Kaşkayı Türkleri Tanıtımı

Okuma Süresi:

5–8 dakika
❤️

Kaşkayı Türkleri, İran coğrafyasında nüfus bakımından Azerbaycan Türklerinden sonra ikinci sırada yer alan, bölgede çok önemli tarihi kökenlere sahip bir Türk konfederasyonudur. Genel olarak Oğuz boylarından oluşan Kaşkayı Türkleri, İran’da yaşayan diğer Türk boylarına göre coğrafi konumları gereği daha güney bölgelerine yerleşmişlerdir.

Aslında Kaşkayı Türkleri, tüm Turan coğrafyasının en güneydeki kolu olarak nitelendirilebilir. Kaşkayı Türkleri son 100 yıla kadar çoğunlukla göçebe olarak yaşamış, ancak yaşam koşulları ve bazı siyasi nedenlerden dolayı günümüzde Kaşkayı Türklerinin çoğunluğu (%95’ten fazlası) Kaşkayıyurt’un farklı şehir ve köylerine yerleşmişlerdir.

Son yüzyılda dünya çapında Türklüğe karşı yürütülen düşmanlıklarla birlikte bu Türk toplumu tarih, dil ve kültür açısından çok ağır bir asimilasyon baskısına maruz kalırken, teknoloji devriminin de çok kısa bir zaman içerisinde gerçekleşmiş olması, Kaşkayı Türklerinin gelenek, görenek ve dillerinden uzaklaşmasına neden olmuştur. Bu hızlı değişim ve İran rejiminin Türk dünyasının gözünden uzakta uyguladığı asimilasyon politikası sonucunda önemli bir Türk kültür varlığının çok kısa sürede yok olmasına neden olabilir. Bu nedenlerden dolayı Kaşkayı Türk Lehçesinde yazılmış olan metinlerin, yöresel halk varlıklarının ve bu topluluğun tarihi hafızasının bir an önce derlenip yayımlanması ve Türk dünyasına tanıtılması büyük önem taşımaktadır.

Kaşkayı Türklerinin adı

Bilindiği gibi tarihin belirli dönemlerinde farklı Türk grupları farklı isimlerle anılmıştır. Bu isimlerin bir kısmı obalardan, boylardan ya da büyük kahramanlardan ilham almış, bir kısmı birkaç Türk boyunun birleşmesi sonucu ortaya çıkmış, bazen de bir siyasi otoritenin devlet kurma çabası sonucu oluşmuştur. Kaşkayı Birleşik Türk Elleri hakkında çeşitli görüşler ileri sürülmekte olup, yazılanların çoğu siyasi yazarlar tarafından ortaya atılmış ve genellikle kulaktan dolma ve çürük varsayımlara dayanmaktadır.
Dolayısıyla bu Türk topluluğunun kökeni Kaşkayıyurt’ta bin yıllardan beri hayatını sürdüren Türk topluluğundan, Cengiz Han’ın torunlarına kadar ve Tebriz’den bu bölgeye gelen Türk topluluklardan, Doğu Türkistan ve Anadolu’dan gelen Türk göçebelere kadar geniş bir yelpazeyi kapsayabilmekte ve birbirinden farklı birçok teoriye bağlanmaktadır.

Tabii bu arada İran rejimi de boş durmadı ve kendi teorilerini geliştirmeye çalıştı. Bu teoriler arasında Hindistan’dan gelip daha sonra Türkleşen Hindular, Moğollardan kaçıp Taciklere sığınan kavimler gibi şaşırtıcı teoriler de yer alıyor. Bu nedenle Kaşkayı adı farklı metinlerde farklı şekillerde kaydedilmiştir:

Kaşkayı, Keşkayı, Keşgayı, Keskayi, Keşgayi, Kuşanı, Kaşkay, Qaşqayı, Qaşqay, vb. Ancak genellikle araştırmacılar ve kökenbilimciler Kaşkayı sözcüğüne “Kaş+Kayı” ve “Kaşka+yı” formları olmak üzere iki biçimde bakmışlar. Bu kapsamda yıllarını Türk dili edebiyatı ve tarihi üzerine vermiş olan Kaşkayı Türk Ellerinin büyük dilbilimcisi Esedüllah Merdani’nin önderliğinde yürütülen araştırmalar sonucu Kaşkayı sözcüğünün Kaş’lar ve Kayı Türklerinin birleşmesinden ortaya çıkması en doğru tespit sayılabilir.

Bu bakımdan Kaşkayı Türklerinin sosyopolitik yapısını oluşturan birliğin adını, bu bölgelerde yaşayan Eski Türkler (Bitişken dilliler) yani Kaş’lar ile onlarla daha sonra birleşen Kayı boyunun adından oluşan ve bu siyasi konfederasyonu adlandırmak için ortaya çıkan bir sözcük olarak tanımlayabiliriz. Tabii ki Kaşlar ve Kayılar bu Türk topluluğunun oluşmasında ana omurga gibi görev almışlar. Merkezi bir güç ortaya çıkınca çevrede olan yüzlerce Türk boyu bu çekirdeğin etrafına toplanarak kayda değer bir güç oluşturabilmişler. Elimizde olan bütün veriler ve yaptığımız bütün araştırmalar bu Türk topluluğunun adının Kaşkayı olduğunu doğrulamaktadır.

Kaşkayı Türklerinin tarihi;

Kaşkayı Türkleri’nin tarihin hangi döneminde ortaya çıktıkları henüz kesin olarak bilinmemektedir ancak Kaşkayıyurt’un dört bir yanında bulunan Kayı boyu ve Kaş’larla ilgili çok sayıda tarihi eser, taş yazıtı ve söylentilere dayanarak bu oluşumun tarihini en az 1000 yıl önceye dayandırabiliriz. Yanlış anlaşılmasın ki bu Kayı’lar ve Kaş’ların bugünkü Kaşkayıyurt’taki tarihi değil çünkü her iki boyun da bu bölgelerde kaç bin yıllık bir geçmişi var, söz konusu olan tarih Kayı’lar ve Kaş’ların bir konfederasyon haline geldikleri takribi tarihtir. Elimizde olan kesin kaynaklara göre Kaşkayı’ların bu bölgelerde bir siyasi güç olarak etkin oldukları tarihin son evresi, Safevi döneminde başlamıştır.

Safevi hakimiyeti sırasında yani 16. yüzyılda, bugün İran olarak adlandırılan coğrafyanın güneyinde Türkleri birleştirmek için devlet tarafından “Cani Ağa Kaşkayı” adında bir komutan atanmıştır.
Kaşkayı Türklerini tarihi kroniklerde, özellikle de 14. yüzyıldan itibaren batılı elçilerin yazdığı seyahatnamelerde görmek mümkündür.

Kaşkayı Türkleri’nin yaşadıkları coğrafya, kendine özgü yaşam tarzları, toplumsal yapıları, İran’ın orta ve güney bölgelerinde farklı bir dilsel ve kültürel kimliğe sahip olmaları, Azerbaycan Türklerinden miras kalan müzik ve sanatları, hepsi bir arada bu insanlara eşsiz bir fırsat sunarak bu coğrafyanın siyasi ve kültürel tarihinde göze çarpan bir iz bırakmasına neden olmuştur. Kaşkayı Türkleri’nin bölgede bıraktığı izlerden bazıları aşağıda sıralanmıştır.

– Kaşkayı Türkleri’nin Şah Abbas Safavi’yi desteklemek amacıyla Kenger (Basra) Körfezi’nde Portekizlilere karşı yaptığı savaşlar
-Sövlet ül-dövle (Serdarı Eşayir) önderliğinde İran’ın güneyinin İngilizlerin işgaline karşı Kaşkayı Türkleri’nin savaşı.
-Sövlet ül-Dovle’nin oğulları Nâsir Han, Hüsrev Han ve Muhammed Hüseyin Han Kaşkayı’nın milli cepheyle işbirliği (petrolün millileştirilmesi için)
– Kaşkayı Türklerinin Pehlevi rejimine karşı itaatsizliği, örneğin zorunlu yerleşime karşı isyanları ve silahsızlanmaya karşı isyanları.
-İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı silahlı direniş
-Günümüzdeki kültürel direnişler

Kaşkayı’nın siyasi hayatı göz önüne alındığında Overlin ve Vedaglas gibi bazı akademisyenlerin neden Sövlet ülDövle’yi sorunlu bir padişah olarak yazdıkları anlaşılır.

Sövlet ülDövle hanedanı içerisinde Kaşkayiler, İran’ın orta ve güney bölgelerine eski Türk beyliği yönetim tarzıyla uzun yıllar hükmetmiş bir toplum olarak değerlendirilmektedir. Merkezi hükümetler ve etkili dış güçler bu durumun her zaman farkında olmuştur. En önemlisi İngilizler, İran’ın güneyindeki petrol kuyularının güvenliğini korumak amacıyla Kaşkaylarla her zaman anlaşma yapmaya çalışmış ancak her defasında hayal kırıklığına uğramış ve bu nedenle Sovlat ul-Dövle ile düşmanlık politikası benimsemişlerdir. Söylentilere göre İngilizler, mason olan İran valisi Kavam ul Mülk’ü kullanarak Sovlet ul-Dövle’yi İlhanlıktan çıkarmayı planladı ancak tüm bu çabaları başarısızlıkla sonuçlandı.
Kaçar hükümetinin sona ermesi ve kendisi bir dönem kaçar sarayı ve sonrası Hollanda Büyükelçiliğinde ahır bekçiliği yapan Rıza Şah’ın saltanata geçirilmesinin ardından Türkler siyasi ve ekonomik bir çalkantılarla karşı karşıya kaldı.

Rıza Şah Almanlardan yana olduğundan dolayı Sövlet ül-Dövle’yi de kendisene yakın biri olarak görüyordu. Bu sebepten dolayı Sövlet ülDövle ve oğulu Nâsir Han’ı Tahran’a çağırıp meclise gönderdi ancak gerçekte Rıza Şah’ın modern hükümet dediği siyaset ve programlarıyla (tek bir hükümet- tek bir millet- tek bir dil- tek tip bir üniforma ve benzeri uygulamalar) çelişkide olan etnik grupların ve bağımsız hükümetlerin gücüne dayanamadı ve karşı koyamaya başladı. Bu nedenle Sövlet ül-Dövle’yi parlamentodan ihraç etti, hapse attı ve Nâsir Han’ı evinde alıkoyarak gözlem altına aldı. Bu eylem Kaşkayı Türklerinin zoruna gitti ve onların pehleviye karşı ilk isyanına sebep oldu.

Sövlet ül-Dövle’nin erkek kardeşi liderliğindeki Pehlevilere karşı ilk isyanaa yol açılması, Rıza Şahı ve merkezi Hükümeti Sövlet ül-Dövle ve oğulunun serbest bırakılmasına zorladı. Rıza Şah ikinci kez için, bu sefer barış adıyla Sövlet ül-Dövle’yi Tahran’a çağırdı ancak onun siyasi dokunulmazlığını iptal edip onu yeniden hapse attı. Tüm hava ve Kara baskısıyla, Kaşkayı Türklerine saldırdı ve direnişlerini kırdı. İran’ın sözde “geri kalmışlığını önlemek” adı altında Türkleri silahsızlaştırdı ve sonraki aylarda Sövlet ül-Dövle şüpheli bir şekilde hapiste vefat etti. Bu olaylar, Pehlevi hanedanı ile Kaşkayı Türkleri arasına uzun süreli düşmanlığa yol açtı. İkinci Dünya Savaşı’nın ortaya çıkması, Müttefiklerin İran’ı işgal etmesi, Rıza Şah’ın sürgüne gönderilmesi, merkezi hükümetin zayıflığıyla birlikte, hapishanede ve sürgünde olan Sövlet ül-Dövle’nin oğullarının Kaşkayıyurda geri dönmesine fırsat yarattı, böylece Kaşkayı Türklerinin yenilgiye uğradı halkını yeniden birleştirip dirildiler. Kısa bir süre içinde, Kaşkayı Türklerine inşa edilen yerleşik çamur evler yıkıldı.

Hanların yardımıyla Kaşkayı Türkleri arasında atlar, silahlar ve koyunlar dağıtıldı ve Kaşkayı Türkleri eskisi gibi yeniden göçebeliğe başladı.

Nasir Han, Hüsrev Han, diğer liderler ve milletin iş birliği sayesinde Kaşkayı Türkleri’nin damarlarına yeni kan bağışlandı. Kaşkayı Türkleri pek çok askeri üssü, karakolu, ve polis merkezini silahsızlandırarak yeniden silahlandılar. Bu güç ve otoritenin desteğiyle meraları genişleterek geçim kaynakları olan hayvancılığı güçlendirdiler.

Böylece hanlar bir kez daha halkın kahramanı haline geldi. O kadar güçlü ve saygın hale geldiler ki, merkezi hükümete Kaşkayıyurt’ta özerklik ve özgürlüklerini resmileştirmekten başka seçenek kalmamıştı.

BAYDAQ HABER AJANSI – Kaşkayı Türk









Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar