SABIR SABIR SABIR…

Okuma Süresi:

3–4 dakika
❤️

KORKUNUN ECELE FAYDASI YOK…

Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz, derler ya bu cümle tam da AKMHP yönetimine ve Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine şak diye oturuyor nitelikte…

Adamlar şu saydıklarımı adeta ağızlarına sakız yapmışlar, yerli yersiz zamanlarda çiğneyip duruyorlar…

Demokrasi, insan hak ve özgürlükleri, bağımsız yargı…

Neymiş efendim; bu kavramları en iyi şekilde hayata geçirmişler. Hem de anayasayı takmayan, kararlara ve yasalara uymayan…

Dediğim dedik çaldığım düdük diyen, devletin tüm gücü ve yetkisini elinde tutan, hayatı boyunca tarafsız ve adil olmayı beceremeyen…

Tek adam ya da başkan, sultan, halife olmak isteyen silme Partili Cumhurbaşkanı sayesindeymiş…


Yani bizler demokratız, hukuk devletiyiz, yargımız tarafsız ve bağımsızdır, demek istiyorlar…

Keşke lafla peynir gemisi yürüseydi; demokratım demekle demokrat olunmuyor, tarafsız olunmuyor, adil olunmuyor, bağımsız olunmuyor maalesef…

Olunsaydı; İstanbul Çağlayan adliyesi, Kaç’Ak Saray’ın savaş karargâhı ve hücum yönetim merkezine döner miydi mesela…

Ya da; ülkemiz cadı kazanına, kadim milletimiz sinir küpüne döner miydi?

Görüyorsunuz işte; her sabah, özellikle muhalif çeşitli toplum kesimlerine mensup kişilerin gözaltına alındığı, sorgulandığı…

Tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildiği, tutuklandığı, olmadı yurt dışı yasağı konduğu, adli kontrol altına alındığı haberleriyle uyanıyoruz…


Oysa ülkenin ve toplumun çözüm bekleyen devasa sorunları var, bunları konuşmak yerine 7/24 sarayın hukuk dışı uygulamalarını…

Yargıyı silah gibi olarak kullanmak suretiyle halkın muhalefetin üzerinde kurduğu antidemokratik baskıları konuşur olduk…

Depremin açtığı ve bir türlü derin yaraları, acıları bile unuttuk…

Beyefendi benim doğrularım dışında her şey yanlıştır, herkes benim gibi düşünecek, çatlak ses duymak istemiyorum diyor…

Aksi halde başına gelecekleri düşünsün, benden günah gider diyerek, yargı silahıyla halkını ve muhalefeti yola getirmeye çalışıyor…

Hepimiz biliyoruz ki devletin paraları; yandaşlara peşkeşin dışında kalkınma yerine, demirden yapılmış polis barikatlarında ve yeni cezaevleri yapımlarında çarçur ediliyor…


Elbette farkındayız; AKMHP lider ve kurmayları, biatçileri korku içindeler. İktidarı kaybetmekten ve yargılanmaktan korkuyorlar…

Muhalefet partilerinin, muhalif halkın ve sivil toplum kuruluşlarının en samimi demokratik eleştirilerini…

Genç teğmenlerin laik Cumhuriyeti ve demokrasiyi koruyacaklarına dair yıllarca içtikleri andı ve dile getirdikleri “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganını…

Gezi Parkı eylemcilerinin 12 yıl önceki ruhunu dahi darbe girişimi olarak algılıyorlar…

Paranoyakça ama gerçek…

Bu bağlamda “demokratik yollardan” iktidardan uzaklaşmayı göze alamayan bir iktidarın anayasa ve hukuk dışı çırpınışlarının ve icraatlarının topluma yaydığı dalgalarına göğüs germeye çalışan zavallı ve çaresiz bir toplum haline getirildik…


Eski Türkiye diye saçma sapan bir türkü tutturmuşlar gidiyor. Kendileri “yönetime” gelene kadar ki süreci kastediyorlar…

Yani onlara göre 2002 yılına kadar ki Türkiye alaya aldıkları eski Türkiye imiş, 2002-2025 arasındaki Türkiye ise “yeni Türkiye” imiş…

Niye yalan söyleyeyim bendeniz o eski Türkiye’yi özlüyorum ve o süreci alnım ak, başım dik olarak yaşamaktan onur duyuyorum…


Övündükleri sürece bakarak diyorum ki o eski Türkiye’de bizi yönetenler sarayların kalın ve kapalı duvar ve kapılarının ardında şaşalı bir şekilde yaşamıyorlardı…

Yaya olarak halkın arasına girebiliyorlardı, araçları yüzlerce koruma ordusu tarafından izlenip korunmuyordu…

Onlar da halktan biri gibi yaşayabiliyorlardı, devletin paralarını israf etmiyorlardı, örtülü ödeneği amacına uygun ve ölçülü kullanıyorlardı…

Kendilerine tahsisli birisi saray yavrusu özel onlarca uçakları yoktu…

Anayasal toplantı ve gösteri yürüyüşü, protesto haklarını kullanan insanların üzerlerine polis ordusunu sürerek engellemeye kalkmıyorlar, çoğu kadın ve çocuk insanlara orantısız polis gücü uygulamıyorlardı…


Bendeniz 2002 yılına kadar, ülkeyi yönetenlerin demokratik ve anayasal eleştiri ve protesto haklarını kullanan halkı, potansiyel darbeciler, terörist olarak yaftaladıklarını hiç duymadım…

Milletin malına mülküne çöküldüğüne de…

Nasıl bir korkuysa bu; önlerine gelenlere, işlerine gelmeyenlere (vesayetçi) darbeci, hatta terörist yaftası yapıştırıp trollerinin önüne atıyorlar…

Çünkü bu asil ve demokratik sabır taşıyan milletin, halk iradesine ve demokrasiye olan saygısına inanmıyorlar…

Bu millet, çektirdikleri bunca acıya, sıkıntıya, çare olamadıkları felaketlere rağmen sesini çıkarmadan sabırla sandığı bekliyor…


Bu gerçeğe rağmen; AKMHP koalisyonu, halkından korkuyor, demokrasiye saygılı halkına haksızlık yapıyor…

Demokratik anayasal haklarını kullanarak barışçıl protesto ve eleştiri haklarını kullanmak amacıyla başını kaldıran insanların başını anında ezmeye çalışıyor…

Saray şürekâsı anayasal ve barışçıl eleştiri ve protesto haklarının kullanılmasının yol olmasından adeta çekiniyor…

Oysaki ülkeyi iyi yöneten anayasa ve yasaların dışına çıkmayan, kendisine güvenen iktidarların çekinmeleri, korkmaları için hiçbir neden olamaz…

Dünya âlem bilir; korkunun ecele faydası yoktur. Bir insan, sürekli korkuyla asla yaşayamaz, sağlıklı düşünemez, daima hata yapar ve battıkça batar…


Kin ve nefret besler, iyilikten, barıştan uzaklaşır, şiddete başvurur, kavga eder. Kendini vazgeçilmez ve yıkılmaz sanır…

Ad ve adres yazmama gerek var m?

Erdoğan ÖZGENÇ

İstanbul 21.02.2025 05.05



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar