30 AĞUSTOS 2022

Afyon ‘nun küçücük bir dağ köyünde doğdum ben...Yunan işgal ettiğinde köyümüzü, komutan toplamış köy meydanına savaşa gidemeyen yaşlı çocuk ve kadınları.”Bizim sizlerle bir derdimiz yok,eğer askerime ekmek ve yemek yaparsanız,biz de kimseye dokunmayız”demiş... - umran unlu

Afyon ‘nun küçücük bir dağ köyünde doğdum ben…Yunan işgal ettiğinde köyümüzü, komutan toplamış köy meydanına savaşa gidemeyen yaşlı çocuk ve kadınları.”Bizim sizlerle bir derdimiz yok,eğer askerime ekmek ve yemek yaparsanız,biz de kimseye dokunmayız”demiş…

Köyde erkek kalmamışki…Kim sesini çıkarsın.O arada hamile bir genç kadın ”Ülkemizi biz kadın ve çocuklarla da koruruz,asla teslim olmayacağız,bir öldürseniz,bin dünyaya getiririz,bakın yeni mehmet yolda”der demez oradan bir Yunan askeri süngüsünü taktığı gibi kadının karnını yarıp çocuğu süngünün ucuna takıp çıkarmış.

Babaannem anlatırdı hep.Komutan çok iyi bir adammış,askeri hemen cezalandırmış.Gelinleri ,kızları samanlıklara,çalıların altına,ambarlara,kilerlere sakladı analarımız,tecavüz ederler diye.

Bir geceyarısı bütün köyün kapılarını tek tek gezerek”bu gece köyü yakacaklar,hemen kaçın dağlara”demiş.

Herkes sessizce hayvanlarını salıverip,çocukları toplayıp dağlara kaçmış.

Anneannemin ikizleri kırk günlükmüş,giderken ağlayınca köylüler isyan etmiş”At şu çocuklarını bütün köylüyü tehlikeye sokuyorsun”deyince önündeki çalının altına sokup çocuklarını devam etmiş ağlayarak yoluna.Uzaktan seyretmişler alevler içindeki köylerini…Sonra anneannem dönüşte çocuklarını arayıp bulmuş ama erkek olanı ölmüş,kız olan üç gün parmağını emerek hayatta kalmış.”İşte kızım Zeliha teyzenin baş parmağı o yüzden büyük”demişti.

Bizim köyümüzde o zamanlar tütün,üzüm bağları ve ceviz ağaçları varmış her bahçede.Demek ki o günden sonra bu yüzden yok hiç birisi…O günleri hatırlamamak için belkide…

Ertesi günü köye geldiklerinde o haber veren yunan subayı köy meydanına asılmış ve köy duman ve is içinde…”O yanık kokusu hiç gitmedi burnumuzdan” derdi anneaanem.

O yunan subayı sayesinde herkesin canı kurtulmuş ve o subayın adını vermişler köyümüze. LİON, bizimkiler zamanla onu Liğen diye söylemeye başlamış.

Mustafa Kemal Paşa“Ben, birkaç gün sonra yola çıktım. Gidişimi belirli birkaç kişiden başka bütün Ankara’dan gizledim. Benim Ankara’dan ayrılacağımı bilenler, burada imişim gibi davranacaklar. Dahası, benim Çankaya’da çay şöleni verdiğimi de gazetelerle yayımlayacaklardı. Bunu elbette o zamanlar işitmişsinizdir.Trenle gitmedim. Bir gece otomobille Tuz Gölü üzerinden Konya’ya gittim. Konya’ya gidişimi orada hiç kimseye telle bildirmediğim gibi Konyaya varır varmaz telgrafhane i gözaltına aldırarak Konya’da bulunduğumun da hiçbir yere bildirilmemesini sağladım.20 Ağustos 1922 günü öğleden sonra saat dörtte Batı Cephesi Karargâhı’nda, yani Akşehir’de bulunuyordum. Kısa bir görüşmeden sonra, 26 Ağustos 1922 sabahı düşmana saldırmak için Cephe Komutanına buyruk verdim.”demiştir.

Okumaya devam et  Anadolu’nun Özgürleşmesi

37687 atlı süvari,131.409 yaya asker emir bekliyorlardı…8658 subay birliklerinin başlarındayken, Başkomutan Mustafa Kemal”Hakkınızı helal ediniz” dedi Fahrettin Altay’a…Askerler  “helal olsun”dedi sessizce…Arkasından”ordular ilk hedefiniz akdenizdir ileri”dedi.

Birinci Dünya Savaşı sonrasında,Mondros Mütarekesi ve Sevr Antlaşmasıyla yurdumuz düşmanlar tarafından paylaşılmıştır.Bunu Kabul etmeyen Mustafa Kemal 19 mayıs 1919 da Samsun’a çıkarak Kurtuluş Savaşı’nı başlatmıştı…

Amasya Genelgesi’nin ardından,Erzurum ve Sivas Kongreleri yapıldı.Daha sonra Ankara’ya gelerek,23 Nisan 1920 de TBMM’ ni kurdu.Ülkenin her yerinden gelen temsilcilerle,yurdumuzu kurtarmak için Misak-ı Milli sınırlar içinde vatanın bir bütün olduğu ve asla paylaşamayacağı düşüncesiyle kurtuluş için çareler aramaya başladı.

Hemen düzenli bir ordu kurarak savaşmaya başladı.1. ve 2. İnönü Savaşları kazanınca ,yunan ordusu yeniden saldırıya geçti.Mustafa Kemal ordularına; ”Hattı müdafaa yoktur,sathı müdafaa vardır.Bu satıh bütün vatandır.Vatanın her karış toprağı,vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz”emrini verdi.

23 Ağustos-12 eylül tarihleri arasında ,Sakarya Meydan Savaşıyla ilk defa savunmadan,taarruza geçilmiştir.Bu savaşta Mustafa Kemal’e “Gazi “unvanı ve “Mareşal” rütbesi verildi.

Bu zaferden sonra,1922 Ağustos ayına kadar hazırlıklar tamamlandı.26 Ağustos 1922 de düşmana saldırıya geçildi.30  Ağustos da Mustafa Kemal’in başkomustasında kazanılan ilk zaferdi .

Bu savaşa “Başkomutanlık Meydan Muharebesi”denildi.9 Eylül 1922 de düşman Ege Denizi’ne döküldü.

Asıl savaşın başladığı nokta bizim köyün yanındaki Anıtkaya Kasabası,iki yıl  çalıştığım bu köyde doğmuştu küçük oğlum.Türk ordusu, 26 Ağustos 1922 gecesi Ahır Dağları üzerinde yer alan Yunanların geceleri savunmadığı Ballıkaya mevkiine ilerlemiş ve buradan sızarak Yunan hatlarının gerisine ulaşmış.

Sabaha kadar  Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, yanında Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ile birlikte muharebeyi idare etmek üzere Kocatepe’de toplanmışlar.

Sabah 04:30’da topçuların taciz ateşi ile birlikte harekat başlamış. Saat 05:00’te kritik noktalara topçu ateşi, 06:00’da Türk piyadeleri, Tınaztepe’ye yaklaşarak tel örgüleri aşmış. Yunan askerini süngü hücumu ile temizleyen ordu, Tınaztepe Yi kontrol altına almış.

Okumaya devam et  30 Ağustos Zafer Bayramı

09:00’da Belentepe, ardından da Kalecik – Sivrisi düşman işgalinden kurtarılmış. Taarruzun ilk günü 1. Ordu Birlikleri, Büyük Kaleciktepe’den Çiğiltepe Ye kadar 15 kilometrelik bir bölgede düşmanın birinci hat mevzilerini ele geçirmiş.

27 Ağustos Pazar sabahı,Türk ordusu tüm cephelerde genel bir taarruza başlamış.İnsanüstü ve yoğun bir çaba sonunda Afyonkarahisar ele geçirilip,Başkomutanlık Karargâhı ile Batı Cephesi Komutanlığı Karargâhı Afyonkarahisar’a taşınmış.

28 Ağustos Pazartesi ve 29 Ağustos Salı günleri başarılı geçen harekât, 5. Yunan Tümeninin çevrilmesi ile sonuçlanmış. 

30 Ağustos 1922 Çarşamba günü, Türk ordusunun zaferiyle sonuçlanıp,Büyük Taarruz’un son safhası tarihe”Başkomutanlık Meydan Muharebesi” olarak geçmiş.

Büyük Taarruz’un ardından düşman ordusunun büyük kısmı dört bir yandan sarılıp,ateş hatları arasında kalan düşman birlikleri tamamen yok edilmiş.

Türk birlikleri,böylece Kütahya’yı ele geçirmiş. Anadolu’daki Yunan birliklerinin yarısı imha veya esir edilmiş. Kalan Yunan birlikleri de üç grup halinde geri çekilmiş.

Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa ve İsmet Paşa, Yunan ordusunun kalan kısmının imha etmek için Türk ordusunun büyük kısmının İzmir istikametine yol almasına kararlaştırmıştır. 

Kuvayı Milliye Efeleri, milis kuvvetler, gönüllüler de canla başla mücadele ederken, Mustafa Kemal Paşa “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” emrini vermiş.

1 Eylül 1922 tarihinde Türk ordusunun Yunan ordusunu takip etme harekâtı başlamış.Yunan ordusu Başkomutanı General Nikolaos Trikupis ve kurmayları ile 6.000 asker, 2 Eylül de Uşak’ta Türk birliklerine esir düşmüşler.

Türk ordusu, 15 günde 450 kilometre mesafe kat ederek 9 Eylül 1922 sabahı İzmir’e giriş yapmış.Yüzbaşı Şerafettin Bey Hükûmet Konağına, 5. Süvari Tümenin öncüsü Yüzbaşı Zeki Bey Kumandanlık Dairesine, 4. Alay Komutanı Reşat Bey de Kadifekaleye Türk bayrağını çekmişler. 

30 Ağustos zaferi, tarihimizin en önemli dönüm noktalarından biri,yalnızca bizim mi? Ezilmiş bütün ulusların,bütün insanlığın, özgürlüğe, kurtuluşa,onuruyla yaşama kararlılığına attığı bir adımın bayramıdır.

Okumaya devam et  Milletin Azmi

Türk kanı taşıyan…Türküm diyen herkes ülkesini düşman işgalinden kurtarmak için dişini tırnağına takarak savaştı yokluklar içinde…

Sevr Antlaşmasının hükümlerini dış güçler değil…Düşman bildiklerimiz değil…İçimizdeki hainler gerçekleştiriyor birer birer…Hani Lozan Andlaşması’nı küçümsüyorsunuz”o bir yenilgi”diyorsunuz ya,işte o bizim garantimiz…Yeter artık uyanın…Neredesiniz çığlıkları yükseliyor şehitliklerimizden…

Atam…Atatürk’üm…Sen olmayanı oldurdun…Bir avuç askerle büyük bir devrim yaptın ve ülkemizi bir çağdan alıp,yeni bir çağa götürdün…

Ben hala umudumu yitirmedim…Türkiye üzerinde emperyalistlerin ve içimizdeki hainlerin siyasi emellerini boşa çıkaracaktır Atatürk’ün evlatları…Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın….Damarlarında Türk Kanı dolaşan herkes Cumhuriyetin değerini bilir…

Türk Gençliği eninde sonunda ülkesine ve değerlerine sahip çıkacaktır. Biz yüzyıllarca daha nice yıllar 19 Mayıslar…23 Nisanlar…29 Ekimler…30 Ağustoslar kutlayacağız…

Büyük Taarruzun 100. yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve milli mücadelemizin aziz kahramanlarını şükranla anıyor, milletimizin 30 Ağustos Zafer Bayramını Kutluyorum…


Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir