
Neler Olmuştu?
· Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti Orduları, Afyonkarahisar’da 30 Ağustos 1922’de mayın eşeği olarak kullanılan Yunan Ordusunu yenmiş ve kaçan artıklarını da 9 Eylülde İzmir’de denize dökmüştü.
· 11 Ekim 1922 tarihinde Mudanya’da Birinci Dünya Savaşının galibi İtilaf Devletleriyle silah bırakışması antlaşması(mütarekesi) yapılmıştı.
· Bunun gereği olarak 21 Kasım 1922’de başlayan ve aralıklar ile 8 ay süren, İsviçre’nin Lozan kentinde 24 Temmuz 11923 tarihinde imzalanan Barış Antlaşmasıyla milli sorunların bazıları çözüme kavuşturulamamıştır.
· Bunlardan önde gelenleri: Musul, Boğazlar, Hatay Sorunlarıdır.
· Misak-ı Milli (Ulusal Ant) sınırlarımızın içinde olan Musul-Kerkük-Süleymaniye petrol bölgesini her ne pahasına olursa olsun ellerinde tutmak isteyen İngilizler, 1925 yılında Şeyh Sait isyanını kışkırtarak Türkiye’nin gücümüzü zaafa uğratmışlar; ardından da Tunceli İsyanları(1937-38) tertiplemiştir.
· Bunun sonucunda Atatürk’ün sağlığında ve sonrasında, günümüzde Kuzey Irak diye anılan Musul Eyaleti, Misak-ı Milli sınırlarımıza dahil edilemez.
· Çanakkale ve İstanbul Boğazlarının yönetimi ise, Türkiyenin egemenlik hakları çiğnenerek, uluslararası bir komisyona bırakılmıştı.
· Türkiye, Avrupa’da Hitler Almanya’sının emperyalist emellerinin iyice ortaya çıktığı 1933 yılından itibaren, Boğazlar Sorununu dünya gündemine sürekli taşıyarak, İsviçre’nin Montrö kentinde uluslararası görüşmeleri başlatmıştır.
· 20 Temmuz 1936 tarihinde imzalanan sözleşmesi ile Türk Boğazları üzerinde Türkiye’nin haklarını ilgili tüm devletlere kabul ettirilmiştir.(1)
· Montrö Boğazlar Sözleşmesi, 20’şer yıllık uzatmalarla, geçerliliğini sürdürmektedir. Bu bağlamda, 1996 yılında geçerliliği üçüncü kez uzatılmıştır.
· Ancak, emperyalist ABD’nin küresel emelleri için Karadeniz’de üstünlüğü ele geçirmek amacıyla anılan sözleşmeyi delmek için yoğun çaba harcamaktadır. Hala de!
· Emperyalist ABD, bu cesareti halen iç cephedeki(**) yarıklardan almaktadır.
(*) Montrö ya da Montreux, İsviçre’deki Vaud kantonu Vevey bölgesinde bir kenttir.

(**)Atatürk’ün Nutuk’taki iç cephe tanımı:
“Asıl olan iç cephedir. Bu cephe bütün memleketin, bütün milletin meydana getirdiği cephedir. Dış cephe, doğrudan doğruya ordunun düşman karşısındaki silâhlı cephesidir. Bu cephe sarsılabilir, değişebilir, mağlûp olabilir; fakat bu durum, hiçbir zaman bir memleketi, bir milleti yok edemez. Önemli olan, memleketi temelinden yıkan, milleti tutsak ettiren, iç cephenin çökmesidir. Bu gerçeği bizden daha çok bilen düşmanlar, bu cephemizi yıkmak için yüzyıllarca çalışmışlar ve çalışmaktadırlar. Bugüne kadar başarılı da olmuşlardır. Gerçekten “kaleyi içinden almak”, dışından zorlamaktan çok kolaydır. Bu amaçla şahıslarımıza kadar temasa gelebilen bozguncu mikropların, araçların varlığını iddia etmek doğrudur.
Meclis’in düşünüş biçimi, çalışması, vaziyeti, düşmana ümit verici olmadıkça iç ve dış cephelerimizin yerinden oynamasına olanak ve olasılık yoktur....”
(1 )Montrö Boğazlar Sözleşmesi Tam Metni ( https://www.ismetinonu.org.tr/montro-bogazlar-sozlesmesi/
(BU YAZI DERLEMEDİR)



Bir yanıt yazın