Kategoriler
Ahmet K. Aytar

BAYRAMA SİNEN KÂBUSUN UMUDA DÖNÜŞMESİ

 

“Büyük Ortadoğu Projesini”yürütmek üzere Türkiye ve hilafetin temsilcisi Osmanlı’nın ardından oluşan devletlerde Dünya İmamı Fethullah Gülen,Başbakan Erdoğan, Müslüman Kardeşler Örgütü, benzerleri ve avaneleriyle İslam Birliğinin ekonomik güç olması- aslında,değişim sürecinde ülkelerin ekonomik ve sosyo-politik değişkenlerinin etkileştirilmesi ve güçsüzleştirilmeleri -bu suretle,bir yanda İsrail’in İslami cihad gibi bir tehdite karşı güvenliğinin sağlanması, öte yanda maksimum kârın sağlanarak Batı’ya ilişiklenmesi sürecinde bir Ramazan Bayramına daha girilmiş bulunuyor.

*
Bugün Suriye’den Ortadoğu’ya genişleme istidadındaki kriz -bir defasında, Başbakan Erdoğan’ın,”İsrail’in nükleer programı konusunda ikna olmaması halinde İran’ı vurmaya kalkarsa ne olur?” sorusuna verdiği yanıtı hatırlatıyor.
İslam alemi Ramazan Bayramına Erdoğan’ın,”İsrail’in İran’ı vurması felâket olur.Bunu gündeme getirmesi de felâket tellallığıdır.Bunu Obama’ya da söyledim.Böyle bir adım atıldığı anda,bir saldırı durumunda bu bölge tamamen yerle yeksan olur”yanıtının dehşetiyle girmiştir.
Ne ki hayat yine mucizesini gösteriyor ve ufakta olsa dünyaya,İslam ülkelerine,Türkiye’ye barışın,esenliğin,sevginin ışığını yansıtıyor…

*
Önce halkların Ramazan Bayramını nasıl karşıladığını görmek gerekiyor.
İsrail istihbaratına yakınlığı bilinen Debka internet sitesi kan gölüne çevrilmiş Suriye’de Cumhurbaşkanı Esad’ın Ankara’yı,Türkiye’nin muhaliflere silah yardımını kesmemesi ve FIM-92 Stinger uçaksavar füzesi vermesi halinde sınırdaki 2500 militanıyla PKK’yı Rus yapımı SA-8 uçaksavar füzeleri ile güçlendireceğini ilettiğini yazmaktadır.
Haberde Ankara’nın mesaja cevaben,böyle bir hamlede bulunulması halinde bunun savaş anlamına geleceği uyarısında bulunduğu kaydediliyor.

*
Türkiye’nin Suriye rejimine karşı sergilediği tutum,onlara eşlik etmeyen başka devletlerin bunun bedelini ödemeleri gerektiği yönünde gelişme göstermektedir…
Mesela Bakube,Diyale,Musul terör saldırıları ile sarsılırken, Suriye yönetimini destekleyen Irak hükümeti bu saldırıların Başbakan Maliki’ye darbe indirmeyi amaçlayan Türkiye’nin desteklediği Sünni BAAS partisi kalıntıları ya da El Kaide örgütünce yapıldığını açıklıyor.
Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun Kerkük temaslarında merkezi hükümeti dışlaması ve Suriye isyancıları ile yakınlaşması için Kuzey Irak Kürt Yönetimini baskılaması, Sünni BAAS bakiyesini desteklemesi Irak hükümetinin,”Bölgede her türlü gerilimin olumsuz sonuçlarının tüm bölgeyi saracağı” ikazına neden oluyor.

*
Hakkari/Şemdinli’de 23 Temmuz’da başlayıp 19 gün boyunca kanlı operasyonlar sürdüren PKK,milletvekili kaçırma eyleminden sonra bu kez BDP milletvekillerinin yolunu kesmiştir.
BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü,”Devlet bizim güvenliğimizle ilgilenmediği gibi o bölgeye de girmiyor zaten.Her ne kadar bölgeden çekildiklerini söyleselerde Şemdinli’nin hemen dışındaki kontrol noktasından sonra bir daha güvenlik noktası görmedik”diyor!
PKK propagandası sürüyor,”Türk askeri karakollarından çıkamıyor”deniyor…

*
1947’de BM Genel Kurulunca kabul edilen karara göre bir devletin-mesela,Türkiye’nin; diğer devletlerin iç işlerine müdahale etmeme,başka bir devlet sınırları içinde iç savaş çıkarmama,İnsan hakları saygılı olma,Barışı tehdit edici davranışlardan uzak durma, Sorunları barışçı yollardan çözme ve savaş yöntemine başvurmama,Hukuku ihlal edenlerle yardımlaşmama,Zorla işgali tanımama,Anlaşmaları iyi niyetle uygulama yükümlülüğü bulunuyor.

*
Rağmen Başbakan Erdoğan’ın kaza- kader icabı lâik ve ulusal yönetimlere tabi olmuş ümmet parçaları arasında din kardeşliği temelinde birliği korumak,dayanışmak,
çatışmamak,parçalanmamak-teminen, ümmete din kardeşliği şuuru,imanı ve hayatını güçlendirmek ve giderek ümmet birliğini kurmaya yıkanmışlığı,
Halkı müslüman bir ülkenin lâikçi,ulusalcı felsefe ile ümmeti bölen ve belli bir kavmiyeti herkese dayatan siyasetine karşı mücadele etmenin de müslüman ümmetin vazifesidir çerçevesindeki vesvesesi,
Çağdaş siyaset yerine ümmetin birliğini, vatandaşlık yerine din’i,eşitlikler yerine din birliğini,adalet yerine insan olmayı öngören mazide kalmışlığı ve ABD’ye taşeronluğu,
Türkiye’nin komşu ülkelere türlü bakımdan müdahale etmesine ve sorunlu ilişkilerine neden oluyor-daha da fenası, Başbakan Erdoğan’ın bu kötü dünyasına tahammül edildikçe,ilişkiler kötüleşme yolunda giderek azıyor…

*
Nitekim Erdoğan Kürtçüleri,İslamcılığın kardeşlik fikri,dayanışma hissi gibi eğilimlerle Türkiye’nin refahından pay almaya çağırmakta,Kürtçülüğe “Güvenlikçi Yaklaşım”
ya da”Terörle mücadele,siyasetle müzakere” stratejisi çerçevesinde yaklaşmaktadır.
Oslo benzeri görüşmelerin yapılmayacağı,İmralı ve Kandil’in devre dışı kalacağı,siyaset dışı kanala itibar edilmeyeceği, tek muhatabın seçilmişler ve halk olacağı,Kürt vatandaşların PKK ve KCK baskısından kurtarılacağı,Kürt kimliği düzenlemesi olmayacağı,yerel yönetimlerin güçleneceği, İmralı’da Öcalan’la ve Kandil ile ilgisinin kesilmesi halinde BDP ile siyasi müzakerelerde bulunulacağı duyuruluyor.
İyi ama bu politikanın Kürtçülüğün yayıldığı Suriye,Irak ve İran’ın meşru rejimleriyle ortaklaşa işlemesi ve sonuç alınabilmesi için öncelikle BM kararına uygun bir devlet olunması gerekiyor.

*
Bu handikap vesilesi ile Kürtler,Türkiye’nin Suriye-Irak,İran’dan kendini ayırdığı coğrafyada,bu dört ulusun toprak ihlali ve bu ihlali meşru sayan siyasi,sosyo-ekonomik uygulamalarıyla yok edilmek istendikleri savunusuyla, eşgüdümde -fakat, kendi şartlarının gerektirdiği yönde başkaldırıdadır.
Başbakan Erdoğan ve hükümetinin yeni bir oligarşik güç üzerinde yükseldiği,ne Kürtlerin ne de Alevilerin sorunlarını çözmede vizyonları nedeniyle yetersiz oldukları,sorunları çözme beklentisi yaratıp,çözermiş gibi yaparak zaman kazanıldığı,seçimin çözüm aracı olmaktan çıktığı,demokratik siyaset değil imha ve tasfiyeciliğin dayatıldığı,siyasetin çözüm üretmediğine inanılıyor.
O halde Türkiye’de “Varlığını Koruma ve Özgürlüğünü Kazanma” temel hedefinde Devrimci Halk Savaşı Stratejisi uygulanıyor ve birincil olarak soykırımcı-sömürgeci iddiasında bulundukları Erdoğan ve hükümetini durdurmak ve yıkmanın mücadelesi veriliyor.
Hakkari Şemdinli’de PKK militanlarının BDP milletvekilleriyle hararetli buluşması alan hakimiyetinin kurulduğunun göstergesidir,hakimiyet kurulan mahallerde giderek örgütlü hareketle demokratik özerk yönetimler oluşturuluyor.

*
Ramazan Bayramına ve sonrasında hem Türkiye hem bölgeye umut saçan o gelişme bu manzaradan çıkıyor.
Terör ve Suriye’deki olayları değerlendirmek üzere TBMM’yi olağanüstü toplantıya çağıran CHP’de Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu grup konuşmasında,
“Değerli milletvekilleri işgal devletinden talimat alan İstanbul hükümeti psikolojisinden artık kurtulun, milli irade var burada.Ülkeyi de kendinizi de üç beş kişinin marjinalliğinden kurtarmak için gelin Ankara’ya.Türkiye’nin sorunlarına sahip çıkın, çözüm üreten merciin TBMM olduğunu asla unutmayın” diyerek söze başlıyor.

*
“Şu tespit yapılıyor ‘Maalesef Türk vatanı PKK kuşatması altına alınmış ve soluk alınamaz hâle getirilmiştir’ deniyor.Bu yorum, bu görüş son derece tehlikeli, ciddi ve korkutucudur. Mademki bu kadar ciddi, bu kadar tehlikeliyse bunun çözümünü, Türkiye’yi bu hâle getiren AKP’nin politikalarına destek vererek mi sürdüreceksiniz”diye soruyor.
Milletvekili Hüseyin Aygün’ün kaçırılmasıyla ilgili konuştuktan sonra,”Bu olay bizim teröre bakış açımızı değiştirecek değildir.Terörün düşünce dünyamızı, zihin dünyamızı, değerler sistemimizi yönetmesine, belirlemesine asla izin vermeyeceğiz. İnadına demokrasi diyeceğiz, inadına barışın dilini konuşacağız”diyor.

*
Sonra Başbakan Erdoğan’a ve hükümetine,”parçalanmış bir Suriye mi,kan akan bir Suriye mi,kaos mu yoksa egemenliği,bağımsızlığı,toprak bütünlüğü korunmuş,demokratik,
hukukun üstünlüğüne dayalı,halkların anayasal ve hukuksal zeminde güvenceye alındığı bir Suriye mi istiyoruz.Sayın Başbakan, sizin Suriye politikanızdan kim kârlı çıkıyor” sorusunu yöneltiyor.
Rusya,Çin ve Kürtçülük sorununda Türkiye’nin hemderdi İran,Irak ve Suriye’nin desteklediği Cenevre’de düzenlenen Suriye konulu konferansta alınan BM barış planının desteklenmesi,ortak rıza çerçevesinde geçiş hükümetinin kurulması planına benzer bir plan öneriyor-doğrusu, Ramazan Bayramında Türkiye’den Ortadoğululara barışın,esenliğin sesi oluyor.

*
Öneri BM himayesinde,Güvenlik Konseyinin daimi üyeleri,Arap Birliği,AB,İran,Türkiye’nin ve Suriye rejimi ve muhalefet temsilcilerinin katılacağı uluslararası üç bölümlü bir konferansı öngörmektedir.
1.bölüm toplantıya katılanların görüş ve beklentileri,15 gün sonra 2.bölümde ateşkes,fiili duruma ilişkin mutabakat,halkların güvence ve teminat altına alınması gibi hususları içeren müzakereler ve 3.bölümde konferans sonuçlarınin Güvenlik Konseyi kararına dönüştürülmesiyle bağlayıcı hale getirilmesini kapsıyor.

*
Türkiye’nin uluslararası saygınlığının artması, tüm Ortadoğu’nun Başbakan Erdoğan’ında hissedarlığında sürüklendiği bataklıktan çıkması,bu bataklığın yansısından payını alan terörün durması,Kürtçülük sorununda hemdert dört ulusun müşterekliğinde Kürt Sorununun barışçıl çözümüne yepyeni bir sayfada yepyeni fırsatların açılması,halklara umut ve hayatın bayram olması için kötünün reddedilmesi bu önerinin desteklenmesi gerekiyor.

*
Bayramınız kutlu olsun,efendim.

19.8.2012

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.