Kategoriler
Prof. Dr. Rıdvan Karluk

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş: “Allah’tan Gelene Karşı Boynumuz Kıldan İncedir Ama Tedbirlerimizi Almalıyız”

Diyanet İşleri Başkanı sayın Ali Erbaş Giresun’da meydana gelen  sel  felaketi sonrasında olay yerinde incelemelerde bulunmuştur. Erbaş, Giresun’daki sele ilişkin gazetecilere yaptığı açıklamada, “Allah bir daha böyle bir afet göstermesin. Vefat eden kardeşlerimiz var, onlara rahmet diliyorum, kayıplarımız var bir an önce bulunması için Cenabıhak’tan yardım diliyorum. Devletimiz burada, birlik ve beraberlik içerisinde büyük bir çalışma ile ilçemizin ve afete uğrayan yerlerimiz, beldelerimiz, şehirlerimiz büyük bir çalışma ile inşallah en kısa zamanda eski haline kavuşturulacaktır. Allah’tan gelene karşı boynumuz kıldan incedir ama tedbirlerimizi almalıyız ”   demiştir.  Fakat  “Cübbesi ve sarığıyla sel bölgesine giden Erbaş’ın neyi incelediği anlaşılamadı” şeklinde  eleştiriler de yapılmıştır.

Sayın  Erbaş   Ramazan Bayramı özel programında  “Ülkemiz imam hatip neslinin gayretleriyle bugünleri yaşıyor Ortaokul ve lisede okuyanların yüzde 15’i değil de yüzde 25’i imam hatipte okusun da ondan sonra üniversitelere gitsin istiyoruz.  Rabbim 600 bin imam hatip öğrencisinden 60 bin imam hatip öğrencisine düştüğümüz günleri unutturmasın. 60 binden de 1,5 milyona çıkışının şükrünü eda etmeyi bizlere nasip eylesin”  demiş ve Necip Fazıl Kısakürek’in “Ey düşmanım, sen benim ışığım ve hızımsın. Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın” sözlerine de atıfta bulunmuştur.

İmam Hatip Liselerine Kimse Karşı Değil

Türkiye Cumhuriyetinde hiç kimse İmam Hatip Liselerine karşı değildir. Bu konu istismar konusu yapılmamalıdır. 1920 yılında Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen eğitim programında eğitimin dini ve milli hale getirilmesi kararı alınmıştır. Tevhid-i Tedrisat Kanunu gereği, yüksek din eğitimi yapmak isteyenler için Darülfünun bünyesinde İlahiyat Fakültesi açılması öngörülmüştür. 1924 yılında İlk öğretmen okullarında da (İbtidâi Dârülmüallimin-Dârülmüallimât)  din bilgisi dersleri vardır.

1931 yılında ilk öğretmen okulları ve diğer orta dereceli okulların ders programlarından din dersleri çıkarılmış, 1932-1933 ders yılında İmam Hatip Okulları ve İlahiyat Fakültesi öğrenci yetersizliği sebebiyle kapatılmıştır. 1972 yılından sonra da meslek lisesi statüsü kazanmıştır. İmam-Hatip Okulu mezunları, lise fark derslerini vererek üniversitelerin çeşitli bölümlerine zaten girebiliyorlardı.

Aydın Din Adamları Toplumda İhtiyaçtır

Müslüman bir toplumda doktor, mühendis hukukçu, sosyal bilimci, öğretmen gibi aydın din adamlarına da ihtiyaç vardır. Bunların iyi din eğitimi alması şüphesiz içinde yaşadıkları toplum için gereklidir. Mezun olduklarında İlahiyat Fakültelerine giderek bilgi birikimlerini arttırmaları önemlidir. Uzmanlaştıkları alanda yüksek lisans ve doktora yapmaları en doğal haklarıdır. Fakat orta eğitimde aldıkları eğitimin dışındaki alanlara yönelmeleri teşvik edilirse burada mezunlar açısından sıkıntı doğabilir.

Bizim dönemimizde lisede “fen” ve “edebiyat” şubeleri vardı. Fen şubesine gidenler üniversite sınavlarında mühendislik,  tıp, fen bilimleri alanında daha başarılı oluyorlardı. Edebiyat şubesi mezunları ise sosyal bilimleri (tarih, coğrafya, edebiyat, hukuk, felsefe)  tercihlerinde ön sıralara koyuyorlardı. Çünkü sınavlarda başarılı olmaları diğer alanlara göre çok daha fazlaydı.

Yıllar önce edebiyat bölümü mezunu bir arkadaşım nasıl olduysa mühendislik alanında sınavlarda yeterli puanı tutturarak fen ağırlıklı bir fakülteye girme başarısını gösterdi ama sonuç alamadı. Çünkü lisede matematik, fizik, kimya, biyoloji derslerinde yeterli birikime sahip olmadığı için zorlandı ve de fakülteyi bırakmak zorunda kaldı.

Pakistani Executive Director of the Center for Research and Security Studies

Pakistan’da 2007 yılında kurulan bir düşünce kuruluşu olan İslamabad merkezli Araştırma ve Güvenlik Araştırmaları Merkezi (Pakistani Executive Director of the Center for Research and Security Studies) İcra Direktörü  Dr. Farrukh Saleem’in 18 Aralık 2010 tarihinde yayınlanan makalesinden önemli gördüğüm kısımları paylaşmak istiyorum.   10 yıl önce okuduğumda çok şaşırmıştım. Önce yazılanlara inanamadım. Yaptığım kısa bir araştırma sonucunda yazılanların doğru olduğunu görünce şaşırmadım desem, doğruyu söylememiş olurum.“Over the past 105 years, 14 million Jews have won 180 Nobel Prizes while only 3 Nobel Prizes have been won by 1.4 billion Muslims (other than Peace Prizes)”(https://www.aish.com/authors/111846219.html)

Pakistanlı bir Müslüman olan Saleem dünyada (makalenin yazıldığı tarihte)  Amerika’da yedi milyon, Asya’da beş milyon, Avrupa’da iki milyon ve Afrika’da 100 bin Yahudi olduğunu açıklamaktadır.  Yahudiler, bütün Müslümanların bir araya getirdiği güçten yüz kattan daha güçlüdür. Yazar bunun nedenini şöyle açıklamaktadır.

Tüm zamanların en etkili bilim insanı Albert Einstein (TIME dergisinin Yüzyılın Kişisi) bir Yahudi idi. Sigmund Freud  (ego, süperego, psikanalizin babası) bir Yahudi idi. Karl Marx, Paul Samuelson ve Milton Friedman da öyle. Benjamin Rubin aşı iğnesini,  Jonas Salk ilk çocuk felci aşısını buldu.  Albert Sabin canlı çocuk felci aşısını, Gertrude Elion lösemi ilacını,  Baruch Blumberg Hepatit B aşısını geliştirdi. Paul Ehrlich sifiliz (cinsel yolla bulaşan hastalık) için tedaviyi keşfetti. Elie Metchnikoff bulaşıcı hastalıklarda, Bernard Katz, nöromüsküler, Andrew Schally endokrinolojide, (endokrin sistem bozuklukları; diyabet, hipertiroidizm) George Wald göz, Stanley Cohen embriyoloji alanında Nobel kazandı.

Aaron Beck terapiyi (zihinsel bozuklukları, depresyon ve fobileri tedavi etmek için psikoterapi), Gregory Pincus ilk oral kontraseptif hapı keşfetti.  Willem Kolff böbrek diyaliz makinesini buldu. Stanley Mezor ilk mikro işleme çipini,  Leo Szilard ilk nükleer zincir reaktörünü, Peter Schultz fiber optik kabloyu,  Charles Adler trafik ışıklarını,  Benno Strauss paslanmaz çeliği, Isador Kisee ses filmlerini,  Emile Berliner telefon mikrofonunu ve Charles Ginsburg videokaset kaydediciyi insanlığa armağan etti.

Dünyada  (o tarihte) tahmini 1,476.233.470 Müslüman nüfus bulunmaktadır. Asya’da bir milyar, Afrika’da 400 milyon, Avrupa’da 44 milyon ve Amerika’da altı milyon. Her beş insandan biri Müslümandır. Son 105 yılda 14 milyon Yahudi 180, 1,4 milyar Müslüman (Barış Ödülü dışında) sadece 3 Nobel ödülü kazanmıştır.  Makalenin yayınlanmasından sonra Orhan Pamuk ve Aziz Sancar da Nobel ödülü almıştır.

Her Üç Milyon Müslümana Bir Üniversite.

Bunun sebebini Saleem şöyle açıklamaktadır:  O tarihte İslam Konferansı Örgütü’nün  57 üyesinde yaklaşık 500 üniversite vardır. Her üç milyon Müslümana bir üniversite.   Amerika Birleşik Devletleri’nde 5,758 üniversite olduğundan her 57 bin Amerikalıya 1 üniversite düşmektedir. Hindistan’da ise 8,407 üniversite bulunmaktadır.  2004 yılında, Şanghay Jiao Tong Üniversitesi “Dünya Üniversitelerinin Akademik Sıralaması” nı açıklamıştır.  Müslüman çoğunluğu olan devletlerden bir üniversite bile o tarihte ilk 500’e girememiştir.

Çankaya ve Sabancı Üniversiteleri

THE’nin  2020 yılını göz önüne alarak yaptığı listede ilk 600’ün içine Bilkent, Hacettepe, Koç; ilk 800’ün içine ise Boğaziçi, İTÜ ve  ODTÜ girmiştir. 2019 listesinde Sabancı ve Koç Üniversitesi ilk 500 içinde yer almıştı.  Dünyanın En İyi Üniversiteleri listesinde ilk 500’e Türkiye’den Çankaya ve Sabancı üniversiteleri girmiştir. THE sıralamayı yaparken; öğretim kurumlarının bilimsel araştırmalarını, uluslararası çalışmalarını ve konumlarını, gelirlerindeki artışlarını ve de listede geçen yıl bulunduğu sıralama dâhil 13 faktörü dikkate almaktadır.

ODTÜ Enformatik Enstitüsü bünyesindeki University Ranking by Academic Performance (URAP) Araştırma Laboratuvarı tarafından hazırlanan, dünyanın en iyi 2 bin 500 üniversitesinin sıralandığı listede   Türkiye’den 82 üniversite yer almıştır.  İlk sıraya 389 üniversite ile Çin yerleşirken, ABD 352 üniversite ile ikinci, Japonya 141 üniversite ile üçüncü olmuştur. Listede, 137 üniversitesi bulunan Hindistan 4’ncü, 105 üniversitesi bulunan İngiltere 5’nci, Türkiye ise 82 üniversite ile İngiltere’nin ardından 6’ncı sıradadır.

THE sıralamasında Türkiye’nin değerlendirmeye tabi tutulan 34 üniversitesi vardır.  2020 listesinde ilk 500 içine BAE, Ürdün, Brunei,  Katar ve Mısır’dan birer üniversite Türkiye’den iki üniversite (Çankaya ve Sabancı) girmiştir. (https://www.timeshighereducation.com/world-university-rankings/2020/world-ranking#!/page/20/length/25/sort_by/rank/sort_order/asc/cols/stats)

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’na (UNDP) göre, Hıristiyan dünyasındaki okuryazarlık yaklaşık yüzde 90 olup,  15 Hıristiyan çoğunluk devletinin okuma yazma oranı yüzde 100’dür. Müslüman çoğunluktaki bir devlette ortalama okuma yazma oranı yüzde 40 civarındadır Okuma yazma oranı yüzde 100 olan Müslüman çoğunlukta devlet yoktur.

Hıristiyan dünyasındaki edebiyatçıların yüzde 98’i ilkokulu bitirirken, Müslüman dünyasındaki edebiyatçıların yüzde 50’sinden azı ilkokul mezunudur. Hıristiyan dünyasındaki edebiyatçıların yüzde 40’ı üniversiteye devam ederken, bu yüzde Müslüman dünyasında yüzde ikidir.

Müslüman Dünyası ve Bilgi Üretme Kapasitesi

Müslüman çoğunlukta ülkelerde bir milyon Müslüman için 230 bilim insanı, ABD’de milyonda 4 bin, Japonya’da milyonda 5 bin bilim insanı bulunmaktadır. Arap dünyasında tam zamanlı araştırmacıların toplam sayısı 35 bindir. Bir milyon Arap dünyası için 50 teknisyen, Hıristiyan dünyasında bir milyon için bin teknisyen vardır. Müslüman dünya GSYİH’nın yüzde 0,2’ni araştırma ve geliştirme için harcarken,  Hıristiyan dünyası GSYİH’nın yaklaşık yüzde beşini harcamaktadır.  Müslüman dünyası bilgi üretme kapasitesinde geri kalmıştır.

Bin kişi başına günlük gazete ve milyonda kitap sayısı, bir toplumda bilginin yayılıp yayılmadığının iki göstergesidir. Pakistan’da, bin Pakistanlı için 23 günlük gazete bulunurken, Singapur’da bu rakam 360’tır. İngiltere’de bir milyon başına düşen kitap sayısı 2 bin iken Mısır’da bu sayı 20’dir.

57 İslam   ülkesinin toplam yıllık GSYİH’si 2 trilyon doların altında iken satın alma gücü paritesine göre ABD tek başına 12 trilyon dolar, Çin 8 trilyon dolar, Japonya 3,8 trilyon dolar ve Almanya 2,4 trilyon dolarlık üretim yapmaktadır.  Saleem, Müslümanlar neden güçsüz sorusuna şu cevabı vermiştir:  Çünkü biz (Müslümanlar) bilgi üretmiyoruz. Petrol zengini Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt ve Katar 500 milyar dolar, (çoğunlukla petrol) Katolik Polonya 489 milyar dolar ve Budist Tayland 545 milyar dolarlık mal ve hizmet üretmektedir.

Toplam ihracatın yüzdesi olarak yüksek teknolojili ürünlerin ihracatı, bilgi uygulamasının önemli bir göstergesidir. Pakistan’ın yüksek teknolojili ürün ihracatı, toplam ihracatının yüzde biridir. Bu yüzde Suudi Arabistan, Kuveyt, Fas ve Cezayir için yüzde 0,3 iken Singapur’da yüzde 58’dir.

Müslüman Dünyası Bilgiyi Uygulamakta Zorlanmaktadır

Saleem’e göre sonuç şudur:  Müslüman dünyası bilgiyi uygulayamamaktadır.  Yapılan,  Allah’a dua etmek ve başarısızlık için herkesi suçlamaktır. (So, why are Muslims so powerless? Answer: Lack of education. All we do is shouting to Allah the whole day and blame everyone else for our multiple failures)

Yazar Prof. Dr. Sadık Rıdvan Karluk

1948 yılında Eskişehir’de doğdum .1970’de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdim. Kısa bir süre Maliye Bakanlığı ve Sayıştay’da çalıştıktan sonra 1972 yılında Eskişehir İTİA İktisat Bölümü’nde akademik kariyere başladım. 1975’te doktor, 1979’da doçent oldum. 1975 – 1976’da İngiltere Sussex Üniversitesi’nde doktora üstü çalışmalar yaptım.

1982 yılında Devlet Planlama Teşkilatı Başbakan Turgut Özal’ın direktifleri doğrultusunda kurulan AET Genel Müdürlüğü’nün (şimdiki AB Bakanlığı) başkanlığını yaptım. 1984 – 1985 döneminde İktisadi Kalkınma Vakfı Yönetim Kurulu üyeliğinde bulundum, 1982 – 1985 yılları arasında İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı’na (Nuh Kuşçulu) danışmanlık yaptım. Bu dönemde Türkiye’de Yabancı Sermaye Yatırımları konusunda iki kitabım (biri İngilizce) ile İhracatta Vergi İadesi kitabım İTO tarafından yayınlandı.

1985 yılında Paris’te OECD nezdinde Türkiye Büyükelçiliği’ne Planlama Müşaviri sıfatıyla tayin edildim. Görev yaptığım dönemde Türkiye’yi 4 Komite’de temsil ederek, Türkiye’de kalkınmakta olan bölgeler konusunda OECD’nin önemli bir araştırmasının (Regional Problems and Policies in Turkey) basılmasına katkıda bulundum. 1990 yılında yurda dönüşümde DPT Müsteşar Müşavirliği’ne getirildim. Daha sonra Başbakanlık Başmüşavirliğinde Türkiye ile Türk Cumhuriyetlerinin ekonomik ilişkilerinin gelişmesinde bir model olan “Türk Ödemeler Birliği” kurulması için bir proje geliştirdim.

1991 yılında profesörlüğe atanarak Anadolu Üniversitesi’ne geçtim. Anadolu Üniversitesi’nde Türkiye Ekonomisi, Uluslararası İktisat, Uluslararası Ekonomik Kuruluşlar, Avrupa Birliği, Avrupa Birliği Türkiye İlişkileri , Dış Ticaret Teorisi ve Politikası, Uluslararası Entegrasyonlar derslerini kendi eserlerimi esas alarak yürüttüm. Akademik kariyerimde 23 yüksek lisans, 16 doktora tezi yönettim. Bu öğrencilerim arasında çeşitli üniversitelerde görev yapan çok sayıda profesör, doçent ve yardımcı doçent bulunmaktadır. Üniversite Senato ve Yönetim Kurulu üyeliği yaptım, İktisat Fakültesi Dekanlığım döneminde AÖF kapsamında bulunan tüm iktisat kitaplarının yeni formata göre yazılmasına yazar ve editör olarak katkıda bulundum.

İkinci (1981), Üçüncü (1992) ve Dördüncü (2004) Türkiye İktisat Kongrelerine bildiri sunarak katılan tek öğretim üyesiyim. Dördüncü Türkiye İktisat Kongresi Bilim Komisyonu üyeliği yaparak Türk Sanayici ve İşadamları Vakfı (TÜSİAV) Bilim Kurulu Başkanlığı görevinde bulundum. 1996 yılında TOBB Milletlerarası Ticaret Odası (International Chamber of Commerce: ICC) Uluslararası Ticaret ve Yatırım Politikaları Komisyonu’nda (Commission on Trade and Invesment Policy) ICC Türkiye Temsilciliğine getirildim. Son 10 yıldır TOBB ICC IFO World Economic Survey kapsamında her üç ayda Türkiye ekonomisindeki gelişmeler ile ilgili olarak gönderilen sualnameleri cevaplandıran 12 uzmandan biriyim.

“Uluslararası Ekonomi: Teori ve Politika”, “Türkiye Ekonomisi: Cumhuriyetin İlanından Günümüze Yapısal Değişim”, “Avrupa Birliği”, “Türkiye Avrupa İlişkileri: Bir Çıkmaz Sokak” ve “Uluslararası Kuruluşlar” başlıklı temel ders kitaplarım dahil yayınlanmış 24 kitabım, 300’den fazla makalem, 12 ortak ve 3 çeviri eserim vardır. Beş ders kitabım (642-908 sayfa aralığında) 42 baskı yapmıştır. Tüm üniversitelerde ders kitabı ve yardımcı kitap olarak okutulmaktadır.

Ortak yazarlı bir ders kitabım TÜBA üniversite ders kitapları 2012 yılı telif ve çeviri eser ödülü olmak üzere 6 “bilimsel araştırma ödülüne” sahibim. Diğer araştırma ödüllerim şunlardır: 1984: Enka Vakfı, “Türk Ekonomisinin Dünya Ekonomisine Entegrasyonu,” Bilimsel Araştırma Yarışması Üçüncülük Ödülü, 1982: Türkiye Milli Kültür Vakfı: Teşvik Armağanı, Dal: İktisat, 1981: İktisadi Kalkınma Vakfı, “AET ile İlişkilerimizin Atatürkçü Ekonomik Politika Açısından Değerlendirilmesi,” Behçet Osmanağaoğlu İnceleme Yarışması Birincilik Ödülü, 1979: Pamukbank, “Dışsatımın Özendirilmesinde Ticari Bankalarımızın Yeri” Bilimsel Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü.

ABD ABI Enstitüsü’nün Yılın Eğitimcisi (Man of the Year 2011) ödülü sahibiyim. Özgeçmişim WHO’s WHO Dünya, Asya ve Türkiye baskılarında yer almıştır. (Who's Who in Asia 2012, Asya’da Kim Kimdir 2’nci baskı, 01/11/2011, Who's Who in the World 2011, Dünyada Kim Kimdir, 28’nci baskısı, 03/12/2010, Günümüz Türkiyesi'nde Kim Kimdir, 01/05/2005). Özgeçmişim Turkischer Biographiscer Index/Turkish Biographical Index’te (2004, s.563) yer almıştır. Google Akademik’te 1.070 (05.02.2018) atıfım vardır.

Eskişehir Sanayi Odası, Eskişehir Ticaret Odası, İstanbul Sanayi Odası, Ankara Ticaret Odası, Ankara Sanayi Odası, Kayseri Sanayi Odası, İşveren Dergisi, İktisadi Kalkınma Vakfı Dergisi gibi oda dergilerinde yazılarım yer almıştır. Türkiye’de yayınlanan çok sayıda bilimsel derginin hakem heyetinde yer almaktayım. Ders kitaplarım: 42 baskı yapmış olup 3.884 sayfadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.