Irak’ta siyasi denge yeniden şekillenirken, Türkmen toplumunun önüne çeşitli modeller konuyor. Kimileri, toplumsal varlığımızı yalnızca kültürel faaliyetlerle yürütmenin yeterli olacağını savunuyor; kimileri tüm Türkmenlerin tek bir dernek ya da kulüp etrafında toplanması gerektiğini söylüyor; kimileri ise mevcut siyasi yapıları “geçersiz” ilan edip yerine farklı merkezler oluşturmaya çalışıyor.
Son zamanlarda sosyal medyada yayılan methiyeli yazılar, bazı kuruluşların rolünü olduğundan daha büyük göstererek Türkmenlerin siyasi mücadelesini kültürel bir çerçeveye sıkıştırmayı hedefliyor. Oysa Irak gibi çok katmanlı, rekabetin sert olduğu, anayasal hakların ciddi şekilde pazarlık konusu edildiği bir ülkede yalnızca kültürel faaliyetlere dayanmak, en hafif tabirle yanlış bir stratejidir.
Bu gerçek, duygusal söylemlerle değil, Irak’ın siyasi matematiğiyle ortaya çıkar.
1. Bir Kulübün Varlığı Kıymetlidir ama Siyasetin Yerine Geçemez
Hiçbir toplum, ne kadar köklü ve saygın olursa olsun, yalnızca bir kulüp, ocak ya da dernek üzerinden:
• anayasal hak elde edemez,
• bütçeden pay alamaz,
• bakanlık, valilik, il meclisi gibi pozisyonlarda söz sahibi olamaz,
• Kerkük gibi stratejik şehirlerin kaderine yön veremez.
Kültürel kurumlar toplumun hafızasıdır, ruhudur, kimliğidir.
Ama siyaset sahası, hak aramanın, temsil elde etmenin, devlet masasındaki sandalye sayısını belirlemenin alanıdır.
Bir kulübü siyasal merkezin yerine koymak,
Türkmen toplumunu siyasetsiz, temsil gücünden yoksun ve korumasız bırakır.
2. Kültürel Faaliyetler Gerekli Ama Yetersizdir
Elbette kültür olmadan toplum olmaz.
Dil, edebiyat, töre, müzik, ortak hafıza… bunlar milletin omurgasıdır.
Ancak Irak gibi bir ülkede kültür hak kazandırmaz; var olan hakkı ancak korur.
Hakkı elde etmek için:
• siyasi parti,
• milletvekili,
• il meclisi,
• kabine pazarlığı,
• anayasa müzakeresi,
• diplomatik temsil
gereklidir.
Bir toplum kültürle ayakta durur,
ama haklarını siyasetle alır.
Bugün Kürtler siyaseti bıraksın,
başka bir topluluk kültürle kalsın;
yarın hiç kimse “kültürel kimliğe bakarak” onlara bütçe payı vermez,
valilik teslim etmez,
askerî veya idari hak tanımaz.
3. Irak Türkmen Cephesi’ni Bu Şekilde Zayıflatmak Kime Yarar?
ITC’nin eksikleri vardır, hataları vardır; bunlar konuşulur.
Ama Türkmen siyasi hareketini dağıtmak ya da itibarsızlaştırmak:
• Kürtlere yarar,
• Sünni bloklara yarar,
• Şii gruplara yarar,
• Kimi ülkelerin bölgesel projelerine yarar.
Ama Türkmenlere asla yaramaz.
Irak’ta her topluluk siyasi gücünü artırırken,
Türkmenlerin siyasi gücünü azaltmak akılcı değil, tehlikelidir.
Bugün Irak’ta:
• Şiiler çerçeve koordinasyonu ile güçlendi,
• Sünniler yeni Ulusal Siyasi Konsey kurdu,
• Kürtler KDP ve KYB dış bloklarla pazarlık yapıyor.
Böyle bir dönemde Türkmenlere “siz siyaset yapmayın, kulüp etrafında toplanın” demek,
bir milletin devlet masasından çekilmesi anlamına gelir.
4. Dili gerçek kavramıyla kullanmamak, Kimlik Değiştirmektir
Nadi’ye “ocak” denmesi masum bir dil meselesi değildir.
Kültürel terminolojiyi çarpıtmak, toplum mühendisliğinin ilk basamağıdır.
Türkmenlerin bin yıllık “ocak” geleneği vardır.
Ocağın yeri başkadır, görevi başkadır.
Kulübün yeri başkadır, görevi başkadır.
Her kavram yerinde kutsaldır;
ama kavramların yerini değiştirmek, kimliğin altını oymaktır.
Kürtlerin kendi kurumlarına “ev”, “ocak”, “meclis” demesi siyasidir.
Arapların da kendi kültürel ve tarihsel bağlamları içinde anlam kazanan kavramları vardır; bu kavramlar yerinde ve doğru bağlamda kullanıldığında anlamlı olur.
Türkmenlerin buna alet edilmesi doğru değildir.
5. Bugünkü Irak Şartlarında Türkmenlere Ne Lazım?
Türkmenlerin ihtiyacı:
• bölünmeyi derinleştiren değil, siyasi temsili büyüten yapılar,
• Kültürel kurumlarla siyasi kurumların rollerinin ayrılması,
• ITC’nin ıslahı ve güçlendirilmesi,
• Bütün siyasi grupların ortak bir Türkmen Ulusal Siyasi Meclisi’nde birleşmesi,
• Kerkük için stratejik masa kurulması,
• Anayasal hakların yeniden tanımlanması,
• Bağdat’taki pazarlık gücünün artırılmasıdır.
Bir kulübün bu yükü tek başına taşıması ne mümkün, ne gerçekçi, ne de tarihsel olarak tutarlıdır.
Son Söz: Kültürle Var Oluruz, Siyasetle Yaşarız
Irak Türkmenleri:
• Kültürle ayakta durur,
• Siyasetle hak alır,
• Birlikle güçlenir,
• Kurumlarla var olur.
Tek bir kulübü ulusal merkeze dönüştürmek;
tarihi, siyaseti, mücadeleyi ve hak arayışını küçültmek olur.
İnşa edilmesi gereken şey kültürel merkez değil; ulusal siyasi iradedir.
Türkmenlerin kaderini ancak siyasi birlik, kurumsal akıl ve ortak temsil belirler.
AHMET MURATLI -GEÇEN DÖNEM IRAK TÜRK TOPLUMU TEMSİLCİSİ




Bir yanıt yazın