Blog

  • İran: İncirlik’i de vururuz

    İran: İncirlik’i de vururuz

    Hürriyet – 12 Temmuz 2008

    İran’ın topraklarının saldırıya uğraması durumunda “İsrail’in kalbini ve bölgedeki İncirlik üssü de dahil 32 Amerikan üssünü” hedef alacağı bildirildi.

    İran’ın Şahap füzelerinin mezili İncirlik’i vurabilir

    Yarı resmi Fars ajansının haberine göre, İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in danışmanı Mücteba Zolnur, “Eğer Amerika veya İsrail ateş açar ya da ülkemize füze atarsa, İran silahlı kuvvetleri İsrail’in kalbini ve bölgedeki 32 Amerikan üssünü, bu saldırının tek bir kumu yere düşmeden hedefleyecektir” dedi.

    Zolnur, Hamaney’in Devrim Muhafızları bünyesindeki temsilci yardımcısı görevinde bulunuyor.

  • Obama’dan Ermeni cikisi

    Obama’dan Ermeni cikisi

    OBAMA TURK AMERIKAN ILISKILERINI BALTALAMAYA BASLADI

    ABD baskan adayi, yeni Erivan Buyukelcisi’ni ‘soykirim’ iddialariyla sikistirdi

    Obama’dan Ermeni cikisi

    Yil sonunda yapilacak ABD baskanlik secimlerinin favori ismi olarak gosterilen Demokrat Partili Obama, Ermenistan’a buyukelci olarak atanmasi dusunulen Yovanovitch’i, 1915 olaylari ile ilgili sorulariyla terletti. Yovanovitch ise resmi Amerikan politikasina sadik kalarak olaylari “soykirim” diye nitelemekten kacindi.

    Dis Haberler Servisi – ABD’deki Ermeni lobisiyle yakin iliskileri olan Demokrat Parti’nin baskan adayi Barack Obama, Erivan Buyukelciligi’ne atanma sureci devam eden Marie Yovanovitch’e, Dogu Anadolu’da 1915 yilinda meydana gelen olaylarla ilgili 4 yazili soru yoneltti.

    Ayni zamanda Senato Dis Iliskiler Komitesi uyesi olan Obama’nin, “Ermeni soykirimini cevreleyen olaylari nasil tanimliyorsunuz” sorusunu yazili olarak yanitlayan Yovanovitch, “soykirim” ifadesini kullanmamaya ozen gosterdi. Yovanovitch, Osmanli Imparatorlugu donemindeki 1915 olaylarinin ABD tarafindan “kitle katliami, etnik temizlik ve zorunlu goc” olarak tanimlandigini kaydetti.

    Obama’nin, “Goreve baslamanizin onaylanmasi durumunda soykirim kurbanlarini nasil anacaksiniz” sorusu uzerine, nisan ayinda yapilan anma torenlerine katilacagini belirten Yovanovitch, “Turk ve Ermeni halklari arasinda anlayis ve uzlasma saglanmasina calisacagini” da sozlerine ekledi.

    Buyukelci adayi, Turkiye’de 1915 olaylarinin incelenmesi konusundaki soruyu yanitlarken, Turk ve Ermeni tarihcilerin ABD’ye davet edilmesinin dusunuldugunu soyledi.

    Obama’nin dorduncu sorusu ise Turk Ceza Yasasi’nin 301’inci maddesi konusunda oldu. Yovanovitch, ABD’nin, bu maddenin ifade ozgurlugunu kisitladigi gerekcesiyle kaldirilmasindan yana oldugunu, ancak son duzenlemeyle dava acma kararinin adalet bakanina birakilmasinin da olumlu oldugunu ifade etti.

    Veto edilebilir

    Amerika Ulusal Ermeni Komitesi (ANCA) adli kurulus, Yovanovitch’in Obama’nin sorularina “kacak” yanitlar verdigini ve bunun tatmin edici olmadigini ileri surdu.

    ABD’nin Erivan Buyukelciligi, Mayis 2006’dan bu yana bos. Son buyukelci John Evans, 1915 olaylarini “soykirim” diye nitelendirince gorevden alinmis, yerine atanmasi dusunulen Richard Hoagland’i Ermeni iddialarini sahiplenen Senator Robert Menendez veto etmisti.

  • TURKISH FORUM BULTENLERINI FACEBOOK’DAN DA TAKIP EDEBILIRSINIZ

    TURKISH FORUM BULTENLERINI FACEBOOK’DAN DA TAKIP EDEBILIRSINIZ

    Haluk Demirbag
    July 11 at 7:19am

    Artik Turkish Forum Page uzerinde RSS Feeds cekebiliyoruz.

    Programi yapan’da Turk eline saglik guzel bir uygulama cikarmis.

    Boylelikle insanlar ilgilendikleri konularda secimli Turkish Forum’a ziyaret yapabilecekler.

    hurmetler

    haluk

  • Tablo – “Ergenekon” tamtamları  …  Oktay EKŞİ

    Tablo – “Ergenekon” tamtamları … Oktay EKŞİ

    11 Temmuz 2008
     
    Oktay EKŞİ
     [email protected]
     Tablo
    BİRİMİZ doğru yapıyoruz ama hangimiz, o tartışmalı… Birimiz derken aylardan beri “Ergenekon” tamtamları çalarak gözlerine kestirdikleri herkesi ya “darbeci” yahut “darbe destekleyicisi” olarak ilan edenlerle; Ergenekon dahil “yargıya intikal etmiş konularda yazı yazmamaya” dikkat edenleri kastediyoruz.
    Baştan belirtelim:

    Eğer “Ergenekon” sanıkları arasında meşru hükümeti darbe yoluyla devirmeye kalkan yani suç işleyen varsa, elbet cezalandırmalıdır. Çünkü hem demokrasinin, hem hukuk devletinin hem de ülkemizi çağdaş dünyanın bir parçası olarak yaşatmanın temel koşulu budur.
    Hürriyet’in 60 yılı bulan geçmişinde, bu temel inancımıza aykırı tek satır yoktur.
    O nedenle burada yargı sürecini etkileyecek yayın yapılmaz. Çünkü hukuka saygı onu gerektirir.
    Güncel duruma gelince…
    Bugün ona buna “utanma” çağrısı yapanlar eğer kendi geçmişlerinden utanmıyorlarsa anımsamaları ve teslim etmeleri gereken bir şey var:
    Onlar, 12 Eylül döneminde “asker ne der” korkusuyla “sade suya tirit” yazılar yazarken kamuoyunun beklentilerine Hürriyet yazarları tercüman oluyordu.
    Belki de sicillerindeki o kayıtları unutturmak için şimdi saldırganlaştılar. O zaman yapamadıklarını 22 Temmuz seçiminin Adalet ve Kalkınma Partisi’ne verdiği güce sığınarak yapmaya kalktılar.
    Anımsayınız… Bunlar, uzunca bir süredir Türkiye’deki “ulus-devlet”ten şikayetçiydiler. Ancak bu ülke ve bu ulus düşmanlarının savunacağı bir tezi gözümüzün içine baka baka yıllarca savundular.
    Bugünkü iktidarın da “ulus-devlet”ten çok “ümmet-devlet” anlayışına yakın olması onlara cesaret verdi. İktidarla özdeşleşince hepsi birer “özgürlükçü” kesildi.
    Ancak “özgürlükçü”lüğü “yıkım müteahhitliği” gibi algıladılar. Bu ulusu bugünlere getiren ne kadar değer, ne kadar kurum, ne gibi amaç varsa hepsine savaş ilan ettiler.
    Silahlı Kuvvetler’i de, yargıyı da yıpratma kampanyalarının gerisindeki gerçek budur.
    İşte o aşamada ortaya çıkan bir soruşturma konusunu parmaklarına dolayarak kendileri gibi düşünmeyenleri, kendileri gibi yazmayanları baskı altına almaya kalkıyorlar.
    Sanki ciddiye alınmaları söz konusu olabilirmiş gibi!
    Oysa her on senede bir yeni bir itirafname kaleme almak zorunda kalacak kadar kafası karışık olanlara ve özgürlükçülük adına yeni bir “McCarthy’cilik” kampanyası başlatanlara bu adresten söylenecek şey çok basit:
    Siz özgürlükçü değilsiniz. Başkaları üzerinde kurmaya çalıştığınız baskıyla da sabit olduğu gibi siz, kendisini liberal sanan birer faşistsiniz.
    Siz gerçekten özgürlükçü olsaydınız, gerçekten hukukun üstünlüğünü savunsaydınız, gerçekten hukuk devletinden, bağımsız ve adil yargıdan yana olsaydınız bu ilkeleri sadece işinize geldiği zaman değil, her zaman savunurdunuz.
    *** 

  • Yunanistan’dan Batı Trakya’ya anaokulu oyunu

    Yunanistan’dan Batı Trakya’ya anaokulu oyunu

    12/07/2008

    Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği (BTTDD) Bursa Şube Başkanı Avukat Hakan Çavuşoğlu, Yunanistan’ın yasalarda yaptığı değişiklikle Lozan Anlaşması’nın ‘çift dilli eğitim’ maddesine aykırı olarak anaokuldan itibaren çocuklara sadece Yunanca eğitim verek, Yunanistan kültürü aşıladığını söyledi.

    Soydaş çocuklarının henüz 4-5 yaşındayken Yunanistan örf ve ananelerine göre yetiştirildiğine dikkat çeken Çavuşoğlu, “Soydaş çocuklarımız Yunanistan’ın haksız uygulamalarıyla karşı karşıya kalmıştır.” dedi.

    Yarın düzenlenecek Geleneksel 10. Batı Trakyalılar Panayırı ve 4. Uluslararası Balkan Yağlı Güreşleri Şampiyonası hakkında dernek binasında düzenlediği basın toplantısında konuşan BTTDD Bursa Şube Başkanı Hakan Çavuşoğlu Lozan Anlaşması’na rağmen Yunanistan Türklerin ‘çift dille eğitim hakkı’nı engellediğini söyledi.

    Çavuşoğlu, Yunanistan’da ana okuldan itibaren sadece Yunanca eğitim verildiğini, böylece özellikle Türklerin mağdur edildiğini söyledi.

    Trakyalılar Panayırı ile de ilgili bilgi veren Çavuşoğlu, panayırın yapılacağı Gündoğdu köyünün mesire alanıda kene alarmı yüzünden 3 aydır denetim ve gözetim altında tutulduğunu ve son olarak alanın keneye karşı ilaçlandığını söyledi.

    Balkan Güreş Şampiyonası için yaklaşık 500 sporcunun ter dökeceğini anlatan Çavuuşoğlu, panayırın ağalığını ise 32 bin YTL ile Ali ömeroğlu’nun aldığını kaydetti.

    Yarınki panayıra 10 bin kişinin katılması bekleniyor.

  • Erivan büyükelçisi adayı Yovanovitch “soykırım” ifadesini kullanmadı

    Erivan büyükelçisi adayı Yovanovitch “soykırım” ifadesini kullanmadı

    Washington – ABD’de Ermeni tezlerini savunan Demokrat Parti’nin başkan adayı Senatör Barack Obama’nın yazılı sorularını yanıtlayan Başkan George W. Bush’un Erivan büyükelçisi adayı Marie Yovanovitch, Obama’nın ısrarlı ifadelerine karşın, 1915 olaylarını “soykırım” olarak nitelendirmedi.

    Senato Dış İlişkiler Komitesinde onay süreci devam eden Yovanovitch, komite üyesi olan Obama’nın dört yazılı sorusunu yine yazılı olarak yanıtladı.

    Obama’nın, “Ermeni ’soykırımını’ çevreleyen olayları nasıl tanımlıyorsunuz?” şeklindeki sorusu üzerine Yovanovitch, özetle, ABD’nin, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemindeki “kitle öldürmelerini, etnik temizliği ve ve zorunlu göçü” kabul ettiğini kaydetti, ancak Ermenilerin esas amaçladığı sözcük olan “soykırım” ifadesini kullanmadı.

    Obama’nın, “göreve başlamanızın onaylanması durumunda ’soykırım’ kurbanlarını nasıl anacaksınız?” sorusunu yanıtlayan Yovanovitch, özetle, Erivan’da her yıl nisanda düzenlenen resmi anma törenine katılma geleneğini sürdüreceğini söyledi.

    Barack Obama’nın, “Türkiye’de ’soykırımın’ daha fazla incelenmesi ve ’tanınması’ için ABD Dışişleri Bakanlığı ne adımlar atıyor?” şeklindeki sorusunu yanıtlayan Yovanovitch, Türk devlet arşivlerindeki arşivcilerin ABD’de tarihi araştırmaların yapılış biçimini izlemek üzere davet edilmesine ilişkin bir program üzerinde çalıştıklarını, Ermeni arşivcilerle de temas ettiklerini söyledi.

    Amerika Ulusal Ermeni Komitesi (ANCA) adlı kuruluş, Yovanovitch’in Obama’nın sorularına “kaçak” yanıtlar verdiğini ve bunun tatmin edici olmadığını ileri sürdü.

    ABD’de aralarında büyükelçilerin de yer aldığı üst düzey yetkililerinin atamalarının, Senato tarafından onaylanması gerekiyor.

    Yovanovitch, onay süreci için Senato Dış İlişkiler Komitesinde geçen ay düzenlenen oturumda, Ermeni yanlısı senatör Robert Menendez’in baskılarına karşın “soykırım” sözünü telaffuz etmemişti. Ermeni yanlısı bir başka senatör Barbara Boxer, bunun üzerine Yovanovitch’in durumunun komitede daha iyi incelenmesi için büyükelçi adayının onay sürecini bir ay için durdurmuştu. Komitenin, bu ay ortalarında, Yovanovitch’i oylaması bekleniyor. Ancak, Yovanovitch komiteden onay alsa bile, Ermeni yanlısı herhangi bir senator, büyükelçi adayının Senato genel kurulunda onaylanmasını engelleme yetkisine sahip bulunuyor.

    ABD’nin Erivan büyükelçiliği, Mayıs 2006’dan bu yana boş bulunuyor. Son büyükelçi John Evans, resmi ABD politikasını ihlal ederek 1915 olaylarını “soykırım” diye nitelendirmesinin ardından o ay görevden alınmıştı.

    Kaynak : Anadolu Ajansı

     

  • Gene Başardık Dostlar, başarılı bir kampanya oldu

    Gene Başardık Dostlar, başarılı bir kampanya oldu

    BIRLIKDEN KUVVET DOGAR – TURKISH FORUM AMBLEMI ALTINDA BIRLESINIZ

    From: Senem Shamsili [mailto:[email protected]]
    Sent: Saturday, July 12, 2008 8:34 AM
    To: Dr. Kayaalp Buyukataman, Genel Baskan Turkish forum
    Cc: ‘Taner Ertunc’  Baskan Turkish Forum Almanya ve Genel Baskan Vekili
    Subject: RE: FW: Izmir ve Turk Askeri Hakkindaki Kitap

     SIZLER : TURKISH FORUMUN DEGERLI ONDER VE ONCU  UYELERI    

    Candan tesekkurler……..

    Arkadaslar sagolun. Sizlerinde destegiyle  sesimizi duyurabildik.

    ABC radyosunda mektuplarimiz okundu. Bu konuda asagidaki degerlendirmeyi Turkish Foruma icin  yazdim. 

    Radio National’in 12 Temmuz tarihli Saturday Extra programinda Izmir ile ilgili kitap hakkinda gonderdigimiz mektuplardan ikisi okundu.

    Birisi Sayin Buyukelcimizin son derece icten ve profesyonel bir dille yazilmis icerikli mektubuydu.

    Sunucu bu konuda Turklerden bir cok mektup aldiklarini belirtti. Bu bizler icin guzel bir basari. Turk toplumunu goz ardi etmeye niyetli ABC icin mektup akinina ugramak tatsiz bir surpriz olmali!

    Bugunku programa su baglantidan ulasabilirsiniz:

    Programin sonunda sunucu Giles Milton adina bir kac soz sarf etti. Yazarin Yunanli ya da Ermenilerle degil de Izmirli Levantenlerle konustugunu soyledi.

    Levanten Osmanli doneminde yasamis Musluman olmayan ve ozellikle Akdeniz ulkelerinden gelen halklara verilen genel ad. Bu deyimi kitap boyunca kullanip sonra da Yunanli ya da Ermenilerle iletisim kurmadim demek abesle istigalden baska bir sey degil.
    Eger Saturday Extra programina mektup gondermeye devam edeceksek programin sunucusu Geraldine hanimi bu konuda aydinlatmakta fayda var!

    Dunyanin dort bir yanina dagilmis duyarli Turkleri., Turkish forumun onder ve oncu Uyelerini ve Avustralya Buyukelcimiz Sayin Murat Ersavci’yi etkili tepkilerinden dolayi bir kez daha tebrik ediyorum

    GENE BASARDIK DOSTLAR BASARILI BIR KAMPANYA OLDU :TURKUN SESI AVUSTURALYADA BIR KERE DAHA YUKSELDI: Izmir ve Turk Askeri Hakkindaki Karalamalar

     

  • Türk’ün yeniden doğuş destanı

    Türk’ün yeniden doğuş destanı

    Yilmaz Oztuna tarihci olarak her zaman takdirle andigim bir kisidir. Genclik yillarimda onun yonetiminde cikartilan HAYAT TARIH MECMUASI’ nin mudavimlerindendim. 12 ciltlik Turkiye Tarihi kitabininin tamamini okumustum. Yilmaz Oztuna’dan yine tarihi bir yazi okumak guzel bir sey. Gunluk kose yazilarinda yayinlanan bazi goruslerine (ozellikle AB hakkinda) katilmamakla bereber kendisini bir tarihci olarak her zaman takdir ederim. Cirkin bir dava’ya isim yapilan Ergenekon’un ne oldugunu hepimiz bilmeliyiz. Dava bir tarafa Turkiye bugun gercekten bir Ergenekon ortaminda cikis ariyor. Seriatcilarin demokrasi havarisi kesildigi Turkiye’de, Turklugu on plana cikaracak, Turk Devletinin asli unsurunu koruyacak yeni olusumlara cok ihtiyac var.

    Turkiye’de Turk Yeniden Dogmali ve Destan yazmalidir. Bu destan bugun Turkiye icin tarihteki Cin konumuna gelmis AB/ABD ye karsi yeniden yazilmalidir.

    MUSTAFA ERCILASUN [[email protected]]

    Türk’ün yeniden doğuş destanı

     

    12 Temmuz 2008 Cumartesi

    HAFTALIK DURUM
    Yazan: Yılmaz ÖZTUNA

    ALTAYLAR’DAN DÜNYAYA
    Bumın Kağan, kardeşi İstemi Kağan ile Ergenekon’da 96 yıl sıkışıp kalan milletini dağları eriterek Altaylar’dan indirdi. Onlara dişi bozkurt (asena) yol gösterdi, rehberlik etti.

    TÜRK KİMLİĞİ BURADA OLUŞTU
    Ergenekon’dan çıkışı başaran Bumın Kağan kardeşiyle Türk birliğini sağladı. Göktürk devleti ve hanedanı öyle bir prestij kazandı ki, artık bütün Türkçe konuşanlara Türk dendi. Millet ismimizin dayanağı da Göktürkler’dir.
    Ergenekon, Orta Asya’nın kuzey-doğu kesiminde bir vâdînin adıdır. Sözlük anlamı ‘sarp dağ geçidi’dir. Altay Dağlarındadır Çinlilerin T’u-kü-e (Tukyu) dedikleri, kendilerine Kök Türük (Göktürk) diyen bir Hun boyu, Milâd’dan sonra 400’e doğru Çin’in Şansi eyaletinin batı bölgesinde yaşıyordu. Başlarında Aşına (Kurt) sülâlesinden Hunlar’ın Mete hanedanından hükümdarları vardı. Türkler, Mete’den inmeyen hiçbir kişiyi meşru hükümdar kabûl etmemişlerdir. Zira Türklerin ‘Kök Tengri’si (Gök Tanrı) yalnız Mete soyuna kut vermiştir. Mete’nin şeref adı Oğuz Han’dır. İlk Osmanlı tarihçileri, önce Kayıhanoğulları olan Osmanoğulları’nın Oğuz Han soyu yani Mete torunu olduklarını özenle vurgulamışlardır.
    Çin imparatoru Tay-vy (saltanatı 424-451), Kök Türüklerin Tsiu-kiu-şi dedikleri Aşına uruğunu kılıçtan geçirdi. Sadece 500 aile, Altaylar’a can atıp kurtuldu. Ergenekon vadisine sığındı ve vadi girişini kayalarla kapattı. Çinliler bulamayıp döndüler. Şansi batısında Altay Dağları’na kuzey-batıya doğru 2.200 kilometredir. Göktürkler, Ergenekon’da demir madeni buldular. İşleyip silahlandılar.

    EFSANE SANILIYORDU
    Bu olay 439 yılında geçti. Bu tarihte Çinlileşmiş Türk asıllı, Türklerin Tabgaçlar dediği Kuzey Liang hanedanı, Çin’in bu kesiminde imparatorluk kurmuşlardı. Kendileriyle aynı sülaleden inen Göktürkler’i kılıçtan geçirdikleri anlaşılır. Özetlediğimiz olay, İslam devri tarihlerinde yazıldığı şekliyle, Türkler’in bir destanı, yani efsane sanılıyordu. 1864’te Fransız sinologu (Çince bilgini) Stanislas Julien, 6.000 ciltlik Pien-o-tien adlı Çin kronikinde bu olayı bulup Fransızca’ya çevirince, tarihi ve gerçek bir vak’a olduğu anlaşıldı. Bilindiği gibi Çin kronikleri yıl yıl vak’a-nüvislerce tutulduğu için, verdikleri bilgi kesindir (Stanislas Julien, Documents Historiques sur les Tou-kious T(Turcs), journal Asiatique, Paris 1864, VI. Seri, cilt II, s.348-9, tam tercümenin metni: III, 325-67, 490-549, IV, 200-42, 391-430, 453-477).
    Türk milletinin exodus’u (hurûc’u olan Ergenekon’dan çıkış, 535 yılındadır. Şu halde Türkler, Ergenekon’da 96 yıl yani 3 nesil (kuşak) kalmışlardır. Çoğalmışlar, büyük demir madeninin hemen yanında yaşamışlardır. Ergenekon’a Giriş’te Türkler’in başında Göktürk prensi Bilge Şad vardı. Ergenekon’da ölünce yerine oğlu Tavu Şad geçti ve önce yabgu (kral), sonra uluğ-yabgu (büyük kral) unvanlarını aldı. Tavu’nun yerine oğlu Bumın geçti.

    ERGENEKON’DAN ÇIKIŞ
    Bumın Kağan, elinde örs, çekiçle demir dövdü. Demirden dağlar ateşte eridi. Yol açıldı. Ama geçitler bitip tükenecek gibi değildi. Bumın, yanında at süren kardeşi İstemi, kâh kucağında kâh atının önünde gizli geçitleri bularak geçiren Bumın’ın evcil dişi kurdu Börte Çine, kutlu bir günde Ergenekon vadisinden çıktılar. Bumın, kağan (hakan) unvanını alarak Ergenekon’u boşalttı.
    552 yılı, Göktürk döneminin başlangıcıdır. Bumın Kağan’ın kardeşi İstemi Kağan’la tarihte az görülen bir âhenk içinde çalışarak Türk imparatorluğunu Japon Denizi’nden batıda Kırım’a, kuzeyde Sibirya’dan güneyde Himalayalar’a kadar yaklaşık 18 milyon kilometrekare büyüklüğünde bir cihan devleti kurmaları, bir buçuk asır sonra Bumın neslinden İlteriş Kutlu ve Kapgan Kutlu kardeşlerle Bilge Kağan ve Kül Tegin kardeşlerin ahenkli çalışmaları ile yüceldi.

    TÜRKÇE’DE BİRLEŞTİLER
    Göktürkler, Türk tarihinin dönüm noktasıdır. Gerçek başlangıcımız olduğunu söyleyen tarihçiler de vardı. Osmanlı Cihan Devleti’nin uzak temellerini, bambaşka bir coğrafyada çok sağlam şekilde attığını derin tarihçiler bilirler.
    Osmanlı Cihan Devleti’nin temelleri de Orhan Bey-Alâeddin Bey ve Süleyman Paşa Sultan Murad Kardeşler’in çok ahenkli çalışmaları ile atılmıştır. Kardeş kavgası başlayınca Devlet çetrefilleşmiştir.
    Göktürkler’e kadar Türkçe konuşan her kavmin, boy’un, oymağın ayrı isimleri vardı o isimlerle anılırlardı: Hunlar, Avarlar, Tabgaçlar, Uygurlar, Karluklar, Usunlar, Kanglılar ve daha sayabildiğiniz kadar sayınız. Göktürk devleti ve hanedanı öyle bir prestij kazandı ki, artık bütün Türkçe konuşanlara Türk dendi. Millet ismimizin dayanağı da Göktürkler’dir. Göktürk adının “Semavi Türkler” manasında iddialı bir şeref adı olduğu açıktır. Ergenekon’a sınmış (yenik, mağlub) bir Hun boyu olarak giren Türkler, o cendereden bir asır içinde şuurlanarak Göktürk kimliği ile çıktılar. Osmanlılar’ın gerçek atası, öncüsü, mürşidi ve müjdecisi olarak modern birçok Avrupalı tarihçi Göktürkler’den Osmanlılar’a tabirini kullanmıştır.

    DARDA KALIŞIN SEMBOLÜ
    Gençlerimiz, yoğun şekilde Ergenekon’un ne olduğunu soruyorlar. Bu yazımız bunun için ve aktüalite bakımından kaleme alındı. Gençlerimiz, nasıl tarih dersi okutuluyorsa, Ergenekon’u duymuşlar, ne idüğünü bilmiyorlar.
    Ergenekon’a Girmek: Edebiyatımızda, Türk’ün cendereye girmesidir. Tıkanıp kalmasıdır. Ergenekon’dan Çıkış: Türk’ün eski varlığına, büyüklüğüne dönmek için yaptığı tarihî hamledir. Bu bakımdan Mütareke döneminde (1918-1922) Anadolu’nun işgal altında bulunmayan kısmı Ergenekon’a benzetilmiştir. Büyük romancı Yâkub Kadri Karaosmanoğlu, bu yıllarda, İstanbul basınının büyük gazetesi İkdâm’da Milli Mücadele’yi desteklemek için kaleme aldığı milliyetçi yazılarını 3 cilt halinde Ergenekon adıyla toplamıştır.
    Bu bakımdan Ergenekon, bir milletin darda kaldığını, zorda bırakıldığını gösterir. Ama Ergenekon, aynı zamanda, bir küçük vadide Türk, 96 yıl çabalayıp kendini bulduğu ve çok şanlı bir geleceğe açıldığı için, şerefli bir isimdir.
    Ergenekon, Türk’ün madene, tekniğe, silaha hakimiyetini ve milli iradesini de simgeler. Demirden dağlar eritilerek geçit açılıp cendereden çıkılmıştır. Üstün silahlar yapılarak Altaylar’dan inilmiştir. Geçidi Bumın Kağan’a, yanında at süren kardeşi İstemi Kağan’a, dişi bozkurt (asena) yol göstermiş, rehberlik etmiştir. Kurt’un köpekler gibi eğitilerek yol gösterebileceği bugün kesin şekilde biliniyor.

    BOZKURT
    Bozkurt (Göktürkçe: Kök Böri) (kök=gök, semâvî, mavi boz renk), Mete Hanedanı destanında olduğu gibi zaten Bozkurt Sülâlesi Denen “kut verilmiş” Mete oğulları’nca da kutsaldır. Bu milli sembol, Türkiye Cumhuriyeti kurulurken aynen kabul edildi. Zira Göktürk bayrağında -bugünkü madeni ay-yıldız yerine- bozkurt başı olduğu biliniyordu. Kırmızı da, Türk büyük-hakanlık hanedanlarının ve sonunda Selçuklular’dan Osmanlılar’a milli Türk rengidir ki bayrağımızın rengi olmuştur.
    Ankara hükûmeti 1922’de 10 kuruşluk ve 1925’te 10 paralık posta pullarının üzerine -şüphesiz Atatürk’ün emriyle- Bozkurt koydu. 1925’te 5 liralık yıldız içinde büyük Bozkurt resmi bulunan banknotlar yayınlandı ve eski harfli olmasına rağmen 30’lu yıllarda tedavülde idi.
    Atatürk’ün emriyle milli eğitim bakanlığının (o zamanki adıyla maârif vekâleti’nin) girişine Ratib Tâhir’e (Burak) yaptırılan muazzam bir Ergenekon’dan Çıkış tablosu asılmıştı ki at üzerindeki Bumın Kağan’a yol gösteren Bozkurt bütün haşmetiyle canlandırılmıştı. Acaba bu tablo kimin emriyle ne zaman kaldırıldı ve şimdi nerededir?
    Atatürk devrinde üniversite gençliğinin teşkilatı Milli Türk Talebe Birliği ambleminde, üniversiteli gençlerin kasketlerinde bozkurt vardı. Daha pek çok askerî ve sivil kuruluşta, Kıbrıs Türk Mücâhid Teşkilâtı’nda bozkurt simgesi kabul edilmiştir. İlkokul izcilerine bile yavrukurt denmiştir. Bizans kartalı, Britanya arslanı, Japonya güneşi neyse bizde de millî simgenin bozkurt olduğu anlaşılır.

    ERGENEKON’U KUTLAMAK
    Türk hakanları asırlarca örste demir döverek Ergenekon Günü’nü kutladılar. (Bunun sonradan Nevrûz Günü’ne dönüştüğünü Prof. Abdulhalûk Çay uzun boylu anlatan bir kitap yayınladı.)
    Ergenekon’un kutlandığı, Türk birliğinin beraberliğinin sembolü olarak Türk devletini yönetenlerin sırayla örse çekiç vurmaları geleneğini asırlarca sonra Alparslan Türkeş canlandırdı. O günlerde, gazeteniz Türkiye’ye yazdığım yazının son paragrafını aynen naklediyorum:
    “Bu vesileyle Alparslan Türkeş dostumu candan kutluyorum. Bir hakanlık otağının gölgesinde Cumhurbaşkanı Özal’ı, Başbakan Demirel’i, başbakan yardımcısı Erdal İnönü’yü bir araya getirdi. Biz Batı Türklüğü ile Doğu Türklüğü arasında hoş bir mânâlı köprü kurdu. Altaylar’daki Ergenekon’dan nasıl açık denizlere ulaştığımızı Antalya’da simgeledi. Cenâb-ı Hak, emsâl-i kesîresiyle müşerref eyleye!…”

    Göktürklerin tarih sahnesine yeniden çıkışlarını sembolize eden kabartmalar.

  • Asuman Özdemir Bakırköy Kadın ve Çocuk Tutuklu Evine nakledilmiştir.

    Asuman Özdemir Bakırköy Kadın ve Çocuk Tutuklu Evine nakledilmiştir.

    Atakan Mert ağabey bildirdi:

    (Konu ile ilgili haber ve yorumlar www.1000zet.de’ de)

    Degerli Dostlar,

    Bazılarınız zaten medyadan haber almışsınızdır.  Geçen hafta Çapa hastahanesinde siroz  teşhisi konulan Asuman Özdemir bugün öğleden sonra, karaciğer problemi ve epilepsi nedeniyle, hastahanelere daha yakın(!)  olması bakımından  Gebze’deki hapishaneden Bakırköy Kadın ve Çocuk Tutuklu Evine nakledilmiştir.

    Bir saat önce telefonla görüştüğüm eşi Özcan Beyin verdiği bilgi özetle şöyledir; Asuman’ın durumu şimdilik çok ağır olmamakla birlikte, acilen hastahaneye yatırılıp yoğun  bakıma alınmadığı taktirde hayati tehlikesi vardır.

    Yarın Asuman’ın avukatı ile İstanbul Barosu müştereken, hukuken neler yapılacağı konusunda bir yol haritası çıkaracaklar.

    Özcan Bey yarın Kocaeli’ne gidip orada yapılan son tahlilleri de alarak Çapa hastahanesindeki tahlilllere ilave ederek hazırlayacağı son sağlık dosyasını ilgili mercilere iletecektir. Özcan beyin şimdilik tek ve acil dileği Asuman’ın tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılması ve acilen karaciğer konusunda uzman bir hastahaneye yatırılmasıdır.

    Benim şimdilik önereceğim şeyler şunlardır;

    1- Medyada tanıdığımız etkili kişilere yazılar yazarak kamuoyunun daha fazla     bilgilendirilmesini sağlamak,

    2- Bir insan ve duyarlı yuttaş olarak Sevgili Asuman’a  yüzlerce mektup göndererek moral desteği vermek,

    3- İnternet üzerinden birlikte oluşturacağımız bir metin ile imza kampanyası başlatmak

    Saygı ve sevgilerimle.

    Not:

    1- Özcan Bey  kendileri ile ilgilenen tüm dostlara teşekkürlerini iletmemi istemiştir.

    2- Konuyu bilmeyenler için; Asuman Özdemir 14 aydır iddianamesi hazırlanmadığından

    tutuklu bulunmaktadır.

    ######################################

    Fethiye Temiz hanımefendi bildirdi:

    Biraz once, Ozcan beyle konustum. O kadar caresiz ki… “Sucumuzun ne oldugunu bilseydik bari” deyip duruyor.

    Atakan’in verdigi bilgileri bana tekrarladi, elimizden geldigi kadar tum dunyaya bunu yayacagimizi ve Asuman’in ozgurlugu icin elimizden gelen cabayi sarfedecegimizi soyledim. Onu çok sevdigimizi ve masum oldugunu bildigimizi soyledim.

    Ben Asuman’i iyi tanirim, sabahlara kadar sohbet ederdik. Su anda ozgur kalsa ve sagligina kavussa bile bu cehennem gibi gecen 14 ayi ona kim geri verebilir. Heyecanla bekledigi torununun dogdugunu bile goremedi. Kocasindan bile bahsederken “Özcan beyim” diye bahseden bu kadar zarif bir kadın nasıl olur da bir terör örgütü üyesi olarak lanse edilir. Bu kadar teror örgütü uyesi kadın demeye bin sahit lazım olanlar meclisin içinde bayrağa küfrederken.. aklım hafsalam almıyor.

    Karaciğer nakli dediğiniz pat deyince olmuyor ki, donor bulunsa bile, doku tetkikleri, sıraya girme, şu, bu.. bütün bunların bilincindeler o yüzden çok umutsuz konusuyor Ozcan bey, tahlilleri bile yarim yamalak yapiliyor diyor.

    Eger mektup yazmak istiyorsanız, Bakirkoy Kadin ve cocuk Tutukevi adresine yazarsaniz, eline gecermis.

    Ehh ben ne diyeyim yani, içim öyle yanıyor ki.. Altan dost doğru söylüyor, böyle bir insanlık suçuna sessiz kalan, en az bu suca iştirak etmiş kadar suçludur.

    Kaygılarımla,

    #####################################################

    Hepinize iyi calismalar, saygi ve sevgiler

    M. BINzet

    mailto:[email protected] , mailto:[email protected]

    www.1000zet.de , www.1000zet.com

     

  • Washington Buyuk Elciligi onunde KKTC\’e aleyhine yapilan gosteriye karsit Turk toplumu gosterisi

    Washington Buyuk Elciligi onunde KKTC\’e aleyhine yapilan gosteriye karsit Turk toplumu gosterisi

    Title: Washington Buyuk Elciligi onunde KKTC\’e aleyhine yapilan gosteriye karsit Turk toplumu gosterisi
    Location: 2525 Massachusetts Avenue NW Washington DC
    Start Time: 14:00
    Date: 2008-07-20
    End Time: 17:00

  • Secim Yardim Kampanyasi Cong. Steve Cohen

    Secim Yardim Kampanyasi Cong. Steve Cohen

    Title: Secim Yardim Kampanyasi Cong. Steve Cohen
    Location: DCCC Second Floor Conference Room, 430 South Capitol Street, SE, Wash., DC
    Description: RSVP to Lydia Borland at 202-258-5816 or [email protected] or
    Lincoln McCurdy at 202-255-1176 or [email protected]
    Start Time: 08:30
    Date: 2008-07-15
    End Time: 09:30

  • Cong. Wexler kitap imzalama gunu

    Cong. Wexler kitap imzalama gunu

    Title: Cong. Wexler kitap imzalama gunu
    Location: Dacor Bacon House, 1801 F St NW, Washington DC
    Start Time: 19:30
    Date: 2008-07-14
    End Time: 21:00

  • Belçika: Kıbrıs’taki durumun sebebi Türkiye

    Belçika: Kıbrıs’taki durumun sebebi Türkiye

    Belçika senatosu, Kıbrıs’la ilgili bir tasarıyı kabul etti. Kararda, çözümsüzlüğün sorumlusu olarak Türkiye gösteriliyor.

    Güldener Sonumut
    NTV-MSNBC
    Güncelleme: 16:28 TSİ 11 Temmuz 2008 Cuma

    BRÜKSEL – Liberal Demokrat Senatör Phillipe Monfils tarafindan kaleme alıan kararın gerekçe bölümünde, “Türkiye’nin Kıbrıs’ı işgal ettiği” ifadesi yer alıyor ve Türkiye’nin çözüm sürecinin mutlaka dışında tutulması gerektiği belirtiliyor. Kararda, sorunun bugüne kadar çözülememesinden de Türkiye ve Türk tarafının yaklaşımı sorumlu tutuluyor.

    Kararda ayrıca sürece müdahil olan üçüncü ülkelere de yaptırım uygulanması öneriliyor ve Kıbrıs Rum Yönetimi’nin adanın tamamında tek yasal egemen devlet olduğu öne sürülüyor.

    Tarafların çözüm arayışlarını uzlaşı, güven ve barış havası içinde sağlaması gerektiği vurgulayan kararda birleşme çağrısı yapılıyor.

    Belçika Parlamentou’nun oy çokluğu ile kabul ettiği kararda, Rumların Annan Planı’nı reddetmelerinin, “Kıbrıs sorununun çözümünü reddetmeleri şeklinde yorumlanamayacağı”, bu tavrın gerekçelerinin anlaşılabileceği ifade ediliyor.

  • Turkiye Nasil Kurtulur?

    Turkiye Nasil Kurtulur?

                                               

    Ayhan KILIC/Kanada [email protected]

    Orta-Dogu’nun kaderidir kaos yasamak, savaslarla beslenir cunku. Butun peygemberlerin, butun dinlerin ve dolayisiyla butun din savaslarinin odagidir ortadogu. Kutsal mekanlarin cogu buradadir, verimli topraklar buradadir, petrol buradadir, cehaletin ta kendisi buradadir, hurafeler buradadir, koyun surusu gibi millet burada ve diktatorler buradadir. Insanin inanasi gelmiyor, Allah dinleride, peygamberleride bu bolgeye gonderdigi gibi, lanetinide bu bolgeye vermistir sanki. Simdi diyeceksiniz ki Turkiye ile bu anlattiklarinin ne alakasi var. Turkiye dini itibariyle, kulturu itibariyle bir taraftan bu kulturun tamda ortasinda yer alirken diger yandan bati ile de modernlesmek adina ve cabasina hep irtibatlidir. Bir bakima bati ve batililar icin adeta bir gumruk kapisidir. Olsa da olmaz, olmasada olmaz bir durum arz eder Turkiyenin durumu bati kulturunde. Ne yasasin ne olsun taktigi yani. Baska bir deyisle Turkiye guclu olursa bolgeyi kontrolune alir, gucsuz olursa kimse bolgeyi kontrol edemez, serseri kursuna doner koskoca bir alan ve kimin elinde patlayacagi belli bile olmaz.

    Yillardir yurtdisinda yasiyorum, degisik ulkelerde bulundum, gozlemledim, sorguladim, yorumladim, ama su  son donemde yasananlar baska bir ulkede olsa yer yerinden oynar hicbir yonetici kurum, politikaci, burokrat, veya yonetici konumundaki hickimse sokaga cikacak yuz bulamazdi. Atalarimiz ne guzel soylemis “balik bastan kokar” oyle olmus belli ki. Balik bastan kokmusta herkes uyumus.

    Turkiyenin kurtulmasi ile ne alakasi var simdi bu anlatilanlarin diyeceksiniz. Sabredin bende onu anlaticam. Ortadogu insaninin en belirgin ozelligi kolay yalan soyler, kolay kandirir, kolay kandirilir, kor bakar, olaylar gozunun icine girer goremez. Bu aciklanamaz haller dinden gelen bir motifmidir, vicdanmidir, korkumudur, cahillikmidir derseniz, bana gore hepsidir. Biz dini sorgulamayiz(mazallah), din adamlarini sorgulamayiz, devleti sorgulamayiz, devlet erkanini sorgulamayiz, vekaleten gorev verdiklerimizi sorgulamayiz, guce itaat eder baglar elimizi, kirar dizimizi otururuz.  Tevazu bizde lutfen gosterilir, kibir vardir yani tevazumuzda, Ziya Pasa bosuna dememis ” fazla tevazu gosterme sahi sanirlar” aynen oyle yapariz yani, fazla tevazu gostermeyiz,  cunku sahi sanirlar.

    Simdi gelelim Turkiye nasil kurtulur konusuna. Kurtulurmu sizce? demem o ki Turkiye kurtulmaz, kurtulamaz. Ben savastan bahsetmiyorum, ben esaretten bahsetmiyorum, ben vatanin dis gucler tarafindan isgal edilmesinden bahsetmiyorum, ben kurtulmaktan bahsediyorum. Hangi cilgin bize zincir vuracakki, vuramaz, gerek te yok zaten, kandir al elinde ne varsa. zincir vurmaya gerek varmi soruyorum  size? Bakin arap dunyasina, gerek varmi askerlerle isgal etmeye? neyi var arap ulkelerinin, petrolu var, isleten kim? parayi yoneten kim? kazanan kim? baskalari.

    Iste tam da demek istedigim sudur ki, yoneticilerin biri gitti digeri geldi, degisen hic birsey yok. Bizim sozumuzle ozumuz bir olmadan duzelmez bu Turkiye. Aci ama gercek bu. Once insan duzelir, sonra toplum duzelir sonra  memleket duzelir. Memleket dedigimiz sey toplumun ta kendisi degilmidir zaten.  

    Ne hakimler taniyorum ki askerligini bile adam gibi yapamadilar, rusvet, kayirma, iltimas… ne bos insanlar taniyorum ki onemli yerlere geldiler, onemli insan oldular guya, ne polisler taniyorum ki otobanda caldirdigi silahi yiktilar bir gariban cocugun  ustune, ne ogretmenler taniyorum ki bu hukumet benim hakettigim maasi vermiyor, bende cocuklarin yazili kegitlarini okumuyorum diyor. Cok sayarim daha bunlardan, hemde cok. Simdi biz oturmus, o hakimden adalet, o plisten asayis, o bos ama buyuk koltuklarin insanindan yonetim ve o ogretmenden yeni nesiller bekliyorsunuz. Kurtulmaz bu Turkiye. futbol takimi sevgisi gibi politik ve siyasi yaklasimlarimiz oldukca, renk sever gibi politik liderler sevildikce, bos adamlar bas, yarim hocalar sih olunca, yarim bir doktorun elinde sihhat bulmak mumkunmudur? Bazi kameramanlar taniyorum muhabirlik yillarimdan dikerlerdi kamerayi polisin suratina baslarlardi cekmeye, polis tepki verdimi alttan alta vurulardi tekmeyi, cani yanan polis haliyle saldirirdi kameramana, ve aksam haberlerde “polis goevi basindaki kameramanlara nasil saldirdi? az sonraaa” diye ortaligi velveleye verirlerdi. Bu toplum kolay gelmedi bu hale, sulandi, itibar kaybetti, guven kaybetti, sayginligini kaybetti. Bir paranoya herkesi sardi. Ben muhabirdim kendi camiamizdaki ayibi soyledim, herkes kendi ayibini soylesin, temiz olani yok nasil olsa. Bu ayiplarla bu Turkiye kurtulmaz nasil olsa.

    Ayhan KILIC/Kanada

    [email protected]

  • FetHULLAH in Soz de Turk gercekte CIA okullari

    FetHULLAH in Soz de Turk gercekte CIA okullari

    From: Yusuf TAHA [[email protected]

    Bazi Fethullah in Turk okullarindan bahis ediyor. Alin gorun.

    Bu sahtekairin gercek Nufus mudurlugunde kayitli ismi, Fetullahdir; biz de bunu vurgulamak icin surekli FeTTullah deyip durduk. 30,01,1986 yilinda Izmir Nufus Mudurlugunden, degisme sebebi ile aldigi 3881 kayit no’lu kimliginde ismi Fe-T-ullah’ tir. Daha sonra adina bir H harfi ekleyip, Allah’ in fetihcisi anlamina gelen Fet-H-ullah’ a donusturerek saf insanlar uzerindeki etkisini arttirmaya calismistir (Ergun Poyraz, Fetullah’ in Gercek Yuzu, .26, Nisan2000)

    Fetullah’dir adi fethullah degil

    HEMEN HER OKULDA INGILIZ VE ABD’LI VAR

    Kirgizistan’da da 50-60 kadar Amerikali “ögretmen” var. Bunlar da diplomatik pasaportlu. Ve Kirgizistan’da “Fethullahçi” diye bilinen okullarda “ögretmenlik” yapiyorlar.

    Fethullah Gülen’in okullari, Adriyatik’ten sadece Çin’e kadar degil, Vietnam’a, Endonezya’ya kadar uzanmaktadir ve egitim dili olarak da Türkçeyi degil, Ingilizce’yi kullanmaktadir. Özellikle hazirlik siniflarinda haftalik ortalama 24 saati bulan İngilizce derslerine, çogu okulda ABD’li ve İngiliz “ögretmenler” giriyor.

    Orta Asya’da, Afrika’da, Amerika’da, Avusturalya’da kısacası dünyanın her tarafında “Türkiye’nin kültür misyoneri” olduklarını iddia ediyorlar.Programlarında haftada 3-8 saat Türkçe’ye yer verirken, 25 saat İngilizce verdikleri için ingiltere’den “üstün hizmet ödülü” alıyorlar.( Türkiye’de ise bu çocukların İstiklal Marşımızı nasıl Türkçe okuduklarını yüzlerce kez göstererek kamuoyunu yanıltıyorlar.)

    ABD’den ise “kırmızı pasaportlu CIA çıkışlı” öğretmen takviyesi ve siyasal dokunulmazlık, ekonomik güç desteği görüyorlar.Buralarda Türkçü, çağdaş, aydın gençler yetiştirmek yerine, sadece milli kimliğini bilmeyen, Türklük bilincinden yoksun molla yetiştiriyorlar. Ama bu okullardaki Türk olmayan öğrencilere hiç karışmıyorlar;dini eğitimden kesinlikle kaçınıyorlar;ulus biçimlerini etkilemeye çalışmıyorlar.Fethullahçıların yurt dışındaki okullarında Türk olmayan öğrencilere Türkçe eğitimi sadece şeklen veriyorlar.Türk kültürü asla öğretilmiyor.Belki şaşıracaksınız İslamiyet’de anlatılmıyor;öğretilmiyor.Bu okulların programları itibariyle ABD ya da İngiliz kolejlerinden hiç bir farkı yok!…ABD bölgesel hesapları gereği haritada nereyi işaret ediyorsa, Fethullahçı maşalar oraya gidiyorlar ve okul açıyorlar.

    İngiliz Kültürüne Katkı Ödülü

    Türk dünyasında kurulan okullar senelerdir Türk dünyasını Batıya, ille de ABD ve İngiltere’ye bağlama vazifesi görüyor. ABD’nin gönderdiği ve CIA pasaportu taşıyan 3000 Dolar maaşlı öğretmenlerin kontrolünde bu okullarda, İngilizce eğitimi ve Batı kültürü aşılanıyor. Yukarıda bahsettiğimiz raporda ve başka kayıtlarda da yer alan şu bilgi her şeyii, bu okulların kuruluş gerekçesini yeterince izah ediyor:

    “İngiltere, Fetullahçıları desteklemekle Türk Müslümanları konusunda da söz sahibi olma niyet ve iradesini ortaya koymuştur. Lord Rotherham, Londra’da, Gülen ve teşkilatının bu konuda yaptığı hizmetler nedeniyle yapılan ödül töreninde Fetullahçıların okul sayısını kendi okulları olarak kabul ile övünerek ’50’den fazla ülkede 500’den fazla okulumuz var’ demiştir.”

    Raporda yeralan ve Lord Rotherham’ı heyecanlandıran, Fetullah Gülen’e övgüler dizdiren ödül töreninin başlığını da eklemeden geçmeyelim:

    “İngiltere’ye ve İngiliz kültürüne yapılan katkılardan dolayı üstün hizmet ödülü…”

    İngiliz kültürüne üstün hizmet nedeniyle verilen nişan ve yapılan takdirler sadece Londra’dan değil, Kazakistan’ın başkenti Almatı’daki İngiliz Büyükelçisi tarafından da bizzat ifade edilmiştir. İşte 1995 Ekim’inde Kazakistan’daki İngiliz elçisinin ağzından sarfedilen övgüler:

    “Bu okulları açmak suretiyle İngiliz kültürüne yaptığınız hizmetler ve İngiliz kültürünü yaymakta gösterdiğiniz katkılar için İngiliz milletinin minnettarlığını bildiriyor ve teşekkür ediyoruz.”(Yeni Hayat, 1995 Ekim)

    10 Temmuz 2008 Perşembe 16:09 tarihinde okyanus <[email protected]> yazmış:

    ———- Yönlendirilmiş ileti ———-
    Kimden: Adnan Sertakar <[email protected]>
    Tarih: 10 Temmuz 2008 Perşembe 15:45

    Yusuf Taha Kardeşim;

    Tespitlerin aynen doğrudur. Ortada suç ve suçlu varken, işin ucunda istihbarat daire başkanlığı bile çıkmışken, özellikle Cumhuriyet Miting lerinin düzenleyisi konumundaki bu insanları göz altına almak, onları terorist, cuntacı yada çete yapmaz; olsa olsa Kahraman yapar!

    Ve hemen bir tüzeltme yapayım, FETO demek gerçekten çok yanlış…Fetoş demek gerekir ve bunu söylemek beni küçültmez, aksine, fetoşcuklarım hakkında ne kadar bilgiye sahip olduğumu gösterir!!!!

    Bugün Türkiye de;

    CIA vardır (1600 kişi olarak tahmin ediliyor)

    Mossad vardır (…sürekli değiştiği için net rakam verilmiyor)

    Alman Derin Devleti vardır (700 civarında oldukları sanılıyor)

    İngiliz ajanlarına hiç değinmiyorum, zira bakandan vekile kadar oldukça fazladır

    Ne acı ki bunların içinde en ağırı olan, Meclis Başkanlığı yapmış birinin “Türk Ordusu na ragmen manda ihtiyacımız her geçen gün artmaktadır” diyenlerde vardır….

    Görev başında darbeli matkap çalıştırmayan, emekli olunca ne yapabilir ki?

    Finansörü çulsuz olan bir çetenin taş atarak suikast yapması herhalde kaçınılmazdır :)))

    Ve hala birileri ısrarla, Şah Rıza Pehlevi nin pişirdiği, Hümeyninin servis yaptığı, rejim yıkma ve rejim yapma yolunda ortaya koyduğu senaryonun aynısını, ısrarla, bu dünyanın en aşşağılık adamı olan fetoşuğa baş rol verildiğini görmezden gelir…..

    Haydan gelen huya gider…

    Gavurla gelen gavur eliyle gider:….

    Tıpkı Şah Rıza Pehlevi gibi, tıpkı Saddam gibi….

    Birileri bu memleketten derin öçler ve kinler alırken, aslında gavurun kuacağına oturarak kendi geleceğini sattığını ne zaman görür; hah işte o vakit memleket kutulur…

    Zira, tanıdğım tüm fetoşcuklarım, vatan-millet-sakarya için bu emperyalistlerin eteğinde gezmektedir!!! Ne garip değilmi?

  • ŞEHİD “POLİSLERİMİZ” VE BÜTÜN ŞEHİTLERİMİZ HAKKI İÇİN

    ŞEHİD “POLİSLERİMİZ” VE BÜTÜN ŞEHİTLERİMİZ HAKKI İÇİN

    MİLLETİN BAŞI SAĞOLSUN. AMMAAA !… “YARGI, YASAMA VE YÜRÜTME” ARTIK.., MUTLAKA “GÖREVLERİNİ” YAPSIN!…

    “Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir, Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir. Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir; Çünkü Vatan, Millet ve Bayrak uğruna canını feda etmek ŞEHADETTİR !.. Kahramanlık; düşmana mert’çe saldırıp bir daha geri dönmemektir. Sızlasa da gönüller düşenlerin yasından; Koşar adım gitmeli onların arkasından. Kahramanlık; içerek O şüheda tasından İleriye atılmak ve sonra dönmemektir…”
    Vazifelerini her ne şartta olursa olsun; Yüksek bir ruh, üstün bir özveri, fazilet ve feragatle ifa ve icra eden, toplumun huzuru için canlarını seve-seve ortaya koyarak “Vatan, Millet, Bayrak, Hürriyet, Hak-Adalet ve Hukuk uğruna”(9 Temmuz 2008 günü İstanbul’da) mertebelerin en yücesine yükselerek şehit olan:
    Koruma görevlisi Polis
    Nedim ÇALIK
    Trafik Polisi Mehmet SAÇAKLIOĞLU
    Trafik Polisi
    Erdal ÖZTAŞ’a
    Allahtan rahmet, kederli aileleri,”daha nice binlerce kahraman Türk Polisi’nin’ Şehâdet Şerbeti içme pahasına namus, onur, şeref ve şânla vazife yaptıkları Polis Camiasına” yakınlarına ve tüm sevenlerine sabırlar diliyor; Adalet, Fazilet ve Hukukun ülkemizde hâkim ve devletimizin; Her türden suç örgütü, potansiyel suçlu; Özellikle (acilen ve derhal) anarşist, terörist ve tedhişten ayıklayıp arındıracak “DÖRT BAŞI MAMUR VE MÜKEMMEL BİR HUKUK DEVLETİ’NE” iblâğ olmasını (dönüşmesi) temennisiyle:
    Kaynağı her ne olursa olsun ve her nereden gelirse gelsin insanlık düşmanı “anarşi, terör ve tedhişi”, bilumum yandaş-yoldaş, sempatizan-partizan, yardım ve yataklık unsurlarını şiddetle kınıyor ve nefretle lânetliyor; VE… Başta hükümet “YÜRÜTME ERK’İ” olmak üzere; Yargı ve Yasama dahil bütün Cumhuriyet Savcıları, Hâkimler, Ordu-Jandarma, Polis ve MİT’i “SIKI BİR İŞBİRLİĞİ VE MUTLAK SEFERBERLİKLE”, ülkemizde hüküm süren tüm anarşi, terör, tedhiş, gasp-irtikap, yalan-talan, yolsuzluk-hırsızlık, rüşvet-iltimas, dolandırıcılık ve suç şebekelerini; Fail, zanlı ve müsebbipleri her kim olursa olsun, makam-mevkii, resmi-siyasi ve sosyal statüleri ile titr’leri her ne olursa olsun yakalanmalarını, “bağımsız ve tarafsız” Türk Yargısının huzuruna çıkartılmalarını ve cezalandırılmaları suretiyle,
    BÜYÜK TÜRK MİLLETİ VE AZİZ VATANDAŞLARIMIZIN;
    Huzur, sükun, emniyet, adalet ahlakı ve güvenliğe kavuşturulmalarını, İSTİYORUZ !…
    AKSİ TAKDİRDE! Milletin bin-bir fedakârlıkla verdiği vergilerden mahsup ve tahsis olunan maaş ve sair bilumum edinim, tahakkuk ve tahsisleri zehir-zıkkım ve son kuruşuna kadar HARAM olsun. ALLAH; vazifesini hakkıyla ve şehitlerimiz gibi lâyıkıyla “en namuslu, onurlu, sorumlu ve dürüst” bir şekilde ifa ve icra etmeyenlerin tez zamanda BELASINI VERSİN….
    Mustafa Nevruz SINACI

  • Savaş Enerji İçindir

    Savaş Enerji İçindir

    From: Tolga Cakir <[email protected]>
    To: Haluk Demirbag

    Savaş Enerji İçindir

    Tony Benn geleceği trajik olarak nitelendiriyordu:

    […]

    “Amerikalılar, Irak’ı ve Afganistanı terk etmek zorunda kalacaklar. Batı’nın Orta Doğu harekatı tam bir çifte standart abidesidir… İran-Irak Savaşı’nda Amerika, Saddam Hüseyin’i silahlandırıyordu. Rusların da Afganistan’da olduğu dönemde, Amerikalılar, Rusları oradan atabilmek için Usama Bin Ladin’i silahlandırdılar. Tüm politikalar ikiyüzlülüğe ve çifte standarta dayalıdır. Ve sonuç bir trajedi olacaktır.

    Tony Benn, “Savaş petrol için, güç içindir!” diyordu.

    […]

    Kaynak: “Hangi Avrupa?”, Banu Avar, 2007

  • AMERIKALI GUVENLIK KACDI VE TURK TRAFIK POLISLERI KATLEDILDI

    AMERIKALI GUVENLIK KACDI VE TURK TRAFIK POLISLERI KATLEDILDI

    Dostlar

     Ben bu konsolosluga bir kac kez gittim..
     Disarida hep Turk polisi duruyor…
     İki tanede trafik polisi cekici araclari ile duruyor..
     Yalnis park eden otolari cekiyorlar..
     ilk olen( sehit olan )  bu iki trafik polisi… 
     Dogruyu yazmak icin bu notu gonderiyorum..
     (3) sehit polisimize allah rahmet eylesin..
     
     Hikmet Ersoy, Turkish Forum danisma kurulu uyesi

    09 Temmuz 2008 Çarşamba

    Kameralardaki saldırı anı, görgü tanıklarını doğruladı. Saldırıda, ABD’li güvenlikçilerin kaçtığı polisin ise çatıştığı ortaya çıktı.

    Kameralardaki saldırı anı,

    Kameralardaki saldırı anı, görgü tanıklarını doğruladı. Saldırıda, ABD’li güvenlikçilerin kaçtığı polisin ise çatıştığı ortaya çıktı.

     

     

    Kanlı saldırının hedefi Amerika konsolosluğuydu. Kapıda Türk polisi nöbet tutuyordu. Kurşunlar onlara sıkıldı. Ortaya çıktı ki bizimkiler çatışırken, Amerikalılar kaçmış… Görgü tanıklarının ifadesini, güvenlik kamerası kayıtları da doğruladı.

     

     

    VE WİLSON KONUŞTU !

     

    “Bize saldırdılar, siz öldünüz!”
    ABD Büyülçesi Wilson olaydan
    sonra kameraların karşısındaydı.
    Bir görgü tanığı şöyle anlatıyor; “Olay yerindeydim. Olayın gerçekleştiği sırada

    Bir görgü tanığı şöyle anlatıyor; “Olay yerindeydim. Olayın gerçekleştiği sırada, Amerikalı görevliler kendi kulübelerine kaçtı. Bizim polisimiz ateşlerine karşılık verdi. Karşılık sonucu saldırganlardan biri öldü.” Bir başka görgü tanığı ise “Olayın ardından içeriden hiç bir Amerikalı çıkıp müdahale etmedi. Neden böyle oldu. Ne zamana kadar böyle sürecek” şeklinde konuştu. Güvenlik kaydı şaşırttıKonsolosluk binasındaki güvenlik kayıtlarına polis el koydu. İnceleme başlarken ilk bilgiler, görgü tanıklarının “ABD’liler kaçtı” ifadesini doğruladı. Güvenlik kayıtlarına göre saldırı şöyle gelişti; “Başkonsolosluğun yakınındaki otoparkın önünde duran gri renkli otomobilden ellerinde silahlarla 4 saldırgan indi. Bu kişilerin tamamının sakallı oldukları görüldü.
    Bu kişilere ilk müdahale sokakta bulunan trafik çekicisinde görevli trafik polisinden geldi. İlk vurulan da bu polis oldu. Saldırganlar yaklaşık 50 metrelik mesafeyi koşarak kat etmeye başladı.

     


    Bu sırada konsolosluk girişinde bulunan Amerikalı güvenlik görevlilerinin içeriye kaçtıkları görüldü.

     


    Konsolosluğun öndeki kulübeden çıkan Türk polisleri saldırganlarla çatışmaya girdi. Saldırganlardan üçü bu çatışmada vuruldu. Ayakta kalan son kişi ise otopark istikametinden hızla gelen gri renkli otomobile binerek kaçtı.

     

    KAYNAK:İNTERNET HABER