BİR YIL SONRA DEPREM BÖLGESİ

6 Şubat 2023'te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde 53 bin 537 kişi hayatını kaybetti, 107 bin 213 kişi yaralandı. - deprem bolgesine yardimlar devam etsin

6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde 53 bin 537 kişi hayatını kaybetti, 107 bin 213 kişi yaralandı.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya,38 bin 901 binanın yıkıldığını ve depremden 14 milyon kişinin doğrudan etkilendiğini,53 bin 537 kişinin hayatını kaybettiğini,Hatay’da can kaybının 24 bine yakın olduğunu açıkladı.

(AFAD) verilerine göre, Hatay’daki 199 konteyner kentte toplamda 215 bin 310 kişi yaşıyor.400’den fazla konteyner kentte 700 bin depremzede yaşadığı düşünülüyor.

İnşaat çalışmaları devam ederken, Cumhurbaşkanının bir yıl içinde yapılacağını söylediği 319 bin konuttan sadece 46 bini yapıldı.

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın (TEPAV) Mart 2023’te hazırladığı rapora göre,deprem bölgesinde yıkılan ve yıkılması gereken konut sayısı bölgenin 10 yıllık inşaat kapasitesine eşit olduğu söyleniyor.

Bölgenin yeniden kalkınma planının maliyetinin beş yıllık dönemde 150 milyar dolar olacağı düşünülüyor.

McGrath”Bu sefer Hatay’a giderken dev boş araziler görmek büyük bir sürpriz oldu. Şehrin belli bölgelerinde her şeyin yok olduğunu görmek… Eski şehir çok hüzünlü,tarih enkaz halinde,Bu kez geri döndüğümde ise her şeyin bir ölçüde toparlanmış olduğunu,ancak ne kadar büyük bir alanın etkilendiğini, her şeyin nasıl tamamen yerle bir olduğunu görebildim.Sıfırdan başlanılıyor.Bu,kabullenilmesi çok zor bir şey.”diyor.

Burak Kara”Öncesini, deprem sırasını ve sonrasını görmek çok farklı duygulara yol açtı. Deprem zamanında çok ağlamışlığım vardı,yine kendimi tutamadım ve bazı noktalarda çok duygulandım. Enkazların kaldırıldığı bölgeler çölleştiğini,Arabayla git git bitmeyen bir bölge olduğunu görünce yıkımın boyutunu daha iyi anladım.Böylesine büyük bir değişim beklemiyorduk.Hatay’ın, Antakya’nın tamamen tanınmaz,bambaşka bir çehreye büründüğünü görmek bizi çok şaşırttı. Çok üzgünüz.Google Maps’e adres yazdık ve bu çok hüzünlüydü.Google hiçbir kaydı kaldırmamış.Deprem öncesindeki adres tarifleri aynen duruyor”diyor.

Kayıp yakınları sevdiklerini hastanelerde,çocuk ya da yaşlı bakım evlerinde,kimliği belirlenemeyen kişilerin gömüldüğü mezarlarda,enkazlarda arıyor.

İçişleri Bakanlığı depremler sonrası kaç kişinin  kayıp olduğu sorusuna yanıt vermedi.Süleyman Soylu,depremden 3 ay sonra,86’sı çocuk 297 kişi için kayıp müracaatı yapıldığını açıklamıştı.

AKP Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman,“Resmi olarak Türkiye’de kayıp başvurusu yapan 135 kişi var. 83’ü Hatay’da” demişti.

Bir depremzede”Kaldırım üzerinde bir çadırda yaşıyoruz.Kira yardımı için başvuru yaptık ama çıkmıyor.Bir yıldır enkazlardan hurda toplayarak,demir satarak geçiniyoruz.”dedi.

Başka 4 yetişkin depremzede yanlarındaki 5 çocukla birlikte bir enkazın üzerinde can havliyle demir ve odun arıyor.Odun çadırda ısınmak için,demir ise kilosu 6-9 liradan satıp para kazanabilmek için.

Evleri yıkılmış,ne kira yardımı alabiliyorlar, ne konteyner kente girebiliyorlar.Meryem Sert”Bir yıldır hayatımızda hiçbir şey değişmedi,sadece rezillik çekiyoruz.Çok kere polislere yakalandık, hem elimizdeki demirleri aldılar hem de ceza kestiler ama yapacağımız başka bir şey yok.Hırsızlık yapmıyoruz, ekmeğimizi çıkarıyoruz.Biz de hayatta kalmaya çalışıyoruz. Eşim eskiden tır şoförüydü, ben ev hanımıydım. İşte sonumuz bu.”

Yağmur yağıyor,sokakları çamur içinde.Herkes,bir yılda “sadece enkazların kaldırıldığını,başka hiçbir şeyin değişmediğini” söylüyor

 Ece Doğru”halen bazı mahallelerde 10 güne varan elektrik ve su kesintileri oluyor.Bir yılın ardından hala en temel ihtiyaçlarımıza dahi ulaşmakta sıkıntı yaşıyoruz.Eğitim,sağlık ve birçok konuda belirsizlikler devam ediyor.İnsanlar öfkeli ama yorgun.Biz şu an yaşadıklarımıza öfkelenmekten ziyade,o günü kurtarmaya çalışıyoruz.”diyor.

Valilik izni olmadan girilemeyen bu binlerce kişilik alanlar, yüksek çitler ve kapılarındaki güvenlik görevlileriyle dış dünyadan keskin bir şekilde ayrılıyor.

Doğru”konteyner kentler sanki açık hava cezaevi,21 metrekarelik konteyner içine bir aile hayatı sığmaz, sığdırılamaz.Gece 11’de misafirlerimiz çıkarılıyor,kız kardeşimiz dahi yanımızda kalamıyor.Evi orta hasarlı olan bir insan bırakıp gitmek istemiyor çünkü onun yerine yeni bir ev inşa etmenin mümkün olmadığına inanıyor ama kira yardımı alamıyor.Yüz binlerce kişinin daha ne kadar konteyner kentlerde ya da çadırlarda yaşayacağı belli değil.”diyor.

AFAD verilerine göre Hatay’da 7 bin 275 aileye konut verildi ancak 135 bin 589 ailenin hak sahipliği bulunuyor.13 bin 889 bina yıkıldı.23 bin binanın enkazı kaldırıldı.Ağır hasarlı 56 bin binanın 52 bin 340’ının (%97) enkazı kaldırıldı.

46 bin 256 konut ihale edildi,40 bin konutun yapımı devam ediyor.7 bin 275 konut kura çekilerek teslim edildi.

Hatay’da 64 bin 574’ü ev sahibi, 78 bin 593’ü kiracı olmak üzere toplam 143 bin 167 haneye kira yardımı yapılıyor.

 (TMMOB)Başkanı İnal Büyükaşık”kentte 250 bin konut ve 50 bin iş yerinin yıkıldı,konutlara 750 bin TL, iş yerlerine 400 bin TL hibe verileceğini,ayrıca konutlar için 750 bin TL,iş yerleri için ise 400 bin TL,2 yıl geri ödemesiz ve faizsiz kredi verileceğini”söyledi 

Depremzedelerin çoğunun,750 bin liralık krediyi ödeyecek geliri yok.Aslında şehirdeki imarın afetlere dirençli bir imar planı olmadan başlandığı söyleniyor.

Hatay’da 88 okul yıkıldı,175 okul ise orta hasar aldı. 1324 okulun 29’u konteyner kentlerde ne yazıkki. Öğrencilerin çoğu 20 metrekarelik konteynerlerde ve çadırlarda yaşıyor.

Okumaya devam et  Deprem yaralarını çabuk sarabilir miyiz?

Anaokul öğrencilerine bir öğün yemek verilmeye başlandı ama bütün  sınıflara değil.

Eğitim Sen Hatay Şube Başkanı Özgür Tıraş“Buradaki her ev taziye evi,her öğrencimiz dezavantajlı durumda.Okulda bir öğrencim geldi,‘Öğretmenim suyum bitti, çeşme suyu içeyim mi’ diye sordu,içme dedim. “Ama param yok’ dedi, suyumuzu paylaştık.Bu öğrencilerimize ücretsiz ulaşım ya da ücretsiz bir öğün yemek bile sağlanmadı.İkili öğretim nedeniyle ya sabah karanlığında derse geliyorlar ya akşam karanlığında eve dönüyorlar.Bu dezavantajlı çocukların psikolojik,ekonomik ve akademik açıdan desteklenmesi gerekiyordu ama sanki her şey normalmiş gibi davranıldı.Burada hem veliler hem öğrenciler hem de öğretmenler depremzede.Hayat normal değil,ama her şeyin normalleştiği algısı yönetiliyor.”dedi.

Hatay’da;380 öğretmen ve 2 bin 930 öğrenci depremde hayatını kaybetti,Önceden 14 bin 700 derslik vardı,13 bin 430’a düştü.175 okulda güçlendirme çalışmaları devam ederken,420 okulun onarılması tamamlandı.Şimdi 397 bin 677 öğrenci ve 21 bin 310 öğretmenle eğitim öğretime devam ediliyor.Okullar açılınca 440 bin kişi kente döndü.

11 yıllık öğretmen Selçuk Ördek,”İçimdeki boşluğu burada dolduruyorum.Okul açıldıktan sonra içimdeki o korku biraz silinmeye başladı.Çocuklardaki o gülümsemeyi görüyorsunuz,diyorsunuz ki tamam,hayat devam ediyor.Çocuklar da okulda iyileşiyor.Erkenden gelip okulun kapısında bekliyorlar çünkü burada çocuk olduklarını hatırlamak istiyorlar.Ne kadar istesek de depremden önceki başarı düzeylerine getiremiyoruz,en ufak bir etkinlikte aklına kaybettiği ailesi geliyor”diyor.

Hatay’da 4 bin 200 öğretmen,yarısı konteyner kentlerde kalıyor.6 bin öğretmen tayin isterken,bölgeye 5 bin öğretmen ataması yapıldığı halde  öğretmen açığı var.

Tıraş “Burada çalışan kamu çalışanları olarak biz de dezavantajlıyız.Ancak başka illerde çalışan öğretmenlerle aynı ekonomik şartlarda çalışıyoruz ve aynı özlük haklarına sahibiz” diyor.

Depremde kamu binaları,hastaneler ve aile sağlığı merkezleri de yıkıldı.Sağlık hizmetleri konteyner kentlere kurulan merkezlerde yapılıyor..

(TBB) Aile Hekimi Ali Kanatlı”Antakya’daki 43 aile sağlık merkezinin 28’inin yıkıldı.Bölgedeki çocukların aşılarını izleyen,yaşlıların kronik hastalıklarını takip eden ve kanser taramalarını yapan aile merkezleri birdenbire yok oldu.Şimdi bu merkezler konteynerlerde hizmet veriyor.125 aile hekimi vardı şimdi 70-80’e düştü.Meslektaşlarımızı kaybettik.Bazılarının eşlerini, annelerini, babalarını kaybettik. Bazılarında sakatlıklar ve uzuv kayıpları oldu.Yıl boyunca eksik sağlık personeli ve eksik sağlık merkezleriyle hizmet vermeye çalıştık.Afetlerde sağlık hizmeti ihtiyacı iki üç kat artar.Burada ihtiyaç 3 kattan fazla arttı ama sağlık emekçisi sayısı yarı yarıya düştü.Sağlıkçılar maddi manevi kayıplar yaşadı ama desteklenmiyor,ve bölgeden ayrılıyor.Hatay’da tam teşekküllü 19 sahra hastanesi hizmet veriyor.Yıkıldıktan sonra onarılan Defne,Samandağ,Arsuz,Hassa,Belen ve İskenderun devlet hastanelerinde toplam 790 yatak var.Depremden önce 2 bin 400 yatak vardı.”dedi.

Mustafa Bal”Hatay’da her şey yetişiyor.Depremden sonra da çiftçi durmadı,toprağını ekti.İşler deprem öncesi gibi değil,olması da mümkün de değil.Narenciyenin dalında kaldı.”diyor.

Sezai Şahutoğlu”Depremden sonra ölen öldü, giden gitti, çevrede insan kalmadı.Hükümetten bir talep de gelmedi, malımız yerde kaldı” diyor.

Kahramanmaraş’ta 69 kişinin hayatını kaybettiği bir binanın denetçisi olan 75 yaşındaki mühendis Hasan, diplomasını yapı denetim şirketlerine kiralamış.”Adli kontrolle bırakılınca araştırdım ve diplomamı verdiğim yapı denetim firmasının kâğıt üzerinde beni denetçi gösterdiğini anladım. Bu binayla herhangi bir ilgim yoktu,o şantiyede hiçbir zaman denetim yapmadım.”diyor,bilirkişi raporunda asli kusurlu bulundu.

Kahramanmaraş’ta 1400 kişinin hayatını kaybettiği Ebrar Sitesi’yle ilgili davada proje müellifi F.B.Ö “Binanın yıkılmasıyla ilgili sorumluluğum yok.Binanın kontrol ve denetimine gitmedim. Binanın yerini bile bilmiyorum” dedi.

Yapı denetim sistemindeki “kiralık diploma” sorunu var ve yapı denetimden sorumlu kişilerin yarısının kimlik bilgilerinin hatalı/sahte olduğu,veri güvenliğinin bulunmadığı ve “sahadaki uygulamaların kontrol dışı” kaldığı,sisteme girilen verilerle,sahadaki uygulamaların kontrol dışı kaldığı söyleniyor.Sistemde mühendislik açısından etkili bir kontrol yok”deniyor.

İnşaat Mühendisi ve Avukat Levent Mazılıgüney, “O yıllarda sağlıklı yapılmayan ve denetlenmeyen bazı binalar, depremde insanların tepesine yıkıldı.Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı,sorulara yanıt vermiyor.

Üstelik ölmüş mühendislerin bile kâğıt üzerinde denetçi olarak gösterildiğini tespit edildi.“Yapı denetim firması tarafından sisteme girilen bilgiler, ilgili idare tarafından etkili bir kontrol olmaksızın onaylanarak sisteme alınıyor.Türkiye’de yapı denetim verilerinin güvenliğinden bahsetmek mümkün değil.Sistemde kayıtlı denetçi,kontrol elemanı,proje müellifi,şantiye şefi ve şirket ortaklarının yüzde 49’unun kimlik bilgileri “yanlış/sahte ya da mükerrer olarak” girilmiş…Proje müelliflerinin yüzde 65,9’unun kimlik bilgileri hatalı/sahte ya da mükerrer bulunmuş.Yapı kontrol elemanlarının yüzde 67…

İnşaatta sorumlu kişilere dair veri almak istiyoruz ancak bulamıyoruz.Projesine, zemin etüdüne ve denetimle ilgili birçok evrakına ulaşamadığımız yapılarla ilgili kör dövüşü yapar gibi yargılama yapıyoruz.

“Sistemde denetçi görünen kişinin kimlik numarası bir başkasına ait çıkıyor,sonra mühendisler‘Aslında ben o şantiyede hiç çalışmamıştım’ diyorlar.Hatalı veriler suyu bulandırıyor, sorumluluk kimde tartışması başlıyor.Bu denetime kim gitti ya da denetim hiç mi yapılmadı?2008 yılından itibaren girilen verilerin 2011 yılına dek yedeklenmediği,2008 öncesi kullanılan sistemde ise “her türlü değişikliğin yapılabildiği” kaydedildi.

Okumaya devam et  Ne beklendi?

Mazılıgüney, “Sahada birçok belgenin fiziki olarak hazırlanması çoğu zaman zorunlu ancak sonrasında dijital olarak kaydı mümkündü. Kayıtların dijital ortamda ve değişmezlikleri sağlanmış olarak saklanmıyor oluşu vahim bir durum” diyor

İnşaat Mühendisleri Odası Hatay Şube Başkanı İnal Büyükaşık, “Denetçi olmadan önce‘ben inşaat mühendisiyim’ diye taahhütname veriyorsunuz ve bu yeterli oluyor.En büyük sorun bu.Halbuki projede çalışacak mühendislerin bilgilerinin meslek odalarından talep edilmesi gerekiyor.Projeye başlamadan önce meslek odalarından ‘sicil durum belgesi’ talep etmeme yönünde diretiyorlar.”dedi.

Türkiye’de yapı denetim 19 pilot ilde başladı ve 2011 yılında ülke çapında yaygınlaştırıldı.

2019 a kadar,inşaatı denetleyen kişilerin ücretini,yapı sahipleri ödemesi gerekirken,müteahhitler tarafından ödeniyordu.

Aslında yapı denetim şirketleri ile müteahhitler arasındaki maddi bağın koparılmazsa,etkili bir denetim yapılamaz.

Mazılıgüney“Kimse parasını aldığı kişiyi denetleyemez,bu akla yatkın bir durum değil.Bu temel problem yıllardır dile getirilmesine rağmen çok geç kalındı” diyor.

Hatay’da Rönesans Sitesi’nde 1000 kişi, depremlerde hayatını kaybetti.Acaba yıkılan binaların kaçı yapı denetim geçirmişti?

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı Murat Kurum, 23 Şubat 2023’te Çevre,Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanıyken”Elazığ,Malatya,İzmir depremlerinde de gördüğümüz,yıkılan binaların yüzde 98’inin yapı denetim hizmeti almamış binalar olduğunu görüyoruz. 1999 öncesi yapılmış ve herhangi bir yapı denetim hizmeti almamış,mühendislik hizmeti almamış olduğunu görüyoruz.”dedi ama uzmanlar,gerçekçi olmadığını söyledi.

Şehir Plancısı Nihat Yıldız ,Gaziantep Nurdağı’nda yıkılan binaların yüzde 19’unun 2008 yılı sonrası yapıldığın söyledi.

Mazılıgüney ise yıkılan binaların yüzde 20’sinin 2000 yılı sonrasına ait”Elbette bu bireysel gözlem. Yetkililerin ifade ettiği veriyi kontrol edeceğimiz bir veri tabanı maalesef yok. İyi çalışan bir yapı denetim sistemi olsaydı yıkım oranı çok daha düşük olurdu.

Yapı denetim şirketleri, yapının toplam maliyetinin yüzde 1,5’u kadar ödeme alıyor, bu oran yapım süresi iki yılı aşan inşaatlar için yılda yüzde 5 artırılıyor.Emlakçılar satış fiyatı üzerinden yüzde 4 komisyon alırken yapı denetim çalışanlarına yüzde 1,5 ödeniyor.Yapı denetim firmaları çok düşük ücretle çalıştığı için,çok ucuza personel çalıştırmaları gerekiyor.Bunun için de en büyük insan kaynakları,düşük emekli maaşlarıyla geçinemeyen mühendisler.Yıllardır çoğunluğu 50-60 yaşını geçmiş mühendisler, diplomalarını bir nevi kiraya verdiler,kâğıt üzerinde orada denetim yapıyormuş gibi gözüktüler ama hiç şantiyeye dahi gitmediler.

Müfettişler,sistemde kayıtlı yapı denetçilerinin yüzde 87’sinin 50 yaşın, yüzde 51’ininse 60 yaşın üzerinde olduğundan çoğunlukla şantiyeye hiç gitmeden,”kâğıt üzerinde” denetim yapıyordu.

Bu oranın giderek arttığı düşünüldüğünde; denetçilerin parmak izleri alınsın, bu parmak izlerini uyduyla bağlantılı bir alete bastırarak denetçinin sahada olup olmadığı saptansın, ya da istenirse denetçilere çip takılsın – YDK (Yapı Denetim Kuruluşu) ile müteahhit arasındaki maddi bağ koparılmadığı,YDK müteahhide bir yaptırım uygulayamadığı müddetçe bu tür uygulamalar afaki kalacaktır.İleri yaştaki emekli denetçilerin günlerini kahvehanede geçirerek,masa başından ‘denetim’ yapıyor.

Deprem yargılamalarında pek çok mühendis ‘Ben bu binaya hiç gitmedim’ diyerek savunma yaptı. Çünkü yapı denetim firmasına diplomasını vermiş,kendisine bir ücret yatırıldıktan sonra,benim diplomamla ne yapılıyor diye dönüp de sormamış.Yapı denetim içerisinde ciddi bir sahtecilik var ve bu yıllardır biliniyor.”dedi.

Depremlerden 2 ay önce, 75 yaşını dolduran mimar ve mühendisler ile yardımcı kontrol elemanlarının şantiyelerde denetçi olmasına engel getirildi.“Yıl sonu hak edişleri gerçek seviyeyi göstermekten uzak olup,cezalı durumlarda suiistimal edilmeye açıktır.İlgili idare hakkedişi güncelleyerek, yapı denetim kuruluşunun talep ettiği seviyeden daha fazlasına onay verebilmektedir.”

Yerel idareler,sistemdeki hatalı verilerden ve yapılaşmaması gereken alanlara verilen imardan da sorumlu.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO), ülke genelinde 4 bin 159 okulun deprem riski yüksek alanlarda bulunduğunu ve 191 okulun doğrudan fay hattı üzerinde yer aldığını açıkladı.

Yönetmeliğe göre normal konutlardan 1,5 kat daha fazla deprem yüküne dayanması gereken hastaneler, okullar,camiler,belediye binaları, kamu binaları da yıkıldı.

Mazılıgüney göre“Güvenliği sağlamanın en az yarısı imar çalışmalarındadır. Fakat fay üzerine,bataklığa, tarım arazilerine imar verilmiş, yüksek kat yapılmasına izin verilmişti.Fayın tam üzerinde kamu binaları vardı.Ne acıdırki Türkiye’de 18 yaşını dolduran ve en az lise mezunu herkes müteahhit olabiliyor ve  450 binin üzerinde müteahhit var. Avrupa ülkelerindekinden 10 kat fazla.Müteahhitlik için hiçbir kriter yok, her isteyen müteahhit olabiliyor.Berber dükkânı açmak için çeşitli sertifikalara ihtiyacınız varken müteahhit olmak için hiçbir şeye ihtiyacınız yok.Bir mühendis,diplomasını aldıktan hemen sonra ister gökdelen ister baraj olsun, istediği inşaata başlayabiliyor.Böyle bir yetki genişliği doğru değil. Bu mantıksızlık bizi öldürüyor.Meslek örgütleri tarafından 2000 yılından beri gündeme getirilen yetkin mühendisliği engelleyen herkes, bu yıkımlardan sorumludur” dedi.

Okumaya devam et  Unuttun mu? Bugün depremin 3. ayı

Türkiye’de şantiye şefi bir inşaat mühendisi olmak zorunda değil. Üniversiteden yeni mezun olmuş elektrik ve makine mühendislerinin de şantiye şefliği yapabiliyor.

Büyükaşık“Denetçilik gibi ciddi bir iş, bu alanda uzmanlaşmamış insanlar tarafından yapılabiliyor” diyor.

Kim ne derse desin;Çevre,Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı müfettişlerinin raporuna göre sisteme dahil olan tüm tarafların sorumlulukları ve ihmalleri var.

İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu,kura çekimi için hazır olan 46 bin konutun, 41 bininin şehir merkezlerinde,5 bininin de köylerde olduğunu,6 Şubat itibarıyla anahtar teslimine başlanacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı”Bölge genelinde halen yapımı süren 40 bin konutu inşaatı tamamlandıkça peyderpey hak sahiplerine teslim edeceğiz.İnşallah 2 ay içinde deprem bölgesi genelinde 75 bin konutun teslimini bitireceğiz. Temel atmasının üzerinden 1 yıl geçmeden inşaatları bitirme sözümüzü önemli ölçüde yerine getirerek,yıl sonuna kadar 200 bin evi teslim etmiş olacağız.”dedi.

Yapı Denetim Başkanlığı’nda yeterli sayıda mühendis olmaması,sistemde çok sayıda‘hatalı, yanlış ya da sahte’kimlik bilgileri ve oda sicil numaraları bulunması ve sisteme veri girişinin ‘kontrolsüz’olması,2011 öncesine ait veri tabanı yedekleri olmaması ve bu hataların 4 yıldır devam ediyor olması kabul edilemez.

“Genel olarak tespiti yapılan bu kayıtların her birinin bir denetçiye,bir inşaata,bir firmaya ya da ilgili bir idareye ait sorumluluklar ve yaptırımlar içerir.Denetimsiz bırakılan her alanın taşıdığı risk nedeniyle ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.”

 TOKİ projesiyle hazırlanan afet konutlarının,depremin birinci yılında bunun yalnızca yüzde 17’sine ulaşabildi.İzmir ve Elazığ depremlerinde konut tesliminin 3-4 yılı buldu.Yüzgeç”mevcut hızda devam edilirse 6 Şubat’ın ardından vadedilen miktarda konutu tamamlamanın 15-20 yıl sürebilir.TOKİ’nin internet sitesindeki  paylaşıma göre projesi hazırlanan konutlarda tamamlanma oranı ise yüzde 50’ye yakın.İmkanı olan kişiler konutlarını kendi başlarına inşa ederken, imkanı olmayan kişilerin ise konteyner kentlerde zorluk yaşayacak”dedi.

Recep Tayyip Erdoğan

“Merkezi yönetimle yerel yönetim el ele vermezse,dayanışma halinde olmazsa o şehre herhangi bir şey gelmez.Hatay’a geldi mi? Şu anda Hatay garip kaldı, mahzun kaldı.Hatay, kamu yatırımlarını noksansız alsa da yereldeki vizyon eksikliği nedeniyle potansiyelini açığa çıkmakta zorlanan şehrimiz…”dedi.

Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş”Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Hatay’da daha birleştirici,bütünleştirici ve herkese eşit bir yaklaşımla herkesin hakkını dağıtıcı bir konuşma ve eylemler zincirini yapmasını beklerdik.Şunu bilmek lazım ki hepimiz bu ülkenin öz evlatlarıyız.Hatay halkı hiçbir zaman mahzun ve garip değildir.Şantaja boyun eğmemiştir.”dedi.

Ekrem İmamoğlu”Bu hafta sonu Cumhurbaşkanı’nın Hatay’daki sözlerini dinlediniz mi? Sevgili vatandaşlarımız, gerçekten analize muhtaç ifadelerdir.Vicdanen analize muhtaçtır,hukuken analize muhtaçtır,psikolojik olarak analize muhtaçtır.İnsana dair böyle bir duygu olmaz,olamaz. Kendisini ve partisini tercih etmediği için,hem de depremzedelerin önünde, deprem bölgesinde 10 binlerce canın öldüğü ortamda yardım etmediğinin ifadesi bu.Başka bir ifade değil.”

CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara“Kamunun kaynaklarını eşit ve adil bir şekilde vatandaşlara, yurttaşlara dağıtmadığınızı kendi ağzınızla itiraf ettiniz.‘Bizden olursanız bize oy verirseniz,hizmet gelir’ demek istediniz.Bu Hatay’a bakmadığınızın gözlerinizi kapattığınızın resmen itirafıdır.Biz siyasi aidiyet duygusundan arınmış bir şekilde hizmet istediğimizi her fırsatta sizlere ilettik.Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu şantajına asla boyun eğmeyeceğiz.Hatay’da 260 bine yakın konut ihtiyacımız var. Dün daha 7 bin küsür konutun kurasını çektiniz.2 ay sonra 75 bin. Yıl sonunda 200 bin adet konut diyorsunuz.Siz depremin akut döneminde de‘1,5 yıl içerisinde 300 bin konut teslim edeceğiz’ demiştiniz.O bakımdan biz, bize verilen sözlere değil, eylemelere.Somut unsurlar üzerinden konuşmak istiyoruz. Hatay halkı size 31 Mart’ta gereken cevabı sandıkta verecektir.”dedi.

CHP Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur “Asrın itirafı.Hatay’ın,”21 yıllık AKP iktidarının üvey evladı” dedi.

Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili seçilen ve geçen hafta milletvekilliği düşürülen Can Atalay”Ülkem adına utanç verici” dedi.

İYİ Parti den Turhan Çömez”Çaresizlik içinde itiraf ediyor; Oy yoksa hizmet yok diyor. Örnek veriyor, yine aynısı olur diyor. Ve tehdit ediyor. Anlayışınız batsın.”dedi.

Necmettin Çalışkan“Çok talihsiz bir açıklama.Hatay’da kaybın fazla olmasının önemli nedenlerinden bir tanesi Belen Geçidi’yle Hatay’a ulaşımın zor olması.Ama esas neden hükümetin Hatay’a şaşı bakması ve buradaki yönetimin diğer deprem bölgelerine kıyasla muhalefetteki tek belediye olması.İktidarla belediye arasındaki çekişmenin belediyeye baskı altına almanın ve belediyeden intikam almanın sonucu olarak böyle bir olumsuzluk yaşandığı düşüncesindeydim.Halen fikrimi koruyorum.Bununla ilgili belli kesimler tepki göstermişti ama maalesef bu sözün haklılığı dün maalesef çok üzülerek belirtiyorum, tescillenmiş oldu.”dedi.

Karar sizin değerli Türk Milleti…Artık çıksın karanlıklar aydınlığa…Değil mi?


Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir