fırtınaldarında boğulmuştur ki Anadolu da adım adım bu faciaya gitmektedir.

Tarlanın ortasında obruk!!

Plansız şehirleşme, bataklıkların bilinçsizce kurutulması, tarlaların ve meraların câhilâne kullanımının önüne geçilmesi son derece önemlidir. Türkiye’ye tarım ürünleri ve tohum satan birçok ülenin nüfusundan daha fazla ziraat alanında teknisyen, uzman, mühendis ve akademisyenler bulunmaktadır. Bununla beraber tarım ve hayvancılık alanında herkesin bildiği en basit kurallar, çok küçük çıkarlar uğruna görmezlikten gelinmekte, denetim, planlama ve kontrol usûlen yapılmaktadır. Bütün bunların ötesinde on binlerce izinli ve ruhsatlı ondan çok daha fazla izinsiz açılan, her sene derinleştirilen kuyular yeşil Anadolu’nun kanını emmekte, çölleştirmektedir. Muhtemel felaketi önlemek için çıkarılan kanun gereği yeni kuyu açılması yasaklanmış ve mevcut kuyular her sene bölge şartlarına göre üç beş metre doldurulmaya başlanmıştı. Bazı çiftçilerin kârdan geçici zarar gördüğü bu uygulama kısa zamanda meyvesini vermiş, kurumaya başlayan göller yeniden canlanmıştı. 2004’de bazı çıkar çevrelerinin girişimi ile yasa iptal edilmiş ve yaşadığımız kum fırtınaları ve obruklar ortaya çıkmaya başlamıştır.

Konya’da Dev Obruklar

Daha önce başarıyla uygulanmış, kuyu açmayı yasaklayan, mevcutları adım adım devreden çıkaran yasal düzenleme, yeni gelişmeler de dikkate alınarak daha etkili bir şekilde yapılmalıdır. Bu aşamada başka geliri olmayan ailelere susuz tarım ve hayvancılık ile benzer istihdam imkanları temin edilmelidir. Yeni kuyuların açılmasını önlemek, mevcutları doldurmak dahi az da olsa istihdam vesilesi olacaktır. Birkaç yıl içinde canlanacak göller ile bölge şartlarına uygun tarım ve hayvancılığın gelişmesi, samandan, buğdaya ve cevizden, bademden bakliyata ithalata gerek duyulmaması, hatta ihracat aşamasına gelinmesiyle birçok sorunlar çözülecektir. Bu aşamada kum fırtınaları ve obruklarla uyarıldığımız için şükrederken âcilen tedbir yollarının tatbikatına başlanmalıdır. Aşı yapılırken canınız yanabilir, fakat bu vesileyle daha acılı bir hastalık önlenebilir.

Medyadan haberdar olduğumuz, Manisa’da 2200 dönümlük kıraç araziyi 8 yılda badem bahçesine çeviren Haluk Bozatlı’yı kutluyoruz. TV kanallarında fitne-fesat programları yerine bu gibi başarı hikayelerinin ayrıntılarını daha fazla, daha sık görmek istiyoruz.

Öncevatan, 22.09.2020

[email protected]

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bugün Gündem
  1. TANRI’yı Tanımak, Anlamak; Kendi Sözleriyle, KUR’AN’dan! KUR’AN’da ki Sözlerin-Ayetlerin Söyleyeni ALLAH! Peki, o zaman; yaşama ve sonsuzluğa dair bu en…

  2. Cok tesekkurler. Hareket zamani coktan gelmisti ama pek cesaret gosteren devlet adami cikmadi ortaya. Insallah Ataturkcu Turkler cok gec kalmis…

  3. arkadaşlar nihal atsıza bu platformdan çok sallayanlar olmuş. daha “türküm” demekten aciz orospu cocuklarının laflarına kanmayın bu tarz döller her…

  4. Kıymetli Kardeşim, seçkin Silah arkadaşım Levent, Çok anlamlı değerli bir yazı kaleme almışsın. Seni kutluyorum. Bu devirler geçecek, Ordu ve…

  5. Bir ülkede yaşayan çok çeşitli ırklar olabilir vatandaş olarak sorun bu değil sorun kendi yaşadığı ülkenin menfaatlerini değil de dışardaki…

  6. Doğduğum köyün adı Ocak. Soyadım da buradan geliyor. Onun için “ocak” sözcüğü ve kökeni benim ilgi alanım. Bu nedenle yerdeşim…

  • FEYM GRUBU BÜLTENİ

    FEYM GRUBU BÜLTENİ

    Ermeni Faaliyetleri  (01 Şubat 2023) 1.  Ermenistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Vahan Kostanyan, İran’ın eylem ve açıklamalarının Eylül 2022’de Azerbaycan’ın Ermenistan’a yönelik daha büyük çaplı gerçekleştirebileceği saldırılarını durdurmaya yardımcı olduğunu söyledi. 2.  Avrupa Parlamentosu, “Yeni Avrupa Kültür Gündemi ve AB Uluslararası Kültürel İlişkiler Stratejisinin Uygulanmasına İlişkin” bir kararı kabul etti. Karar […]


  • Turizmde iyimser tablo…

    Turizmde iyimser tablo…

    Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2022 yılının Aralık ayına ve 12 aylık dönemine ait turizm verilerini açıkladı. Türkiye’nin aralık ayı ziyaretçi sayısı 2 milyon 813 bin olarak kayıtlara geçti. 2022 yılında 51 milyon 387 bin ziyaretçi alan Türkiye 51 milyon 747 bin turistin geldiği 2019’un aynı döneminin yüzde 99,31’ine ulaştı. Açıklanan 12 aylık […]


  • FEYM GRUBU BÜLTENİ

    FEYM GRUBU BÜLTENİ

    Ermeni Faaliyetleri  (31 Ocak 2023) 1.  İsrail Televizyonu Ermenistan ve İran’a Karşı İtici (İğrenç) Azeri Propagandası Yayıyor. İsrail’in uluslararası televizyon kanalı i24NEWS, Azerbaycan’ın İsrail ile ilişkilerini yüceltmek, Ermenistan, İran ve Rusya’yı karalamak için yarım saatlik yalanlarla dolu bir program yayınladı. Bu skandal programın gazetecilikle hiçbir ilgisi yoktu ve her şey […]


  • İhracatta artış…

    İhracatta artış…

    İhracat 2022 yılı Aralık ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 3 artarak 22 milyar 910 milyon dolar, ithalat yüzde 12,2 artarak 32 milyar 612 milyon dolar olarak gerçekleşti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle genel ticaret sistemi kapsamında üretilen geçici dış ticaret verilerine göre; ihracat […]


  • Turizmde altın yıl…

    Turizmde altın yıl…

    Kültür ve Turizm Bakanlığının açıkladığı verilere göre, aralık ayında Türkiye’ye gele ziyaretçi sayısı bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 13,31 artarak 2 milyon 813 bin oldu. Ocak-aralık arasındaki 12 aylık dönemde ise Türkiye’ye 6 milyon 813 bini yurt dışında yaşayan vatandaş, 44 milyon 564 bini de yabancı olmak üzere toplamda […]