Ana sayfa Haberler Kültür/Sanat

OSMANLILARIN MUTLAKA OGRENMESI GEREKEN BAZI OSMANLICA TERIMLER

Osmanĺı’da Eşcinsellik ❤

🌈 “Muhallebi çocuğu ne demek?
Sultanla sevişmeden önceki 3 gün boyunca sadece muhallebi yiyerek, bağırsaklarını temizleyen oğlanlara takılan lakap.

🌈Kulağı kesik deyişi nerden gelmektedir?
Osmanlının ilk yıllarında yarı çıplak koyun postu sarıp gezen Kalenderi dervişleri kulaklarına demir küpe takar başlarını kazıtır, bazıları da erkeklik organlarına halka takar gezerdi. Bunlar kadınlarla olan ilişkiyi yasaklarlar birbirleriyle eşcinsel ilişkide bulunurlardı. Bazen bazıları kadınlarla ilişkide bulunduklarında yakalandıklarında ceza olarak kulaklarındaki demir küpe çekip çıkartılır, kulakları kesik kalırdı. ‘Kulağı kesik ‘ deyimide burdan gelmektedir.

🌈Külhanbeyi ne demek?
Yeniçerilerin destur tanımaz azgınlarının her birinin yanında “oğlanı” vardı. Bunlarla geceleri çarşı hamamların göbek taşının altındaki külhanları sıcak olduğundan oğlanlarıyla burada beraber olup geceyi geçirirlerdi. ‘Külhanbeyi’ lafı buradan gelmedir.

🌈Civelek ne demek?
Osmanlı saraylarında parlak sakalı çıkmamış iç oğlanlarının bazılarının kız gibi saçları uzatılırdı. Bunlar dışarı çıktığında Yeniçeriler tarafından tecavüze uğramasın diye bunlar kadın gibi ferace giydirilirdi. Bunlara civelek denirdi. ‘Civelek’ lafı buradan gelir. Peki bunlar neden böyle kız gibi yetiştirilirlerdi? Onu bana sormayın ulu sultanlarını çok seven Osmanlı uzmanlarına sorun. Onlar bilir.

🌈Kabusname nedir?
1082 yılında Emir Keykavus tarafından oğluna nasihatler olarak yazılmıştır. II. Murat’ın emriyle Mercimek Ahmet tarafından tercüme edilmiştir. Fatih Sultan Mehmet’in başucu kitaplarındandır. Eserden bir alıntı: “Miden tok olduğunda daha fazla yeme, usanınca da cima etme. Yaz olunca avratlara meylet, kışın oğlanlara ki, vücutça sağlam olasın. Zira oğlan teni sıcaktır, yazın iki sıcak bir araya gelirse vücudu bozar. Avrat teni ise soğuktur, kışın iki soğuk vücudu kurutur…”

🌈Erkek fahişeler nedir?
Osmanlı’da din adamı olmak üzere medreselerde okuyan ergenlik çağındaki öğrenciler yatılı okuyorlar ve 3-5 kişilik hücrelerde kalıyorlardı. Dışa kapalı yaşayan, günahtan korkan ve ergenliklerinin kızgınlığıyla başa çıkmaya çalışan bu müstakbel din adamları çarşı yollarında genç erkek fahişelerle birlikte olurlardı.

🌈Taze oğlanlar nedir?
Bozahane gibi yerlerin işleticileri halk içindeki cinsel yönelimi farklı olan kodaman erkeklere özel parlak erkekleri mekanlarında bulundururlardı. Bunlara taze oğlan denirdi.

🌈Oğlan çekme nedir?
Mezun olduktan sonra iş bulamayan suhteler (medreselerde okuyan kişiler) halktan haraç toplamaya, halka zarar vermeye başlıyorlar. Ayaklanıyorlar. İnsanların evlerini basıp yakışıklı çocukları(tüysüz oğlanları) kaçırıyorlar. Bu kaçırma durumuna oğlan çekme deniyor.

🌈Gelibolulu Mustafa Ali (ö. 1600) kimdir?
II. Selim, III. Murad ve III. Mehmed dönemlerinin tarihçisi, divan katibi, valisidir. Divân’ında “Zenne rağbet eder mi âkil olan/Tab-ı Ali civâne maildir.” (Aklı başında olan kadına eğilim gösterir mi? Ali’nin yaradılışında delikanlıya yöneliş vardır) demiştir.Gelibolulu Mustafa Ali, Mevâid adlı bir başka eserinde de Osmanlı eyaletlerinde yaşayan çeşitli ırk ve etnik kökenden toplumların delikanlıları hakkında kısa kısa bilgiler veriyordu. Örneğin “Tüysüzler soyundan namert lokması olanların çoğu Arabistan piçleri ve Anadolu Türklerinin veled -i zinalarıdır, onların sürdüğü güzellik ve cazibe süresini hiçbir diyarın tüysüzleri sürmez,” diyordu. Örneğin “Edirne, Bursa ve İstanbul’un ince bellileri her yönden kusursuzlukta ve güzellikte onlardan ileridir,” diyordu. Örneğin “Kürt tüysüzleri, anadan doğma evbaş olanların tecrübesine göre sağlıklı, yumuşak ve uysal ve her ne teklif olunsa dinleyip yapmaları çok olur. Hele bellerinden aşağısını kına ile boyatır, dizlerine ininceye kadar boyanarak kendilerini süslerler,” diyordu.

🌈Emirgan semtinin adı nereden geliyor?
IV. Murad (1623-1640) İran Seferi sırasında Revan kalesini kendisine savaşsız teslim eden kale kumandanı Emirgûneoğlu Tahmasp Kulu Han adlı bir eşcinseli İstanbul’a getirecek, adını Yusuf yapıp musahipliğine atayacaktı. Padişahın Yusuf Paşa’ya verdiği hediyelerden biri ‘Feridun Bahçesi’ idi. Bu bahçenin bulunduğu semte sahibi olan eşcinsel paşadan dolayı Emirgan denilmiştir. Dimitri Kantemir ve Eremya Çelebi’ye bakılırsa, padişah bu bahçedeki konakta, Musa Çelebi ve Silahtar Mustafa Paşa gibi dönemin ünlü eşcinselleri ile sabaha kadar oturak alemler düzenlerdi. Bir yandan da, halkın ahlak bekçiliğini yapardı. Öyle ki IV. Murad devrinde, bazı kaynaklara göre 14 bin, bazılarına göre 20 bin kişi kahvehanelere gittiği, tütün, afyon veya içki içtiği gerekçesiyle katledilmişti…

🌈Evliya Çelebi, Genç Osman’ın öldürülmesiyle ilgili neler yazmıştı?
Evliya Çelebi Seyahatname’de I. Ahmet’in talihsiz oğlu Genç Osman’ın kendisini tahttan indiren Yeniçeriler tarafından öldürülmeden (1622) önce ırzına geçildiğiyle alakalı yazmıştı. Ancak Seyahatname’nin bu sayfaları, 1896 yılında orijinal yazmayı ilk kez yayımlayan kurulun içindeki Necib Asım Bey tarafından yırtılarak imha edildiği için bunu yakın tarihe kadar duymamıştık. Asım Bey bu eylemini şu tanıdık sözlerle gerekçelendirmişti: “Tarihimiz için bu sayfa kara bir lekedir. Bunu gelecek kuşaklara göstermek doğru olmadığı için yırttım!” demiştir.

🌈Nedim kimdir?
Tarihçilerin ‘Lale Devri’ adını taktığı III. Ahmed döneminin (1718-1730) ünlü şairidir. Nedim’in lise kitaplarında kesinlikle rastlayamayacağınız şu beyitle neşelenelim: “İzn alub cum’a nemâzına deyû mâderden/Bir gün uğrılayalım çerh-i sitem-perverden/Dolaşub iskeleye doğrı nihân yollardan/Gidelim serv-i revânım yürü Sad’âbâde.” Günümüz Türkçesiyle şair şöyle diyor: “Annenden cuma namazına gideceğiz diye izin alıp sitemlik felekten bir gün çalalım. Gizli yollardan iskeleye doğru dolaşıp, yürü selvi boylu sevgilim Sadabad’e gidelim.” Not: Kadınlar Cuma namazına gitmez.:)

🌈Enderunlu Fazıl Bey kimdir?
18/19. yüzyıl divan şairlerinden Enderunlu Fazıl Bey (ö.1810) oğlan sevgililerinden övgüyle bahseden açık sözlü biriydi. “Şairiz, şeyn verir şanımıza/Giremez fahişe divanımıza’” (Fahişeler kitabımıza giremez, şairiz, bu şanımıza leke sürer) şeklindeki ünlü beytin de müellifi olan şairimiz, Defter-i Aşk adlı eserinde dört erkek sevgilisini (ilki adını vermediği bir delikanlı, ikincisi Süleyman Bey, üçüncüsü hanende Şehlevendim Abdullah Ağa, dördüncüsü İsmail adlı bir köçek); bir sevgilisinin merakını gidermek için yazdığı Hubanname adlı eserinde çeşitli memleketlerin erkeklerini; sevgilisinin “kadınlarla birlikte olurum” tehdidi üzerine yazdığı Zenanname adlı eserinde o memleketlerin kadınlarını; Çenginame adlı eserinde döneminin erkek raksçılarını (köçekleri) anlatmıştı. Divan adlı eserinde ise devrin büyüklerine düzdüğü övgüler ve oğlanlar için yazılmış gazeller yer alıyordu.

🌈Eşcinselliğin ayıp sayılması ne zaman başladı?
Batı tipi reformlara hız verilen, dolayısıyla kadın-erkek ilişkilerinin normalleşmeye başladığı Tanzimat Dönemi’nden (1839’dan) itibaren oldu. Dönemin alimi ve resmi tarihçisi Ahmet Cevdet Paşa, Maruzat adlı eserinde son durumu şöyle özetlemişti: “…Kadın düşkünleri çoğaldı, delikanlı meraklıları azaldı. Oğlancılık sanki yere battı. İstanbul’da eskiden beri delikanlılara karşı olan aşk ve ilgi kızlara yöneldi. Sultan Üçüncü Ahmed zamanından beri devam eden Kâğıthane seyri daha fazla rağbet buldu. Gerek orada, gerek Bayezid Meydanı’nda arabalara işaret verme usulü başladı. Devletin önde gelenleri arasında kulamparalığıyla meşhur Kâmil ve Âli Paşalar ile onlara mensup olanlar kalmadı…”

Velhasıl kelam daha çook sey var. Güreşlerden tut da hiz oğlanlarına, erkek banyolarına, hamam kültürüne, sıra gecelerine…. çoook fazla sey. Osmanlı çocukları sürekli hakaret ve küfür ediyor. Onlar için özellikle anlattım. Bilin istedim. Bende ecdadımla gurur duyuyorum. ❤🌈

#Dominiko turco monello

16 YORUMLAR

  1. Başka işiniz gücünüz mü kalmadı sayın “”Turkish(imsi) Forum”cular ?

    Türkiye’mizin başka derdi mi kalmadı ?
    Türklerin başka sıkıntısı mı kalmadı ?
    Üstelik tüm dünyanın üzerimize geldiği şu günlerde ?

    Bunun neresi haber ?
    Bu nasıl bir kepazelik?

    Üstelik;
    “Osmanlı Türk değildi” diyen sizler değilmiydiniz ?
    “Padişah Anaları Yahudi” idi diyen sizler değilmiydiniz ?

    O halde;
    Kim bu ibneler?
    Kim bu oğlancılar?
    Kim bu sapıklar?
    Yahudiler m?
    Sabetaycılar mı?
    Konversolar mı?
    Dönmeler mi?
    Pakruduniler mi?
    Avdetiler mi?
    Kırımiler mi?
    Seferadlar mı?
    Devşirmeler mi?
    Karaylar mı?
    Meşhediler mi?

    Madem öyle;
    Mum söndüleri de yazıverin…
    Kuzu Bayramlarını..

    Daha önemlisi;
    Padişah Analarının din kitabı” Neşideler Neşidesi”ni …

    Sapıklığın kimlerin RESMİ DİN’İ olduğunu yazıverin…
    “Tamamı kafir Osmanlı Sosyetesi”ne nasıl ve ne zaman sokulduğunu yazın…

    Ya da;
    Bi zahmet, yeter artık..!

    Hım?
    Ne dersiniz?

    Ve son olarak!
    Bu sapık yazıya imza atan “dominiko turco monello” da kim?
    Başka yaz(ıl)acak isim mi kalmadı?

    İsmi yukarıda evire çevire, ballandıra ballandıra profillendirdiğiniz mutant tiplemelerden geliyor olsa gerek…

    Zihin bağırsaklarındaki sindiremediği kokuşmuş anı bulamaçlarını gitsin başka çöplüklerde kussun !

    TURKISH FORUM yüce Türk Milleti adına belli bir misyonu ve ciddiyeti, ideal ve kuralları olan ve bunları Amerika gibi hüeyla bir ko-ordinatta “TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ”nin bekası ve yararları adına gerçekleştirmeye çalışan bir kurum kimliğinde iken, böylesine çarpık bir ruh’a ve mitosçu bir yobaza köşe ayırması hiç de etik değil…

    Dahi ki, rasyonel de değil… !!!

    Kaygılarımla,

    Ali Aslan DUMANOL
    20.12.2017
    Ankara

  2. Makale gercekten cok agir ve hem luzumsuz, hem de yersiz. Elestiri ise cok yerinde olmus. Mukemmel bir yorum. Tebrikler.

  3. Sayın Dumano’lun fevkalâde fevrî reaksiyonunu anlamak güç. Kafamızı artık kumdan çıkaralım. Böyle şeyler yoktu demekle tarihi tahrif edemezsiniz. Münekkidin

    Osmanlıdan fazla Osmanlıcı sayın Dumanol’un tenkîdi de pek “rasyonal” değil dostlar. Tarihten az bucuk feyz almış olan herkes Antik Yunan ile zirve yapıp Şarkta 19. Asra kadar “normal” addedilen oğlancılık mefhumunu hasır altı edemez. Kritik edilen müellifin hangi lâfı “yalan/iftira” vs vs ?

    Ufak bir hatırlatma : İlk Osmanlı padişahının annesinin milliyeti kat’i olarak bilinmez ama Moğol/Acem olduğuna inanılır. Osman’ın iki eşi de Moğol idi ve Orhan Mal Hatun isimli eşinden doğdu. Orhan sultanın üç karısı da Rum’du (Horofira, Asporçe, Teodora). Bana Orhan sultan haricinde hangi Osmanlı Padişahının Türk/Müslüman ebeveynden geldiğini iddia eden ilim adamını gösterin, hep beraber yalan dolanın ne olduğunu öğrenelim. OSMANLI hiç bir zaman bir TÜRK devleti değildi (sadrazamlarına bakın yeter) ama son dakikaya kadar Türk kanını bozuk para gibi harcayarak hayatını idame ettirmeye çalıştı ve muvaffak oldu. Bununla iftihar edenlerin aklından şüphe ederim.

  4. Türkiye dünyaya hazır değil henüz. Türkiye’dekiler istiyor ki, bir dünyalı atalarımız hakkında bir şey söylediğinde kendileri gibi ebleh ebleh bakalım…

  5. Sn. Atalay,

    Eleştirimin ‘zülf-ü yari’nize dokunduğuna sevindim.

    Söylermisiniz, Osmanlıcı olduğumu da nereden çıkardınız?
    Falcılık da mı yapıyorsunuz artık?

    Neyse…
    Ne yaparsanız yapın Osmanlı bir Türk Devletidir….
    Kayı Boylarımız ve diğer Oğuz boylarımız tarafından kurulmuştur…
    Ben o boylardan birisiyim.
    Dodurga!
    Kuruluşta en çok savaşçı (atlı) veren koluz.

    İlle de -bir şeyci olmam- gerekiyor ise Osmanlı olurum elbette.
    Dedelerimin, atalarımın Osmanlı madalyalarını, nişanlarını çöpe mi atayım?
    Yok mu sayayım?
    Mustafa Kemal de bir Osmanlı subayı değil mi?
    Çanakkale de Osmanlı devletini ve topraklarını korumak için savaşmadı mı?

    Ne yaparsanız yapın köklerimiz Osmanlı işte…
    Ve Selçuklu…
    Ve önceki Türk Devletleri…
    En son olacağım şey;

    Ne yani?;
    İçinde adından başka Türk bulunmayan “JönTürk”çülük (Young Turks) mü yapalım…

    Bu arada;
    Bizler tarihten feyz alan değil, tarihe feyz veren bir milletiz…
    Bunu yazın bir tarafa…
    Verdiğimiz feyzleri de iyi biliriz!
    Kimseden öğrenecek te değiliz…

    Bizler;
    Bütün kovulmuş(!)ları, kaçkınları, mağdurları alıp bağrımıza basan bir milletiz…
    Bazıları adam çıkarken, bazıları da “besle kargayı, oysun gözünü” durumunda malesef…
    Türlü türlü adetleriyle gelirler…
    İçlerinde;
    İbnesi de vardı, puştu da…
    Pezevengi de vardı, kahpesi de…

    Biz onların kimler olduğunu biliriz…
    O hanedanın zürriyeti karmaşık yeni neslini de…
    Boşuna hırpalamayın kendinizi..
    Niye gidip gidip bu sapıklara takılıyorsunuz?
    Gocunmanız mı var?
    Yaranız mı var?
    Osmanlıda vardı da başka milletlerde yok muydu sapıklık?

    İnsanlık alemine bir iyilik yapacaksanız
    İlk çıktığı yerleri yazın da tarih feyziniz up-date olsun biraz…

    NEYSE…
    İLK FEYZİNİZİ BEN GÖNDEREYİM BARİ…
    İyi okumalar dilerim..

    Devam eden kaygılarım ile…
    AAD
    Anlkara

    * * *

    NEŞİDELER NEŞİDESİ
    (Süleyman Peygamber)

    Neşideler neşidesi; Süleymanındır.
    Beni kendi ağzının öpüşleriyle öpsün;
    Çünkü okşamaların şaraptan daha iyidir.
    Kokuca ıtrın ne güzel;
    Senin adın kabından dökülen ıtır gibidir;
    Bundan ötürü seni kızlar seviyor.
    Beni kendine çek; biz senin ardınca koşarız;
    Kıral beni iç odalarına götürdü;
    Seninle biz ferahlanıp seviniriz;
    Senin okşamalarını şaraptan ziyade anarız;
    Seni sevmekte onların hakkı var.

    Ben karayım, fakat güzelim,
    Ey Yeruşalim kızları!
    Kedar çadırları gibi,
    Süleyman çadır etekleri gibi.
    Kara olduğuma bakmayın,
    Çünkü beni güneş yaktı.
    Anamın oğullan bana kızdılar;
    Beni bağlara bekçi ettiler;
    Fakat kendi bağımı beklemedim.
    Ey sen, canımın sevdiği bana bildir.
    Sürünü nerede otlatıyorsun,
    Öğleyin onu nerede yatmıyorsun?
    Çünkü arkadaşlannın sürüleri yanında,
    Niçin yüzünü örten bir kadın gibi olayım?
    Ey sen, kadınlar içinde en güzel kadın,bunu bilmiyorsan,
    Sürünün izlerine çık,
    Ve çoban çadırları yanında oğlaklarını otlat.

    Firavunun arabalarında koşulu kısrağa
    Seni benzetirim, ey sevgilim!
    Yanakların sac örgüleriyle,
    Boynun gerdanlıklarla ne güzel!
    Sana– altın dizileri yapacağız,
    Gümüşten düğmelerle.
    Kıral sofrasında otururken,
    Benim sümbül yağım güzel kokusunu yaydı.
    Memelerim arasında yatan.
    Safi mür çıkınıdır, bana sevgilim.
    En-gedi bağlarında,
    Bir salkım kına çiçeğidir, bana sevgilim.

    Ah, ne güzelsin, sevgilim,
    Ah, sen ne güzelsin;
    Gözlerin güvercinler!

    İşte, sen de güzelsin sevgilim, hem ne şirinsin!
    Ve yeşilliktir yatağımız.
    Erz ağaçlarıdır evimizin direkleri
    Tavanımızın oymaları da serviler

    BAB 2

    Ben Şaron gülüyüm.
    Derelerin zambağıyım.
    Dikenlerin arasında zambak nasılsa,
    Kızların arasında sevgilim öyledir.
    Orman ağaçları arasında elma ağacı nasılsa,
    Oğlanlar arasında sevgilim öyledir.
    Zevk alarak onun gölgesinde oturdum,
    Ve raeyvası damağıma tatlı idi.
    Beni ziyafet evine götürdü,
    Ve onun üzerimdeki bayrağı sevgi idi.
    Kuru üzümle bana kuvvet verin, elma ile beni canlandırın;
    Çünkü aşk hastasıyım ben.
    Sol eli başımın altında olsun,
    Sağı da beni kucaklasın.
    Dişi ceylanlar üzerine, yahut kırın dişi geyikleri üzerine,
    Size and ettiriyorum, ey Yeruşalim kızları!
    Sevgiliyi ayıltmayasınız, ve uyandırmayasınız diye,
    Onun gönlü hoş oluncaya kadar.

    Sevgilimin sesi! işte.
    Dağların üzerinde sekerek,
    Tepelerin üzerinde sıçrayarak geliyor.
    Sevgilim ceylana, yahut geyik yavrusuna benzer,
    Pencerelerden içeri bakıyor;
    Kafeslerden gözlüyor.

    Sevgilim cevap verdi, ve bana dedi:
    Sevgilim, güzelim, kalk da gel.
    Çünkü. işte. kış geçti:
    Yağmurlar geçip gitti:
    Yerde çiçekler görünüyor;
    Terennümün vakti geldi.
    Ye diyarımızda kumrunun sesi işitildi;
    İncir ağacı ham incirini yetiştirmede,
    Asmalar da cicekleniyor,
    Güzel kokular saçmaktalar.
    Sevgilim, güzelim, kalk da gel.
    Kayanın kovuklarında.
    Uçurumun kenarlarındaki güvercinim!
    Endamını bana göster,
    Sesini bana işittir;
    Çünkü sesin tatlı, ve endamın güzel.

    Bize tilkileri tutun.
    Bağları harap eden küçük tilkileri;
    Çünkü bağlarımız çiçektendi.
    Sevgilim benimdir, ben de onun:
    Zambaklar arasında koyun otlatıyor.
    Gün serinlenince, ve gölgeler uzanınca geri gel. sevgilim!
    Yarılmış dağlar üzerinde
    Ceylan gibi. geyik yavrusu gibi ol.

    BAP 4

    Ah. ne güzelsin, sevgilim,
    Ah, sen ne güzelsin.
    Peçen arkasından gözlerin güvercinler.
    Gilead dağının yamaçlarında yatan
    Keçi sürüsü gibidir saçın.
    Kırkılmış, yıkanmaktan çıkmış.
    Koyun sürüsü gibidir dişlerin;
    O koyunların hep ikileri var,
    Ve aralarında yavrusuz olan yok.
    Dudakların kızıl kaytan gibi.
    Ağzın da ne güzel.
    Peçen arkasından yanakların.
    Sanki nar parçası.
    Boynun Davudim kulesine benziyor.
    O kule ki, silâh evi olarak yapılmıştır.
    Üzerine bin büyük kalkan,
    Hep yiğit kalkanları asılmıştır.
    iki memen, sanki bir çift geyik yavrusu.
    Zambaklar arasında otlıyan,
    İkiz ceylan yavrusu.

    Gün serinlenince, vegölgeler uzanınca,
    Mür dağına ve günnük tepesine gideceğim.
    Hep güzelsin sevgilim;
    Ye sende hiçbir kusur yoktur.
    Benimle Libnandan. ey yavuklum!
    Benimle gel Libnandan;
    Amana tepesinden
    Senir ve Hermon tepelerinden.
    Aslanların inlerinden.
    Kaplanların dağlarından bak.
    Kaptın gönlümü, kızkardeşim. yavuklum!
    Gözlerinin bir bakışı ile.
    Gerdanının tek zinciri ile gönlümü kaptın.
    Okşamaların ne güzel, kızkardeşim, yavuklum!
    Şaraptan ne kadar hoştur okşamaların,
    Itrinin güzel kokusu da her çeşit baharattan!
    Ey yavuklum, bal damlatır dudakların;
    Balla süt senin dilinin altındadır;
    Esvabının kokusu da, sanki Libnan kokusu.
    Kızkardeşim. yavuklum, kapalı bir bahçedir;
    Kapalı bir kaynaktır, mühürlenmiş pınardır.
    Fidanların, bir nar cennetidir, güzel meyvalarla;
    Kına ve nardin fidanları ile.
    Nardin ve safranla.
    Kokulu kamış ve tarçınla, her çeşit günnük ağacı ile;
    Mür ve öd ağaçları ile, baş baharatın her çeşidi ile.
    Şen bahçelerin pınarısın.
    Diri suların kuyusu,
    Ve Libnandan akan seller.

    Uyan, ey şimal yeli!
    Şen de gel, ey cenup yeli!
    Bahçeme es de, onun pelesenkleri damlasın.
    Sevgilim bahçesine gelsin, ve güzel meyvalarını yesin.

    BAP 5

    Bahçeme girdim, kızkardeşim, yavuklum!
    Mürrümü topladım, pelesenkim ile;
    Gümecimi yedim, balımla beraber:
    Şarabımı içtim, südümle beraber.
    Ey dostlar! yiyin; İçin. sevgililer! ve mestolun.
    Ben uyuyordum, yüreğim ise uyanıktı;
    Kapıyı çalan sevgilimin sesi:
    Bana aç. kızkardeşim. sevgilim, benim eşsiz güvercinim!
    Çünkü çiğ ile doldu başım;
    Gecenin damlaları ile kâküllerim.
    Entarimi çıkardım; onu nasıl giyeyim?
    Ayaklarımı yıkadım nasıl onları kirleteyim? dedim.
    Delikten uzattı elini sevgilim.
    Ve içim oynadı onun için.
    Ben kalktım, sevgilime kapayı açayım diye;
    Ve sürgü tokmakları üzerinde kalan mür
    Benim ellerimden damladı.
    Mür yağı benim parmaklarımdan.
    Ben sevgiliye kapıyı açtım;
    Sevgilim ise çekilmiş gitmişti.
    O bana söz söylerken, ben kendimden geçmişim;
    Onu aradım, fakat bulamadım:
    Onu çağırdım, fakat bana cevap vermedi.
    Şehirde dolaşan bekçiler beni buldular,
    Bana vurdular, beni yaraladıar:
    Şehir duvarlarının bekçileri peçemi üzerimden kaldırdılar.
    Size and ettiriyorum, ey Yeruşalim kızları!
    Eğer sevgilimi bulursanız.
    Ona söyleyin ki. ben aşk hastasıyım.

    Sevgilin senin, bir sevgiliden başka nedir?
    Ey sen, kadınlar arasında en güzel kadın!
    Sevgilin senin, bir sevgiliden başka nedir ki,
    Bize böyle and ettiriyorsun?

    Sevgilimin teni beyaz ve kırmızı,
    On binlerin arasında seçkin olan odur.
    Başı saf altın;
    Kıvrılır kâkülleri, kuzgun gibi siyah.
    Gözleri akar sular kenarındaki güvercinler gibi,
    Sütle yıkanmışlar, oturur dolgun sular kenarında.
    Yanakları sanki hoş kokulu çiçek tarhları,
    Güzel kokular yığınları;
    Dudakları zambaklardır, mür yağı damlatır.
    Elleri, üzerine gök zümrüt kakılmış altın lüleler;
    Gövdesi fil dişi işi, safir taştan kakılmış.
    Bacakları mermer direklerdir, saf altın ayaklıklar üzerine kurulmuş.
    Görünüşü Libnan gibi, erz ağaçları gibi hâlâ.
    Ağzı çok tatlı;
    Ve onun her şeyi güzel.
    Budur sevgilim, evet yârim budur.
    Ey Yeruşalim kızları!

    BAP 7
    Çarıklar içinde ayakların ne güzel, ey emîr kızı!
    Toplu kalçaların sanki mücevherler.
    Üstat ellerinin işi.
    Göbeğin yuvarlak bir tas,
    Onda karışık şarap eksik değil;
    Karnın buğday yığını.
    Zambaklarla kuşanmış.
    İki memen sanki bir çift geyik yavrusu,
    İkiz ceylan yavrusu.
    Fil dişi kulesi gibidir boynun senin;
    Bat-rabbim kapısı yanındaki
    Heşbon havuzlandır gözlerin;
    Şama doğru bakan
    Libnan kulesi gibidir burnun senin:
    Başın, senin üzerinde karmel gibi,
    Başının saçı da sanki erguvanî;
    Kıral senin kâküllerine esir oldu.
    Zevkler içinde, ey sevgilim.
    Sen ne güzelsin, ve ne şirinsin.
    Bu senin boyun hurma ağacına,
    Memelerin de salkımlara benziyor.
    Hurma ağacına çıkayım,
    Dallarını tutayım, dedim:
    Memelerin üzüm salkımları gibi olsun.
    Soluğunun kokusu da elma gibi.
    Ve ağzın en iyi şarap gibi.
    O şarap ki. uyumakta olanların dudaklarından kayıp,
    Sevgilim için dümdüz akar.
    Ben sevgiliminim:
    Onun özlediği de benim.
    Gel sevgilim, çıkalım kıra,
    Köylerde geceliyelim.
    Sabahleyin erken bağlara gidelim;
    Bakalım asma tomurcuklarını verdi mi,
    Çiçeği açıldı mı.
    Ve narlar çiçektendi mi;
    Orada sevgimi sana bildireyim.
    Lüffahlar güzel koku saçıyor;
    Ve kapılarımızın yanında her çeşitten taze ve kuru güzel meyva var.
    Onları, ey sevgilim, ben senin için sakladım.

  6. sadece şunu söyleyeyi cuma namazına kadınlarda giderdi ne kadar şaşırtmacalı olduğuna bakın bizim dilimize alfabemize sahip çıkamadığımız için istedikleri gibi yamukluk yapıyorlar

  7. breh breh yüce türk milleti adına misyonu varmış da… sanırsınız bu bey de bu misyon uğruna malını mülkünü bu kuruma bağışlamış. Türkiye’ye yarar mı istiyorsunuz önce ben ne yapıyorum diye kendinize sorun, Türkiye’yi savunmak yurtdışındaki Türkler için iyice zorlaşmaya başladı.

  8. sen nonoş at anla OSMANLI yı karıştırma yoksa sen ayyaş top atam gibi oğlan misin ?

  9. Lut kavmi diye bir kavim var helak edilseler de yine türemişler. yazar karıştırmış Türk ile Lut kavmini. Edep Ya Hu…

  10. bu yazıda yazılanlar kanıtlı. osmalı’da eşcinsellik diye arat, görsellere bak. ne şahaserler var.
    senin iddialarının ruh hastası püsküllülerden ve benzerlerinden başka ”kanıt”ı var mı?

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here