Tarımı bitirdiler..
Havancılık? Sizlere ömür.
Dışarıdan et ithal getirdi, köylüyü, milleti bitirdi. Nasıl mı..?
Yerli 30 kuruşa satıyorsa, dışarıdan geleni 5 kuruşa satarak.
Yahut şöyle de diyebiliriz, dışarıdan getirilen ete ve tarıma 200 milyar dolar para ödeyerek.

Türkiye’ye 200 milyar dolarlık dışarıdan tarım ürünleri getirildi. Bunun onbinde birini yerli çiftçiye, köylüye verselerdi, ne aç kalırdı ne yoksul!
Kalkınırdı, aç kalmazdı…
Kurban etini de ithal ettiler, hastalıklı hayvanları batılı kendi halkına yediremedi ama bu iktidar vatandaşına afiyetle yedirdi.
– Caiz mi, diye sordu halk…
– Caiz caiz, dediler!
– emme kusurlu hayvan, diyecek oldu birileri. Cevap verdi iktidar:
– Caiz dedük ya!
200 milyara kusurlu hayvanlar, genetiği ile oynanmış tarım ürünleri ve nihayet hastalıklar…
Vah vah…

Çiftçilerin borç miktarı 20 milyon dolar. Yani dışarıya verilen paranın onbinde biri.
Anlaşıldı mı…?
Anlaşılmadı ise şöyle anlatayım değerli kardeşim. İthal edilecek et ya dondurulmuş, yahut soğuk ettir.
Dondurulmuş et,  15 yıl kadar saklanabilen ettir. Genellikle üretim fazlası olan ülkeler satamadıkları eti dondurarak saklarlar.
AB’nin hayvancılık yapan ülkelerinde çok miktarda dondurulmuş et vardır. Bunu yerli halkı genelde mecbur kalmadıkça satın almaz!
Nedeni ise çok basit, dondurulmuş eti kasabın alıp satması çok zordur, tüketiciye satamazlar.
Çünkü bu etler çözüldüğünde görünüm olarak üstü sümük gibi olur. Tüketicinin doğrudan tercih edeceği et olmayacağı herkesin malumudur, değil mi?
Bu durumda dondurulmuş et ancak toptan alım yapan yemek fabrıkalarına büyük çaplı satılabilir.

Soğuk ete gelince, iki hafta ömrü vardır. İki hafta sonra kokmaya başlar. Dolayısı ile ancak yakın ülkeler arasında yapılabilir.
Hayvan kesildikten sonra soğuk hava deposunda bekletilir ve raf ömrü 2 haftadır. Yani uzak ülkelerden taşınması mümkün değildir.
Ancak AB bu konuda da bize yakın ve yardımsever olduğu için…
Anlaşıldı mı..?

Halen mi anlamadınız?
Şöyle açıklayayım o zaman size.
İthalata verilecek paranın onda biri yerli üreticiye harcansa idi, Türkiye ithal eden değil, ihraç eden ülke olacaktı.
AB kendi halkına satamadığı eti, Türkiye’ye ithal edemeyecekti.
Domuz da katıyorlar ise etin arasına…
Vah vah…

Zaten bu ülke Kur’an-ı Kerim’i anlayarak okusa, AKP iktidar olamazdı. Yaptıkları hiç birşey Kur’an-ı kerim’le uyuşmadığı için…değil mi?
Dindar nesil yetiştireceğiz demelerine aldanmayın, onlar et ve tarımı nasıl bitirdiklerini sorgulamayan bir nesil yetiştirmek istiyorlar.
200 milyar doları AB ülkelerine vererek et ithal ettikleri halde 20 milyon doları kendi üreticisine niye vermediğini sormayan nesil yetiştirecekler…
Bak çevrene bir.., hani et ithalı nereden yapılıyor diye soran var mı?

Şimdi anlaşıldı mı…?
Anlaşılmadı ise… vah vah…!

Mustafa Çelebi

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.