Perşembe günleri “Yeniden Türk Dili Dergisi”toplantılarımız oluyor. Ayağımın tozuyla gittim gelir gelmez.İyi ki gitmişim.Çok güzel bir konuyu işlemiş bir arkadaşımız.Öyle güzel hazırlanmış ki bu kadar güzel bir konunun dosyalar arasında saklanmasına gönlüm razı olmadı.Olduğu gibi sizlere aktarıyorum.Eminim çok yararlanacaksınız
*******
Afyon, kokain, sentetik uyuşturucular zararlı mıdır?Evet.Sigara sağlığa zararlı mıdır?Evet.Alkol zararlı mıdır?Düşük oranı aşılınca kesinlikle evet!Kumar zararlı mıdır?Evet.Adaletsizlik zararlı mıdır?Öyle zararlıdır ki; toplumsal yaşamda ne düzen kalır, ne güven!O halde neden bu zararlı alışkanlıkları yok edememiş,kullanımını düzenleyememişiz?Neden kolayca düzenlenebilecekken, eğitimli ve görgülü insanlarla beraber paylaşarak mutlu yaşayamıyoruz?Çünkü mekanikleştik! Düşünmeden,anlamadan, farkında olmadan güvensiz yaşar olduk!İnsanın insanla ilişkileri mal edinme ve biriktirme başladığında insancıl ilişkiler olma niteliğini kaybetti!İnsan insandan koptu,birbirine yabancılaştı!.
Dünya değiştirilmelidir!Çünkü adaletsiz gelir dağılımı toplumsal yaşamı, yaşamanın anlamından uzaklaştırmıştır!Adaletli gelir dağılımı hem düşük gelirliyi,hem yüksek gelirliyi kurtaracak,insanca yaşamasını sağlayacaktır!Düşük gelirli geçim sorunları yaşarken, yüksek gelirli varlıklarını koruma ve büyütme güdüsüyle,sağlıklı yaşamdan çok uzaktır!
*******
‘İnsanlar nasıl barışır ve karşılıklı sevgiyle,yardımlaşarak,farkında yaşayabilir sorusunu;yıllardır araştırıp, okuyup,çeşitli toplumları inceleyip çözümler arıyorum!Önce insanın biyolojik yapısını değerlendirmek; sonra ruhsal durumları anlamak gerekir!En sonunda ise,günümüzdeki toplumsal yaşamın etkilenmelerini değerlendirmek doğru olacaktır diye düşündüm!Öncelikle biz insanların yapısal incelemesine bir göz atalım.İnsanın üç beyni vardır!…
İlki; SÜRÜNGEN BEYİN…
Hayatta kalmaya odaklıdır. Memeliler ve insan beyninin bu bölümü kalp atışını,sindirimi,nefes almayı ve basit hareketleri kontrol ederek hayatta kalmamızı sağlar.Tehlike algıladığında düşünmeden devreye girer:KAÇ!SAVAŞ!SAVUN!YAP!YAPMA!Bu beyin,korku temellidir.Amacı, DERİNLEMESİNE YAŞAMAK DEĞİL,yalnızca yaşamı sürdürmektir.! …
İkincisi; LİMBİK SİSTEM…
Duyguların merkezidir. Beynimizin derinliklerinde yer alan ve duygusal tepkiler,hafıza,motivasyon gibi birçok temel işlevi düzenleyen yapılar bütünüdür.Bağ kurar,sever,üzülür,özler.Yani bizi insan yapan sıcaklığı buradan alırız.farkında değilsek,duyguların kölesi de oluruz! Bir anda öfkelenir,kırılır,üzülür ve sonra “Neden böyle davrandım? ”deriz .
Üçüncüsü; NEOKORTEKS…
Biliş,duygusal algı ve gelişmiş motor kontrolü de dahil üst düzey beyin fonksiyonlarının yürütülmesinden sorumlu beyin bölümüdür.Yaratıcılı ğımızın,sezgimizin,özgür irademizin ve yüksek farkındalığımızın alanıdır.(Bilim insanı, Dr. Gülay Savaş İTÜ MaknMühn., Bilgi Teknlj Uzm.)İşte burada insan sadece yaşamakla kalmaz,BİLİNÇLİ ŞEKİLDE VAR OLUR.Yani otomatik tepkilerle değil,farkındalıkla seçim yapmaya başlar.Ne yazık ki; büyük çoğunluğumuz hâlâ sürüngen beynin kontrolünde yaşıyoruz!.Sürekli tetikte,savunmada,korku içindeyizdir! Her şey tehdit gibi gelir:“Ya başarısız olursam?” “Ya kaybedersem? Ya çocuklarım başaramazsa!Ya sevdiğim kişi kötü olursa!Ya kaza olursa! ”Ya yeni iktidar olacak parti ülkeyi mahvederse!Ya insanlık daha kötüye gidiyorsa!Aman param daha fazla olsun,aman eksilmesin!Bu durumu çok iyi bilen politikacılar,insan kitlelerini yönetmek içinçeşitli korkuları sürekli gündemde tutar veya yeni yeni korku çeşitleri oluştururlar!
Günther Anders (Alman gazeteci filozof); insan eksik ve yetersizdir diyor!Nedenini de özetlemiş Modern leşme ile insan,sanayinin küçük parçalarına dönüşen yapısıyla duyarsızlaştı!Hiroşimadaki gibi binlerce yaşanan vahşetin,ölenlerin, sakat kalanların,oralardaki yaşamların ahlaki boyutunu algılamayız!Önce üzülürüz,sonra unuturuz; aklımıza geldiğinde yine üzülürüz ama duyarsızızdır! Ne yapabilirim ki deriz, geçeriz!
*******
Biz insanlar milyon yıla yakındır yerkürede yaşayagelmişiz.Evrimleşme sürecimiz ise, endüstri devrimi sonrası çağdaki gibi hızla olmamış, binyıllar sürmüş!Akıl ve bilimle herşeyin çözülebileceğini kanıtladık. Ancak;içimizdeki kötüyü denetleyemedik!Güç,varlık edinme,biriktirme ve iktidar hırsı sürekli yaşam kalitemizi düşürmeye devam ediyor!
Kişisel ve toplumsal ruh sağlıklı yaşamın çaresini de bulamadık!Evet, neden bu zararlılara karşı yeterli önlem alamıyoruz!Çünkü,yapımız daki bozuk edinme güdüsüyle birleşen kapitalizmin vahşeti yaşamı mızla bütünleşti! Kendi iyi yönümüze engeller koyuyoruz!Evet kendi elimizle kendimizi kötüleştiriyor,sonumuzu oluşturuyoruz! Kapita lizm,kazanda yavaşça ısıtılıp haşlanan kurbağa gibi;bizlere kolay bir yaşam sunarak içine alır!Her olanak vardır,sanki öyle özgürüz ki istediğimiz her şeyi yapabileceğimizi düşünürüz!Ancak bizi içine aldığında, kapıldığımız çarktan kurtulma olasılığı kalmaz!Her karşılaş tığımız sorunda bunu fark ederiz, ama deli gömleğini giymişizdir! Hapisten çıkamayız!Gezegenimizdeki tüm yaşamı hasta eden kapita lizm, erkek egemen bir yaşama düzenidir! (insanlık önce hakkaniyetli yaşamı çözmelidir)İnsan doğasına aykırıdır!
Kapitalizmin emperyalizme dönüşmesi de kaçınılmazdır!.Çünkü sürek li daha fazla güdüsünü tetikler, işletmeler sürekli daha fazla kazanmalı ,daha fazla para biriktirmeli,daha zengin olmalıdırlar!Kapitalizmde yeteceği kadar düşüncesi yoktur!Budurum ise insanlığı insanlık dışı bir canlı türüne dönüştürür!Ancak akıl ve bilimle değerlendirildiğinde; bu vahşi edinme düşüncesinin ölümü kaçınılmaz sonudur!Evet, size çok itici ve ters gelecek gerçek şudur;hepimizin ruh sağlıklarımız bozuk!Çünkü silah sanayisi, ilaç sektörü, gıda endüstrisi ve etik olmayan maddelerin pazarı gibi kaynakları birkaç holdingin tekeline bıraktık!Yaşamı para edinmeye indirgedik!Çünkü ruh sağlığımızın yaşama düzenimizdeki önemini kavrayamadık!
*******
Herakleitos’un ‘Evreni anlamak için değişimi kavramak gerekir’ sözünü anlamaya çalışara, insanlığın yaşama çabasını ve engellerini inceleme ye başladım!Önce değişimin olmazsa olmazlığını keşfettim,sonra insanlığın gelişebilmesi içindönüşümün büyük önemini kavradım!Evet değişim yetmiyordu,dönüşüm olmazsa teknolojisi ilerleyen insanlık ilerlemiyor,aksine duygularını yitirerek geriliyordu!Mısır İmparato luğu dönemi fizikçi ve gök bilimci Kamose-Menes, anıt mezarların ve pira mitlerin ölümden sonra,oralara gömülen kimseyi canlandırmayacağını söylediği için öldürüldü.Antik Mısır'ın diğer bir filozofu Amen tebat ''insanları mumyalayarak öbür dünyaya göndere mezsiniz '' dediği için ailesi ile birlikte yok edildi.Romalı Flavus Lucretius Claudius,matematikçi,gökbilimci ve filozof;Roma Tanrı’larının masal olduğunu söylediği için katledildi.Antik Yunanlı’lar, devrin en büyük filozofu Sokrates'i Yunan tanrılarına inanmadığı için öldürdüler.
İtalyan filozof Giardano Bruno, kapalı evren görüşünü ilk reddedenler arasındadır.Giordano,Dünya güneş etrafında dönüyor dediği için Kilise tarafindan Roma'da diri diri yakıldı.Yunan filozof,matematikçi ve astronom Hypatia,çok güzel bir bilim kadınıydı;İskenderiye kütüphane sinde felsefe,matematik ve astronomi dersleri veriyordu!Piskopos Cyril’in kilisedeki kışkırtıcı konuşmaları sonrası Hristiyanlarca taşlana rak öldürüldü! Aziz Nesin, Lütfi Kaleli-Madımak -Karamollaoğlu.
Paleolitik çağ 'dan itibaren son 40.000 yılda istatistiksel olarak sayıları yaklaşık 143 milyon olarak hesaplanan aydın insanlar;“Dinlere, Tanrı’lara, dogmalara, tabulara” inanmadığı,akıl ve bilime inandıkları için öldürüldüler!İnsan,evrenin merkezinde biz varız,yıldızlar bizim etrafımızda derken;düşünerek yaşayan bilim insanı Kopernik,Güneşin merkez olduğunu ve dünyanın küçük gezegenlerden biri olduğunu söyledi. Freud ise‘insan kendi düşünüp isteyerek karar verdiğini sanır! Ama bilinçdışı bastırma ve toplumsal etkiyle hiçbir karar kendi özgür iradesinde değildir diyerek insanlığı uyardı!Arthur Schopenhauer’ın görüşleri; felsefe,psikoloji,psikanaliz,edebiyat ve müzik gibi pek çok alanda etkili olmuştur!
Freud Schopenhauer için demiş ki“Bunun ilk adımını psikanaliz atmadı. Başı çekenler filozoflardı.hepsinden önce de büyük düşünür Schopen hauer’dur Ki onun bilinçsiz iradesi psikanalizin ruhsal güdülerine karşı lık geliyor.O düşünür,insanları cinsel faaliyetlerinin anlamını hafife aldıkları konusunda da uyardı”Tolstoy ise hayranlığını şu sözlerle ifade etmiş“Eminim ki en büyük dahi Schopenhauer.”Albert Einstein’ın tespi ti ise çarpıcıdır“Schopenhauer gibi ben de özgür iradenin varlığına inanmıyorum.”Göbels der ki; toplumu inandırmak istersen büyük bir yalan söyle,ama çok basit cümleyle olsun!Sonra oturup milletin birbi rini kırmasını izle!
Çoğunlukla verdiğimiz kararların kaynağını dahi bilmeyiz!Ancak; bu toplum zaaflarını çok iyi bilen Freud’un yeğeni Edward Bernays gibi kötüler de vardır!Bu bilgileri kullanırlar, varlık ve güç elde ederler! Bernays tüm insanlıkta sigara alışkanlığının yayılmasına neden olan (Lucky strike kampanyasına) ve demokrasi geliyor diye emperyalist sömürgeci savaşların çoğalmasına fikir babası olan kişidir!(son İran olaylarında özgür kız fotosu sigaralıydı)
*******
Euro Disco grubu Boney M’in, 1978 ‘Nightflight to Venüs’ albümünde, ‘Rasputin’ şarkısı çoğumuzu etkilemiştir.Rasputin, Rusya tarihini değiştiren adam,politik manipülatör,şifacı ve playboy olarak bilinir!Peki kim bu adam ve ne olmuş bu Rasputin’e!?!Gregory Rasputin 1869da Sibirya’da doğan,fakir bir çiftçi ailenin çocuğudur.Zeki bir çocuk olarak dikkat çekmiş, manastıra eğitime gönderildikten sonra dindarlaşan akıllı bir keşiş olmuştur.Rus Çarı 2.Nikolay’ın tek oğlu Aleksey ‘Hemofili’ hastasıdır ve annesi Çariçe Aleksandra Fyodorovna her yere haber gönderip çare aramaktadır!Rasputin gelir,çocuğun nöbetlerini dindire rek iyileştirir!Böylece saraya yerleşir ve uzun yıllar yükselerek Çarı etkileyecek duruma gelir.
Perde arkası gerçekler ise şöyleydi,1.Dünya savaşı başlamıştı,‘Alman ya’ etrafına saldırıyordu!Rusya Almanya ile savaşmak üzereydi ve Çar Nikolay’ın yanındaki bilgesi Rasputin bunun yanlış olacağını,kesinlikle bu savaşa girmenin gereksiz olduğunu ve büyük zararlar vereceğini söyleyerek Çar Nikolay’ı engellemekteydi!Ancak İngiltere ve Fransa, Almanyanın kendilerine saldırmasından çekindikleri için Rusya ile savaşa girmesini istiyorlardı!Rus aristoklar da savaşı destekleyip İngilizlerle beraber Çar Savaştayken Rasputine karalama kampanyası başlattılar!Ne yazık ki onu suikastle öldürdüler! Karalamalar nedeniyle halkın sevdiği Rasputinin öldürülmesine tepki gelmedi!Savaş sürdü! Emperyalist devletler, kendileri de dahil tüm ülkelere şekil vermeyi sürdürüyorlardı!…..
*******
Kitlelerin psikolojisi konusunu inceleyen toplumbilimciler insanların bireysel ve kitlesel olarak davranış ve düşünce tutumundaki farklılık lara ışık tutuyorlar.Ancak çok yazık ki,bu bilgileri daha çok varlık ve güç sahipleri Edward Bernays gibi kötüleri değerlendirip çıkarları için kulla nıyorlar!Toplumlar çeşitli kitlelerden oluşur!Bazen sadece yaşamını sürdürmek için girilen bir toplulukla kitle oluşur,bazen fikirleri uygun gelenlerle toplanılır.Ancak, genellikle de hiç farkında olmadığımız kitlelerin içinde toplu olarak güdülürüz!
Bu gizli yönetme işini de,halkı etkileyen tüm medya ve sinema-tv gibi sanat dalları ile yaparlar!
Hocamız basın 4. Kuvvettir dediğinde anlayamamıştım.Şimdi öğrendik lerimle dünya genelindeki yüzlerce televizyonun 6 şirkete ait olduğu nu biliyorum!Diğer ülkeleri sömürmeyi sürdüren ülkeler;bizleri öz kimli ğimizden soyutluyor ve kendi milletimize yabancılaştırıyor!Neden Kitle Oluşur?Bir çok kişilerin bir araya gelmesi bir kitle oluşumuna yetmez. Aynı anda benzer duygu, beklenti, öfke, umut, korku veya heyecan gibi bir durum topluluğu kitleleştirir.Kitleyi başlatan genellikle tek bir olay,mesaj,kişi ya da krizdir!Kitleyi sürdüren ise;Değişim beklentisi. Hak arayışı,Bağlılık duygusu,Düşman ya da tehdit algısı,gibi duygular dır Benzeri ortak duygular kaybolduğunda kitle dağılır.Ancak;dağılma dan önce en acımasız kararlarla en büyük vahşilikleri veya ancak insan ötesi sabırla, özveriyle yapılabilecek iyilikleri yapabilirler.
Psikolojik kitleleri oluşturan kişilerin özel karakterleri birbirinden çok farklı olabilir, ancak toplandıklarında hepsinden farklı bambaşka bir kişilikte olan topluluk doğar!Düşünmeye ve anlamaya dayalı yaşam son bulmuştur ve ilkellikle örtüşen sürüngen beyin üste çıkmıştır. Değişen duygular kalabalıkları oluşturan kişilerin duygularından daha iyi veya daha kötü olabilir;artık bambaşka duygularla yeni bir kollektif ruhta topluluk oluşmuştur.Bu kitleler aynı kolaylıkla kahraman veya cani olurlar!
Kitledeyken Neden Farklı Davranırız?
a. Kitleler isimsiz(anonim) ve dolayısıyla sorumluluksuz oldukları için, kişileri daima, her yerde kontrolcü rol oynayan kendi sorumluluk duygularından tamamen uzaklaştırırlar ve onları sürüngen beyinlerine daha kolayca onaylatarak kapılırlar.
b. Bir toplulukta her duygu bulaşıcıdır. Hem o derece bulaşıcıdır ki, birey kişisel çıkarını topluluğun çıkarına kolayca feda eder. Bu fedakarlık hali aslında insanın doğasına karşı olmakla beraber bir kitleye dahil bulundukça ortaya çıkan bir ruh halidir.
c. Bir süre boyunca etkin bir kitle içinde bulunan kişi, çok geçmeden adeta uyutulan birinin düştüğü gibi büyülenmiş bir hale düşer. Uyutulan kimsede bilinçli davranışlar felce uğratıldığından,uyutucu nun kendi arzusuna göre idare ettiği bütün bilinçaltı davranış şekillerinin esiri olur.
Kitlelerin Duyguları
a. Kitlelerin kışkırtılma potansiyeli,hareketliği ve öfkesi yüksektir. Dıştan gelen bütün kışkırtmaların oyuncağıdır ve bu kışkırtmaların çeşitli sonuçlarını yansıtır.Kitlelerde hiçbir öngörü önceden kestirilemez!
b. Kolay inanır. Zihinlerde uyandırılan hayaller onlar için birer gerçek gibi kabul edilir.Bir kitlede bir bilim insanı ile bir aylak eşit duruma gelir.
c. Duygularda abartılı ve basittir.Kitleler ne şüphe bilirler,ne kararsızlık, daima bir kutupta bulunurlar. Duyguları her zaman aşırıdır.(Tarihteki olaylarda aşırı kitlelerin tam karşıt diğer uca geçtikleri defalarca gözlemlenmiştir.)
d. Hoşgörüsüz, otorite yanlısı ve tutucudur. Geçici olan devrimci içgüdüleri,kendilerinin son derece muhafazakar olmasına engel değildir. Doğaları gereği ilerlemeye ve değişimlere düşmandırlar.
e. Ahlaklılığı, yapılan telkinlere göre, kendilerini oluşturan bireylerin ahlaklılığından ya daha iyi veya daha kötüdür.
5. Kitlenin Psikolojisi”nde Olanaksızlık Duygusu Silinir;Kitle vahşi bir insan gibi,arzu ile arzusunun gerçek leşmesi arasında hiçbir engeli tanımaz ve üstelik kalabalık,kendisine karşı konulmaz bir güç hissi verir.
6. Kitleler Kahramanlarında Aşırılık Görmek İster;Kendi coşkunluğu gibi, kahramanlarının duygularında da aynı abartıyı ve aşırılığı görmek ister, görünürdeki özellikleri ve yetenekleri her zaman şişirilmeli ve büyütülmelidir.İşte bu bilgilerle toplumu yönetenler, çok yazık ki tüm insanlığa egemen durumdalar!
7-Kitleler Kuvvete Saygı Duyarlar;
8. Neden Saldırgandırlar?
Tahrip edici gaddarlık içgüdüleri, her birimizin sürüngen beyninde uyuyan geçmişin mirasıdır.Tek başına fert için bu içgüdüleri tatmin etmek tehlikeli olur.Halbuki bireyin sorumsuz ve cezasız kalacağına emin olduğu bir kitleye karışması, kendisine bu içgüdülere uymak için bütün serbestlikleri verir.Av merakı ve kitlelerin gaddarlığı aynı kaynak tan çıkar.Savunmasız bir zavallıyı parçalarken kitleler çok büyük bir gaddarlık gösterirler;fakat bu alçaklık, köpeklerinin zavallı bir ceylanı nasıl paraladığını görmekten zevk alan avcıların alçak gaddarlığının yakın akrabasıdır.
KİTLEYİ KÖTÜLEMİŞ GİBİ Mİ OLDUK!?!
9-Yok, durum farklı! Bu fikirleri tanımlayan düşünürler tam tersini de söylemişler!Kitle Olmasa Medeniyet Gelişemezdi; demişler!Çoğu defa sefil içgüdülere uyan kitleler bazen de yüksek bir ahlaklılığa örnek oluştururlar.Eğer kişisel çıkarlardan uzak kalmak, kadercilik veya hayali ya da gerçek bir ideale gönül bağlamak ahlaki erdemlerden ise!Kitleler bazen en ahlaklı efsanevi insanların dahi ender olarak sahip olabilecekleri bir ahlak seviyesine yükselirler.
10-Bu durum da bize kitleleşmenin hep kötü olmayacağını,o halde insanlığı iyiye evriltmenin de kolayca olabileceğini gösteriyor!Şüphesiz onlar bu erdemleri bilinçsiz olarak taşırlar.Fakat ne önemi var; amaç insanlığı iyiliğe,akıl ve bilimle ilerlemeye yönlendirmekse yapılmalı!!!Kitlelerin Fikirleri Mantıkla etki altına alınamaz.Eşyanın en parlak görünen tarafına hayran olurlar.Gösterişli pazarlama unsurları kitlenin kolay kandırılmasını sağlar.Halk tabakalarının hayallerinin kullanılabilmesi, devlet adamlarının kudretlerine temel oluşturur.
11. Fikirleri Uzun Zaman Etkisini Sürdürür;Kitlelerin ruhunda yerleşmek için fikirler uzun zamana gerek duydukları gibi bu ruhtan çıkmak için de uzun zaman gerekir. Kitleler düşünce bakımından bilginlere ve filozoflara oranla bu yüzden nesillerce geridedirler!
12. Yalnız Hayalleriyle Düşünebilirler;Hayalleriyle düşünebildiklerinden, yine yalnız hayalleri aracılığıyla etkilenebilirler. Sadece hayaller onları korkutur veya kendine çeker ve onların eylemleri üzerinde etkili olur.
13. Kitlenin Psikolojisi”ni Düşüncelerini Etkileyen Etkenler;
a. Hayaller ve sözcükler: Sözcüklerin gücü asıl anlamlarından farklı olarak zihinde canlandırdığı hayallere bağlıdır. (Terör, devlet, adalet, KOMÜNİST,ANARŞİST, FAŞİST)b-Hayaller ve İllüzyonlar.c-Deneyim.d-Akıl ise hiç kullanılmaz! Sadece bilinçaltı duyguları üzerine etki ederek kitlelerin ruhuna hakim olunur.
14. Kitle hiçbir Zaman Gerçeğe Susamıştır;Hoşlarına gitmeyen açık gerçekler karşısında, sahte olan kendilerini cezbederse,sahte olanı ilahlaştırarak tüm açık gerçeklere yüz çevirirler.Kitleleri hayallere çekmeyi başaranlar onlara hakim olur, hayallerini yıkanlar ise, onların kurbanı olurlar.
15. Nesil Farklılığı;Bir nesil tarafından yaşanan deneyimler, çoğu defa gelecek nesiller için faydasızdır. Bu sebepledir ki, kanıta yarayacak tarihi deliller işe yaramaz olur.
16. Kitle Önderlerinin Uygulama Araçları;İddia!(sav) Kitlelerin ruhuna bir fikri yerleştirmek için en güvenilir araç iddiadır.İddia ne kadar açık ve deliller ne kadar sade ve kanıtlanmaktan uzak olursa, yargı o oranda etkili ve büyük olur.Napolyon “biricik ciddi söz sanatı tekrardır. ”demiştir,iddia edilen şey tekrar edilerek sonuçta kanıtlanmış bir gerçek gibi kabul edilerek beyinle re yerleşir.Bir süre sonra tekrar edilen iddianın kimin tarafından ortaya atıldığını unutarak o tekrar edilen sözlere inanırız.
17. Saygınlık(itibar) Etkisi Nasıl Oluşur?
Saygınlığın doğmasında birçok etkenler olabilir ve bunların arasında da “başarı”en önemlisidir.Başarılı olan veya başarılı gösterilen insan ve bu arada ortaya attığı düşünceler,başarılı olduğu için hiçbir zaman olumsuz karşılanmaz.Saygınlık tartışma ile yıpranabilirse de,bu oldukça yavaş ve zamanla olur.Uzun zaman saygınlığını muhafaza edebilmiş olan insanlar ve liderler tartışma konusu olmaya asla katlanamazlar.Kitlelerin hayranlığını kazanmak için tartışmadan daima uzak durmaları gerekir.
18. Siyasi Kitleler Ne İster?Siyasi adayın sahip olması gereken niteliklerin başında saygınlık gelir.Zeka ve hatta dehalık bile başarı faktörü değildir!Saygın olmak ve tartışmaya girişmeden kendisini kabul ettirmek aday için esas şarttır. Özellikle işçi ve köylülerden oluşan seçmenler,kendilerini temsil etmek üzere kendi aralarından birini çok az seçerler,çünkü bu kimselerin onlar üzerinde etkisi yoktur.Fakat adaya sadece etki de yetmez.Seçmenler görüşlerinin beğenildiğini görmek isterler. Aday seçmenlerini çok fazla övmeli ve en akla hayale sığmayacak şeyleri vadetmelidir.Rakip aday söz konusu olduğunda onun en rezil insanlardan biri olduğunu iddia ve tekrar etmeli,seçmenler karşısında ‘iki koyunu güdemez’ diyerek onun itibarını kırmalıdır.Burada kanıta ve delile gerek yoktur!Eğer rakip olan aday kitle psikolojisini bilmiyorsa, kendisine karşı kullanılan iftiralara, benzer çamur atacağı yerde, bir takım delillerle karşılık vermeye çalışırsa, o andan itibaren kazanma şansını kaybeder.
19. Lider Farkı;Lider zeki ve bilgili olabilir. Ancak bu durum kendisi için faydalı ise de toplumda öne çıkması için zararlıdır.Olayların birbirine geçmişliğini ve karışıklığını açıklayan zeka, insanı merhametli yapar! Ancak merhamet lider için gereksizdir!
20-Yeni bir düşüncenin öncülüğünü yapan liderler için şiddet ve öfke gereklidir!Çünkü bu şiddet zihinsel zayıflık yaratır! Bu zayıflık ise fırsattır!Zekayı körelterek doğruların görülmesini engeller!..
Kitlelerin Psikolojisi – GUSTAVE LE BON Marx,Kapital kitabında modernleşen insan yaşamını tanımlamış:Nasıl ilkel insan ihtiyaçlarını karşılamak, hayatta kalmak ve çoğalmak için doğaya karşı savaşmak zorundaysa, uygar insan da toplumun yapısı, üretim tarzı ne olursa olsun, aynı şeyi yapmak zorundadır!Onun gelişmesi ile birlikte doğal zorunluluğun alanı da yaygınlaşır,çünkü ihtiyaçlar artar ama aynı zamanda bunları karşılamak için üretim güçleri de gelişir.Bu alanda, olanaklı biricik özgürlük,sosyal insanın,ortak üreticilerinin doğa ile alışverişlerini akla uygun olarak düzenlemeleridir.
Doğanın sert gücüne boyun eğmeden,elbirliği ile denetlemeleri ve bu alışverişi en az emekle ve kendi insan doğalarına en uygun koşullarda yerine getirmeleridir.Ama bu uğraş zorunluluk koşullarını oluşturacak tır.İnsan güçlerinin gelişmesi, özgürlüğün gerçek koşullarını geliştirir. Bu gelişmenin esas koşulu iş gücünün azaltılmasıdır! Demiş Karl Marx.
Asıl büyük kayıp,farkında olmadan yaşanan bir ömürdür!Her zaman çok daha fazlası mümkündür!İnsan için yaşam,hiçbir zaman sadece hayatta kalmak değildir?Hayatta kalmaktan“hayatı oluşturmaya geç mek İşte gerçek dönüşüm budur! Travmalar karşısında çaresizliği ve anlam kaybını azaltmada sosyal dayanışmanın gücü ise inanamayaca ğımız kadar büyüktür!
Örgüt,örgütlenme,haklar,komünist,faşist,anarşist,sözcükleri toplum da en tehlikeli sözcükler olarak etki yapar! Neden?Çünkü toplum mühendisleri ilmek ilmek dokuyarak toplumu işlemişlerdir! Sendikalar, kooperatifler,dernekler vb birer örgüttür ve sağlıklı toplumu oluşturur lar.İnsan da toplumca vardır,toplumca yaşayabilir ve bir güç olup gelişebilir! İşbirliğiyle çalışma,büyük başarıların da temelidir!İnsanı yaşayabile ceği çağına kadar hiç eğitmeden doğaya tek başına bırakır sanız konuşmayı dahi bilemez!Bireyselleşme sonucu bencilleşme, bulaşıcı hastalık gibi artarak insanlığın toplumsal iyileştiren yapısını bozdu!İnsan eksik kaldı.
Dünya tarihinin en üretime açık ve gelişebilecek dönemindeyiz;güçler birleştirildiğinde olağanüstü büyük gelişme olduğunu hepimiz biliyo ruz!Buna karşın tüm insanlıkça toplumsal ruh hastası durumunda, ekonomik saplantılara sıkışmışız! Sermayedar güçler,edinme güdüle riyle davrandıkları için toplumların zihinlerini yöneterek pasifleştiriyor lar! Doğru yaşama yöntemiyle olması gereken insan ise;düşünerek üreten,değişen,dönüşebilen,yeniliklerle gelişen iyi bir canlı türüdür.
Adaletsizlik zararlı mıdır?Hem de öyle bir zararlıdır ki; en güçlüsünden en zayıfına, en zengininden en fakirine tüm insanlar toplumsal bozulmadan zarar görürler!Bunun farkında değildir çoğu.İnsanlar, hem yaşama koşullarını koymalıdır; hem bu koşullara uyarak, hem de uyulduğunu denetleyerek özgürce ve güvenle yaşamalıdır!kültürel etkinlikler ve bilimsel çalışmalarla gerçek medeniyet oluşturulmalıdır!
Fatih Söyleyici




Bir yanıt yazın