DİNİMİZİ ZERDÜŞTLÜĞÜN ETKİSİNDEN ARINDIRSAK OLMAZ MI?

Cumhurbaşkanı Erdoğan 2016 yılında Diyarbakır’da yaptığı konuşmada, Namaz ibadetiyle dalga geçen PKK’lı teröristleri eleştirirken “Bunlar camilerimizi yakmadılar mı, bunlar ateist, bunlar Zerdüşt, bunlardan bir şey olmaz. Bunlar bizim değerlerimizle hareket etmiyorlar"(1) derken, acaba Zerdüştlerin de tıpkı Müslümanlar gibi ve üstelik aynı vakitlerde olmak zere 5 vakit namaz kıldığını ve bizatihi “Namaz” kelimesinin, Zerdüştçe, yani Zerdüştlüğün yaygın olduğu dönemin Farsçasından kalarak dilimize geçmiş olduğunu biliyor muydu? Mutlaka biliyor olmalıdır… - 424613732 10161466905569396 2483996540293129153 n

Cumhurbaşkanı Erdoğan 2016 yılında Diyarbakır’da yaptığı konuşmada, Namaz ibadetiyle dalga geçen PKK’lı teröristleri eleştirirken “Bunlar camilerimizi yakmadılar mı, bunlar ateist, bunlar Zerdüşt, bunlardan bir şey olmaz. Bunlar bizim değerlerimizle hareket etmiyorlar”(1) derken, acaba Zerdüştlerin de tıpkı Müslümanlar gibi ve üstelik aynı vakitlerde olmak zere 5 vakit namaz kıldığını ve bizatihi “Namaz” kelimesinin, Zerdüştçe, yani Zerdüştlüğün yaygın olduğu dönemin Farsçasından kalarak dilimize geçmiş olduğunu biliyor muydu? Mutlaka biliyor olmalıdır…

Sadece Namaz mı? Ülkemizde kullanılan dini terimlerin pek çoğu da (bazıları Zerdüştlük dönemine ait olmak üzere) Farsçadan geçmiştir. Dahası başta “Miraç hadisesi” olmak üzere; dini hikâyelerimizin ve bu konudaki rivayetlerin bazılarında da Zerdüştlükten, yani Mecusilikten yansımalar/alıntılar bulunmaktadır. Anlatacağız…

Öncelikle ülkemizde yaşanan İslamiyet’e ait dini terminolojide kullanılan bazı Farsça kavramlara değinmek istiyoruz. Soner Yalçın 2018 yılında yazmış olduğu “Farsça oluyor, Türkçe olmuyor” başlıklı yazısında: “Namaz, Oruç, Peygamber, Abdest, Müslüman, Hüda, Rabbena, Sahabe, Mevla, Hoca, Molla, Derviş, Pir, Dergâh, Türbe-Türbedar, Niyaz, Günah-Günahkâr, Kâfir, Bedduâ, Şakirt, Külah, Postnişin, Keramet, Tespih, Çarşaf, Tülbend, Kaftan, Takke, Muska, Kalender, Münzevi, Hurma, Ebrû, Destur, Mevlit, Şadırvan” gibi kelimelerin Arapça değil, Farsça olduğunu söylüyor.(2)

Ayrıca Türkler İslam’ı Farslar (İranlılar) yoluyla kabul ettiği için dini terimlerin çoğu da Farsça kökenden geliyor diyen Osman Aydoğan isimli yazar da sanırım Soner Yalçın’dan veya Soner Yalçın’ın istifade ettiği kaynaktan yararlanarak dini terminolojide kullanılan yukarıdaki kelimelerin Farsça olduğunu söylemiş.(3)

Ancak yukarıda ismi geçen iki yazarın derledikleri ve “Farsça” olduğunu söyledikleri kavramların tamamı Farsça değildir. İçlerinde Arapça olan kavramlar da vardır. Mesela, Müslüman, Rabbena, Sahabe, Mevlâ, Kâfir, Duâ, Keramet, Tespih, Takke, Muska, Mevlit gibi kelimeler Farsça değil Arapça kökenlidirler. “Beddua/Kötü Dua” kelimesi ise Arapça “Dua” kelimesi ile “kötü” anlamına gelen Farsa “Bed” kelimelerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.

Elbette bu kelimelerin, Farsça değil Arapça olduğunu söylemekle,  bu kelimelerin masum olduğunu söylemek istemiyoruz. Dini terminolojimiz, Farsçadan da, Arapçadan da temizlenmelidir. Biz Zerdüşt/Farsların ve Müşrik Arapların kullandığı dini kavramları kullanmak zorunda değiliz…

Zerdüştçe “Peygamber” Yerine Türkçe “Yalvaç” Desek Ne Çıkar?

“Peygamber” sözcüğü, Farsçadan dilimize geçmiştir. Farsça “Peyam” haber, “Peygamber” haberci anlamına gelmektedir. Arapçadaki “Resul/Elçi” ve “Nebî/haberci” karşılığı olduğu kabul edilmektedir. Arapça “Nebe” kelimesi haber, “Nebî” haberci anlamına gelmektedir ki; Peygamber, her iki kelimeyi de (Resul ve Nebî) karşılamak üzere kullanılmaktadır. Farsça “Payġāmbar” sözcüğü, “her çeşit haberci/elçi” anlamına gelmektedir.

Paygâm” haber/ileti, “Paygâmbar” haberci. “Paygâm” sözcüğü, Orta Farsça (Pehlevice veya Partça) aynı anlama gelen patgām sözcüğünden evrilmiştir. Orta Farsçadaki “patgâm” sözcüğü, Eski Farsça yazılı örneği bulunmayan pati-gāma- sözcüğünden evrilmiştir. Eski Farsça pati-gâma sözcüğü Avesta (Zend) dilinde paiti-gāma- sözcüğü ile eş kökenlidir.(4)

Okumaya devam et  PKK Başörtüsünü Kullanmaya Başladı

Avesta, eski Orta Doğu inancı olan Zerdüştlüğün kutsal kitabıdır. Bu inancın kurucusu Zerdüşt’ün yazdığı Gatalar denen dörtlükler, Avesta’da toplanır.(5) Ermenice “patgam/badkam” sözcüğü de “haberci”, “elçi” anlamına gelmektedir.(6) Eski Farsça dönemi, M.Ö. 1000 yılına kadar gider. Modern Farsça ise Sasani İmparatorluğu’nun (MS 224-651) resmi dili olan Orta Farsça ve ondan önce de Ahameniş İmparatorluğu’nda (MÖ 550-330) kullanılan Eski Farsçanın devamıdır. Orta Farsça, Sasaniler döneminde konuşulan ve “Pehlevice” olarak da bilinen Farsçadır. Zerdüştlükle ilgili birçok yazılı belge bu dildedir.(7)

Malum, Hz. Muhammed’in, “Peygamber” olarak gönderildiği dönemde, Sasaniler henüz ayakta idiler ve onların dini de Zerdüştlüktü. Yani mecûsilik. Sasaniler, ikinci Halife Ömer döneminde, Arap İslam ordularının akınları sonucu tarihe karışmıştır.

Zerdüştçülük, Zerdüştîlik ya da Mecûsîlik, günümüzden 3.500 yıl önce Zerdüşt tarafından İran’da kurulan, yaklaşık M.Ö. 6. yüzyıldan M.S. 7. yüzyıla kadar Pers, Med ve Sasani İmparatorluğu’nun dini olan, içerisinde düalist ve eskatolojik (dünya hayatının iyilikle kötülüğün, bir başka tabirle Tanrı’nın ruhu ile şeytanın ruhunun mücadelesi şeklinde geçtiği, öldükten sonra dirilme, mahşer ve ahiret hayatı gibi) inanışların ilk örneklerini barındıran, Dünya’nın en eski tek tanrıcı vahiy dinidir.(8)

Namaz Kelimesi de Zerdüştçedir!

Zerdüştlük, M.Ö. 6 yüzyılda ortaya çıktığı söylenen Zerdüşt tarafından, o zamanlar İran’daki çoklu tanrıcılığa karşı çıkarak tek tanrıcılık inancını ön plana çıkarmıştır. Bu dine inanlar, öldükten sonra dirilip Ahura Mazda’nın huzuruna çıkılacağı ve orada sorgulanacağına inanırlar.(9) Bu bakımdan az çok İslam’a benzemektedir. İşin ilginci Zerdüştlükte de İslam’dakine benzer şekilde 5 vakit namaz vardır.

Ancak “Zerdüştînin, namaz kılarken kıblesi ateştir. Günde beş vakit namaz, bu kıbleye yönelerek kılınır. Ancak ateşe tapma, her şeye rağmen bahis konusu değildir. Temizleyici bir unsur olarak kabul edildiğinden Yasnalarda ateşin faydalarından bahsolunmakta ve ateş övülmektedir.”(10)

Esasen “Namaz” kelimesi de Farsçadan dilimize geçmiş olup, kelimenin kökeni, Zerdüştlüğün egemen olduğu Orta Farsça dönemine kadar gider ki; “Farsça namāz نماز ‘temenna, namaz’ sözcüğünden alıntıdır. Farsça sözcük Orta Farsça (Pehlevice veya Partça) aynı anlama gelen namaç veya namāz sözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük Avesta (Zend) dilinde nəmah- ‘temenna, ibadet’ sözcüğü ile eş kökenlidir.”(11) Avesta(zend) dilinin, Zerdüştler/Mecusiler tarafından kullanılan Farsça olduğunu yukarıda söylemiştik.

Okumaya devam et  İSLAM, DİĞER DÜNYA DİNLERİNDEN ETKİLENMİŞ MİDİR?

Peki,  Oruç ve Bayram Türkçe mi?

Elbette hayır. Oruç kelimesi de Farsçadan dilimize geçmiştir. Selçuklular döneminde Farsçadan Türkçeye geçtiği söylenmektedir. “Roza veya roji kelimesinin türevi rôcik‎ kelimesinin Türkçedeki söylenişidir. Anadolu‘da Amasya gibi yerlerde hâlâ rocik veya orucik denir.”(12) Bir başka kaynakta ise şöyle denilmektedir: “Oruç kelimesi, sözlükte ‘bir şeyden uzak durmak, bir şeye karşı kendini tutmak’ anlamına gelen Arapça savmın (sıyâm) Farsça karşılığı olan rûze kelimesinin Türkçeleşmiş şeklidir. Savm ve sıyâm ile türevleri Kur’ân-ı Kerîm’de on üç yerde, hadislerde ise çok sayıda geçmektedir.”(13)

“Soğdca yazılı örneği bulunmayan rōçag ‘oruç tutma” sözcüğünden alıntıdır. Soğdca sözcük, Orta Farsça (Pehlevice veya Partça) aynı anlama gelen rōzak sözcüğü ile eş kökenlidir. Karş. Farsça rōze  Orta Farsça (Pehlevice veya Partça) rōzag (aynı anlamda).”(14) şeklinde verilen bilgiler de gösteriyor ki; bizim “Oruç” ibadeti de adını, Zerdüştlüğün hüküm sürdüğü Orta Farsça döneminden almaktadır!

Tıpkı “Oruç” gibi “Bayram” kelimesi de, Zerdüştlüğün egemen olduğu Orta Farsça dönemine aittir. Bayram kelimesi, “Orta Farsçada paδrām ve aynı anlamda Soğdcada patrām yazımı ile neşe, huzur, mutluluk, sessizlik manasında kullanılmıştır ve pati (geri, tekrar) ve rāma(sükûn, barış ve mutluluk) kelime köklerinin birleşmesi ile oluşmuştur. Beyrem veya Mayram olarak da söylenir.”(15)

“Kâşgarlı Mahmud’un tesbitine göre kelimenin aslı Farsça beẕrem/beẕrâm  olup ‘sevinç ve eğlence günü’ demektir ve beyrem/bayram telaffuzu Oğuzlar’a aittir(Dîvânü lugāti’t-Türk Tercümesi, I, 263, 484; III, 176)”(16) 

Zerdüştlüğün Miraç’taki Yansımaları

Öte yandan ülkemizde “Kandil/Kutsal Gece” olarak kutlanan olan “Miraç” olayına benzer bir hikâyenin Zerdüştlükte de olduğu bilinmektedir ki; Zerdüşlükte olayın anlatıldığı Ardavirafname’ye göre “Arda Viraf, bu yolculuğu bedeniyle yapmadı. Ateşkede denilen Ahura Mazda’ya (Tanrı) ibadet ettikleri özel bir mekanda şarap için uykuya daldı. Ruhu bedeninden çıktı Ahura Mazda’ya doğru yol almaya başladı. Yedi gün sonra geri geldi. Ruhu bedenine girdi. İnsanlara gördüklerini anlattı…”(17)

Diğer birçok efsane gibi İslam’daki Miraç olayı çerçevesinde anlatılanların da Zerdüştlükten alıntı olduğu şeklinde iddialar bulunmaktadır ve şöyle denilmektedir: “Özellikle Mecusiliğe ait bazı efsaneler Miraç hadisesine çok benzemektedir. Hicretten 400 yıl önce yazılan ‘Arta Viraf Namak’ adlı Farsça bir kitapta Arta Viraf’ın göğe yükselişi anlatılmaktadır. Arta Viraf’ın Saroş adlı bir meleğin eşliğinde yaptığı gökyüzü yolculuğu Tanrı’nın huzuruna varıncaya kadar çeşitli katmanlara uğrayarak sürer. Burada Arta Viraf Tanrı ile sohbet eder. Bazı öğütler alarak geri döner. Arapçalaştırılan ve İslam’ın kavramlarına uyarlanan kısımları dikkate almazsak Miraç hadisesi ile Arta Viraf’ın gökyüzüne çıkışı hemen hemen aynıdır. Mecusilikten İslam’a geçen bazı yeni Müslümanlar veya onlardan bu tür mitolojileri öğrenmiş olan bazı Müslümanlar Ehl-i Kitab’a karşı Muhammed Peygamber’in üstünlüğünü ortaya koyabilmek için Zerdüşt dinindeki bu mitolojiyi Miraç’a dönüştürmüş olmalılar.”(18)

Okumaya devam et  Zerdüştlük

İlahiyat profesörleri Mehmet Okuyan(19), Bayraktar Bayraklı (20)  ve Yaşar Nuri Öztürk’ün konuya ilişkin düşünceleri de(21), Miraç Hadisesi ile ilgili olarak anlatılanlar arasında başka dinlerden yansımalar olduğu şeklindeki iddiaları güçlendirmektedir.

“Yalvaç” kelimesi ise “peygamber, resul, elçi, yol gösterici” anlamlarına gelmektedir. Ziya Gökalp, kelimenin eski Türkçede “sihir” manasına gelen “yalavı” kelimesinden, “yalavaç” şekline dönüştüğünü belirtmiştir. Yalvaç adı eski Türk kaynaklarında da kullanılmıştır. Bunlardan Orhun Abidelerinde “Yalabaç” şeklinde, “elçi ve resul” anlamında kullanılmıştır. Kutadgu Bilig’de kullanılan “Yalavaç” kelimesi ise peygamber olarak kullanıldığı gibi diplomat, devlet memuru ve elçi anlamlarında da kullanılmıştır…(22)

Özet olarak demek isteriz ki; madem İranlılar, İslam Dini’ni Araplardan almakla birlikte, dini kavramları kendi dillerindeki karşılıklarla ifade ediyorsa, biz Türkler de dinimizin kavramlarını kendi dilimizdeki kavramlarla ifade etmek durumunda olmalıyız. Zira Arapça kutsal bir dil değildir. Türkçe kavramlar yerine Arapça kavramlar kullanmakla daha çok sevap işlemiş olmayız. Türkçe de en az Arapça kadar, Farsça kadar değerli ve kıymetli bir dildir.

Arapça “Resul” ya da “Nebî” kelimelerini, Zerdüştlük inancından kalma bir kavram olan Farsça “Peygamber” kelimesiyle karşılamak yerine neden Türkçe “Yalavaç” veya daha güzel bir kelime olan Türkçe“Elçi” kelimesiyle ifade etmeyelim. Ya da Arapça “Allah” veya “Rab” kelimelerini yine Zerdüştlük inancından kalma Farsça Hüda kavramıyla ifade etmek yerine, neden Türkçe “Tanrı” ya da “Çalap” kelimeleriyle ifade etmeyelim. Arapça “Salat”kelimesini Zerdüştlük inancından miras kalan Farsça “Namaz” kelimesiyle ifade etmek yerine Türkçe bir karşılık bulsak daha güzel olmaz mı?

12.02.2024

_______________

1- https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/erdogan-bunlar-ateist-bunlar-zerdust-541650

2-Soner Yalçın, https://www.sozcu.com.tr/farsca-oluyor-turkce-olmuyor-wp2746956

3-Osman Aydoğan, “Dil ve Türkçe üzerine – 2: Türkçeye Farsçadan geçen sözcükler” başlıklı yazısı,  https://www.sehriyar.info/?pnum=643&pt=S%C3%B6zc%C3%BCkler%20ve%20K%C3%B6kenleri

4- https://www.etimolojiturkce.com/kelime/peygamber

5- https://tr.wikipedia.org/wiki/Avesta

6- https://www.etimolojiturkce.com/kelime/peygamber

7- https://tr.wikipedia.org/wiki/Fars%C3%A7a

8- https://tr.wikipedia.org/…/Zerd%C3%BC%C5%9Ft%C3%A7%C3…

9- https://www.sozcu.com.tr/zerdust-kimdir-zerdustluk-nedir… Karşılaştırma için bkz. Halil Genç, Zerdüştler isimli kitabın tanıtım yazısı, https://www.amazon.com.tr/Zerd%C3%BC%C5…/dp/6257961491

10-Asistan Cahit Can, “Zerdüstçülük, Zerdüşt ve Hukuk (Avesta)” başlıklı makalesi, https://dergipark.org.tr/tr/pub/auhfd/issue/42774/516537

11-https://www.etimolojiturkce.com/kelime/namaz

12- https://tr.wiktionary.org/wiki/oru%C3%A7

13- https://islamansiklopedisi.org.tr/oruc

14- https://www.etimolojiturkce.com/kelime/oru%C3%A7

15- https://tr.wikipedia.org/wiki/Bayram

16- https://islamansiklopedisi.org.tr/bayram

17- https://www.hayatinsirri.net/mirac-ve-zerdustluk.html#S1

18- https://www.hayatinsirri.net/mirac-ve-zerdustluk.html#S1 Karşılaştırma için bkz. Necmiye Özgür Arslan, “Ardavirafnâme ve Miraçnâmelerde Yükseliş Mitinin İncelenmesi” başlıklı bilimsel makalesi, https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/901087

19- https://www.youtube.com/watch?v=E-ISkE8irCk

20- https://www.youtube.com/watch?v=CS8EfnkoJdY

21- https://www.youtube.com/watch?v=KmpwIMOyEN0

22- https://tr.wikipedia.org/wiki/Yalva%C3%A7


Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir