Devrim mi, Güven mi?

Okuma Süresi:

2–3 dakika
❤️

Eluca Atalı’nın “Hizbullah Hapishanesindeki İran” romanını düşünüyorum.

Her insan, kendi sıkı çalışmasıyla hayatta başarı elde ettiğinde, bu başarıyı arkadaşlarıyla paylaşmak ister. Böyle bir kadın, İsveç’te bir yazar ve yayıncı olan Eluca Atali’dir.

Eluca Lady ile Napoli’de “İran Hizbullah Hapishanesi” başlıklı tarihi bir roman olan bir kitap sunumunda tanıştım.

Kitabın ilk sayfası filozof Asif Baba’nın şu sözleriyle başlıyor:

“Devrimler dünyayı baskı altına alamadı.”

Ne burjuva devrimi, ne sosyalist devrim, ne de İran İslam Devrimi insanları değiştirebildi.

Roman’daki başlıca karakterlerden biri Fatma ve anadili öğretmeni Sariah’tır. Fatma ve Sariah, kadınların özgürlüğü ve anadili için savaşıyorlar ama aynı zamanda Hizbullah temsilcilerinin geceyi geçirdiği “baykuş operasyonu” sırasında tutuklanıp zidaneye atılıyorlar.

Yazar, Humeyni’nin Amerika ve Fransa tarafından iktidara yükselişini anlatıyor. Humeyni’nin Fransa’da bulunduğu sırada bir gazetecinin “Nasıl, hangi biçimde bir din devleti inşa edeceksiniz?” sorusuna cevaben, “Demokratik bir ülkede kimse zorlanamaz, her türlü seçenek serbesttir” dediğini belirtiyor.

Bu yanıttaki demokratizmin elbette ilk bakışta büyüleyici olduğunu düşünüyorum. Peki devrim sonrası aşamada ne olur? Burada Alman devlet adamı Otta von Bismarck’ın bir sözünü vurgulamak istiyorum: “Politikada dil, fikri gizler”

Devrim Orkestrası’nı kim yönetti, hanım yazarımız Üç Vaat, Üç Gereklilik adlı kitabında yer alan bir cümleyle tam anlamıyla şöyle anlatıyor:

“İran (tabii ki İslam devrimine Amerikan donör spermi ile on beş yıl hamile) doğum sancısı çektiğinde (tabii ki, on beş yıllık hamilelik bir devrim için o kadar da uzun değildi), İmam Tahran havaalanına indi ama bu şehirde güneşi ağırlamaktan mutlu değildi.”

Bodrumdaki olayları inceleyen yazar, bodrumda hayatta kalan kadınlarla konuşuyor ve orada kadına yönelik şiddetin ve en ağır cezaların farkına varıyor.

Romanın 3. kitabı, 480 kişilik kadın hapishanesinde yaşanan olayların hüzünlü hikayeleriyle dolu.

Kitabın kapağında, “Kutsallık ve insanlık için çağrıya kaçan şafağın ilk sesi duyulduğu an, sanki hapishanenin içinde bir saatli bomba patlıyor gibiydi.”

Okuyucuyu psikolojik olarak romanı okumaya hazırlayan tablet cümle, 16 yaşında hapse atılıp idama mahkum edilen, Uluslararası Af Örgütü İnsan Hakları Örgütü’nün yardımıyla reşit olmadığı için özgürlüğüne kavuşan bir kadının iç gökyüzü röportajından.

Bildiğimiz kadarıyla, uluslararası hukuk, 18 yaşından küçük birini idam etmenin suç olduğunu söylüyor. Kendini her türlü suçtan sigortalayan İran moleküler rejimi, kadının idamından önce Hizbullah hapishanesinde uluslararası bir örgütün kadının kaderine istediği gibi karar veremediği (?) gözlemi sonucunda ayakta kalabilmiştir.

Yazar, İran’ın Yüce Ruhani Lideri Ayetullah Humeyni’nin varisi Hüseyin Muntaziri’nin (ondan sadece bir varis olarak bahsediyor) efendiye, masum insanlar hapishanede yanlışlıkla idam edilirse, yerlerinin neresi olacağını söylediğini belirtiyor. Cevap kısa ve basit: “Tabii ki Cennet olacak!”

Ve bir an için, bir adam bunun cennet ve cehennem denen saçma, kurgusal bir yere bilet satan efendi olduğunu hissediyor. Daha sonra Ayetullah, kızların hapishanede idam edilmesinin Kuran’da bir günah olduğunu söyleyerek Humeyni’ye başvurdu. Ardından kız çocuklarının infazının durdurulmasını emretti.

Bundan sonra Humeyni, iman etmeyen kızların evliliğinin mahkumlara okunmasını emretti. Öyleyse günah bizden uzak olsun. Daha sonra evlendirilen ve idam edilen kızın cenazesi ailesine verildi.

“İran Hizbullah Hapishanesinde” adlı tarihi roman, İran İslam Devrimi’nin tesadüfen ortaya çıktığını gösteriyor. Yazar, devrimin insan karşıtı bir doğa olduğunu ve insanı yok ettiğini doğru bir şekilde belirtiyor.

Rıza Rzayev



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar