Tatil bir alışkanlıktır. Tatile çıkmaya hazırlanan bir turist gerekli malzemeleri yanına alır. Genelde turist istilası ve aşırı kalabalıklardan sıkılıyorsa kendini korumak durumunda. Aşırı seslerden korunmak için kulakları saklamak aşırı kalabalıkları girmemek için gözleri bağlayan maske takmak gerekli olabilir. Tatilci önceden bunları bilir.
Her yaz aynı manzara tekrar eder:
“Turist istilası”, “aşırı kalabalık”, “yerel halkın şikayetleri” başlıkları gazeteleri doldurur, sosyal medya ziyaretçilerden şikâyet eden mesajlarla dolar. Turizm neredeyse kamu düşmanı gibi gösterilir.
Rahatsızlık veren şey aslında turizmin kendisi değil, kötü yönetilen turizm: plansız, kitlesel, düzensiz bir yapı.
Turizm para basıyor. Milyonlarca aile geçimini bundan sağlıyor. Turizmsiz bir yapı düşünebiliyor musunuz?
Aşırı turizm ve yarattığı sorunlar, Avrupa’nın başlıca kentlerinde protestolara, kitlesel eylemlere dönüştü. Ama bu eylemler içinde bulunanların hemen tamamı da aynı zamanda turist. Ya kendi ülkesinde, ya da dünyanın herhangi bir yerinde. Ricardo Zapata García’nın yazısı belki konuya serinkanlı yaklaşmak için bir pencere açabilir.
Ancak tatil geldiğinde hepimiz hemen ucuz uçuşlar, güzel oteller ve “otantik” deneyimler aramaya başlarız.
Birçok şehirde turizm rahatsızlık kaynağı olarak görülüyor.
Sokaklar kalabalıklaşıyor, kiralar yükseliyor, mahalle marketi bir anda hediyelik eşya dükkânına dönüşüyor.
Yerel halk, turistleri neredeyse birer davetsiz misafir gibi görüyor.
Ama aynı kişi şehrinin dışına çıktığında bir turist haline geliyor ve o zaman hizmet bekliyor, güler yüz istiyor, gittiği yerin misafirperver olmasını talep ediyor.
Turizm sadece fotoğraflar ve kalabalık plajlardan ibaret değil.
Bu sektör; istihdam, kalkınma ve kültürel etkileşim demek.
Milyonlarca aile, geçimini bu sektörden sağlıyor.
Eğer turizm bir anda durdurulsaydı, birçok ekonomi çökerdi.
Turizmden nefret etmek yerine, belki de daha iyi yönetim modelleri talep etmeliyiz:
Daha uzun konaklamalar teşvik edilmeli, sadece günübirlik ziyaretler değil
İlgi noktaları çeşitlendirilmeli, böylece belli alanlar aşırı kalabalık olmaz
Kısa süreli kiralamalar düzenlenmeli ama tamamen yasaklanmamalı
Ve en önemlisi, turistlerin bilinçlendirilmesi sağlanmalı: gittikleri yeri tanımalı ve saygı göstermeliler.
Sonuçta, hepimiz hayatımızın bir noktasında turist olmak isteriz.
Sorulması gereken soru “Turizmi nasıl yok ederiz?” değil,
“Nasıl daha dengeli, adil ve sürdürülebilir bir turizm yaratırız?”
Çözüm, herkesin kendi sorumluluğunu üstlenmesinde yatıyor:
Bilinçli turist olmak ve akıllı politikalar talep etmek.
Çünkü, hoşumuza gitse de gitmese de,
turizm kalıcı…
Ve hepimiz seyahat etmeye devam etmek istiyoruz.



Bir yanıt yazın