İstifa Kültürü

<p>Ortada bir başarı varsa, benim başarımdır,
Bir başarısızlık varsa, benimle ne alakası var…
Bu nereden geliyor biliyormusunuz? Çocukluktan. Son beş nesil böyle yetişti, belki daha da fazla.
Yaşlı bir Saliha teyzemiz vardı, öldü, Allah rahmet eylesin. Uyanık kadındı, akıllıydı. Çocukluğumuzun geçtiği mahalledeki Gama Alisi dayımın eşiydi.
Bir gün Saliha teyzemin torunlarından biri camı her nasıl olduysa kırmış, var o zamanlar etrafında 4-5 torun. Malum o zaman çekirdek aile kavramı henüz kapitalist dünyada yerini almamış. Geniş aile dediğimiz dede ve nine den toruna kadar geniş bir aile aynı evde yaşıyor. Özlediğimiz yıllar o yıllar.
Her neyse;
Saliha teyzem soruyor?
Camı kim kırdı?
Torunların hiç biri camı kırdığını kabul etmiyor.
Belli ki ; kazara veya bilerek camı torunlardan biri kırmış, kimse suçu üstlenmiyor. Demekki camı kıranın şahidi de yokki, diğerleri camı kıranı ele vermiyor.
Dedimya, Saliha teyze akıllı kadın.
Bakmış ki suçu üstlenene kimse yok.
Saliha teyzemin aklına bir fikir gelmiş; toplamış torunları başına, hepsine birden seslenerek;
Efferim (Aferin) bu camı kırana, ne iyi etmiş te camı kırmış, ben de camı değiştirecektim zaten demiş ve eklemiş;
Camı kim kırdıysa söylesin, efferim etceem ona (aferin diyeceğim ona), yağlı ekmek te vericem demiş. Yağlı ekmek o zamanların çocuklara verilen hediyesi.
Normalde çocuklara bazlama dediğimiz ekmek verilir, eğer yağ sürülmüşse ekmeğin üzerine o biraz lükse kaçar, nitekim o yollar margarin in karaborsa olduğu yıllar, bulmak zor…
Neyse…
Yağlı ekmek ödülünü duyan Murat, “ben kırdım camı Saliha ana” demiş.
Olayın failini bulan Saliha teyze, almış Murat’ı ele, az mı yersin, çok mu yersin….cezayı oracıkta kesivermiş.
İşte şimdi anlıyoruz ki, bu istifa etmeyen nesil, o nesil.
Bu neslin istifa etmesi için önce cam’ı kırdığını kabullenmesi gerekecek. Kimse cam’ı kırdığını kabullenmiyor… Saliha teyze gibi birinin çıkıp, bir yöntem geliştirip, görevini yapamayanlara, kötü yapanlara, işini yapamadığını kabullendirmesi gerekecek. Sıkıntı burada. Kimse başarısızlığı üstlenmiyor. Başarıyı görünce üzerine atlayıp sahiplenen bu nesil, başarısızlığı maalesef sahiplenmiyor.
Bir aksilik olduğunda “ benimle ne alakası var” diyenden geçilmiyor ortalık.
Şimdi anlaşıldı mı istifa kültürü neden yok!</p>
<p>Ayhan Kilic
ayhankilic2001@yahoo.com
Edmonton, Canada</p> - 8E6B8C22 B2FC 40B1 8790 8094704DC076

Ortada bir başarı varsa, benim başarımdır,
Bir başarısızlık varsa, benimle ne alakası var…
Bu nereden geliyor biliyormusunuz? Çocukluktan. Son beş nesil böyle yetişti, belki daha da fazla.
Yaşlı bir Saliha teyzemiz vardı, öldü, Allah rahmet eylesin. Uyanık kadındı, akıllıydı. Çocukluğumuzun geçtiği mahalledeki Gama Alisi dayımın eşiydi.
Bir gün Saliha teyzemin torunlarından biri camı her nasıl olduysa kırmış, var o zamanlar etrafında 4-5 torun. Malum o zaman çekirdek aile kavramı henüz kapitalist dünyada yerini almamış. Geniş aile dediğimiz dede ve nine den toruna kadar geniş bir aile aynı evde yaşıyor. Özlediğimiz yıllar o yıllar.
Her neyse;
Saliha teyzem soruyor?
Camı kim kırdı?
Torunların hiç biri camı kırdığını kabul etmiyor.
Belli ki ; kazara veya bilerek camı torunlardan biri kırmış, kimse suçu üstlenmiyor. Demekki camı kıranın şahidi de yokki, diğerleri camı kıranı ele vermiyor.
Dedimya, Saliha teyze akıllı kadın.
Bakmış ki suçu üstlenene kimse yok.
Saliha teyzemin aklına bir fikir gelmiş; toplamış torunları başına, hepsine birden seslenerek;
Efferim (Aferin) bu camı kırana, ne iyi etmiş te camı kırmış, ben de camı değiştirecektim zaten demiş ve eklemiş;
Camı kim kırdıysa söylesin, efferim etceem ona (aferin diyeceğim ona), yağlı ekmek te vericem demiş. Yağlı ekmek o zamanların çocuklara verilen hediyesi.
Normalde çocuklara bazlama dediğimiz ekmek verilir, eğer yağ sürülmüşse ekmeğin üzerine o biraz lükse kaçar, nitekim o yollar margarin in karaborsa olduğu yıllar, bulmak zor…
Neyse…
Yağlı ekmek ödülünü duyan Murat, “ben kırdım camı Saliha ana” demiş.
Olayın failini bulan Saliha teyze, almış Murat’ı ele, az mı yersin, çok mu yersin….cezayı oracıkta kesivermiş.
İşte şimdi anlıyoruz ki, bu istifa etmeyen nesil, o nesil.
Bu neslin istifa etmesi için önce cam’ı kırdığını kabullenmesi gerekecek. Kimse cam’ı kırdığını kabullenmiyor… Saliha teyze gibi birinin çıkıp, bir yöntem geliştirip, görevini yapamayanlara, kötü yapanlara, işini yapamadığını kabullendirmesi gerekecek. Sıkıntı burada. Kimse başarısızlığı üstlenmiyor. Başarıyı görünce üzerine atlayıp sahiplenen bu nesil, başarısızlığı maalesef sahiplenmiyor.
Bir aksilik olduğunda “ benimle ne alakası var” diyenden geçilmiyor ortalık.
Şimdi anlaşıldı mı istifa kültürü neden yok!

Ayhan Kilic
[email protected]
Edmonton, Canada


Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir