“Cennet Vaatleri, Cehennem Gerçekleri”: Türkiye’nin Ortaçağ Kısır Döngüsü

Okuma Süresi:

1–2 dakika
❤️

Bir ülke düşünün ki okuyan değil, dua eden yüceltiliyor. Sorgulayan değil, biat eden ödüllendiriliyor. Bilim insanı değil, tarikat şeyhi kahraman ilan ediliyor. İşte bu ülke, tarihin rüzgârına ters yelken açmış, Orta Çağ’ın karanlık sularında rotasını kaybetmiş Türkiye’dir.

“İnsanı uygarlıkla besleyen ülke gelişir,” ilimden gitmeyen yolu karanlıktır diyor Hacı Bektaşı Veli, En hakiki mürşid İlimdir diyor Atatürk zamanında. Çünkü bu topraklarda insan uygarlıkla değil, hamasi nutuklarla, dizilerle, TikTok videolarıyla, bir de “şeyhin kerametiyle” besleniyor. Modern eğitim sistemi yerine “okuması şart değil, kalbi temiz” mottosu hâkim. Mühendis değil “mehdi” yetiştiriliyor.

Çocuklarımıza teleskop yerine tesbih, mikroskop yerine muskalar veriyoruz. Evde atomu konuşmak ayıp, ama cin çarpması hikâyeleri milli anlatı. NASA’yı değil, Nuh’un Gemisi’ni konuşuruz.

Bakın çevrenize… 21. yüzyılda hâlâ kız çocuklarını okula göndermemekle övünenler var. Kadın cinayetleri karşısında “kader” diyen yetkililer, sosyal medyada “diziler çok açık” diyerek çözüm arıyor. Sanki diziyi sansürleyince kadınlar korunacak, sanki bilimi yasaklayınca ekonomi şahlanacak!

Ve bu çürüyüşe “manevi değerlerimiz” diyoruz. Halbuki olan; aklın, bilimin ve özgürlüğün infazıdır. Üstelik topluca işlenen bir cinayet bu. Suç ortağımız da ekranlarda dua dağıtan, halkı “sabretmeye” çağıran, her felaketi “imtihan” diye yutturan o mukaddes koro.

Bugün Türkiye, kendisine ait olmayan bir geçmişin hayaliyle yanıyor. Ne zaman ileriye bakmaya kalksak, “biz eskiden…” diye başlayıp, yarım kalmış Osmanlı fantezilerine sarılıyoruz. Peki ne zaman gerçeği göreceğiz?

Uygarlık ışığında yürüyen milletler, Mars’a koloni kuruyor. Biz ise hâlâ “kadının kahkaha atması günahtır” seviyesindeyiz. Onlar bilimsel araştırmalara milyar dolarlar harcıyor, biz “büyü bozma tarifleri” peşindeyiz. İşte tam da bu yüzden, cehennem dediğin şey, belki de yakıcı bir ateş değil; aptallığın hüküm sürdüğü bir düzendir.

Ve üzgünüm ama bugün Türkiye, bu cehennemin tam ortasında… Hem de kendi elleriyle kazdığı kuyunun dibinde.

Son söz: İnsan akılla büyür, inançla değil. İnanmak bir tercihtir; ama düşünmemek bir felakettir. Biz tercihimizi yaptık. Şimdi felaketimizi yaşıyoruz.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar