Ana sayfa Yazarlar Prof. Dr. A. Yalçınkaya

Ortodoks Sırpların Noel Ağacı İsyanı ve Kültürel Emperyalizm

Ortodoks Sırpların Noel Ağacı İsyanı ve Kültürel Emperyalizm

Alaeddin Yalçınkaya

2017’nin son haftasında Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da halk sokaklara dökülmüş isyan ediyor. Nedeni, Noel kutlamaları için belediyenin Belgrad meydanına yerleştirdiği dev süsleme ağacı. Rengarenk çiçeklerle ışıklandırılmış bu plastik çam ağacının maliyeti ise 83 bin Euro imiş. AB adayı, orta büyüklükte bir Avrupa ülkesi, üstelik Hıristiyan. “Koskoca Belgrad şehri için böyle bir meblağın lafı mı olur” demiyor Sırp halkı. Ödediği vergilerin çarçur edilmesinin hesabını soruyor.

Buna karşın ülkemizde halkın vergileriyle belediyeler ile nice kamu kurum ve kuruluşlarının yılbaşı programları ve süslemelerine harcadığı paranın miktarını, bu işlerin nasıl ihale edildiğini, kimlerin köşeyi döndüğünü merak eden, araştıran, hesabını soranı bilen var mı? Meydanlar, caddeler haftalarca naylon yığınlarına takılı ampüllerle ışıldarken tüketilen enerjinin kimin cebinden karşılandığını sorgulayan var mı?

Kimin, nerede, ne zaman, nasıl eğleneceği, ne yeyip içeceği herkesin kendi iradesi ve özgürlüğü kapsamındaki bir konudur. Ancak başta medya organları olmak üzere eğitim, reklam ve propaganda birimlerince haftalar öncesinden dimağlara çivi gibi çakılan yılbaşı kutlaması, piyangosu, eğlencesi kültürel yozlaşmanın ötesinde kendi değerlerine, örf ve adetlerine yabancı, hatta düşman bir nesil yetiştirmeyi amaçlamaktadır. Bu projenin devamında gençleri Hıristiyanlaştırmak vardır diyen yanılır. Afrika’da olduğu gibi milyonlarca siyah, görünüşte Hıristiyanlaştırılmıştır. Gerçekte ise beyaz sömürgecilerin parangalı kölesi olarak kiliselere kapatılmıştır. Bizde ise alkol ve kumar bataklığına düşürme, hatta uyuşturucu ve tecavüz-fuhuş girdabına yuvarlama da bu projenin parçasıdır.

Türk kültürünün yozlaştırılması, dolayısıyla kültürel emperyalizm operasyonları ile yılbaşı kutlamaları arasındaki ilişkiye dikkat çekme konusunda başta Erol Güngör olmak üzere birçok düşünürümüzün önemli araştırmaları bulunmaktadır. Bu bağlamda Türkiye’de Misyoner Faaliyetleri, Sosyal Meseleler ve Aydınlar gibi eserlerine bakılabilir. 1930 veya 1940’lı yıllarda pek bilinmediği halde 1950’lerin son yıllarından itibaren misyoner teşkilatları, özel liselerden başlayarak yılbaşı kutlama programları organize ediyor. O dönemde daha çok laiklik ve çağdaşlığı önceleyen aileler, çocuklarının, birkaç on yıl önce vatanı kurtardığımız düşman kültürü baskısı altına girmesine karşı maarife şikayet ediyor. Nice öğretmenlerin işine son veriliyor, birçok okullar kapatılıyor. Ancak arkadaki teşkilat ve kaynak güçlü. Yeni öğretmenler ve yeni okullarla yozlaştırma savaşı devam ediyor.

Bugün geldiğimiz aşamada çoluk çocuğuna papuç alamayan niceleri yağmurda saatlerce kuyrukta bekleyerek piyango bileti almanın derdine düşmüştür. Çünkü medya organları haftalarca önceden o bayiden ne kadar çok talihli çıktığını beyinlere kazımıştır. Bir şekilde sebeplenen basın yayın kuruluşları o bayinin reklam uğruna ne sahtekarlıklar yaptığını bildiği halde bunun hesabı sorulmaz. Öte yandan her bültende yığınla paralar ekranlardan teşhir edilerek önüne gelene “size çıksa ne yaparsınız?” sorusu sorulurken zihinlere “siz de bir an önce bilet alın” kazığı saplanır saplanır. Buna karşın daha önce büyük ikramiye çıkmış olanların yuvalarının nasıl dağıldığı, hayatlarının nasıl karardığı, alkol komasından nasıl öldükleri haberleri gündeme gelmez. Belirli sosyo-ekonomik seviyenin üzerindeki aile çocuklarının okuduğu lise ve üniversitelerde son haftalarda Noel Yortusu kutlamaları yüzünden neredeyse dersler yapılamıyor. Ekonomik problemi olmayan öğrencilerin istedikleri zaman eğlence yerlerine gidebildikleri, okulda ders yapmak istedikleri şikayetleri bana da geldi. Misyoner teşkilatları bu tür organizasyonlarla bir sonraki işadamı/güçlü/zengin nesli, bu emperyalist kültüre mahkum/bağımlı hale getiriyor.

Kültürel Emperyalizm, Ekonomik Emperyalizmin alt yapı unsurlarından olduğu halde, bu aşamada kazanılan başarı aslında Siyasi Emperyalizmin de temel taşını oluşturmaktadır. Kendi değerlerine yabancılaşmış; çalışma, bilim, araştırma gayreti ve disiplini, dışında batıdan gönderilen her türlü zehirin fuzuli tüketicisi olmuş yığınlardan oluşan toplumlar görünüşte bağımsız olsa da aslında bir şekilde güdülmeye mahkumdur.

Noel Yortusunun Hıristiyanlıktaki yeri veya İslamiyetteki hükmü ayrı bir konudur. Ancak başta doktora tezi olmak üzere Sömürgecilik ve  Emperyalizm üzerine nice çalışmalar yapmış bir akademisyen olarak medyanın ve izlerini çok iyi takip edebildiğimiz çevrelerin bu yozlaşma projelerine karşın uyarı görevimiz bulunduğuna inanıyorum. Burada sömürü sistemi kapsamındaki bilimsel değerlendirmeler yanında bir aydın olarak büyük fotoğrafa dikkat çekme görevimiz sözkonusudur. Girdiğim mağaza veya markette yılbaşı süslemesi yoksa alışverişten sonra mal sahibine selamlarımı ve teşekkürlerimi iletiyorum. Eğer mağazanın bir köşesinde veya vitrininde yılbaşı çamı aymazlığı varsa, bunun maliyetinin alacağım eşyaya yansıtılmış olduğunu söyleyip buradan alışveriş yapamayacağımı, böyle fuzuli şeylere para ayıramayacağımı söyleyip kibarca ayrılıyorum.

Bir IŞİD militanının 2017’ye girerken Rayna’da düzenlediği katliam herkesin hafızasında. Son günlerde de yılbaşı eğlencelerine yönelik IŞİD saldırıları beklendiği ihbarları üzerine tedbirler alındı. Bu terör örgütünün İslamofobiyi güçlendirmek ve Ortadoğu ile İslam ülkelerinde terör saldırıları ve vahşet ile sömürgecilere davetiye çıkarmak üzer CIA-MOSSAD tarafından kurulduğunu bilmeyen kalmadı. Hal böyle iken niçin temelinde misyoner teşkilatları olan yılbaşı eğlencelerini kana bulasın? Bu büyük oyunu anlamak için çok derin stratejist olmaya gerek yok. Netice itibariyle yılbaşı ısrafı, çılgınlığı ve dejenasyonunu eleştirmek, sizi IŞİD militanlarıyla özdeşleşme tehlikesi ile karşı karşıya bırakabilir.

Bir şekilde yılbaşı kutlamalarını hayatının parçası haline getiren ve bunun arkasındaki saikleri düşünecek kapasitesi bulunmayan herkesi misyoner teşkilatı bağlantılı olarak görmek mümkün değildir. Ancak farkında olmasalar da sözkonusu sömürgeci ülke örgütlerinin fuzuli aktivisti oldukları açıktır. Sırbistan’da olduğu gibi keşke bizim ülkemizde de yılbaşı çamları, naylonları ve ışıklandırmaları için harcananları, bunların hangi kaynaklardan çıktığını ve ülke ekonomisine maliyetini sorabilen, bu bağlamda barışçıl protesto gösterilerinde bulunma cesaretini gösterebilen kitleler olsaydı, diyorum ancak ellerim titriyor. Bir tarafta kültürel emperyalizme karşı barışçıl protestocular, karşı tarafta misyoner teşkilatların gönüllü veya beyinsiz aktivistleri. Arada kaynayan görünüşte DEAŞ militanı gerçekte CIA görevlisi kan dökücülerin katliamı! İyisi mi protestomuzu sessizce dile getirelim, uyarılarımızı ihtiyatla dile getirelim.

2018’in hayırlara vesile olması dileği ile.

[email protected]

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here