AÇLIK SINIRINA TERK EDİLEN EMEKLİLER

Okuma Süresi:

2–3 dakika
❤️

Bakır kapların kullanımda olduğu yıllar da bir köylü, kalayı giden kaplarını kalaylatmak için, kalaycıya getirir.

Selam, hoş-beş faslından sonra:

-Ustam şu benim kapları bi kalaylayıversen.

-Tamam ağam çıkar bakalım neler varmış.

Köyle kapları çıkarır. Kalaycı temizlemesi için kum havuzunda ayaklarıyla, kapları temizleyen çocuğa verir.

Genç güzelce temizler. İş kalay sırasına gelir.

Usta kaplardan birini alır ve harlanan ocağa uzatır, bir güzel ısıtır.

Kuruyan tencereye biraz nişadır atar, şöyle bir çevirir. Ardından kalayı atar. Üstüpü karışımı pamuk bezle güzelce kaba kalayları sıvar.

Durumu seyreden köylü, kalayın az atıldığı hissine kapılır ve “ustam kalayı neden az atıyorsun” diye sitem eder.

Yılların kalaycısı, lafın altında kalır mı?

-Öyle mi ağa, az mı buldun?

Dedikten sonra bolca kalay atar ve aynı bezle güzelce sıvayıp, eriyen kalayları tekrar aşağıdaki kaba akıtır. Yani işlem farklı ama sonuç aynı.

Bunu gören çırak çocuk, dayanamaz ve

Ustam bilir kolayını, atar nişadırı alır kalayını, der.

               Bu kıssadan sonra gelelim konuya:

Hiç kimsenin memnun olmadığı 2026 maaş artışları belirlendi. Maaşlar cebe girmeden, kalaycı çocuğun dediği gibi çeşitli zam ve vergilerle yarısı geri alındı.

Hükümet ne yazık ki muhalefetinde dediği gibi emekliyi açlığa terk etti.

Muhalefete ve işin uzmanlarına göre emekli için ayrılan 69.5 milyar TL bütçeyi, hazineye yük ve büyük maliyet olarak gören hükümet:

Bu kaynağın 3.5 katının: 238 milyar TL’yi (yazıyla iki yüz otuz sekiz milyar) geçiş garantili köprülere, yollara, şehir hastanelerine, geçiş-yolcu garantisi olarak ödüyor, hazineye YÜK değil.

11 Katını 768 Milyar TL (yazıyla: yedi yüz altmış sekiz milyar TL) zengin ya da yandaş şirketlerin vergilerini silmeye ya da uzlaşmaya harcıyor, hazineye YÜK değil.

36 katını 2,5 trilyon TL’yi (kusura bakmayın yazamadım. Yazı ile iki buçuk trilyon TL) KKM ile fakirden alarak zengine transfer ederken, maliyeye YÜK değil,

39 katını 2,7 trilyon TL’yi ( İki nokta 7 trilyon)  tarihin en yüksek faizi şeklinde parası olana öderken, Hazineye YÜK değil. Kaldı ki “Nas var nas, sana bana ne oluyor” İslami söylemlerine karşın.

İnanın daha saysak olurdu.

Ama sizleri de sıkmak istemiyorum.

Demek ki kaynak var, hem de yeteri kadar. Ama CHP, İyi Parti ve Dem’lilerin söylediği gibi hükümet, emekliyi bilerek, bilinçli bir şekilde açlığa, yoksulluğa ve AÇLIK SINIRINA  layık görüyor.

Özetlersek: emekliyi hazineye YÜK sayanları emeklilerde; sandıkta YOK saymalılar.

Şunu da unutmayalım ki hükümet, MHP’nin şartsız-şurtsuz desteği ile emekliyi ezmektedir. MHP, ciddi isteklerde bulunsa AKP’nin yapmama gibi bir lüksü yok. Zira AKP, iktidarını MHP’nin desteği ve oyları ile sürdürmekte.

Esen kalınız.



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

  1. Erdoğan Özgenç avatarı
    Erdoğan Özgenç

    TİLKİLER VE EMEKLİLER…
    Emeklilerin..
    Çiftçinin…
    Asgari ücretli emekçilerin…
    Dul ve yetimin…
    Garip gurebanın haline (!) bakınca…
    ***
    Bugün Pazar…
    Gününüz Cumartesiyi aratmayacak,
    Pazartesi gelsin diye dua ettirmeyecek kadar iyi güzel ve neşeli olsun…
    ***
    Yıllar önce yazmıştım “gün gelecek AKP iktidarı emeklilerin ömrü uzadı, artık erken ölmüyorlar diye şikayet edecek” diye…
    Emekliler o günlerde “yaparsa AKP ve REİS yapar” diyerek tanımadan, bilmeden,
    araştırnadan,anlamadan oy veriyorlardı…
    ***
    Gurbetçilerde…
    ***
    Tüm aile, tüm AKP’liler palazlandı…
    Varsıllaştı, güç ve iktidar sarhoşu oldu…
    Burunlarından kıl aldırmıyorlar…
    Karlı dağları biz yarattık, der gibi kasıla kasıla dolaşıyorlar…
    Kibir bencillik vs gırla…
    ***
    Emekliler, türbanıma sahip çıkıyor diyen kadınlar..
    “Elli sene önce olsaydın burada olmazdık,” diyen gurbetçiler..
    Sayesinde köşe değil dört köşe olan işadamları..
    Ve..
    Vakıflar dernekler..
    Tarikat cemaat şeyhleri, üyeleri sayesinde…
    ***
    Dediğim gibi bugün Pazar tatili…
    Şimdi sizlere…
    Sıkmadan…
    Kısa bir öykü anlatacağım son 24 yılı özetleyen…
    Ustadan ustaca..
    ***
    Bir yarımadada üzüm yetiştiren köylülerin tavşanlarla biraz sorunları vardı…
    Tavşanlar üzüm salkımlarının yere yakın olanlarını yedikleri için köylüler tavşanlara kızmaya başladılar…
    ***
    Bazıları iki tilki getirip salmayı önerdi…
    Tilkiler tavşanları halledeceklerdi…
    ***
    Tartışma başladı…
    Kimisi “Bu tilki dediğiniz şeyler çok sinsidir…
    Bir kez adayı ele geçirdiler mi çıkmazlar…
    Her yeri istila edip yerleşirler…” dediyse de ada halkı karar verdi…
    ***
    Bir çift tilki getirilip salındı…
    Tilkiler çoğaldı…
    Önce tavşanları yediler…
    ***
    Köylüler tam “Oh…Ne kadar da iyiler…” dediler ki, tilkiler sessizce girip tavukları yemeye başladılar…
    ***
    Köylüler “Bunlar tavşanlardan beter, tavşanlar hiç olmazsa civcivleri yemiyorlardı…” diye koştular…
    Ama tilkilerle uğraşmak zordu…
    ***
    İyi gizleniyorlar, izlerini belli etmiyorlardı…
    Öten horozları da yediler…
    Sonra..
    Hangi horozun sesi çıksa, ertesi sabah alıp götürdü tilkiler…
    ***
    Ortalıkta horoz kalmadı…
    Ortalık sessizleşti…
    ***
    Hindiler düşünüyorlardı…
    Ördekler sürü sürü dolanıp “Sıra size gelecek…
    Sıra size gelecek…” derken, tilkiler önce hindileri yediler, arkasından ördekleri…
    ***
    Tilkileri getiren köylüler “Yani elimiz kırılsaydı da bunlara fırsat vermeseydik” demeye başladılar…
    Karşı çıkanlar ise “Söylemiştik, bunlar bir defa geldi mi gitmezler… Her yere yerleştiler… Gözleri de doymuyor…
    Ne bulsalar yiyorlar…” diyorlardı…
    ***
    Kümesler boşalınca tilkiler mutfaklara girmeye başladılar..
    ***
    Özellikle kadınlar meydanlara toplanıp “beraber yürüdük bu yollarda” ve “güzel günler göreceğiz çocuklar” diye şarkılar söyleyip eve döndüklerinde baktılar ki mutfaklar boşalmıştı…
    ***
    Tenceresini, tavasını tamtakır görenler “Yani bu kadar da olmaz, dediler, doymak bilmiyor bu tilkiler…”
    ***
    Karakola jandarmaya gittiler…
    Komutan dertliydi:
    “Benim de kuşumu yediler… Kuşum kalkmıyor…” diye yakındı…
    ***
    Hikâye bu kadar.”Hani sonu yok mu hikâyenin?” derseniz…
    Var tabi yurdum insanları, elbette var…
    ***
    Ama…
    Madem tilkileri başımıza siz bela ettiniz..
    İki yakamız bir araya gelmiyor…
    Sonunu da siz getireceksiniz artık…

    İyi pazarlar…

    Erdoğan ÖZGENÇ
    İstanbul 01.02.2026 20.25

  2. Kadriye Polat avatarı
    Kadriye Polat

    Imam Hatip bi bitirenlerin hepsi, diplomalı, diplomasız polis oldu. Bundan iyi Tilki olurmu?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar