Deprem Sonrası Yükseköğretim Eğitimin Yeniden Sorgulanması

Geniş alana yayılmış ve şiddeti yüksek deprem yarattığı tahribatın insan odaklı etkileri birçok yönden sorgulatmaktadır. Tabii öncelikle bütün yanlışları yapan kişilerin aldığı kararlar, yetersizlikler ve aldıkları eğitimin kalitesinin sorgulanması gelecekte benzer sorunları yaşamamak yararlı olacaktır.   - istanbul universitesi giris kapisi

Geniş alana yayılmış ve şiddeti yüksek deprem yarattığı tahribatın insan odaklı etkileri birçok yönden sorgulatmaktadır. Tabii öncelikle bütün yanlışları yapan kişilerin aldığı kararlar, yetersizlikler ve aldıkları eğitimin kalitesinin sorgulanması gelecekte benzer sorunları yaşamamak yararlı olacaktır.  

Öncelikle yaşananları anlamak ve sorunları çözmek için temel bilim ve teknoloji bilgisine sahip olmak gerekir. Bu bağlamda ülkenin bütünlüklü eğitimi, eğitim kalitesi ve eğitimli insanlarının varlığı elzem. Dünyanın gelişmişliği ile sahip oldukları nitelikli beşerî sermaye arasında çok ciddi bir ilişki bulunmaktadır.

Ülkemiz yaşanan depremin yaratığı sonuçlarını azaltmak için başvurulması gereken bilimsel bilgi ve teknoloji üretimini ve kullanımını sağlayacak gerekli insan gücünü yetiştiren üniversitelerin eğitimini daha nitelikli yapılması yerine, eğitimi uzaktan eğitimi tercih etti. Her tercihin bir faturası vardır. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde bilimsel araştırmalar, teknolojik gelişmeler hızla gelişirken ülkemizin yüksek öğretimini nitelikli eğitimden uzak tutmaya kalkması kendi ayağına pranga vurması anlamına gelmektedir.  

Jeolojik Deprem Sonrası, Eğitimin Uzaktan yapılması Eğitimde Deprem Etkisi Yaratı

Deprem sonrası hükümet, üniversite eğitiminin uzaktan eğitim ile yapılması konusunda karar aldı ve YÖK de alınan karara deprem bölgesi ve dışındaki tüm üniversitelere uygulattı.

  • Deprem bölgesinin dışındaki üniversiteler için hiçbir zorunlu gerekçe olmadığı halde, eğitim devam zorunluluğu olmadan online eğitim yapılması kamuoyunda destek görmedi. 5 Nisan 2023 tarihi itibarı ile hibrit eğitim yapılması önerildi.
  • Vakıf üniversiteleri uzaktan eğitim yapmak istememelerine rağmen, mecburen hibrit eğitim yapmak zorunda kaldılar.

Üniversite Eğitim Nasıl Yapılmalı

Deprem nedeniyle yükseköğretimde eğitim ara verilmeyebilirdi. Zorunlu hallerde deprem bölgesi dışındaki üniversitelerde eğitim ötelenebilir veya çadır kentlerde yapılabilirdi

A-Deprem Bölgesi İçin Hibrit Eğitim

-ihtiyacı olan öğrencilere uygun mekân, bilgisayar, internet desteği sağlanmalı

-öğrencilere burs imkânı sağlanarak deprem bölgesi dışındaki üniversitelere nakilleri gerçekleştirilerek eğitimlerinin tamamlanması sağlanmalı.

-durum normale döndüğünde ek dersler ile eksik kalan dersler yüz yüze şekilde yapılmalı

Veya eğitim yaz dönemine ötelenmeli ve eğitim yaz döneminde yoğunlaştırmış olarak yapılmalıdır

B-Deprem Bölgesi dışındaki Üniversitelerde Yüz Yüz yüze Eğitim

 -Deprem bölgesi dışındaki bölgelerde zaman geçirilmeden yüz yüze eğitime geçilmeli.

 –Ailesi deprem bölgesinde olan öğrencilerden isteyenler için yaz okulları açılmalı

-Ailesi deprem bölgesindeki öğrencilerden ihtiyacı olan öğrencilere burs imkânı sağlanarak eğitimlerinin tamamlanması sağlanmalıdır

Akademik Dünya Kendini Silkelemeli

Depremin yaratığı can kayıplarının yanında yıkılan binaların ağır enkazlarının kaldırılması sonrası bütünlüklü bir analizin yapılması gerekiyor. Yükseköğretim eğitim sistemimizi bütünlüklü olarak gözden geçirmek gerekir. Başta mühendislik eğitimi, sosyal bilimler konularında eğitim kalitesizliği ve niteliği sorgulanır diplomaların sahiplerinin yaptığı planlama, proje, uygulama, denetim ve hesaplama gibi birçok sorunun bileşkesi kendini depremle açığa vurmuş oldu. Yükseköğretim kurumlarına sınavla kabul edilen öğrencilerin orta eğitim düzeyi, sınavlardaki ortalama başarıları ve aldığı dersler gözden geçirilerek belirli bir çıtanın üstündeki akademik ve farkındalığı olan öğrenciler üniversiteye alınmalıdır. Ayrıca yükseköğretimin özerk yapısı dahil olmak üzere akademik ilkelerin özgünlüğü konuşulmak zorundadır. Ancak önce üniversitenin ilkeleri ve iç denetiminin olması, bağımsızlık çerçevesinde yeniden değerlendirilip düzenlenmelidir. Ülke olarak çalışma disiplini ile iş ahlakının yanında yapılacak işlere dair beceri ve bilinç geliştirilmeli.

Okumaya devam et  Unuttun mu? Bugün depremin 3. ayı

Yükseköğretim kurumları bir meslek edinme ortamından önce felsefi tartışma ortamı ve yetişkin birey olma niteliğinin kazanıldığı ortam olmalıdır. Depremin yıktığı binaların planlamasından yapımına, yapılıp yaşanmasından yıkılmasına, yıkıntıların kaldırılmasına kadar tüm bu süreçte nitelikli, işini bilen ve ciddiyetle yapmayan çok sayıda diplomalı insanın rolü olduğu görüldü. Denetimi yerinde ve zamanında yapmayan kamu idaresi, belediye, AFAD ve benzeri kurumların yetersizliklerinin yanında organizasyon sorunları da görüldü.

Türkiye’nin en ciddi sorunu olarak hemen her alanda iç ve dış denetim yapılmadığı sıklıkla belirtiliyor. Denetim işi de bir bilinç ve farkındalık sorunu. Denetimin objektif yapılması doğrudan eğitimin niteliğine bağlı olduğu için nitelikli ve etik değerlere uygun bir eğitim programı ve modülleri hazırlanmalı ve disiplinle yürütülmelidir. Eğitimin yanında insani bir bilince, analitik düşünme becerisine, demokratik ve yurttaşlık içeren bir zihinsel anlayışa sahip olması gerekliliğini görüp bu bağlamda adımlar atılması oldukça önemli kazanım olacaktır. Etik sorunların çok sık yaşandığı iş tutma becerileri anlayışımızda ‘insani bilinç ve değerleri eğitimi’ etik felsefesi ekseninde gerçekleştirilmelidir.

Ancak etik davran, ahlaklı ol demek ile ahlaklı olunmadığı için pratiğe yönelik adımlar atılmalıdır. Önce etiğin zihinlerde içselleştirilmesi gerekiyor. 

  1. Sıradan öğretilenleri alan değil, sorgulayan ve neden niçin sorusunu sorabilen, analitik öğrencileri çok yönlü bilgi, yetenek ve değerlere eksenli sınavla üniversiteye almak bunun ilk adımıdır.
  2. Sıradan bilgi sahibi, ezbere genel bilgi sahiplerinin değil, soyut düşünen, analitik düşünmeye dayalı sorun çözme becerisi olan, olayları ve olguları bütünlüklü görebilen insanların akademik kadrolara alınması sağlanmalıdır.
  3. Akademik kadroların yaşamın içinde olmasının yanında üretkenliklerinde süreklilik sağlanmalı. Üretebilen, yeni fikir ve değer üreten bilim insanları liyakate dayalı olarak seçilmeli ki bu insanlar daha sonra memleketlerine yararlı bilim insanları olabilsinler.
  4. Tekmili mekânda fayda var anlayışı ile sürekli aynı yere çöreklenmiş, bulunduğu yerde körleşmiş insanlar yaratmamak için dinamik bir sistem yaratılmalı. Bu bağlamda akademik kadroların görevli oldukları iller dışında alan çalışması yapması teşviklerle sağlanmalı.
  5. Üniversiteler her yönü ile özerkleşmeli ve akademik kadrolar, yönetimler ve bir bütün olarak üniversite hesap verebilir olmalı.
  6. Üniversiteye öğrenci alımı ve ders geçme sistemi gözden geçirilmeli. Artık yarım yamalak öğrenme ve ezbere sınavlar ile öğrenci mezun edilmemeli.
  7.   Nasıl bir eğitim yapılmalı. Yeterlilik standarttı ne olmalı?  Mezuniyet standartları uluslararası ölçeklere uygun olmalıdır.

Öncelikle yükseköğretim öncesinde ortaöğretimde her öğrencinin tarih okuması sağlanmalı, bunun yanında coğrafya, jeoloji, ekoloji gibi temel bilgileri öğrenmesine dair gereklilik nedeniyle buna yönelik olarak müfredatta düzenlemeler yapılmalıdır. Yükseköğretimde bilimsel yaklaşım, eleştirel okuma, kritik etme ve yöntemin üniversitede öğrencilere kazandırılması ve öğretilmesi gerekiyor. Bilgi birikimi belirli bir aşamaya gelmiş öğrenciler ile lisansüstü eğitim geliştirerek bilgi üretmemiz gerekir.

Okumaya devam et  Konteyner esnaf kenti kuruluyor…

Bütün okuduğum ve dinlediğim görüşlerin beynimdeki bileşkesi NİTELİKLİ EĞİTİM. Üniversite eğitiminin nitelikli olması bağlamında ve çoğunuzun da bildiği gibi her diplomanın uygulamada beklenildiği gibi iş yapamadığı da göz önüne alındığında eğitim sistemimizin yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor.

Deprem veya diğer afetlere neden olan insan faktörüne karşın insanı sorumlu tutan, caydırıcı ne tür tedbirlerimiz var? Sorunun cevabı açık.

Bilimin öngörüsü ile doğanın yasalarına uygun bilgi ve teknoloji geliştirerek bu güzelim coğrafyada daha güzel bir yaşam sağlanamaz mı? Bireysel bilgi ve bilinci gelişmiş, etik değerleri bilen, ahlaki davranışı düzgün bir toplum olmak için hep beraber talep etmek ve çalışmak zorundayız.

Ancak bilim ve akıl yolundan şaşmamak için ‘ne yapılabilir ’i konuşmak ve planlamak gerekiyor

Yaşanan bunca zorluk içinde ülkenin zinde güçleri, sivil toplumu, iş bilen ve iş tutma becerisi olan insanları, hayatın devam edebilmesi için ciddi çaba harcamaktadırlar. Yeniden bilimsel eksenli yaklaşımla tarih, coğrafya, kültür bilgisi, mühendislik temel bilgilerine uygun olarak planlı ve akla uygun, öngörülü yapılanma ile yıkılan yerle bir olan kentlerin yeniden inşası gerekmektedir.

Öncelikle depremin ve etkilerinin doğru analiz edilmesi ve yeni yapılanmada bilimsel öngörülere uygun yapılanmaya gidilmesi gerekiyor. Önce iyi düşünüp, ucuza ve kolaycılığa kaçmadan, olup biteni iyi anlayıp ne oldu, neden olduğunu iyi analiz etmek gerekir. Nerede hata yapıldı. Yaşanmışlıklardan ders alınmalı.

Niteliği insan yetiştirmek, nitelikli gelecek yaratmak anlamında olduğu için eğitimin niteliğini liyakatli kişilerin üstlenmesi gerekiyor. Bugünkü mevcut beşerî potansiyel yetersiz ve daha fazla nitelikli, çok yönlü insan yetiştirmek zorundayız.

Depremin Yaralarını Sararken İyi Düşünüp, Çok Yönlü Analizler Yapıp Doğru Kararlar Almamız Gerekiyor.

Mark Twain der ki, “her zaman doğruyu söyle”.

Doğru olmak, dürüst olmak eğitim değeri ile sağlanır. Farkındalık olmadan dürüst olunamaz. Kişiler kendi çıkarlarında aslan kesiliyor, ancak birlikte yaşam ve değer oluşturmada ketumluk artıyor ve dürüstlükten kaytarılıyor. Bu da devletin-sistemin yurttaş yetiştirme konusunda sorun yaşadığını göstermektedir.

Bu defa bilmeyen değil, bilenler, liyakatliler, doğayı, insanın ruh halini bilen, ilke ve kuralları olan, yaptığı işi iyi yapan insanlar işin başında olmalı. “Ne bileyim, ben ne yapayım, çaresizim” diyen değil, “sebep sonuç ilişkisi için her sonucun bir nedeni vardır, her sorunun bir çözümü vardır” diyebilenler işin başında olmalı. Çaresizlik değil, çare arayanlar, analitik düşünenler yol gösterecek. Artık hızlı, kolay ve ucuz yapılan işlerin yarattığı yanlışların bedeli olarak günlerce arabaların içinde uyuklamak istemiyoruz.

Türkiye’nin yaşadığı Covid-19 salgını, seller ve depremler gibi büyük afetlerin zorla öğrettiği doğa ile bir arada yaşama bilinci noktasında artık daha ciddi önlemler almak gerekiyor. Eğitimin de buna göre çok yönlü ve bütünlüklü olarak düzenlemesi gerekiyor. İnsanlarda vicdanın olması, empati yapılması için kendisini bir başkasının yerine koyma bilinci mutlaka kişiye eğitim yolu ile kazandırılmalıdır.

Okumaya devam et  Sensiz Olmaz

Nitelikli Eğitim Yolu ile Geleceği Uzun Erimli Düşünmek ve Planlamak Zorundayız Yaşanan gelişmelerden çıkarılacak çok sayıda farklı boyutta dersler oluğu muhakkaktır. Yaşananlardan ders çıkarmak bütünlüklü bir bilinç ve eğitim almış olmayı gerektiriyor. Japonya’da, Meksika’da, ABD’de, Kore’de neden bu düzeydeki depremlerde bu kadar insan ölümleri önlendi de benim ülkemde neden önleyemedik diye sormamız gerekiyor. Böylece sorunu yaşamamak ve bu tür büyük felaketlerin etkisini azalmak için ben ne yapabilirim diyebilen, sorumluluk sahibi insanlara ihtiyacımız var. Her yönü ile somut bilimsel bilgi edinmiş, kültürel donanımı sağlanmış, bilinci ve farkındalığı gelişmiş bir toplum yaratmak için eğitim sistemimizi yeni baştan çağın gereklerine göre düzenlemeniz gerekiyor.

İnsanın zihinsel düşünme yapısından kaynaklanan sosyolojik şekillenmeler dahil, eksik, yetersiz, öngörüsüz yapılanma sonucunda yüzlerce kilometre karelik alanlarda alt yapısı depremlere ve afetlere karşı sağlamlaştırılmayan şehirler kuruldu. Peş peşe yaşanan 7.7ve 7.8 büyüklüğündeki depremler ile 10 kadar ili içine alan bir bölgede binaların üst üste yıkılması sonucu enkazların altında kalan on binlerce can ve ekonomik yıkıntı bizleri çok yönlü düşündürtmek zorunda bırakıyor. Başta siyasiler, bürokrasi, sorumluluğu olduğunu düşünen aydınlar, okumuşlar ve farkındalığı olanlar olarak sırtımızda bu devasa yükü taşımak zorundayız. Kolaycılığa, bahaneye ve ucuza kaçmadan, şapkamızı önümüze koymak zorundayız.

Matematik Bilgisi Olsaydı Depremin Olumsuz Etkisi Bu Kadar Farklı Olur muydu? Sorusunu Sormak Zorundayız

Günümüzde bilimsel gelişmişliğin temeli doğanın yaslarının anlaşılması ve genelleştirilmiş bilginin matematik dili ile ifade edilmesine dayanmaktadır. Günümüzde gelişmişliğin dinamosu matematik bilen ve matematiği kullanan bilim insanlarının varlığı ile eşdeğer görülmektedir.

Teknolojinin bütün algoritmaları matematik temeline dayanmaktadır. Depremin yaratığı yıkımların önüne geçmek için yapılan bütün teknolojiler matematiksel hesaplamalara ve önermelere dayanmaktadır.

Depremin yıktığı binalar çoğunlukla;

-Zemin analizi yapılmadan, çoğunlukla alüvyon, düz ve düze yakın tarım alanları üzerinde çürük zemin üzerine çok katlı dayanıksız evler halinde yapılmış

-Jeo-fizik, statik ve mukavemet testleri yapılmadan binalar inşa edilmiş.

-Binanın toplam kütlesini taşıyacak nitelikte ve miktarda demirin kullanılmadığı

-Çimento miktarı ve kalitesinin yetersizliği

-Zeminin uygunluğu testi gibi tamamen matematiksel bilgi ve düşünme sistemini gerektiren yetersizlikler depremin etkisini artırmıştır.

Yaşanan Deprem Verileri Üzerinden Olası Soruların Çözümü EĞİTİMDİR. Bütün bu soruları cevabı nitelikli eğitimin kazandırdığı bütünlüklü düşünme yöntemi ila sağlanabilir.

Özet Olarak: Türkiye yükseköğretimi yeni baştan uzaktan eğitim gibi öğrenciye, topluma ve ülkeye hiçbir katkısı olmayan verimsiz modelden hızla yüz yüze eğitime geçerek eksik kalan veya anlaşılmayan derslerin yaz dönemi dahi değişik programlar yolu ile tamamlayarak dünya biliminden kopmaması sağlanmalıdır. Dünün kaçırdığımız sanayi devrimini bir daha yaşamamak için bugünün iletişim teolojileri çağını da kaçırmamalıyız. Yazık oluyor gençlerde, ülkeye de. Bir kez şevk ve güven kaybolursa bir daha toparlayamayız.  


Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir