Gazetelerde fotoğrafta gördüğünüz kadın sıradan biri değil: Venezuela Devlet Başkanı’nın eşi Cilia Flores — ABD tarafından başkent Caracas’tan kaçırılmış ve New York’ta mahkeme salonuna kelepçeli olarak getirilen bir siyasi esir kimlik . Avukatının mahkemede aktardığına göre Flores, operasyon sırasında yaralanmış; kaburga kırıkları ve morluklar oluşmuş.
Amerika Birleşik Devletleri’nin bu Ortaçağcı askeri operasyonu ve ardından organize edilen “mahkeme” gösterisi, dünya medyasına adeta bir hukuk dramı gibi sunuluyor. Trump yönetimi tarafından yürütülen operasyona hükümet sözcüleri “suçla mücadele” etiketi yapıştırırken, BM uzmanları ise “başka bir devletin egemenliği içinde kanun uygulayamazsınız” diyerek eleştiride bulunuyor.
Ama asıl trajedi, sahnenin önünde değil, arkasında cereyan ediyor: Kendi ülkelerinde “aydın” geçinenler, uluslararası emperyalizmin bu dramatik prodüksiyonuna tek bir satır çıkamıyor. Olayın kendisi güçlü bir oyun ise, bizim buradaki aydınlarımız onun sessiz dekoru oluyor.
Bazı entelektüeller “bağlam karmaşık” diye geçiştiriyor; bazıları ise “şimdi o değil, bu zaman değil” diyerek zamana bırakıyor. Fakat zulüm karmaşık değildir — o sadece güçlüdür. Ve güçlü olan konuşurken sessiz kalan, sonunda hakikati değil, gücü savunur.
Burada bir kadın, ağır yaralı halde mahkeme koridorlarından geçirilirken gazetelerde “siyaset” başlığıyla yer alıyor. Ama “aydınlar” hâlâ kendi sosyal medya grafiklerine bakıp hesap yapıyor: kaç retweet, kaç beğeni? Bu sorularla uğraşmak, bugün zulme boyun eğmenin entelektüel versiyonudur.
Ve unutmayın:
• Bilip de susmak tarafsızlık değildir.
• Tarafsızlık erdem değildir.
• Suskunluk, zulme uyum sağlamayı zekâ saymaktır.
Emperyalist ABD mahkemesinin sahnelediği bu tablo, yarın başka coğrafyalarda farklı yüzlerle tekrarlanabilir. Oyuncular değişir, dekor değişir; ama alkışlayan suskunlar her zaman aynıdır.
Bir insanın düşebileceği en onursuz seviye, zalime ses etmemek değil; zalimin oyununu kutsamak ve ardından seyirci koltuğuna geri dönmektir.
Aydınlık, hakikati konuşmakta değil; yanlış zamanda doğruyu söyleyebilmektedir. Sessiz kalanlar ne kadar akıllı konuşursa konuşsun, yalnızca sahnenin dekoru olmaktan öteye geçemez.
Seni destekliyorum, Cilia Flores,
Çünkü sen kadının vakur duruşunu ve benim gibi anti-emperyalist bir Türk’ü zulme karşı, tam da emperyalizmin göbeğinde, orada temsil ediyorsun.
Yaşasın Venezuela, sembolünle!
Yaşasın Bolivar!
Yaşasın vatan diyerek!




Bir yanıt yazın