NİYE BÖYLEYİZ?

Okuma Süresi:

2–3 dakika
❤️

HER YERDE DİPLOMA VAR…

Şarkıdaki gibi oldu…

Her yerde kar var, kalbim senin bu gece…

Her yerde diploma var…

İsteğe…

İhtiyaca (!) göre…

Ortaokul…

Lise…

Üniversite “yüksekokul”  diploması…

Var mı, var…

***

Kiminin ki sahte, kiminin ki gerçek, kimi eşek gibi çalışarak, dirsek çürüterek alınmış…

Kimisi parayla…

Kimisi birincilikle, kimisi hasbelkader geçerli notlarla…

Kime ne?

Zaten devir değişti; diploma ve mezuniyet derecesine bakıp da görev (iş) veren kurum ya da şirket kalmadı artık…

Bu devirde “kadınlar” için “türbanlı” olmak…

İHO mezunu olmak…

Ya da Saray’dan veya cumhur ittifakı partilerinden birisini referans göstermek yeterli…

İşi bil bilme…

***

Üniversitelere giriş için geçerli “baraj” da kaldırıldı, artık er lise mezunu genç bir üniversite öğrencisi adayı oldu…  

Parası olan aileleri çocuklarını saray destekli ve diploma garantisi veren üniversitelere gönderiyorlar…

Olmayan…

Bir diploması olsun da hangisi olursa olsun dedikleri üniversitelere…

Yetenek…

Bilgi beceri, hedef, amaç, hayal laf ola beri gele…

Bir dönem (2007-2008) eğitim verdiğim bir üniversitenin “sayısal-matematik” ağırlıklı bölümün kazanarak karşıma gelen;

Kolej, Anadolu Lisesi ve normal lise mezunu öğrencilerden “çarpım cetvelini” bilmeyenleri gördüm…

Şaşırdım…

***

Oysa seçtikleri bölüm başından sonuna kadar “matematik” ağırlıklı bölümdü. Her derste rakamlarla-sayılarla dans etmek zorundaydılar…

Mezun olduklarında bir şirketin, belki de bir holdingin “mali departmanını” yönetecekler…

Milyarlarca-trilyonlarca lira ellerinden geçecek…

Ayrıca;

Sözleşme düzenleyecekler…

Bankalarla kredi kuruluşlarıyla kredi ilişkisine girecekler ve personel maaşlarının yönetiminde söz sahibi olacaklar…

Borç ve alacak takibi yapacaklar, mal ve nakliye ücretlerini ödeyecekler…

Her şeyde “rakam” var…

Matematiksel-sayısal “mali, kaydı ” işlemler var…

***   

Sorun sadece matematik ağırlıklı bölümlerde değil Türk dili ve edebiyatı ağırlıklı bölümlerde de aynı…

İmla kurallarını…

Kelimelerin anlamlarını, özneyi, temayı, edatı, tümceyi, kipleri vs bilmeyen var…

Ana dilimiz Türkçe…

Ama “güzel Türkçe” konuşmak, şivesiz Öz Türkçe konuşmak diye bir kavram kalmamış…

Araya yabancı kelime atanlar…

Kelimelerdeki “harfleri” yutanlar, örneğin gelecek yerine “gelcek” gidecek yerine “gitcek” diyenler…

İmla kurallarını hiçe sayanlar…

Çoğu branş öğretmeni, avukat, dişçi, yazar gazeteci, yönetici vesaire olacak…

***  

Emin olun “sınıfta kalma” kalkmasaydı Türkçe dersinden sınıfta kalacakların haddi hesabı olmazdı…

Özetle;

Dilimizden uzaklaşmış…

Köklerimizden, kültürümüzden kopmuş bir nesille karşı karşıyayız…

Kızıyoruz…

Ama AKP, Cumhur ittifakı bileşenleri bunlardan oy alıyor maalesef…

“Türk dili…

Türk Milletinin kalbidir, zihnidir” diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü unutarak…

İnkâr ederek…

***  

Bugün yaşadığımız acıların, kötülüklerin, siyasi ve sosyal ahlaksızlıkların sebebi ne diye soracak olursanız, diyeceğim şu;

Önce dilimizi kaybettik, sonra “kültürümüzü”, değerlerimizi, kimliğimizi, kişiliğimizi kaybettik…

Kim olduğumuzu…

Nereden geldiğimizi, nasıl niye geldiğimizi, DNA’ mızı unuttuk…

İlmi bilimi reddettik…

Din tüccarlarının, hacı hocaların, tarikatların, Şıhların Şeylerin kucağına oturduk…

Erdoğan ÖZGENÇ

İstanbul 07.03.2025 03.50



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar