Dünya Sefalet Endeksi’nde Türkiye ilk Beş Ülke Arasında

  - sadik ridvan karluk

Kıymetli meslektaşım Prof. Dr. Ercan Uygur’un 6 Temmuz 2023 tarihinde T24’de yayınlanan yazısını, son ekonomik gelişmelere ışık tuttuğu için virgülüne dokunmadan paylaşma ihtiyacını hissetim:

“Merakla beklediğimiz enflasyon verileri; Türkiye Arjantin’in izinde mi?” https://t24.com.tr/yazarlar/ercan-uygur/merakla-bekledigimiz-enflasyon-verileri-turkiye-arjantin-in-izinde-mi,40683.“Bütçe açıkları son 21 yılda görülmeyen boyutlara ulaşmıştır ve artmaya devam etmektedir. Son dönemde Türkiye’deki makro ekonomik verilerin açıklanmasını büyük merakla bekler olduk. Çünkü ekonominin hangi politikalarla nereye doğru gidebileceğini kestirmek zor. Her anlamda önemli belirsizlik var.

Bizler merak ediyoruz ama, medyada iktidara yakın olanların çok isabetli “nokta tahminler” yaptıkları görülüyor. Bu duruma politika faizinde de, enflasyonda da şahit olduk. Bu bağlamda, TÜİK’in TÜFE enflasyonunun aylık yüzde 4’ün, yıllık yüzde 39’un altında olacağı veriler yayınlanmadan önceki günlerde belli olmuştu. TÜİK, bu bakımdan da kurumsal itibarını çok düşürdü. Çok yazık.

Bu yazıda önce Türkiye enflasyon sürecinde Arjantin’in izinden mi gidiyor sorusuna yanıt arıyorum. Sonra da kısaca TÜİK enflasyonunu güvenilirlik bakımından ele alıyorum. Son yıllardaki Türkiye enflasyonunun bir özelliği ve değişim

Türkiye’de 2018’de ve 2022’de sıçrayan enflasyonun şöyle bir özelliği var. Bu dönemlerde özellikle seçim ve siyaset saikleriyle krediler genişletildi, 2018’de olduğu gibi faiz artsa da kalıcı olmadı, veya 2022’de olduğu gibi faiz düşürüldü. Bu politikalarla iç talep şişirildi, seçime uzun vadeli olmasa da büyüyen ve istihdamı koruyan bir ekonomi ile girildi. Ancak böylece döviz talebi ve kurlar da yükseldi. 2022’de kurlar sermaye kontrolleri ve alışılmadık döviz borçlanmaları ile baskılandı. Yine de, kurlar sonunda tutulamadı, 14 Mayıs 2023 seçiminden sonra hızla yükseldi. Sonuçta enflasyon sıçradı. Burada önemli bir nokta şudur. Bu süreçlerde bütçe (kamu) açıkları makul ölçülerde kalmıştır, iç talebe kamu kesiminin katkısı sınırlı olmuştur.

Okumaya devam et  PAKET PAKET ÜSTÜNE

Ancak 2022 sonbaharından başlayarak, oy almak, seçim kazanmak üzere hükümet, harcamaları seçim sonrasını da kapsayacak şekilde hızla yükseltmiştir. Bütçe açıkları son 21 yılda görülmeyen boyutlara ulaşmıştır ve artmaya devam etmektedir. Bu bütçe açıkları nasıl kapatılacaktır? 5 Haziran 2023’te açıklanan vergi artışları bu açıkları kapatamaz görüşündeyim. Başka ek gelirler bulunması veya harcamaların kısılması gerekir. Aksi durumda bu açıklar bir şekilde sonunda parasal genişlemeye yol açacaktır gibi görünüyor.

Bu sürecin özeti şudur; iktidar, iktidarını sürdürebilmek için çok büyük iç ve dış açıklara neden olmuştur. Ülke, bu açıkların bedelini bir şekilde ödeyecektir. Bu bedel yüksek enflasyon, yüksek vergiler, yüksek döviz kuru, azalan net varlıklar olacaktır.” 

 

Prof. Ercan Uygur’un  yazısından bir gün sonra Türkiye ekonomi tarihinde görülmemiş zamlar yürürlüğe girmiştir. Yeni zamlar da  yoldadır. Zamlar, çalışanlara ve emeklilere verilen zamların sıfırlanmasına yol açmıştır. Zamlar, enflasyonla mücadeleyi ortadan kaldıracak, başta sabit gelirliler olmak üzere tüm vatandaşlar  zamlardan olumsuz etkilenecektir.

 

Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı’na göre; yüzde 18 olan genel KDV oranı yüzde 20, yüzde 8’e tabi mal ve hizmetlerin KDV oranı ise yüzde 10 olarak belirlendi. Deterjan ve dezenfektanlar ile kağıt ürünleri gibi temizlik maddelerinin ithal ve teslimlerinde genel KDV oranının yüzde 20 olarak uygulanması öngörüldü. Başta gıda maddeleri olmak üzere, söz konusu Bakanlar Kurulu Kararı eki (I) sayılı listede yer alan yüzde 1’e tabi mal ve hizmetlerin KDV oranında ise herhangi bir değişiklik yapılmadı.Tüketici kredilerinde BSMV oranı yüzde 10’dan yüzde 15’e çıkarıldı. Şans Oyunları Vergisi, at yarışlarında yüzde 14’e, vergi spor müsabakalarına dayalı müşterek bahislerde yüzde 10’a ve diğer şans oyunlarında yüzde 20’ye yükseltildi.

Okumaya devam et  Türkiye’de mobbing: Mağdurlar anlatıyor

 

Borsa İstanbul’da işlem gören tam mükellef sermaye şirketi payları için yüzde 0 tevkifat uygulanmasının devamı öngörülüyor. Diğer sermaye şirketlerinde ise bugünden önce iktisap edilen kendi hisse senetlerine ilişkin olarak tevkifat oranı yüzde 0 olarak, bugünden itibaren iktisap edilen hisse senetleri için ise yüzde 15 olarak uygulanacak. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın yürütmesinde, 3605 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 28’nci maddesi gereğince verilen karar, 10 Temmuz 2023 tarihinde yürürlüğe girecek.

Maktu harçlara gelen yüzde 50’lik zam sonrası pasaport harçları ve defter bedelleri de arttı. 6 ay süreli pasaport defter bedeli hariç 1.034 liraya, 1 yıllık pasaport 1.512 liraya, 3 yıllık pasaport 3.507 liraya, 10 yıllık pasaport ise 4.943 liraya yükseldi. Son artışlar birlikte 6 aylık pasaport bedeli 689,7 liradan 1.034’e; 1 yıllık pasaport bedeli ise 1.008 liradan 1.512 TL’ye çıktı. 2 yıllık pasaportlarda bu ücret 2.469 liraya, 3 yıllıklarda ise 3.507 liraya yükseldi. 10 yıllık pasaport harcı ise defter bedeli hariç 4.943 TL oldu.

Maktu harçlara yüzde 50 oranında yapılan zam sonrasında yurt dışından getirilen telefonların izin bedeli ise 6 bin TL’den 20 bin liraya çıkarıldı. Kararın yürürlüğe girmesinden hemen önce izin bedelini 6 bin lira olarak yatırmak isteyen vatandaşlar e-Devlet’e hücum ettiği için sistem  yoğunluktan dolayı kilitlendi.

Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında; Yargı, Noter, Vergi Yargısı, Tapu ve Kadastro, Konsolosluk, Pasaport, İkamet Tezkeresi, Çalışma İzni, Çalışma İzni Muafiyeti, Vize, Dışişleri Bakanlığı Tasdik, Gemi ve Liman, İmtiyazname, Ruhsatname, Diploma ve Trafik harçlarını kapsayan 492 Sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı tariflerde yer alan maktu harçlara yüzde 50 oranında artış yapıldı.

Son zamlar  mevcut enflasyonu  arttıracak, sabit gelirliler bundan zarar görecektir.  Aşağıdaki tabloda, 157 ülkenin ilk 20 sırasında yer alanların sefalet endeksi yer almıştır.

Okumaya devam et  UMUDUMUZ NEDİR

Endekste Türkiye 10’ncu sıradadır. İlk  20 ülke arasında hiçbir Batılı ülke yoktur. Ülkelerin tamamı biri dışında gelişmemiş, gelişme yolunda olan ülkelerdir. Türkiye’nin bu listede 10’ncu sırada yer alması utanç vericidir. Daha önemlisi, Türkiye AB’ye üye olmak için başvurmuş bir ülkedir. Sefalet endeksinde 10’ncu sırada yer alan bir ülkeyi AB ülkeleri üye olarak kabul  ederler mi?

4 Haziran 2023 tarihinde  Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda, Mehmet Şimşek ile görevi bırakan eski Bakan Nebati arasındaki görev teslim töreni yapılmıştır.  Törende  Şimşek, Türkiye’nin rasyonel politikalara geri döneceğini açıklamıştır. Bu, “faiz neden enflasyon sonuç” teorisinin battığı anlamına gelmemektedir. Şimşek’in görev teslim törenindeki açıklamaları önemlidir:

“Önümüzdeki dönemde hedefe (refahın arttırılması) ulaşmada şeffaflık, tutarlılık, öngörülebilirlik ve uluslararası normlara uygunluk temel ilkelerimiz olacaktır. Türkiye’nin rasyonel bir zemine dönme dışında bir seçeceği kalmamıştır. Kurala dayalı, öngörülebilir bir Türkiye ekonomisi, özlenen refaha ulaşmamızda anahtar olacaktır. Küresel zorlukların, jeopolitik gerginliklerin arttığı bir konjonktürde kurumsal kalite ve kapasitemizi güçlendirerek makro-finansal istikrarı önceliklendireceğiz. Vakit kaybetmeden orta vadeli program çalışmalarımıza başlayacağız. Sürdürülebilir yüksek büyüme için mali disiplinin tesis edilmesi ve fiyat istikrarının sağlanması temel hedefimiz olacaktır. Saydamlık, tutarlılık, öngörülebilirlik ve uluslararası normlara uygunluk” acaba  yeni dönemde nasıl uygulanabilecektir?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Şimşek’in Merkez Bankası ile beraber atacağı adımları kabullendikleri mesajını vermesi  ve faiz artırımına yeşil ışık yakması,   Erdoğan’ın değiştiği anlamına gelmemelidir. Cumhurbaşkanın, faiz politikası konusunda değişime gitmediği açıktır:  “Bazı arkadaşlar ‘Cumhurbaşkanı faiz politikalarında ciddi bir değişime mi gidiyor gibi bir yanılgının içine düşmesin.”   Bu açıklaması   dikkate alınmalıdır.

Listenin başında Zimbabve vardır. Ardından Venezüella ve Süriye gelmektedir.  Endekse etki eden  önemli iki faktör,  “enflasyon” ve  işsizliktir. Enflasyonla mücadelede  başarılı olamazsanız, ekonomik istikrar sağlanamaz. Bu durumda Türkiye’nin dünya sefalet endeksinde üst sıralardaki yerinden kurtulması  da  mümkün değildir. Bu sebeple sayın Şimsek’in işi çok zordur.

 

 

 

 

 

 

 


Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir