GÜVENMEK

Hayatımda yaptığım bir çok iyi işler vardır, ve ben bunlarla hep gurur duymaktayım. Tabiidir ki iyilikler söylenmez. Ancak birisine kötülük olsun diye her hangi bir iş yaptığımı hatırlamamaktayım. Fakat yaptığım bir iş, bir başkasına olumsuz yansıması olmuşsa, bunu bilemem. Birisinin üstüne basıp yükselmeyi hele hiç kurgulamadığımı hatırlarım. Hani bir kişi çıkıp ta benim için, ‘ ben bu adamı tanıyorum, çok kötü bir adamdır’  diyeceğini düşünmüyorum. Tam tersi bir çok kişiye iyiliğim dokunmuştur. Sadece ülkem dahilinde değil, dünyanın bir çok noktalarında iyiliğimin dokunduğu insanlar olmuştur.  - 135676

Hayatımda yaptığım bir çok iyi işler vardır, ve ben bunlarla hep gurur duymaktayım. Tabiidir ki iyilikler söylenmez. Ancak birisine kötülük olsun diye her hangi bir iş yaptığımı hatırlamamaktayım. Fakat yaptığım bir iş, bir başkasına olumsuz yansıması olmuşsa, bunu bilemem. Birisinin üstüne basıp yükselmeyi hele hiç kurgulamadığımı hatırlarım. Hani bir kişi çıkıp ta benim için, ‘ ben bu adamı tanıyorum, çok kötü bir adamdır’  diyeceğini düşünmüyorum. Tam tersi bir çok kişiye iyiliğim dokunmuştur. Sadece ülkem dahilinde değil, dünyanın bir çok noktalarında iyiliğimin dokunduğu insanlar olmuştur. 

Bu nedenle bir çok konuda şanslı olduğumu düşünürüm. Bunların başında küçük yaştan itibaren yaşadığım okullarda, beraber okuduğum okul arkadaşlarımın varlığından şanslıyım. Üniversitedeki arkadaşlarımdan da şanslıyım. Hepsi dürüst insanlardı. Dürüstlük deyince aklıma hep doğruların söylendiği , bazı pembe yalanlarında zaman içinde serildiği ortamlarda olduk, bu okul arkadaşlarımla. Bir birimize çoğu zaman itimat edip güvendik. 

Güvenmek çok önemlidir bilhassa dostluklarda , ve arkadaşlıklarda . Meselâ bir maçı idare eden hakeme güvenmek zorundayız. Bir kişi ile dostluğun varsa, mutlaka ona güven duyman  gerekir. Onun sözlerine, onun davranışlarına inanmak gerekir. Sana zarar getirmeyecek tutumları olması gerek, dostluklarda. Üniversite sonrası evlilikte bile eşine hem güvenmen, hem de inanman gerek. Yoksa evlilik düzeninin yürümesi sakata gelir. 

Benim evliliğimde nikah törenini nikah memuru, Ankara Belediyesinin 1950 ve sonrası en saygın nikah memuru olan, Mücteba Yetişen bey kıymıştı. Hiç unutmuyorum ve bu gün gibi hatırladığım nikah töreni sonrası genç çiftlere bir küçük evlilik dersi verirdi : ‘ Bu tören ile şu dakikadan itibaren evlilik birliğiniz kurulmuştur. Birbirinize karşı bu birliğin devamını ve saadetinizi temin etmekle karı koca yekdiğerine karşı sadakat ve MÜZAHERETLE mükellefsiniz. Çocuklarınızın iaşesi ve terbiyesine beraberce özen gösterme sorumluluğunu taşıyacaksınız. Koca, birliğin reisidir. Karı ve çocukların münasip veçhile iaşesi , ona aittir. Kadın müşterek saadeti temin hususunda gücü yettiği kadar kocasının muavini ve müşaviridir.‘  

Okumaya devam et  VATANDAŞLARI ETNİK VE DİNİ KAVRAMLARLA NİTELEYENLER IRKÇILIĞIN VE AYRIMCILIĞIN HARLAYICILARIDIR

Bu dersi hiç unutmadım. Benim nikah törenimi radyodan arkadaşlarım gelip banda almışlardı. O tarihte video benzer cihazlar olmadığından, özel ses kaydetme sistemleri vardı. Nikah törenimi  kayda aldılar, hala o bandı saklarım. Kulakları çınlasın Serpil Akıllıoğlu’nun, bu kaydı düğün hediyesi olarak yapıp bana vermesine çok sevinmiştim. Aslında Mücteba beyin bu derste bir eksik cümlesi olduğunu düşünmekteyim. Evli çiftlerin bir birine dürüst olmaları gerektiğini hatırlatmış olsaydı, hatta çiftler birbirine güven duymaları gerektiğini öğütlemiş olsaydı, bu tören daha vurgulu olurdu. Çünkü evliliklerde eşlerin bir birine güvenmesi, itimat etmesi dayanışmayı güçlendirir.  

Toplumlarda böyledir. Toplum içindeki bireyler, toplumu idare eden insanlara, yöneticilerine itimat etmesi ve güvenmesi gerek. Güven olmayan bir toplumu yönetmek de zordur. Aileden örnek alalım. Güvenmediğiniz eşinizle ne kadar evlilik sürdürebilirsiniz? Güvenmediğiniz bir iş verenize ne kadar daha hizmet edebilirsiniz. İnsan ilişkilerinde karşılıklı güven ve itimat her şeyden üstün olması gerek. Bir insanı bir kere belki aynı adamı bir ikinci kez daha aldatabilirsiniz. 

Fakat üçüncü kez aldatmanız zor olur. Bir daha sizin sözünüze inanmaz. Bir yerden alış veriş yaparken aldandığınızı hissettiğinizde, tekrar aynı yerden alış veriş yapar mısınız?  Bence bir üçüncü kez aynı yerin önünden bile geçmezsiniz.  

Bakın bir seçim sürecine girmekteyiz. Bütün gelişmiş ülkedeki seçim kanunu gibi, bizimde seçim için sorumlu bir HUKUK sistemimiz var. Yüksek Seçim Kurulu. Başında da bir yetenekli hakim bulunmakta. Ancak karşımızda 26 partinin katılacağı bir seçim maratonuna girmekteyiz. Birkaç adet ittifak  gurupları bulunmakta. Her bir parti, bilhassa büyük şehirlerde seçim sandığı güvenliği için önlem almak konusunda çok hassaslar. Her il ve ilçede her parti sandık güvenliğini sağlamak için teşkilatlanma çabasında. Resme uzaktan bakmaya çalışın. Bu ne demek biliyor musunuz ? Kimse DEVLET’e güvenmemekte. Kimse sandık neticelerinin sağlıklı bir şekilde merkeze ulaşabileceğini düşünmemekte.  Daha da ileri gidelim, hatta Devletin bir organı olan İç İşleri Bakanlığı bile Devlet kurumu olan Yüksek Seçim Kuruluna güven duymadığından, kendine seçim sonuçlarını toplamak için özel teşkilatlanmaya başladığını, üzülerek seyretmekteyiz. 

Okumaya devam et  MÜLTECİLERİN OY KULLANMASI

Çok elim bir durum:  DEVLETİN kurumu olan Yüksek Seçim Kurulu’na, Devletin güvenmediğini görmek , ne kadar acı bir gerçek. Bu aslında seçim yasamızın ne kadar cılız olduğunu söylemekte. Yargının verdiği karara, idarenin uymamasını  seyretmek, yurdum insanını yaralamakta. Aslında geçtiğimiz senelerde yapılan seçimlerde ortaya çıkan muvazaaları izah etmek mümkün olamadığından, toplumda adalete ve hukuka olan güvenin  ortadan kalktığını düşünmekteyim. Ben bunca senedir yaşadığım Türkiye’yi eski fabrika ayarlarına döndüğünü görmek istiyorum, diye bir sözüm geldi söyledim hem nalına hem mıhına. 

Metin Atamer 


Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir