Bu köşede 27 Nisan’da yayınlanan yazımın başlığı  “Erdoğan Taziyelerimizi İletti Sıra Putin de” idi. Cumhuriyeti tarihinde ilk defa 1915 olaylarının yıldönümü vesilesiyle Başbakan seviyesinde Ermenilere taziye mesajı yayınlanmıştır. Başbakan adına Başbakanlık tarafından yazılı olarak yayınlanan mesajda Ermenilere taziye dilekleri şöyle iletilmiştir: “Hayatlarını kaybeden Ermenilerin huzur içinde yatmalarını diliyor, torunlarına taziyelerimizi iletiyoruz.”

 

Kırım’ı ziyaret eden Putin, 18 Mayıs 1944 tehcirinde hayatlarını kaybeden Kırım Türklerinin çocuk  ve torunlarına taziyelerini iletmemiştir. Madem Türkiye Cumhuriyeti Ermenilere taziyelerini iletiyor, Rusya da Kırım Tatarlarına taziyetlerini neden iletmesin?
Putin, Başbakan Erdoğan gibi “18 Mayıs’ta 1944 tehcirinde hayatlarını kaybeden Kırım Tatarlarının huzur içinde yatmalarını diliyor, torunlarına taziyelerimizi iletiyoruz” dememiş ve Çarlık Rusya’sının Türkler, Osmanlı ve Türkiye’ye karşı olan duygularına teslim olmuştur.

Bunun en somut kanıtı, Kırım Başbakanı Sergey Aksyonov’un Kırım’da 6 Haziran‘a kadar kitlesel eylemlerin yapılmasının yasaklanmasına ilişkin kararı imzalamasıdır. Bu karar sonrasında Kırım Tatar Milli Meclisi başkent Akmescit Merkez Meydanı’nda yapılacak mitingden vazgeçmiştir.

Buna karşılık 17 Mayıs’ta  Kırım Tatar sürgününün 70’nci yıldönümü New York’taki Birleşmiş Milletler  Genel Merkezi’nde gündeme getirilmiştir.  Törende ABD’deki Kırım Tatar diasporası, Ukrayna ve Polonya’nın Birleşmiş Milletler  Temsilcileri, sanatçılar ve sivil toplum temsilcileri yer alırken Rusya’dan bir katılım olmamıştır. Ukrayna’nın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Yuriy Sergeyev törende yaptığı konuşmada Kırım Tatarlarının Kırım’dan sürgün edilmesinin totaliter Sovyet gücünün insanlık dışı yüzünü gösteren en büyük örneklerden biri olduğunu belirterek, Kırım Tatarların evlerinde aramalar yapılmasından, haklarının ihlal edilmesinden, Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun Kırım’a girişinin kontrol altına alınmasından ve sürgün kurbanlarını anma etkinliklerinin yasaklanmasından dolayı endişelendiğini açıklamıştır. Yuriy Sergeyev ayrıca, Kırım’ın Rusya tarafından ilhak edilmesinden sonra 7 binden fazla Kırım Tatarının yarımadadan ayrılmak zorunda kaldığını belirtmiştir. Soma’daki maden ocağı faciasının ardından Başbakan Erdoğan maden kazaları için “Bu işin fıtratında bu var” demiştir. Bu cümleyi 18 Mayıs 1944 sürgünü için çevirirsek büyük hata etmiş oluruz: “Sürgün, işinfıtratında var.” Çünkü, Rusya yüzyıllardır sıcak denizlere çıkmak istiyor. Bunu önündeki en büyük engel Kırım Tatarları ve Osmanlı devletidir.

 

Rus ÇarıNikolay Saint Petersbug’da ‘da  9 Ocak 1853 tarihinde Osmanlı için  “Kollarımız arasında hasta, ağır hasta bir adam var” demiş ve 12 Mayıs 1860 tarihinde  The New York Times’da bu ifade yer almıştır. (Avrupa’nın hasta adamı: Sick man of Europe)

Kırım Tatarları, 1420 yılında Altınorda İmparatorluğu’ndan kopup bağımsızlıklarını kazanmıştır. Bu tarihten 1783 yılında Çarlık Rusya’sı tarafından ilhak edilinceye kadar, Kırım Hanlığı içinde yaşamışlar,1783’de Rusya’nın esaretine düştükten sonra gördüğü zulüm ve haksızlıklardan dolayı büyük gruplar halinde Kırım’dan ayrılmaya başlamışlardır.

Bu olay Kırım tarihinde Büyük Göç olarak anılmaktadır. Büyük Göç’e, 1774 Küçük Kaynarca Anlaşması zemin hazırlamıştır. Anlaşma’nın 3’ncü maddesi ile Kırım Hanlığı, bağımsız bir bölge olarak Osmanlılar ve Rusya tarafından kabul edilmiştir. Bunu fırsat bilen Rusya, Kırım Hanlığını yok etmek için girişime başlamıştır.

Cevdet Paşa, Tarih-i Cevdet isimli kitabında bu duruma dikkati çekmiştir. Cevdet Paşa, bağımsızlık kurularak Rusya’nın Kırım Tatarları üzerinde sağlamış olduğu “himaye” hakkı ile Kırım’ı manen istila ettiğini yazmıştır.

Rus Çariçesi II’nci Katerina’nın Hanlık tahtından Devlet Giray’ı indirip yerine himaye ettiği Şahin Giray’ı getirmesi üzerine Osmanlı Padişahı I’nci Sultan Hamit “Rusların asıl amacının Kırım’ı ilhak etmek olduğunu” açıklayarak tarihi gerçeğin altını çizmiştir.

İkinci Dünya Savaşı’nın çıktığı döneme kadar Kırım’da 1921 ve 1922 yıllarında büyük bir açlık yaşanmıştır. Bunun sonucunda 100 bin insan ölmüştür. Açlıktan ölenlerin yüzde 60’ı Tatar halkındandır. Savaş’ın bitmesine yakın 1944 yılının Nisan ayında, bu defa Bolşevik Kızılordu Birlikleri Alman işgalinde olan Kırım’a girmiştir.

18 Mayıs 1944 tarihinde Kırım Türkleri, Almanlarla işbirliği yaptıkları gibi haksız bir gerekçeyle ve Stalin’in özel emriyle bir gecede trenlere bindirilerek başta Özbekistan olmak üzere Orta Asya’ya sürülmüştür. Sürgüne gönderilen 300 bin Kırım Türkünden yarısı yollarda ölmüştür.

300 bin suçsuz insanın sürgün edilmesi ve yarısının yollarda hastalık, açlık ve iklim şartları sebebiyle kaybedildiği bu sürgün, insanlık tarihinin kara sayfalarından biridir. Sürgün, Kırım Tatarlarına yönelik bir soykırım suçudur ve insanlık ayıbıdır.

Bu sebeple “Sürgünde ölmek bu işin fıtratında var” dersek, bu doğru bir tespit olmaz.

 

Ticaret Odası ve Macaristan Vizesi

Eskişehir Ticaret Odası (ETO) ile Macaristan Büyükelçiliği arasında vize kolaylığı protokolü imzalanarak oda mensubu işadamlarına yurtdışı çıkışlarında avantaj sağlanmıştır.

Protokol töreninde konuşan Macaristan’ın Ankara Büyükelçisi Janos Hovari, “Türkler ile yeniden müttefik ülkeyiz. NATO’da beraberiz. Türkler bize çok destek verdi. Türkiye`nin AB’ye üye olması için her zaman destek istiyoruz. Geniş bir AB istiyoruz. Türkiye`nin yeri AB’dir. 15-20 yılda yeni bir Türkiye inşa edildi. Biz Macarlar, Türkiye’deki her alanda iş birliği istiyoruz. Türkiye`deki iş adamlarını Macaristan’a bekliyorum. Vize meselesi engel olmasın” demiştir ama AB Türk vatandaşlarına ABAD’nın kararlarına ve AB hukukuna, Ankara Anlaşmasına ve OKK’na rağmen 1980 yılından bu yana vize uygulamaktadır.

 

Protokol’ün imzalandığı hafta AB Konseyi, büyük çoğunluğu Karayipler ve Pasifik bölgelerindeki ada ülkelerinden oluşan 19 ülkenin vatandaşlarına Schengen alanına vizesiz girme hakkı tanıyan kararı onaylamıştır.

 

Türkiye’nin yarım asırdır vizesiz giriş için bekletilmesine karşılık Pasifik Okyanusu’nun orta kesiminde, Avrupa kıtasına binlerce kilometre uzaklıkta bulunan küçük bir ada ülkesi olan Kiribati dahil vize muafiyeti uygulanan 19 ülke şunlardır:Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kolombiya, Dominika, Grenada, Kiribati, Marshall Adaları, Mikronezya, Nauru, Palau, Peru, Saint Lucia, Saint Vincent ve Grenadinler, Samoa, Solomon Adaları, Doğu Timor, Tonga, Trinidad ve Tobago, Tuvalu ve Vanuatu.

Avrupa Komisyonu, Kasım 2012’de  konuyu gündeme getirmiş, daha sonra Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi arasında yapılan görüşmelerde BAE, Peru ve Kolombiya’nın da bu listeye eklenmesi kararlaştırılmıştı.

Türk vatandaşlarına uygulanan vizenin hiçbir hukuki dayanağı yoktur ve bu uygulama bir Bobon kriteridir. Bo: Bizden Olanlar, Bon: Bizden OlmayaNlar.

***

Soma’daki maden ocağı felaketinde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diler, kederli ailelerinin acısını paylaşır, kendilerine başsağlığı ve sabır temenni ederim.

 

Bugün 19 Mayıs.Ülkemizin  Atatürk’ün işaret ettiği hedefleri gerçekleştirme konusundaki kararlılığının bir yansıması olan bu bayramımızda, Atatürk ve silah arkadaşlarını saygıyla anar,  gençlerimizin 19 Mayıs Bayramı’nı  hüzün içinde de olsak kutlarım.

 

 

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.