Erbil’in en küçük hareketi takip edilmeli

Erbil'de ara sıra bir casus yuvasının yok edilmesi Azerbaycan'da mutluluk dalgası yaratıyor ama neden? - erbil parlamento aaarsiv

Azerbaycan (Güney) halkı Erbil’in en küçük hareketini her zaman takip etmeli.

Erbil’de ara sıra bir casus yuvasının yok edilmesi Azerbaycan’da mutluluk dalgası yaratıyor ama neden?

Batı Azerbaycan tarih boyunca hem güvenlik hem de stratejik açıdan Doğu ve Batı’nın kapısı olmuş, farklı kültürlerin geçişi olarak değerlendirilmiştir. Son yüzyıllarda bu bölgenin doğusunda ve batısında Safevi ve Osmanlı olmak üzere iki Türk devletinin kurulmasıyla Azerbaycan özel bir siyasi önem kazandı. Safevi ve Osmanlı hükümetlerinin her iki tarafta egemenliğini pekiştirme sürecinin devam etmesi ve Maku, Hoy ve Urmiye (Urmiye’den Avşar Tikantepe’ye kadar) bağımsız hanlıklarının kurulması ve Kaçar döneminde dört vilayetin kurulması, Azerbaycan’ın batısındaki Urmiye, Hoy, Selmas ve Maku’dan oluşan bölgeye farklı bir özellik yaratmış ki biri de Rus ve Osmanlı devletleriyle ortak sınırı olmaktır.

Batı Azerbaycan’ın dağlarından kentsel alanlara her yıl göçebe akınlarına rağmen bölgede kültür ve medeniyetin gelişmesi ve hatta Kaçar döneminde hükümet otoritesinin yarattığı güvenliğin gölgesinde ticaretin yayılması örnek teşkil edecek nitelikteydi. Yakın geçmişte Şeyh Ubeydullah’ın Osmanlı Hakkari’sinden Urmiye, Marağa ve Binab’a kadar otuz bin göçebenin yaptığı saldırı, aşiretlerin Azerbaycan’daki ilk sistematik zorlama hareketi olarak kabul edilebilir.

Azerbaycanlı komutanların bu olgunlaşmamış ve başarısızlığa mahkum hamle karşısında şaşkınlığı, göçebelerin Azerbaycan’ın gücünün ve askeri potansiyelinin farkında olmalarına rağmen çocukça terör eylemlerinin yapılmadığına dair inançtan kaynaklanıyordu. Şeyh ve ordusunu püskürtmek için gönderilen Azerbaycan ordusunun komutanı Timur Paşa Han Makuyi, Azerbaycan’daki durumu detaylı bir mektupla Şah’a anlatarak yardımcı kuvvet talebinde bulundu. 7 Eylül 1880, Nasereddin Şah, Timur Paşa Han’a bir telgrafla şunları yazdı: “Ayrıntılı telgrafınızı okudum.” Gerçek şu ki hepiniz Şeyh Ubeydullah’ın aptallığı gibi delirmiş görünüyorsunuz. Şeyh veya buna cesaret eden herhangi biri kimdir? Dört tane Kürt için neden böyle dilekçeler, telgraflar sunuyorsunuz, bu kadar mı aciz kıldınız? Bırakın Azerbaycan’ı, sadece Maku, Hoy, Selmas ve Urmu bu meselelerin bin türlüsüne cevap vermek zorundadır. Ne oldu da bu kadar gayretsiz oldun bilmiyorum? Bu ne anlama geliyor? …”. Fitne Şeyh Ubeidullah, (Kacar döneminde Azerbaycan sayfalarında Ekrad saldırısı olaylarının bildirilmesi, Meclis Yayınları, 2012, s. 148.)

Nasreddin Şah’ın bu kararlı emirlerinin ardından kısa sürede bu çocuk oynunun yapıcıları dağıtıldı, tebaası tutuklandı ve Şeyh, Osmanlı’da tutuklanarak sürgünde öldü.

Azerbaycan’ın meşrutiyet döneminde göçebelerin kötülükleri Birinci Dünya Savaşı ve sonrasında Simitgu’nun önderliğinde devam etmiştir. Bunlar Azerbaycan halkının gözdünden kaçırılacak konular değil.

Bölgedeki devrimden sonraki unsurların kötülükleri de açıkca ortadadır.

Tarih gösteriyor ki, Kandil ve Erbil olmak üzere iki bölge, Batı Azerbaycan eyaletinin Aşil topuğudur ve insanların bu iki isme karşı hassasiyeti, bölgenin tarihinin bilinmesinden ve geçmiş asırlardan bu bölgeden gördükleri zararlardan kaynaklanmaktadır. Terör, son birkaç yıldır İŞİD’in yarattığı gaf kullanarak ve Batı’nın gönderdiği silahlar yardımıyla Akdeniz’in sıcak sularına ulaşmaya çalışarak büyük ülkelerin aralarındaki dört parçayı birbirine bağlamaya çalışıp, Akdeniz’den nefes alma hayalinde. Batı Azerbaycan halkı, Suriye’nin kuzeyinde etnik temizlik çabaları, yatırım adı altında Urmiye’nin kalbine yüz milyarlarca şüpheli para enjekte edilmesi, Kerkük’teki Türk ve Arapları kaçırmalar, Azerbaycan’da ve özellikle Urmiye’de kültürel-etnik iddiaları, sınır muhafızlarına saldırılar, bölgedeki Türklere karşı terör atakları, Azerbaycan adını kaldırıp yerine Urmiye Vilayeti veya A.G. yazmaya çalışımalar, Batı Azerbaycan’ın yumuşak işgal sürecini incelerken, Urmiye Gölü’nün restorasyonun aksaması, bölgenin sağlık ve idari işlerinin yumuşak bir şekilde kontrol altına alınmasına yönelik girişimler, Kandil ve Erbil’in kurduğu senaryolardır. Kandil sakinlerinin Batı Azerbaycan eyaleti yetkililerine Kuzey Irak dilinin (hangi lehçesi bilinmiyor) öğretilmesi yönündeki resmi talebi, Kandil sakinlerinin hayali haritasının logosu ve yerli halkın medyası, Erbil’i Avrupa gibi bir ülkenin başkenti olarak tanıtan ve Kuzey Irak’a kıyasda Almanya ve Avrupa’dan az olan notlara razi olmamaları, bütün olarak Erbil’den kaynaklanıyor. Elbette bunlar Azerbaycan halkının uyanık gözlerinden uzak değil.

“Dr .Tovhid Melikzade” – 17 Ocak 2024 / TURKİSHFORUM – ABDULLOAH TÜRER YENER

Okumaya devam et  Viyan’la ve Mizgin’le Bir Gün

Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir