Ana sayfa Yazarlar Prof. Dr. A. Yalçınkaya

Doğu Türkistan “Eğitim Kampları”nın Çin’e Yayılması

Doğu Türkistan “Eğitim Kampları”nın Çin’e Yayılması

Prof.Dr. Alaeddin Yalçınkaya

Çin’de ortaya çıkan Koronavirüs’ün mahiyeti ve muhtemel sonuçları belirsizliğini korumaktadır. Salgının başlaması bir ayı geçmiş olup her hafta, öncekilerin toplamı kadar ölüm vakası rapor edilmektedir. Gerçek rakamların onbinleri bulduğu iddia edilmekte olup bunu yalanlamak mümkün değildir. Çünkü virüs konusunda ilk uyarıyı yapan doktora baskı uygulandığı bir ülkeden bahsediyoruz. Li Wenliang adındaki bu doktor, aynı virüsten hayatını kaybetmiştir. Salgının başından itibaren tehlikenin boyutunu haberleştiren Çinli gazeteci Chen Qiushi’nin akıbetinin bilinmediği bir ülken bahsediyoruz. Gerçeğin sesi olarakÇin’de kahramanlaşan avukat kökenli gazeteci kaybolmadan önce şöyle demiş: “Korkuyorum, çünkü önümde virus, arkamda Çin polisi var”.  Sadece Li veya Chen vak’aları dahi, bu ülkede resmi bilgilerin güvenilmezliğinin delilidir. Bununla beraber resmî bilgiler dahi ölüm vakalarının geometrik hızla arttığını göstermektedir.

Diğerleri gibi bir süre sonra virüsün zayıflaması, aşı ve tedavisinin gelişmesi beklendiği halde şu ana kadar yaşananlar bunun çok farklı olduğunu göstermektedir. Kuluçka süresinin 14 güne uzaması, en tehlikeli özelliklerindendir. Virüs bulaşan kişi, 14 gün boyunca hayatını normal bir şekilde sürdürebilmekte, birçok kişiye de bulaştırabilmektedir. Bağışıklık sistemi güçlü bünyeler virüs aldığı, kuluçka süresi geçtiği halde semptomlar başlamayabilmekte, virüsü başkalarına bulaştırabilmektedir. Virüsün sadece insandan insana geçtiği söylendiği halde kaynağı konusundaki tartışmalar, başka yollarla da bulaşma ihtimalini gündeme getirmektedir. Bu gerçekler ışığında I.Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkan İspanyol gribi gibi Koronovirüsün de bütün dünyaya yayılabileceği ihtimali sözkonusudur.

Çin halkının hijyenik olmayan, ABD’deki Çin marketlerinde dahi görülen börtü, böcek, fare, yılan, çıyanın  karıştığı yemek kültüründen kaynaklanan bu virüsün farklı canlılarda mutasyona uğradığı, insana geçtiğinde yarasadakinden daha etkili hale geldiğine dair görüşler mevcuttur. Bu konunun abartıldığın söyleyenler lütfen bulunduğu ülkede Çin marketlerine uğrasınlar, Türmenistan’a gelen Çinlilerin sokaklarda kedi, köpek bırakmadıklarından, Tacikistan’a gelenlerin göllerde kurbağa, çayırlarda eşek bırakmadıklarından haberdar olsunlar. Uzmanlar, laboratuvarda virüs üretmenin imkansız olduğunu söyledikleri halde birçok ülke, biyolojik silahlarla hedef ülkeyi salgınlarla yok etme projeleri hazırlamıştır. Laboratuvarda bir canlı üretilemez, ancak örneğin evcil koyunla yabani koçun çiftleşmesi sonucu daha verimli ve farklı bir koyun türü ortaya çıktığı gibi yakın grup virüslerinin etkileşiminden daha etkili bir salgına zemin hazırlanabilmektedir. Aşı, belirli bir mikrobun zayıflatılmış hali olduğuna göre, tersine işlemlerle güçlendirilmesi de mümkündür.

Başta Vuhan olmak üzere Çin şehirleri hızla hayalet kentler haline gelmeye başlamış, mevcut hastaneler yanında spor salonları, okullar dahi koğuşlara dönüştürülmüştür. Kayıp gazeteci Chen’in haberlerine göre her taraf derme çatma hastanelerle dolu olup çoğu hastalara yer kalmayıp bu kapılarda beklerken ölebilmektedir. Çin Komünist partisinin baskıcı politikaları yerine birkaç günde dev hastane inşa başarısının medyada tekrar tekrar gösterimi uluslararası toplumu kasmıştır. Böyle bir salgını dahi reklam aracı haline getirmek isteyen Xi Jinping’in yorgun ve ümitsiz görüntüleri, yıllardır yakınlarından haber alamayan Doğu Türkistanlılara ümit kaynağı olmuştur.

Eğitim kampları adıyla insanı insanlığından utandıracak işkence ve muamelelere maruz bırakan, milyonlarca Uygurun hayatta olup olmadığı bilgisini dahi gizleyen, Uygur mahalle ve köylerindeki insanları kamplara, çocukları beyin yıkama birimlerine gönderen bu zalim yönetim şimdi başta Vuhan olmak üzere salgının yayıldığı illerde tedavi kampları adıyla barakalar kurmakta, topladığı insanların ölmesini beklemekte, birçoklarının ölüp ölmediği dahi bilinmemektedir. Çoğu hastaların, yer kalmadığından evden çıkmaması için kapı penceleri çivilenmekte, yerleşim yerleri hayalet şehirler haline getirilmektedir. Bu uygulamalar salgının görüldüğü diğer şehirlerde de başlamış durumdadır.

“Koronavirüs Irkçılığı” kavramını kullananlara şunu hatırlatalım: Salgını durdurmak için kamp hastaneler kuran, insanları eve hapseden, bir şekilde ölmesini bekleyen yönetici kadro, daha büyük felaketlere karşı çaresizlikten bunu yapıyor olabilir. Ancak aynı kadro Doğu Türkistan’da tam anlamıyla ırkçılık, asimilasyon, emperyalizm kapsamındaki hedeflere dayanarak Müslümanlara karşı soykırım uygulamıştır, uygulamaya devam etmektedir. Kamptan kurtulan bir iş kadını, gardiyanların hamile bıraktığı Uygur hanımın doğum yapıp bebeğine el konulduktan sonra kanlar içinde koğuşa geri gönderildiğini, bu şekilde öldüğünü ağlayarak anlattı. Çin vatandaşı olmadığı anlaşılınca kendi ülkesi hükümetinin de resmi başvurusuyla kurtulduğu, yaklaşık bir yıl kadar kaldığı kampta şahit olduğu, kendisinin de maruz kaldığı işkenceleri bir yere kadar söyleyebildi, boğazı düğümlendi, çok şeyi anlatamadı, hıçkırıklarla yüzünü kapattı. En ağır insanlık suçu olan Doğu Türkistan’daki tecavüzlerden, işkencelerden, soykırımından sadece Xi Jinping değil Çin yönetimi, aydınları, orada görev yapan kamu personelinin tamamı ve sessiz kalan başta İslam ülkeleri olmak üzere bütün dünya sorumludur.

Yetkililerin “Çin mallarını güvenle kullanabilirsiniz, bu virüs metal yüzeyinde birkaç saatte ölür, oyuncaklarda hiçbir sorun yok” türü açıklamalarını hayretle dinliyoruz. Yaklaşık yarım asır önce merhum babamın dükkanında çeşit çeşit oyuncaklar satılırdı ki bunların üretimi, Fatih, Bayrampaşa gibi semtlerde yapılırdı. Teneke, plastik, ahşap, az da olsu pilli oyuncakların bir kısmındaki mekanik sistemlerin kullanımı ve çözümü, gelişme çağındaki bizler için oldukça zihin açıcı ve ilgi konusuydu. Bugünkü çocukların 50 yıl önceki yetenek geliştirici oyuncaklardan mahrum kaldığını görüyorum. Bu sanayi sektörünün zamanla gelişmesi bekleniyordu. Fakat Çin hücumuna selam duran yönetimler sayesinde birçok sektör gibi oyuncak sektörü de battı. Önemli bir kısmı zararlı kimyasallardan mamul ürünler ile beyinleri ve zihinleri körelten bilgisayar oyunları altında ezildi. Çin’den gelecek konteyner konusunda garanti verme ihtiyacı duyan bakanların, salgın vesilesiyle biraz da yok olan sektörleri ve işsizleri düşünmeleri beklenmektedir. Birbuçuk milyarı doyurduktan sonra Çin’in Türkiye’ye nasıl pirinç, kuz ciğeri adıyla domuz ciğeri satabildiğinin analizi gerekmektedir.

Belirtmek gerekir ki Koronovirüsün de yok olmasının bir süreci olacaktır. Dünya Sağlık Örgütü, salgının tavan yaptığını söylemenin erken olduğunu, yani daha kötü günlerin beklenmesi gerektiğini ilan etti. Bununla beraber şimdiden Çin’de hiçbirşeyin eskisi gibi olmayacağının işaretleri alınmıştır. Bir aylık bilanço dahi, büyüme hızının sıfıra yaklaştığını haber vermektedir. Daha da önemlisi virüs konusunda ilk uyarıyı yapan ve hayatını kaybeden doktora ve gazeteciye karşı linç girişimi, bu kişileri kahramanlaştırırken Çin’in totaliter yönetimine karşı derin bir direnişin yolunu açmıştır.

Bütün bu süreçte başta ABD olmak üzere batının virüs üzerinden Çin’e psikolojik ve ekonomik savaş başlatması eşyanın tabiatı gereğidir. Bununla beraber Trump’ın ortalığı sakinleştirme beyanlarının arkasında birçok alanda göbek bağı ilişkisi olan Çin ekonomisindeki domino devrilmelerin ABD’yi etkileyeceği endişesi okunmaktadır. Amerikan emperyalizmi gerçeği, Çin’in soykırımcı ve tecavüzcü politikalarını meşru kılmamalıdır. Asıl anormal olan ise 21. Yüzyıl şartlarında Doğu Türkistan’daki vahşete karşı körler, sağırları oynama; “birkaç milyon Uygur için çıkarları riske atmama” zihniyetidir. Türkiye açısından belirtilen çıkarların milli çıkarlar olmayıp tamamen kişisel çıkarlar olduğunu dış ticaret rakamları ve Çin yüzünden batan sektörler, milyonların işsiz kalması, açıkça göstermektedir.

Öncevatan, 13.02.2020

[email protected]

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here