İstiklal Marşı Türk Vatandaşlarının Ortak Marşıdır

Mehmet Akif Ersoy

CHP Milletvekili ve geçici TBMM Başkanı Deniz Baykal TBMM’nin açılışını İstiklal Marşı ile yapmış, İstiklal Marşı’nın okunduğu anlarda 4 partinin vekilleri ayağa kalkarak İstiklal Marşı’na eşlik etmiştir. HDP’li vekiller ayağa kalkmış ama sadece HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş İstiklal Marşı’nı okumuştur.
İstiklal Marşı özgürlüğümüzün simgesidir.
Vatan ve bayrak sevgisinin en güzel ifadesidir.
Anadolu topraklarına göz dikenlere karşı ulusumuzun yükselen gür sesi, vatan topraklarının ebediyen işgale uğramayacağının güvencesidir.
Kurtuluş Savaşımızın milli değerlere sarılarak kazanıldığını anlatan bir destandır.
Vatan topraklarının bağımsızlığı için kendini feda edenlerin, gül bahçesine girercesine şehitliğe koşan kahramanların arkasından yazılmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde defalarca okunarak kabul edilmiştir.

Sayın Demirtaş, TBMM’de HDP’lilerin İstiklal Marşı’nı okumamasına ilişkin bir soruya şu cevabı vermiştir: “İstiklal Marşı’nın maneviyatını bilmiyor değiliz, kaynağını bilmiyor değiliz. Herkes öyle düşünmüyor olabilir ama bir ırkçı dayatma olarak da yapılmamalı. ‘Kahraman ırkıma bir gül, ne bu şiddet bu celal’ diyen bir marştır. Hangi ırktan söz ediyor o?”
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, HDP’nin TBMM Başkanı adayı Mersin Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat’ı kabul ettikten sonra Fırat’a, HDP’lilerin yemin töreninde İstiklal Marşı’nı okumadığı, Meclis Başkanı seçildiğinde tavrının ne olacağı sorulmuştur. Bu soru üzerine Fırat şunları söylemiştir:
“İstiklal Marşı ezberimde değil. 12 Eylül zindanlarından geçenler tamamını ezberlemek zorundaydı tabii İstiklal Marşı’nı sopa ile özdeşleştirmenin tezahürünü görüyoruz. Benim hiçbir arkadaşımın İstiklal Marşı ve bayrak ile bir sorunu yok, içeriği ile ilgili söylemler olabilir. İstiklal Marşı o günkü şartlar içinde nasıl yazılmış ona bakmak gerek. Mühim olan ona karşı saygı duruşunda bulunmaktır. Mutlaka söylenecek derseniz o zaman 12 Eylül zindanlarını hatırlatmış olursunuz”

İstiklal marşı ezberimde değil demek, bu marşa ve marşın yazılmasına yol açan Kurtuluş Savaşını önemsememek demektir. Eğer Kurtuluş Savaşı kazanılmamış olsaydı Dengir Mir Mehmet Fırat acaba hangi ülkenin parlamenteri olacaktı ve hangi dili konuşacaktı? Batı Trakya’yı İstiklal Marşını unuttuğu gibi acaba unutmuş olabilir mi?

Diyelim ki Kürt ya da Zaza kökenli bir Türk vatandaşı Olimpiyatlarda 120 kiloda altın madalya kazanarak olimpiyat şampiyonu oldu ve kürsüye çıktı. Ardından İstiklal Marşı çalındı. Tüm birincilik alan sporcular kendi milli marşlarını söylerken bizim şampiyon güreşçimiz kürsüde susup duracak mı? Ya da milli marş ezberimde değil mi diyecek?

Demirtaş’ın ve Fırat’ın çıkışlarına ve de HDP milletvekillerinin marşı okumamasına ben bir anlam veremedim. Eğer kafaya takılan konu ırk ise, İsrail Milli Marşı’nda da “ırk” kelimesi vardır: “Kendi topraklarımızda özgür bir ırk olmak.”

Marşı okumayan HDP milletvekilleri İsrail marşında olduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin bir bölümünde “Kendi topraklarında özgür bir ırk olmak” istiyorlarsa, bu istek mevcut anayasamıza göre mümkün değildir.

O zaman Bulgaristan’da yaşayan Türkler, Rusya Tataristan’da yaşayan Tatar Türkleri ya da Çin Türkistan’ında yaşayan Uygur Türkleri, Kırım’da yaşayan Kırım Türkleri de “Kendi topraklarında özgür bir ırk olmak” hakkına sahip olmalıdır. Ama bu, mevcut dünya düzeninde ve de BM kuralları kapsamında mümkün değildir.

Batıda milliyetçilik hareketleri gelişmeye başlayınca, her ulus yüceliğini ve sonsuza kadar yaşama isteğini kuşaktan kuşağa aktaran milli marşlarını yaparken, Osmanlı’da bir milli marş yoktu. Bunun sebebi, Osmanlı’nın tek bir ulustan oluşmaması ve milli şuurun olmaması idi.

Eğer aksi olsaydı, milliyetçi akımlar Osmanlıyı parçalayamaz ve Osmanlı’nın ardından sadece Avrupa’da 16 devlet kurulamazdı: Bulgaristan (545 yıl),Yunanistan (400 yıl), Sirbistan (539 yıl), Karadağ (539 yıl), Bosna-Hersek (539 yıl), Hirvatistan (539 yıl), Makedonya (539 yıl), Slovenya (250 yıl), Romanya (490 yıl), Slovakya (20 yıl), Macaristan (160 yıl), Moldova (490 yıl), Ukrayna (308 yıl), Polonya (25 yıl), Arnavutluk (435 yıl) ve Kosova (539 yıl).

Türk Kurtuluş Savaşı döneminde ulusal bilinci pekiştirmek amacıyla 1920 yılında bir marş yazılmasını İsmet Paşa (İnönü) gündeme getirmiş, bunun üzerine Maarif Vekaleti bir güfte yarışması açmıştır.

Yarışmaya 724 şiir katılmıştır. Kazanan güfteye para ödülü konduğu için önce yarışmaya katılmak istemeyen Burdur Milletvekili Mehmet Akif Ersoy, Bakan Hamdullah Suphi Bey’in ısrarı üzerine, Ankara’daki Taceddin Dergahı’nda 48 saat içinde yazdığı şiiri Maarif Vekaletine göndermiştir.

Birinci TBMM’nin 1 Mart 1921 tarihli oturumunda okunan şiir, 12 Mart 1921 tarihli toplantıda milli marş olarak kabul edilmiştir. İstiklal Marşı’ndaki dizeler milli duyguların ve bağımsızlık aşkının çok canlı anlatımıdır. Meclis’te İstiklal Marşı’nı okuyan ilk kişi dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Bey (Tanrıöver) olmuştur.

Ersoy İstiklal Marşı’nın güftesini, şiirlerini topladığı Safahat’a dahil etmemiş ve İstiklal Marşı’nın Türk Milleti’nin eseri olduğunu açıklamıştır.

Son seçimlerde HDP Türk Bayrağını da boykot etmiştir. Acaba Türk bayrağı ile bir sorun mu vardır? ABD Milli Marşı’nda da bayrak vardır ama hiçbir Amerikalı (kökeni ne olursa olsun, Kızılderili, Avrupalı, Çinli, Japon, zenci) ABD bayrağı ile bir sorun yaşamamaktadır. (Gave proof through the night that our flag was still there: Tüm gece boyunca bayrağımızın hala dalgalandığını gösterdiler bize)

Bayrak bir ulusun geleceğinin ve bağımsızlığının sembolüdür. Bayrağın sönmesi “Türk” ulusunun istiklalini kaybetmesidir. “Türkiyeli” ulusunun değil.
Demirtaş “bir ırkçı dayatma olarak” nitelediği İstiklal Marşını benimsemekte zorlanıyor ve kendini bu ırktan saymıyorsa, bu ırkın dili olan Türkçe’yi de kullanmamalıdır.
Çünkü, aynı mantıkla Türk ırkının dili olan Türkçe de bir “bir ırkçı dayatma” dır. Bunu bir dayatma olarak değerlendiriyorsa, görüşlerini Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının çok büyük çoğunluğuna nasıl anlatabilecektir?
Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal…
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal!
Akif ırk demeyip ne diyecekti? Bunda alınacak ne var? Irk yerine bazılarının savunduğu gibi “Kahraman Türkiyelime bir gül” mü diyecekti? Yeni kurulacak hükümet eğer yeni bir anayasa hazırlamayı düşünüyorsa, bu konulara dikkat etmelidir.
Birleşmiş Milletler üyesi 193 bağımsız ülke bir ırka dayanmaktadır. Ama bu ırk, saf ve ari bir ırk değildir. Tarihte böyle bir ırk yaratmak isteyen sadece Alman Nazileri ve Hitler idi.
Nazilere göre İskandinav Irkı, Kuzey Almanya ovalarında milattan önce yaşadığına inanılan ve Proto-Aryanlar olarak adlandırılan ırktır. Günümüz dünyasında böyle bir düşünce yoktur. Amerikan ırkı var mıdır ki, Amerikan ulusu oluşmuş olsun.
İstiklal Marşını bir ırkçı dayatma olarak değerlendiren Sayın Demirtaş’ın mutlaka Çanakkale’ye gitmesini ve bu topraklar için şehit düşenlerin geldikleri bölgelere bir bakmasını öneririm.

Prof. Dr. Sadık Rıdvan Karluk tarafından

1948 yılında Eskişehir’de doğdum .1970’de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdim. Kısa bir süre Maliye Bakanlığı ve Sayıştay’da çalıştıktan sonra 1972 yılında Eskişehir İTİA İktisat Bölümü’nde akademik kariyere başladım. 1975’te doktor, 1979’da doçent oldum. 1975 – 1976’da İngiltere Sussex Üniversitesi’nde doktora üstü çalışmalar yaptım. 1982 yılında Devlet Planlama Teşkilatı Başbakan Turgut Özal’ın direktifleri doğrultusunda kurulan AET Genel Müdürlüğü’nün (şimdiki AB Bakanlığı) başkanlığını yaptım. 1984 – 1985 döneminde İktisadi Kalkınma Vakfı Yönetim Kurulu üyeliğinde bulundum, 1982 – 1985 yılları arasında İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı’na (Nuh Kuşçulu) danışmanlık yaptım. Bu dönemde Türkiye’de Yabancı Sermaye Yatırımları konusunda iki kitabım (biri İngilizce) ile İhracatta Vergi İadesi kitabım İTO tarafından yayınlandı. 1985 yılında Paris’te OECD nezdinde Türkiye Büyükelçiliği’ne Planlama Müşaviri sıfatıyla tayin edildim. Görev yaptığım dönemde Türkiye’yi 4 Komite’de temsil ederek, Türkiye’de kalkınmakta olan bölgeler konusunda OECD’nin önemli bir araştırmasının (Regional Problems and Policies in Turkey) basılmasına katkıda bulundum. 1990 yılında yurda dönüşümde DPT Müsteşar Müşavirliği’ne getirildim. Daha sonra Başbakanlık Başmüşavirliğinde Türkiye ile Türk Cumhuriyetlerinin ekonomik ilişkilerinin gelişmesinde bir model olan “Türk Ödemeler Birliği” kurulması için bir proje geliştirdim. 1991 yılında profesörlüğe atanarak Anadolu Üniversitesi’ne geçtim. Anadolu Üniversitesi’nde Türkiye Ekonomisi, Uluslararası İktisat, Uluslararası Ekonomik Kuruluşlar, Avrupa Birliği, Avrupa Birliği Türkiye İlişkileri , Dış Ticaret Teorisi ve Politikası, Uluslararası Entegrasyonlar derslerini kendi eserlerimi esas alarak yürüttüm. Akademik kariyerimde 23 yüksek lisans, 16 doktora tezi yönettim. Bu öğrencilerim arasında çeşitli üniversitelerde görev yapan çok sayıda profesör, doçent ve yardımcı doçent bulunmaktadır. Üniversite Senato ve Yönetim Kurulu üyeliği yaptım, İktisat Fakültesi Dekanlığım döneminde AÖF kapsamında bulunan tüm iktisat kitaplarının yeni formata göre yazılmasına yazar ve editör olarak katkıda bulundum. İkinci (1981), Üçüncü (1992) ve Dördüncü (2004) Türkiye İktisat Kongrelerine bildiri sunarak katılan tek öğretim üyesiyim. Dördüncü Türkiye İktisat Kongresi Bilim Komisyonu üyeliği yaparak Türk Sanayici ve İşadamları Vakfı (TÜSİAV) Bilim Kurulu Başkanlığı görevinde bulundum. 1996 yılında TOBB Milletlerarası Ticaret Odası (International Chamber of Commerce: ICC) Uluslararası Ticaret ve Yatırım Politikaları Komisyonu’nda (Commission on Trade and Invesment Policy) ICC Türkiye Temsilciliğine getirildim. Son 10 yıldır TOBB ICC IFO World Economic Survey kapsamında her üç ayda Türkiye ekonomisindeki gelişmeler ile ilgili olarak gönderilen sualnameleri cevaplandıran 12 uzmandan biriyim. “Uluslararası Ekonomi: Teori ve Politika”, “Türkiye Ekonomisi: Cumhuriyetin İlanından Günümüze Yapısal Değişim”, “Avrupa Birliği”, “Türkiye Avrupa İlişkileri: Bir Çıkmaz Sokak” ve “Uluslararası Kuruluşlar” başlıklı temel ders kitaplarım dahil yayınlanmış 24 kitabım, 300’den fazla makalem, 12 ortak ve 3 çeviri eserim vardır. Beş ders kitabım (642-908 sayfa aralığında) 42 baskı yapmıştır. Tüm üniversitelerde ders kitabı ve yardımcı kitap olarak okutulmaktadır. Ortak yazarlı bir ders kitabım TÜBA üniversite ders kitapları 2012 yılı telif ve çeviri eser ödülü olmak üzere 6 “bilimsel araştırma ödülüne” sahibim. Diğer araştırma ödüllerim şunlardır: 1984: Enka Vakfı, “Türk Ekonomisinin Dünya Ekonomisine Entegrasyonu,” Bilimsel Araştırma Yarışması Üçüncülük Ödülü, 1982: Türkiye Milli Kültür Vakfı: Teşvik Armağanı, Dal: İktisat, 1981: İktisadi Kalkınma Vakfı, “AET ile İlişkilerimizin Atatürkçü Ekonomik Politika Açısından Değerlendirilmesi,” Behçet Osmanağaoğlu İnceleme Yarışması Birincilik Ödülü, 1979: Pamukbank, “Dışsatımın Özendirilmesinde Ticari Bankalarımızın Yeri” Bilimsel Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü. ABD ABI Enstitüsü’nün Yılın Eğitimcisi (Man of the Year 2011) ödülü sahibiyim. Özgeçmişim WHO’s WHO Dünya, Asya ve Türkiye baskılarında yer almıştır. (Who's Who in Asia 2012, Asya’da Kim Kimdir 2’nci baskı, 01/11/2011, Who's Who in the World 2011, Dünyada Kim Kimdir, 28’nci baskısı, 03/12/2010, Günümüz Türkiyesi'nde Kim Kimdir, 01/05/2005). Özgeçmişim Turkischer Biographiscer Index/Turkish Biographical Index’te (2004, s.563) yer almıştır. Google Akademik’te 1.070 (05.02.2018) atıfım vardır. Eskişehir Sanayi Odası, Eskişehir Ticaret Odası, İstanbul Sanayi Odası, Ankara Ticaret Odası, Ankara Sanayi Odası, Kayseri Sanayi Odası, İşveren Dergisi, İktisadi Kalkınma Vakfı Dergisi gibi oda dergilerinde yazılarım yer almıştır. Türkiye’de yayınlanan çok sayıda bilimsel derginin hakem heyetinde yer almaktayım. Ders kitaplarım: 42 baskı yapmış olup 3.884 sayfadır.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.