Müsademe-i efkârdan barika-i hakikat doğar

· “Müsademe-i efkârdan barika-i hakikat doğar” özlü sözden de belirtildiği gibi gerçeğin  ışığı fikirlerin çarpışmasıyla ortaya çıkmakta. - tartisma kulturu toplanti
· “Müsademe-i efkârdan barika-i hakikat doğar” özlü sözden de belirtildiği gibi gerçeğin  ışığı fikirlerin çarpışmasıyla ortaya çıkmakta. - tartisma kulturu

· “Müsademe-i efkârdan barika-i hakikat doğar” özlü sözden de belirtildiği gibi gerçeğin  ışığı fikirlerin çarpışmasıyla ortaya çıkmakta.

Peki o zaman gerçeğin ortaya çıkması için ne yapılmalı?

· En az iki ve daha çok kişinin karşılıklı sözle ya da yazıyla olarak bir konuyla ilgili görüşlerini (öne sürme/ savunma)  eylemine yani tartışmaya gerek vardır.

· Herkesin kabul ettiği yerleşik ilkeleri, ortak normları kalmamış öbeklerde tartışma ya da anlaşma, uyuşma (mutabakat ) değil sadece ağız dalaşı (münakaşa)  ,gönül kırıkları  olur.

· Bunu aşmanın yolu bilgiyi temel alan, tartışma ekini(kültür) ikliminin hakim olduğu ortama gerek vardır.

· Fikri tartışma ekini iklimi olduğu yerde ithama yer yoktur.

· Öte yandan olay veya fikre yönelik düşüncenin eleştirilmesi yerine kişi/lerin itham edilmesi  düşüncenin doğruluğunu ispatlanmaz.

· Bu kültürden yoksun ve bilgi seviyesi çok farklı insanlar ya da insan toplulukları arasında tartışma değil, olsa olsa ancak ağız dalaşı ( münakaşa) olabilir.

( Maalesef mebusların zaman zaman Meclis’te bu yola başvurmaları,hatta yumruklaşmalarını TV haberlerinde görmekten demokrasiye,Cumhuriyet değerlerine, devrimlerine inanan bir yurttaş olarak utanıyorum.)

 · Tartışmadan beklenen, tarafların birbirini ikna etmesinden çok uygarca meselenin konuşulabilir olmasıdır.

· Tartışma sonunda her zaman aynı düşünce etrafından buluşmak da mümkün olmayabilir.

· En büyük tehlike ise çoğunluğun meseleyi kanıksamasıdır.

· Kanıksamak en anormal sözün, davranışların bile giderek normal karşılanmaya başlanması, tepkisiz kalmaktır.

Kendi adıma yazmam gerekirse okuduğum bir kitap, dinleyici olarak izlediği bir konferans, bilim şöleni( sempozyum) veya katıldığım tartışma (yazılı-sözlü) sonrasında eski halimde kalmışsam yararsız bir faaliyete katıldığımı düşünür ve zaman yittirdiğime hayıflanırım.

                                                                                       ***

Okumaya devam et  TTB: Başbakan’ın ruh halinden kaygılıyız

· Çok değerli üyelerin bulunduğu [E-Türkiyeyiz Biz]de tartışma ekininin bir adabı, yazma biçemi olmalı.

· Her sanal öbekte olduğu gibi [E-Türkiyeyiz Biz]’in de kuruluş amacı, ilkeleri bulunmakta.

· Biz üyeler düşün sorumluluk söz konusu kurallar saygı göstermektir. Ne söylemek isteniyorsa buna özen göstererek yazılmalıdır.

· En sonunda benim yaptığım iş Ahmet Koyuncu’un X hesabındaki bilgiyi ve TTB’nin başındaki doktorun medyaya mal olmuş eylem ve söylemlerini [E-Türkiyeyiz Biz]’de paylaşmaktı.

· Gerek biçem, gerekse de itham içerikli tümcelerin olduğu iletisinde, yazdıklarımı “ takip ettiğini” yazsa da, Sn. Keskinoba’nın  “17 Mar 2023 Cum, 22:14”tarih saatli “ Tıp Bayramı nedeniyle “ Mesleğin onurlu, kimliğine yabancılaşmamış tüm tıp mensupların bayramını kutlarım.” yazımı okunmamış olduğunu düşündürdü.

· Halen Merkez Konseyi’nde olanlar, TTB adına yayınladıkları basın bildirileri üyeleri adınadır. Milli devlet ilkeleri, değerleri  ile bağdaşmayan bildirilerin Kurtuluş Savaşı’ın önde gelen kilometre taşı Sivas Kongresi’nin yıldızı tıb öğrencisi Hikmet ve Tıbbiyeli öğrencilerin tinini (ruh) incitmekte.(1 )

· Mesleğin içinden biri olan Sn. Mustafa ATAC’ın, yasa ile varlık kazanmış olan barolar, mühendis odaları gibi TTB’nde seçim sürecinin nasıl işlediğini yazmış olması iyi bir rastlantı oldu. Katkısı nedeni ile kendisine teşekkür ederim. Ancak, diplomalıların hepesi  ” aydın “ kavramı kapsamında olamamaktadır.. Yalnızca 36 yaşında ölen ünlü öykücümüz Ömer Seyfettin (13.3.1884/ 6.3.1920)  bunu ilim başkadır, irfan başkadır diyerek kısa bir öyküde(anekdot) anlatmıştı.

 Siyasi suç kavramını açılarken Alman filozof ve psikiyatrist Karl Jaspers şu sıralamayı yapmış:

Suçu işleyen(ler). 

Onları destekleyenler.

 İşlenen suçu görüp de gerekeni yapmayanlar.

Suçu görmemek için başlarını çevirenler .

Böylece bir suçun işlenmesinde çoğu zaman bir topluluğun hiç sorumluluk almayan üyelerinin de “sorumlu olduğunu” öne sürer.(2)

Okumaya devam et  ACABA BİLİYORMUYDU…!!!

Devlet ile siyasi erki eline tutan hükümetin(başkan ve kabinesi) aynı şey olmadığını ayırt edebilen yurttaşların çoğunluğa ulaşması temennilerim ile saygılar.

(1 ) https://www.balikesirlilerdernegi.org.tr/tibbiyel-hkmet

(2 ) https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/erdal-atabek/zulmun-tarihi-1884749


Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir