Kategoriler
Prof. Dr. Rıdvan Karluk

Demokratların Başkan Adayı Joe Biden: “Seçilirsem, Ermeni Soykırımını Tanıyacağım”

ABD Eski Başkan Yardımcısı Joe Biden (Demokratların  Başkan adayı)   24 Nisan’da Başkan seçilirse sözde Ermeni soykırımını tanıma sözü vermiştir.  Geçmişte Trump ve eski başkanlardan  biri hariç tasarıları  önlemiş ve Ermeni tehcirine  “soykırım” dememiştir.  ABD Başkanı Donald Trump, Ermeniler tarafından 1915 olaylarının yıl dönümü olarak kabul edilen 24 Nisan’a ilişkin, Ermenice “Büyük Felaket” anlamına gelen “Meds Yeghern” ifadesini kullanarak “Bugün 20. yüzyılın en büyük toplu kıyımlarından olan Meds Yeghern’de acı çekmiş olanların anısını hatırlıyoruz. 1915 yılından itibaren 1,5 milyon Ermeni’nin sınır dışı edildiğini, öldürüldüğünü ya da tehcir edildiğini”  açıklamış,  “Bu günde, yaşamını kaybedenlere ve acı çekenlere saygı duyarken, daha insani ve barışçıl bir dünya geliştirme sözümüzü de yineliyoruz” demiştir.

Başkan Trump, Ermeni ve Amerikan toplumları arasındaki bağa dikkati çekerek, “Ermeni toplumunun yeniden kurulmasına ve hayatlarının kurtarılmasına birçok Amerikalının katkı yaptığını, acı çekenlerin hatıralarına saygı gösterdiklerini”  açıklamıştır. Ermenilerin ABD’ye zengin kültürlerini getirmesi ve Amerikan toplumuna birçok katkıda bulunmasından dolayı kendilerini şanslı hissettiklerini vurgulamıştır.

Trump, göreve geldikten sonraki üç açıklamasında da “Meds Yeghern” ifadesine yer vermiş, önceki ABD Başkanı Barack Obama da konuyla ilgili tüm açıklamalarında bu ifadeyi kullanmıştı. ABD başkanları, 1993 yılında Bill Clinton döneminden bu yana  her yıl yazılı açıklama yapmakta ve 1915  tehciri için  genellikle “büyük felaket, tehcir ve katliam”

Amerika Birleşik Devletleri Temsilciler Meclisi, 1915 olaylarını soykırım olarak tanıyan tasarıyı kabul etmesinin ardından Kongre’nin üst kanadı olan Senato’da da tasarı oybirliği ile  kabul edilmiştir.  Tehcir olayını Osmanlı Batı dünyasına  anlatamamıştır. 1843 yılında yayın hayatına başlayan, 1891’de ilk fotoğrafı yayınlayan 1944 yılına kadar Paris’in haftalık gazetesi olan  L’Illustration  9 Ocak 1915 tarihinde  “Ermenistan ve Transkafkasya Sınırları  başlığı ile verilen haritada Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu’yu Ermenistan olarak göstermiş ve şu ifadeye yer vermiştir: “Sarıkamış’ın zaferi Ermenistan’ı Ruslara açıyor ve şüphesiz Türk barbarlığının yıktığı ve kurtuluşunu isteyen ülkelerdeki savaşı sona erdirecek”.

Ermeni tehcirini soykırım olarak nitelendiren bir karar alınmış olmasına rağmen Trump yönetimi  sözde soykırım tasarısına onay vermemiştir. Böyle bir kararın NATO müttefiki Türkiye ile ilişkilere zarar verme ihtimali  dikkate alınmıştır. Başkan Trump’ın aksine Demokratların Kasım ayında yapılacak seçimlerdeki adayı  Joe Biden   seçilirse, sözde Ermeni soykırımını tanıma sözü vermiştir.

Biden’ın   “Seçilirsem, Ermeni Soykırımı’nı tanıyan bir kararı desteklemeyi ve evrensel insan haklarını birinci öncelik haline getirmeyi taahhüt ediyorum”  açıklaması  şöyledir: “Bugün Metz Yeghern’de (Ermeni soykırımı) Ermeni halkının karşılaştığı zulmü hatırlıyoruz. 1915’den 1923’e kadar neredeyse 2 milyon Ermeni toplu olarak sınır dışı edildi ve 1,5 milyon erkek, kadın ve çocuk öldürüldü. Yunanlılar, Süryaniler, Keldaniler, Arameans, Maronitler ve diğer Hıristiyanlar da hedef alındı. Bu korkunç ve sistematik imha kampanyasını asla unutmamalı veya sessiz kalmamalıyız. Ve böyle bir trajedi sonrasında Ermeni halkının azmine sonsuza kadar saygı göstereceğiz. Bu sözleri söylemek ve  her gün gerçeğin gücünü ve nefrete karşı durmak için ortak sorumluluğumuzu hatırlattığımız bir anda anmak önemlidir. Çünkü sessizlik suçtur. Çocuklarımıza soykırım  konusunun tam olarak  açıklamaz, anmaz ve öğretmezsek, “bir daha asla” kelimeleri anlamlarını yitirir.  Trajik  gerçek anılar gelecek nesiller için  açık ve güçlü olmalıdır. Bir soykırım gerçeğini hatırlamamak ya da kabul etmemek, gelecekteki kitlesel zulümlerin yolunu açar. Senato’da geçirdiğim yıllar boyunca, Ermeni halkına karşı olan soykırımı tanıma çabalarına öncülük etmenin gururunu yaşadım. Geçen yıl, Ermeni Soykırımı’nı resmen tanıyan Meclis ve Senato’daki iki partinin de desteklediği  tasarıyı onaylamaktan memnun oldum.  Eğer seçilirsem, Ermeni soykırımını tanıyan bir kararı desteklemeyi taahhüt ediyorum ve evrensel insan haklarını yönetimim için birinci öncelik haline getireceğim.  (If elected, I pledge to support a resolution recognizing the Armenian Genocide and will make universal human rights a top priority for my administration) Bugün,  ulusumuza  çok katkıda bulunan Ermeni-Amerikan toplumu ile Ermeni soykırım kurbanlarını hatırlama ve onurlandırmaya katılıyorum.”

Biden’ın  açıklamalarına  Türkiye’den üst seviyede    tepki gelmemiştir. Oysa Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın “Cumhurbaşkanı Erdoğan, ki eski bir dosttur, bana dedi ki, siz haklıydınız, çok fazla insanın (Suriye’ye) geçişine izin verdik, şimdi sınırı mühürlemeye çalışıyoruz” sözlerine ilişkin olarak   5 Ekim 2014 tarihinde “Böyle bir şey söylediyse Biden benim için tarih olur” dediğini burada hatırlamakta yarar vardır.

Yetkililerden önemli bir tepki gelmezken Yeniden Refah Partisi Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Doğan Bekin, ABD eski Başkanı Barak Obama’nın Başkan Yardımcısı ve Demokrat Parti başkan adayı  Joe Biden’ı  eleştirmiş, yanlı ve düşmanca tutumu karşısında Dışişleri Bakanlığını göreve çağırmıştır: “Necip milletimizin kendilerini yükümlü kıldığı bütün vecibelerini yerine getirerek, ülkemize ve milletimize saygıdan uzak bu talihsiz açıklama karşısında gerekli girişimleri yapması konusunda bu çağrımızı en acil şekilde dikkate alacağına dair ümidimizi açıkça ifade etmek istiyoruz.”

Önceki  Başkan Barack Obama  Illinois senatörü olduğunda, seçildiği takdirde Ermeni soykırımını tanıyacağını söylemişti.  Fakat  Obama, “Ermeni Soykırımı bir iddia, kişisel bir görüş ya da bir bakış açısı değil, tarihsel kanıtlarla desteklenen ve  belgelenmiş bir olgu” demişti. Fahrettin Altun ise  geçen yıl  yaptığı açıklamada kararın kabul edilmesi durumunda  “ABD-Türkiye ikili ilişkilerinin geleceğini tehlikeye atacak”  diyerek Türkiye’nin tepkisini açıklamıştı.

Başbakan  Erdoğan 15 Ocak 2014 tarihinde, büyükelçilere hitap ettiği  konuşmasında Önümüzdeki yıl da 1915’in yüzüncü yılına ulaşacağız. 1915 olayları olarak bilinen hadiselerin de yüzüncü yıl etkinliklerine şahit olacağız. Ermeni diasporası 1915 olaylarını farklı ve tek yanlı aksettirmek, siyasi kampanyaya dönüştürmek için hazırlıklarını yapıyor. Bu kara propagandaya karşı dik duruş sergileyeceğiz” diyerek Ermeni soykırımı iddialarına karşı Türkiye’nin tavrını net olarak ifade etmişti.  23 Nisan 2014 tarihinde de Ermeni tehcirinin yıldönümü öncesi Türkiye’den ilk  defa Ermenilere yönelik üst düzey taziye mesajı verilmiş, “Ermenilerin acılarını anmalarını anlamak ve paylaşmak bir insanlık vazifesidir” denilmiştir ama bu çağrılar cevapsız kalmıştır. Başbakanlık sitesinde yayınlanan Türkçe mesaj  8 dilde  siteye konulmuştur. Erdoğan’ın açıklamaları Türkçe’nin yanı sıra İngilizce, Fransızca, Almanca, İspanyolca, Arapça, Rusça ile doğu ve batı Ermeni dillerinde sitede yer almıştır.

Geçen yıl ABD’de sözde Ermeni soykırımı karar tasarısı ile yaptırım tasarısı Temsilciler Meclisi’nde oylanırken  dikkat çekici  bir durumla karşılaşılmıştır. ABD’deki ara seçimlerde, Demokrat Partili Müslüman adaylar Arap kökenli Rashida Tlaib ve Ilhan Omar ABD’nin Michigan ve Minnesota eyaletlerinden Temsilciler Meclisi üyeliğine seçilmişlerdir. Böylece  Tlaib ve Omar ABD Kongresi’nin ilk kadın Müslüman üyeleri olmuşlardır.  Ilhan Omar ile  Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın birlikte çekilmiş fotoğrafı   yukardadır.

Dikkatimi çeken  husus, hayır oyu veren 11 Temsilciler Meclisi üyesi arasında iki  Müslüman üyenin bulunmamasıdır. Üstelik bunlardan biri Filistin kökenlidir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan  BM Genel Kurulu’nda  Filistin haritasını göstererek Filistinlilere sahip çıkmıştır ama  Filistin kökenli Arap Temsilciler Meclisi üyesi Rashida Thalib  Türkiye aleyhine oy kullandığı için Ermeni kuruluşu ANCA tarafından  onurlandırılmıştır.  Tlalib, kendisine gönderilen  “Deputy Rashida Tlaib, Photographs of nine Turkish citizens who lost their lives to vote against the bill that you use Turkey is attached”  mesajına cevap bile vermemiştir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile  fotoğraf çektiren  Temsilciler Meclisi üyesi  Ilhan Omar (D-Minn.)  ise  24 Nisan 2020 tarihinde soykırım kararına verdiği desteği tweetlemiştir: “Minnesota ve dünyadaki Ermenilere kayıp yaşamları yas tutmak için katılıyorum ve Ermeni halkının olağanüstü dayanıklılığını onurlandırıyorum.”

ABD’ye Somali’li bir mülteci olarak gelen  Ilhan Omar (D-Minn.) Temsilciler Meclisi’ndeki oylamada  “evet” oyu vermiştir ama  Rashida Thalib’ten farklı olarak    önemli bir  tespitte de bulunmuştu:  “Soykırımın hesap verilebilirliği ve tanınması siyasi bir mücadelede kullanılmamalıdır. İnsanlığa karşı yapılan tarihsel suçların gerçek bir kabulü, 20. yüzyılın hem soykırım soykırımlarını hem de bu ülkede yüz milyonlarca yerli insanın hayatını alan, transatlantik köle ticareti ve Amerikan yerlilerinin soykırımı gibi daha önceki toplu katliamları içermelidir.” 

Uğur Dündar  22 Nisan’daki yazısında “Başkan Trump, yine soykırım demeyecek” derken haklıydı. Nitekim  Başkan Trump, Ermeni Soykırımı Anma Günü’nde yayınlanan  açıklamada, 1915  olaylarını “20. yüzyılın en büyük kitlesel zulümlerinden biri” olarak nitelendirmiştirABD’de yıl sonunda yapılacak seçimlerde Joe Biden  seçilirse 24 Nisan 2021 tarihinde Türk ABD ilişkilerinde büyük bir kırılma yaşanacaktır.  ABD’de Trump lehine olan rüzgar tersine dönmeye başlamıştır. Son NBC/WS anketi seçmenin yüzde 60 oranında Biden’ı seçeceğini göstermektedir:

Bu durumda  yumurta kapıya gelmeden gerekli girişimlere şimdiden başlamalıyız.  Biden seçilirse sözünü tutacak ve sözde Ermeni soykırımı ABD tarafından resmen tanınacaktır. Mississippi eyaleti dışında  49 eyalet sözde soykırımı tanımıştır. Bu durum ABD’nin tavrını bekleyen ülkelerin sözde soykırımı tanımalarına yol açacaktır.  Türkiye’nin “Tanımıyoruz, karar yok hükmündedir” dememesi için tedbir almalıyız. ABD’de Amerikan Ermeni Ulusal Komitesi’nin (ANCA: Armenian National Committee of America) gibi bir  sivil toplum kuruluşunun faaliyete geçirilmesinde yarar vardır. Bunun öncülüğünü TOBB yapabilir, Rifat Hisarcıklıoğlu bu  girişime maddi destek verebilir.

Eğer işi ciddiye almazsak, bizim nesil ve bizden sonraki nesiller yapılmayan ve  uluslararası hukuk açısından olmayan bir soykırımı yapmakla suçlanacaktır. Bu konuda kimsenin şüphesi olmasın. Beş yıl Paris’te OECD Daimi Temsilciliğimizde  5 Komite’de Türkiye’yi temsil ettim. Ermenistan’da  7 Aralık 1988‘de yıkıcı bir depremle sarsılmış, Ermenistan’ın kuzey bölgesini yerle bir  olmuştu.

Bu deprem haberi günlerce Fransa’da o dönemdeki 3 TV kanalında ilk haber olarak verilmiş, arkasından ne hikmetse sözde Ermeni soykırımı ile ilgili filmler gösterilmiştir. O dönemde Ermeni kökenli editör spiker Daniel Bilalyan,  France-2 TV’de sözde Ermeni soykırımı hakkında dakikalarca yorum yapardı. Ardından  1 Ekim 2018 tarihinde vefat eden Ermeni kökenli şarkıcı Charles Aznavour (Shahnour Vaghenag Aznavourian)   sözde Ermeni soykırımdan söz ederdi. Ertesi günü Komite toplantısında sağımda ve solumda oturan  İsviçre ve ABD temsilcileri bana depremi değil, sözde Ermeni soykırımı nasıl yaptınız diye sorarlardı.

Bu konuda sadece “dini motiflerle” hareket etmemeliyiz, onlara da fazla güvenmemeliyiz. Nitekim iki müslüman temsilci üstelik biri Filistin kökenli, Temsilciler Meclisi’ndeki sözde Ermeni soykırımı konusundaki oylamalarda Türkiye’nin aleyhine oy kullanmışlardır.

Ermeni diasporası, 1915  tehciri ile  ilgili “soykırım” kararını ilk  defa  1965 yılında Uruguay’a kabul ettirmiştir. 1965 yılından  bu yana Uruguay’ı 31 ülke  izlemiştir. Bazı ülkelerde ise yerel parlamentolar 1915 olaylarını “soykırım” olarak kabul etmiştir. ABD’nin Mississippi Eyaleti dışında  49 Eyalet “soykırım” kararı almıştır.  İngiltere’nin (Birleşik Krallık) parçaları olan Galler, İskoçya ve Kuzey İrlanda, İspanya’nın Bask Bölgesi ve Avustralya’nın Yeni Güney Galler eyaleti 1915  tehcirini soykırım olarak tanımlamaktadır. Ayrıntılar aşağıdaki tablolardadır.

Ermenistan ve Ermeni diasporası  Türkiye’nin iyi niyetli girişimlerine hiçbir zaman cevap vermemiştir. Zaten cevap vermesi de beklenmemelidir.  Türk-Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi (TASC) tarafından düzenlenen “Asırlık Ermeni Yalanı ve Siyasi Süreci” paneline video konferans yoluyla katılan Orta Doğu uzmanı  Prof. Dr. Ermeni Araştırmaları Enstitüsü’in 1915 olaylarının yıl dönümü olarak kabul edilen 24 Nisan’a ilişkin değerlendirmesi şöyledir:

“Türkler bu konunun incelenmesini istiyor ancak Ermeniler araştırmaya açık değil. Yani ya Ermenilerin söylemlerine yüzde yüz katılacaksınız ya da konuşmayacaksınız. Bunun bilimsel ve mantıklı bir tutum olduğunu düşünmüyorum. Olayların üzerinden 100 yıl geçmişken Birinci Dünya Savaşı’nda ölenlerin anısına, tehditlerle değil, akıllı bir bilimsel analizle bu konunun üstüne gidilmelidir.” (https://www.mynet.com/abd-li-profesorden-1915-olaylari-elestirisi-ermeniler-yaptiklarini-hic-konusmuyor-110106502651)

Dr. Gunter’in şu  tespiti çok önemlidir:“I. Dünya Savaşı sırasında 600.000 kadarı ölmüş olsa da, ne Osmanlı Türk hükümeti tarafından yürütülen önceden tasarlanmış bir politika ne de tek taraflı olarak gerekçesiz olarak uygulanan bir olay değildi.” (The author includes the Armenians in this category because, although as many as 600,000 of them died during World War I, it was neither a premeditated policy perpetrated by the Ottoman Turkish government nor an event unilaterally implemented without cause)

Eğer Biden seçilirse 24 Nisan 2021 için sözde Ermeni soykırımını tanıyacağı sözü verdiğine göre şimdiden gerekli hazırlıkları yapmamızda yarar vardır. Fakat ben bu konuda Türkiye’nin gerekli önlemleri alacağı konusunda fazla ümitli değilim. Çünkü, YÖK’e sunduğum her üniversitede bir “Ermeni Araştırmaları Enstitüsü” kurulması  teklifime  olumlu cevap gelmemiştir. YÖK Başkanlığına 29 Nisan 2019 tarihinde gönderdiğim yazım aşağıdadır. 24 Nisan 2020 tarihinden önce Dışişleri Bakanlığına gönderdiğim iki e postama da dönüş olmamıştır. Bu durum  Türkiye’nin bu konuya gösterdiği hassasiyeti göstermesi bakımından önemlidir ve de sorgulanması gerekir. Türk  milleti hiçbir zaman  Alman Nazi’leri gibi bir soykırım yapmamıştır. Bu, büyük bir iftiradır.

YÖK’e kurulmasını önerdiğim enstitüler özellikle Fransa merkezli yayın, iletişim ve medya kuruluşuna ağırlık vermelidir.  Türkiye’de çok aktif olan internet kullanıcılarından webmasterlar aracılığı ile Avrupa dillerinde  web site, mail zinciri ve  gruplar oluşturulmalıdır.   Buralarda yapılacak araştırma ve yayınlarla   Türkiye, sözde Ermeni soykırımı konusunda daha güçlü olabilir. Türkiye’deki Ermeni cemaatinin  tepkileri de uluslararası arenada dile getirilmelidir.

Bu kapsamda sayın Ferruh Demirmen’in  28 Nisan’da Turkish Forum’daki paylaşımı önemlidir: “…Daha önceleri yaptığı gibi bu yıl da Başkan Trump 1915 olayları için “soykırım” yerine “Meds Yeghern” deyimini kullandı. Bizler için bu bir ‘züğürt tesellisi’dir, zira ‘soykırım’ denmemişse bile yazılı beyan olarak dile getirilen ithamlar yine çok ağır ve haksızdır. Önümüzdeki Kasım ayında ABD’de yapılacak seçimlerde Demokrat adayı Joe Biden Başkan seçilirse Ermeni soykırımını tanıyacağını 3-4 gün önce açıkça belirtti. “Ermeni soykırımı” iftiralarında özellikle kayda değer iki husus, Ermeni çetelerinin Müslüman sivil halkına yaptıkları eziyet ve katliamlardan hiç söz edilmemesi, ve sözde soykırımın 1923’e kadar devam ettiği iddiasıdır. Bu şekilde Türk Kurtuluş Savaşı da kasıtlı olarak, çok çirkin bir şekilde lekelenmektedir.  Bu davada en büyük eksiğimiz, gerçekleri ve tezlerimizi yabancı kamuoyu, medya ve politikacılara duyuramamış olmamız.”

Sözde Ermeni soykırımı ile mücadele etmek için ABD’deki Ermeni yanlısı gazetelere yarım sayfa ilan vermekle bu sorun çözülmez. Aşağıda M. Callaghan’ın yapığı gibi görsel ve belgeli yayınlar yapılıp  kandırılmış Batı kamuoyu kazanılmadıkça, Türkiye bu konuda başarılı olamaz. Ben, Biden’ın seçimi kazanması sonrasındaki  24 Nisan 2021’i düşünmek bile istemiyorum. İşi ciddiye almazsak eğer, yapılmayan bir soykırım ile suçlanmakla yüz yüze geleceğiz. Bu konuda Dışişleri Bakanlığına görev düşmekle beraber tüm sivil toplum kuruluşları da etkin bir aydınlatma kampanyasında sorumluluk almalıdır.

Bu konuda çok etkili bir film, Amerikalı yönetmen Marty Callaghan tarafından çekilen “Ermeni İsyanı” adlı belgeseldir.  Ermeni lobisinin baskısıyla ABD’deki televizyonlarda gösterilmeyince Türk Tarih Kurumu devreye girerek belgeseli satın alarak sitesinde yayınlamaya başlamıştır. Callaghan, pek çok Amerikalı’nın 1. Dünya Savaşı sırasında Ortadoğu’da yaşananları bilmediği düşüncesiyle 2006 yılında  “Ermeni İsyanı 1894-1920” adlı belgeseli çekmiştir. Yönetmen Callaghan, Türk, Amerikan, İngiliz arşivlerinin yanı sıra Türk, İngiliz ve Amerikan tarihçilerle röportajlar yapmış, arşivlerdeki film ve fotoğraflardan yararlanmıştır.

Belgesel Amerika’daki televizyonlarda yayınlanmamıştır. Belgeselin hiçbir TV kanalında yayınlanmamasının arkasında Ermeni lobisi vardır. Film,  2011 yılında  ABD Kongresi’nde gündeme gelmiş, Ermeni iddialarına yer veren “Aghet-Bir Soykırım” adlı belgeselin gösterilmesinin ardından Türk-Amerikan Dernekleri Asamblesi bu belgesele  cevap olarak aynı binada Callaghan’ın çektiği belgeseli yayınlamıştır.

Bilindiği gibi ABD Kongresi’nde, 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarına yer veren “Aghet-Bir Soykırım” adlı belgesel  Temsilciler Meclisi’nin çalışma binalarından Rayburn’de 23 Temmuz 2010 tarihinde gösterilmiştir.  Demokrat Parti California milletvekili Adam Schiff’in  ev sahipliği yaptığı gösterime, Kongre’de Ermeni tezlerinin diğer önemli savunucuları arasında yer alan Demokrat Parti California milletvekili Brad Sherman ile Demokrat Parti New Jersey milletvekili Frank Pallone de katılmıştır.

Filmin Alman yönetmeni Eric Friedler ile ABD’nin eski başkanı George Bush döneminde 1915  tehcirini “soykırım” olarak nitelendirmesinin ardından görevden alınan  eski Erivan Büyükelçisi John Evans da  gösterimde bulunmuştur. Yaklaşık 90 dakika süren belgeselin yapımcısı Friedler  birçok kişinin filmin yapımına karşı çıktığını ancak kendisinin lobici veya  siyasetçi olmadığını, gazeteci ve film yapımcısı olduğunu  açıklamıştır.

“Ermeni İsyanı 1894-1920” belgeseline  Amerikan televizyonlarında ambargo uygulanınca, belgesel için Türk Tarih Kurumu devreye girmiştir. Belgeselin tarihi gerçekleri objektif olarak anlattığını belirten Türk Tarih Kurumu Ermeni Masası Müdürü Prof. Dr. Kemal Çiçek, “Yönetmen Callaghan Türkiye’ye geldiğinde o zamanki başkan Yusuf Halaçoğlu’yla da röportaj yapmıştı. Belgeselciyle iletişimimiz hiç kopmadı. Belgeselin televizyonla da yayınlanmadığını öğrenince geçtiğimiz aylarda Türk Tarih Kurumu olarak filmi satın aldık” demiştir.

Türk Tarih Kurumu’nun internet sitesinde yayınlanmaya başlayan belgesel Türkçe’nin yanı sıra Arapça ve Fransızca’ya da çevrilmiştir. Dünyaca ünlü tarihçilerle röportajların yer aldığı belgeselde, Yusuf Halaçoğlu’nun ve Devlet Arşivleri Genel Müdürü Yusuf Sarınay’ın yanı sıra Louisville Üniversitesi’nden Prof. Justin McCarthy de konuşmaktadır. 1 saatlik belgeselde, 2 milyondan fazla Ermeni, Türk, Kürt ve Azeri’nin hastalık, açlık, soğuk ve katliamlar sonucu öldüğü anlatılmaktadır. Türkçesini seyrettikten sonra yaptığım yorum aşağıdadır. (https://www.youtube.com/watch?v=-5VK-GFJXfY) Aşağıdaki linkte orijinali vardır. (https://www.turkishnews.com/tr/content/2012/02/10/ambargolu-ermeni-belgeseli/)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yazar Prof. Dr. Sadık Rıdvan Karluk

1948 yılında Eskişehir’de doğdum .1970’de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdim. Kısa bir süre Maliye Bakanlığı ve Sayıştay’da çalıştıktan sonra 1972 yılında Eskişehir İTİA İktisat Bölümü’nde akademik kariyere başladım. 1975’te doktor, 1979’da doçent oldum. 1975 – 1976’da İngiltere Sussex Üniversitesi’nde doktora üstü çalışmalar yaptım.

1982 yılında Devlet Planlama Teşkilatı Başbakan Turgut Özal’ın direktifleri doğrultusunda kurulan AET Genel Müdürlüğü’nün (şimdiki AB Bakanlığı) başkanlığını yaptım. 1984 – 1985 döneminde İktisadi Kalkınma Vakfı Yönetim Kurulu üyeliğinde bulundum, 1982 – 1985 yılları arasında İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı’na (Nuh Kuşçulu) danışmanlık yaptım. Bu dönemde Türkiye’de Yabancı Sermaye Yatırımları konusunda iki kitabım (biri İngilizce) ile İhracatta Vergi İadesi kitabım İTO tarafından yayınlandı.

1985 yılında Paris’te OECD nezdinde Türkiye Büyükelçiliği’ne Planlama Müşaviri sıfatıyla tayin edildim. Görev yaptığım dönemde Türkiye’yi 4 Komite’de temsil ederek, Türkiye’de kalkınmakta olan bölgeler konusunda OECD’nin önemli bir araştırmasının (Regional Problems and Policies in Turkey) basılmasına katkıda bulundum. 1990 yılında yurda dönüşümde DPT Müsteşar Müşavirliği’ne getirildim. Daha sonra Başbakanlık Başmüşavirliğinde Türkiye ile Türk Cumhuriyetlerinin ekonomik ilişkilerinin gelişmesinde bir model olan “Türk Ödemeler Birliği” kurulması için bir proje geliştirdim.

1991 yılında profesörlüğe atanarak Anadolu Üniversitesi’ne geçtim. Anadolu Üniversitesi’nde Türkiye Ekonomisi, Uluslararası İktisat, Uluslararası Ekonomik Kuruluşlar, Avrupa Birliği, Avrupa Birliği Türkiye İlişkileri , Dış Ticaret Teorisi ve Politikası, Uluslararası Entegrasyonlar derslerini kendi eserlerimi esas alarak yürüttüm. Akademik kariyerimde 23 yüksek lisans, 16 doktora tezi yönettim. Bu öğrencilerim arasında çeşitli üniversitelerde görev yapan çok sayıda profesör, doçent ve yardımcı doçent bulunmaktadır. Üniversite Senato ve Yönetim Kurulu üyeliği yaptım, İktisat Fakültesi Dekanlığım döneminde AÖF kapsamında bulunan tüm iktisat kitaplarının yeni formata göre yazılmasına yazar ve editör olarak katkıda bulundum.

İkinci (1981), Üçüncü (1992) ve Dördüncü (2004) Türkiye İktisat Kongrelerine bildiri sunarak katılan tek öğretim üyesiyim. Dördüncü Türkiye İktisat Kongresi Bilim Komisyonu üyeliği yaparak Türk Sanayici ve İşadamları Vakfı (TÜSİAV) Bilim Kurulu Başkanlığı görevinde bulundum. 1996 yılında TOBB Milletlerarası Ticaret Odası (International Chamber of Commerce: ICC) Uluslararası Ticaret ve Yatırım Politikaları Komisyonu’nda (Commission on Trade and Invesment Policy) ICC Türkiye Temsilciliğine getirildim. Son 10 yıldır TOBB ICC IFO World Economic Survey kapsamında her üç ayda Türkiye ekonomisindeki gelişmeler ile ilgili olarak gönderilen sualnameleri cevaplandıran 12 uzmandan biriyim.

“Uluslararası Ekonomi: Teori ve Politika”, “Türkiye Ekonomisi: Cumhuriyetin İlanından Günümüze Yapısal Değişim”, “Avrupa Birliği”, “Türkiye Avrupa İlişkileri: Bir Çıkmaz Sokak” ve “Uluslararası Kuruluşlar” başlıklı temel ders kitaplarım dahil yayınlanmış 24 kitabım, 300’den fazla makalem, 12 ortak ve 3 çeviri eserim vardır. Beş ders kitabım (642-908 sayfa aralığında) 42 baskı yapmıştır. Tüm üniversitelerde ders kitabı ve yardımcı kitap olarak okutulmaktadır.

Ortak yazarlı bir ders kitabım TÜBA üniversite ders kitapları 2012 yılı telif ve çeviri eser ödülü olmak üzere 6 “bilimsel araştırma ödülüne” sahibim. Diğer araştırma ödüllerim şunlardır: 1984: Enka Vakfı, “Türk Ekonomisinin Dünya Ekonomisine Entegrasyonu,” Bilimsel Araştırma Yarışması Üçüncülük Ödülü, 1982: Türkiye Milli Kültür Vakfı: Teşvik Armağanı, Dal: İktisat, 1981: İktisadi Kalkınma Vakfı, “AET ile İlişkilerimizin Atatürkçü Ekonomik Politika Açısından Değerlendirilmesi,” Behçet Osmanağaoğlu İnceleme Yarışması Birincilik Ödülü, 1979: Pamukbank, “Dışsatımın Özendirilmesinde Ticari Bankalarımızın Yeri” Bilimsel Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü.

ABD ABI Enstitüsü’nün Yılın Eğitimcisi (Man of the Year 2011) ödülü sahibiyim. Özgeçmişim WHO’s WHO Dünya, Asya ve Türkiye baskılarında yer almıştır. (Who's Who in Asia 2012, Asya’da Kim Kimdir 2’nci baskı, 01/11/2011, Who's Who in the World 2011, Dünyada Kim Kimdir, 28’nci baskısı, 03/12/2010, Günümüz Türkiyesi'nde Kim Kimdir, 01/05/2005). Özgeçmişim Turkischer Biographiscer Index/Turkish Biographical Index’te (2004, s.563) yer almıştır. Google Akademik’te 1.070 (05.02.2018) atıfım vardır.

Eskişehir Sanayi Odası, Eskişehir Ticaret Odası, İstanbul Sanayi Odası, Ankara Ticaret Odası, Ankara Sanayi Odası, Kayseri Sanayi Odası, İşveren Dergisi, İktisadi Kalkınma Vakfı Dergisi gibi oda dergilerinde yazılarım yer almıştır. Türkiye’de yayınlanan çok sayıda bilimsel derginin hakem heyetinde yer almaktayım. Ders kitaplarım: 42 baskı yapmış olup 3.884 sayfadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.