İZMİR YANGINININ YENİDEN DEĞERLENDİRİLMESİ

Eylül 1922’de İzmir’i harap eden yangın közleri halen sıcakken başlayan keskin tartışmaların ve münakaşaların konusudur. Fransız, Amerikan ile İngiliz arşivleri ve Türk ile İtalyan yayınlanmış kaynaklar vasıtasıyla yapılmış bir araştırmayı temel alan bu yazı farklı tezleri değerlendirmekte ve yangın için evrensel bir açıklamayı savunmaktadır ve araştırma kapsamını kronolojik ve coğrafi açıdan genişletme ihtiyacını savunmaktadır. - 2 Yunan askerlerinin Izmirde Hukumet Konagi ve Sarikisla onunde giristigi hucum

Eylül 1922’de İzmir’i harap eden yangın közleri halen sıcakken başlayan keskin tartışmaların ve münakaşaların konusudur. Fransız, Amerikan ile İngiliz arşivleri ve Türk ile İtalyan yayınlanmış kaynaklar vasıtasıyla yapılmış bir araştırmayı temel alan bu yazı farklı tezleri değerlendirmekte ve yangın için evrensel bir açıklamayı savunmaktadır ve araştırma kapsamını kronolojik ve coğrafi açıdan genişletme ihtiyacını savunmaktadır.

Yangın Yunan ordusunun 1921De ortaya çıkan ve 1922 yazında geniş ölçüde uygulanan arazi yakma politikasının sonucudur.

Ancak, diğer yıkımların aksine, iş şehrin Ermeni ihtilalci milliyetçilerine
bırakılmıştı. İç bölgede mümkün olan Fransız, İngiliz, Amerikan ve İtalyan
askeri gemilerin yoğun olarak bulunduğu Anadolu’daki en büyük limanda
mümkün değildi. Buna rağmen İzmir’deki Ermeni komitesi – çoğunluğu
1919-1920 arasında Kilikya’da görev yapmış olan ve ez az bir kısmı kundakçılık tecrübesine sahip – Yunan komutasının ihtiyaç duyduğu insan gücünü tedarik etmiştir.

Okumaya devam et  Köylünün aydınlık geleceği karartıldı

Comments

“İZMİR YANGINININ YENİDEN DEĞERLENDİRİLMESİ” için bir yanıt

  1. MEHMET BOZ avatarı
    MEHMET BOZ

    Osmanlı’nın kalıtçısı(mirasçısı) Türkiye Cumhuriyeti ve yurttaşları olan bizlerin ensesinde boza pişirtilen (şimdilik) Ermeni, Yunan, Yahudi lobileri sadece bir araçtır.
    Emperyalizmin icadı olan bu araçlardan çektiğimizi Süleyman Efendi nasırından çekmemiştir.
    Smyrna filmi gibi zaman zaman “itham eden” sebepler zuhur ettiğinde asıl saldırının nereden geldiği konusunda karıştırılmış kafalarımızla bizler Osmanlı bakiyesi devletçiklere (Ermenistan, Yunanistan, İsrail v.b) ve halkına demediğimizi koymuyoruz. Örgütlü bir millet olamadığımızdan sebepleri ortadan kaldıracak eylemleri gerçekleştirebilecek mecalimiz olmuyor. Türkiye iç dinamiklerinden var olmayan siyasi partilerin hükümetlerinin durumu konumuz dışı olsun.
    Veysel’in “Güzelliğin on para etmez/Şu bendeki aşk olmasa “dediği gibi bir meselede bildiklerimiz eyleme dönüşemiyorsa bildiklerimiz beş para etmez. Etmedi. Etmiyor. Etmeyecek imiş gibi…
    ***
    ” Okumuşların Cumhuriyete borcu var ” diyen ÇYDD’nin kurucu başkanı Türkan Saylan tüm yaşamı boyunca Cumhuriyet’e ve büyük insanlığı bu borcu ödemek için çalışan bir Türk aydındır.
    Osmanlı bilim tarihçisi/ansiklopedisti Taşköprülüzade (1494-1561) “….akıl ölüdür ki, bilgi ile yaşam bulur; bilgi ölüdür ki, istek ile dirilir; istek cılızdır ki, okumak ile güçlendirilir; okumak örtülüdür ki, tartışma(münazara) ile açığa çıkartılır; tartışma verimsizdir ki, ancak eylem ile üretilir; o kadar ki, en sonunda bilgi ile eylem bir arya geldiklerinde beraberce çoğalır…” demiş dört buçuk asır önce.
    * Peki eyleme dönüşebilecek bilgi birikimi “toplumun lokomotifi “ olması gereken okumuşlarda var mı?
    * Uygarca tartışma(münazara) ekini(kültür) ne düzeyde?
    * Çağdaş uygarlığa gidecek rotada Türkiye gemimizi yönetsinler diye milletin seçip TBMM’ye yolladıklarında tartışma ekini yeterince gelişmemiş olduğunu söylem, eylemleri ile her fırsatta göstermekteler. Bugünlerde 2023 yılı Bütçesi görüşmelerinde adeta bunun olmadığını ispatlamaktalar. Hem de TÜRKİYE gemimizin en lüks kamaralarını işgal ettikleri halde.
    *Çok seçkin üyeleri olan [Türkiyeyiz Biz]Öbeğine gelen iletilerin bazılarında biçem(uslup) bu savımız doğrular özellikte olması tesadüf mü?
    16.yüzyılın bu değerli bilim insanımızın düşünsel olarak gerisinde kalmış camdan evlerde oturan mürekkep yalamış ve yalamamış bizler onun paçasına yapışına değin, karşımızdakilerin penceresine taş atmayı doğru yapılmış bir eylem sanacağız; atmayı sürdüreceğiz.
    Taaaa ki “Örgütlü bir milleti hiçbir kuvvet yenemeyeceğini okumuşlar idrak edene kadar….
    Büyük İnsanlık şiirinde Nazım’ın “…ama umudu var büyük insanlığın / umutsuz yaşanmıyor.” dediği gibi umudumuz hala dipdiri ….

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir