Kemal  Kılıçdaroğlu: “Lozan Anlaşması’nın İmzalandığı Gün Bayram Olarak Kutlanmalıdır”  

içeriğine ekledi

Okuma Süresi: 10 Dakika

Bahtiyar Süha Keskin adlı bir  vatandaş yakın bir zamanda  CİMER’e  1923 tarihli Anlaşma için “Lozan’ın gizli maddeleri var mı?” diye sormuş, CİMER “Lozan Barış Anlaşması’nda gizli maddeler bulunmamakta olup, maden çıkarmamıza engel teşkil eden bir madde yer almamaktadır. Bizim gönderdiğimiz yanıt ama ilgili kurumdan aldığımız cevabı gönderiyoruz. Bizim resmi görüşümüz değil” açıklamasını yapmıştır.

İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Budak,  “Lozan süresiz bir anlaşmadır. Gizli bir maddesi de söz konusu değil. Anlaşmanın orijinali de bütün evrakı da ortada. Ayrıca bu iddialar araştırıldı zaten. Olsaydı bulunurdu. Varsa çıkarsınlar. Gerçeklikle alakası yok, dedikodudan başka bir şey değil. Bilimsel bir değeri de yok” demiştir.  Marmara Üniversitesi’nden  Prof. Dr. Ali Satan da aynı görüştedir: “Lozan’ın gizli bir maddesi yok. Lozan’a dair bütün evrak, raporlar ortada. Aradan 100 yıl geçti, olsaydı mutlaka ortaya çıkardı. Tarih bilimi açısından elde geçerli hiçbir veri yok.”

Boğaziçi Üniversitesi’nden  Doçent Dr. Sevtap Demirci  de “İngiliz arşivlerinde görmediğim, araştırmadığım belge kalmadı. Dışişleri belgeleri, istihbarat raporları, savunma bakanlığı belgeleri, akla gelen ne varsa. Gizli bir madde olduğuna dair en ufak bir veri yok. Türk arşivlerini de aradım. Orada da yok. ‘Var’ diyenler ispat etsin. Olmayan şeyin ispatı olmaz çünkü.”  açıklamasında bulunmuştur.

Lozan Anlaşması’nın yıl döneminde   başta Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü olmak üzere tüm emeği geçenleri saygı ve sevgi ile anıyorum. Lozan Anlaşması Cumhuriyetimizin 100’ncü yılı olan 2023’te  son bulacak diyenleri  kınıyor, bu konuda yanlış bilgilerle donatılan iyi niyetli bazı üniversiteli gençlerini  de gerçekleri görmeye davet ediyorum. (https://www.youtube.com/watch?v=wrSEv72-XZs)

Bu gençlerden ikisi geçmişte  bir vakıf üniversitesindeki  Avrupa Birliği dersimde Avrupa Birliği ile  imzalanmış Ankara Anlaşması” veKatma Protokolü”’ anlatırken bana Lozan Anlaşması’nın gizli maddeleri olduğunu,  2023 yılında son bulacağını, bunun doğru olup olmadığını sordular. Ben de 143 madde arasında böyle bir gizli maddenin olmadığını, anlaşma metninin gerek Türkçesinde ve gerekse orijinal Fransızca metninde  bu  maddenin  bulunmadığını, Lozan Anlaşması’na taraf çok sayıda ülke olduğunu, onaylı birer örneğinin tüm imzacı ülkelere verildiğini, Lozan’ın, bir veya birkaç ülke için gizli maddelerinin olmasının mümkün olmadığını açıkladım. Lozan’ı yok savarak Sevr’i canlandırmak isteyenler olduğunu, Sevr Anlaşması’nın 62, 63 ve 64’ncü maddelerinin bağımsız bir Kürdistan kurulmasını öngördüğünü, bu maddelerin   Kürtlere self determinasyon hakkı verdiğini  belirttim ama pek ikna edici olamadım.

Sevr Anlaşması’nın, 1923 Lozan Anlaşması ile  ortadan kaldırıldığını  söylememe rağmen   bana  inanmadılar. Bu iki öğrenciye ve tüm sınıfa Paris’in Sevr (Sevres) banliyösünde bulunan Seramik Müzesi’nde  Anlaşma’nın imzalandığını, daha sonra bu Müze’nin önüne Ermenilerin  sözde Ermeni soykırımı anıtı diktiklerini, böylece Sevr Anlaşması’ndaki büyük Ermenistan’a atıfta bulunduklarını da söyledim. Lozan Anlaşması’nın orijinal  Fransızca  aslının  Paris’te, Fransız Dışişleri Bakanlığı Arşivi’nde muhafaza edildiğini   özellikle belirttim. Anlaşma’nın görüntülerinin tıpkı basımının yayınlanması amacıyla İş Bankası Kültür Yayınları tarafından Türkiye’ye getirildiğini de açıkladım.

Sevr Anlaşması, Birinci  Dünya Savaşı sonrasında İtilaf Devletleri ile Osmanlı İmparatorluğu arasında 10 Ağustos 1920 tarihinde  Paris’in batı banliyösü Sevr (Sevres) kasabasındaki Seramik Müzesi’nde (Musée National de Céramique) imzalanmıştır. Bu müze, Türkiye için  Anlaşma’nın imzalandığı yer olması bakımından önemlidir. Bir diğer önemi de, Ermenilerin müzenin önüne  8 Mart 2001 tarihinde  sözde Ermeni Soykırım Anıtı dikmesidir. Anıtın üzerinde 1915’te Jön Türk Hükümeti tarafından Birinci Dünya Savaşı’nda soykırıma uğratılan 1,5 milyon Ermenin anısına” yazılıdır. Bu ifade  Auschwitz- Birkenau toplama kampının önünde de vardır. Bir farkla. 1,5 milyon Yahudi 1,5 milyon Ermeni olarak değiştirilmiştir. Bu,  uluslararası intihaldir.

İki öğrencime   doğru olmayan bilgileri  nereden öğrendiklerini sordum. Her iki öğrencim de lisedeki derslerde  kendilerine bu şekilde öğretildiğini açıkladılar. Bunun üzerine o dönemde Milli Eğitim Bakanı olan, Anadolu Üniversitesi’nden arkadaşım   Prof. Dr. Nabi Avcı’nın özel kalemine bu durumu aktararak  sayın Bakan’ın bilgilendirmesini, istendiğinde bu öğrencilerin isimlerini verebileceğimi,  bu yanlış ve kasıtlı bilgileri veren öğretmenler hakkında soruşturma açılması gerektiğini bildirdim. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmamalarını,   Taha Akyol’un  “Bilinmeyen Lozan”  kitabını okumalarını önerdim.  Akyol’un  ilk Meclis, İngiltere Avam Kamarası ve  Lozan Konferansı tutanaklarına dayandırdığı  kitabında  tüm gerçekler açıklanmaktadır.

Lozan’da büyük Türk zaferi düşmana onaylatılmış,  eksikler olsa da yapılabilecek olanın azamisi o günkü şartlarda yapılmış,  Osmanlı bütçesinin üçte ikisini alıp götüren Düyun-u Umumiye ve kapitülasyonları kaldırılarak bağımsız Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. 23 Temmuz 1923 günlü Tevhid-i Efkar gazetesinde  Ebuzziya Zade Velid, imparatorluk topraklarının kaybından üzüntüsünü belirtmiştir ama  Lozan Anlaşması hakkında da şu doğru  tespiti yapmıştır: “Delegelerimiz siyasi ve iktisadi istiklalimiz açısından mevcudiyetimizi ve milli inkişafımızı sağlayacak bütün esasları kurtarmaya muvaffak oldular.”

Lozan’da kapitülasyonların kaldırılması, Osmanlı borçlarının makul ölçüde ödenerek tasfiye edilmesi, Duyun-u Umumiye İdaresine son verilmesinin karara bağlanması, Musul petrollerinden pay alınması,  ekonomik kalkınma için çok önemli bir zırh olan gümrüklere gecikmeli de olsa egemen olunması, kabotaj hakkının elde edilmesi  önemli kazanımlardır. Lozan Anlaşması ve ona ekli Ticaret Sözleşmesi ile beş yıllık bir gecikme ile Türkiye gümrüklerine hakim olabilmiştir. Böylece  Osmanlı’dan farklı olarak   yeni genç Cumhuriyet sanayileşmiş Batılı ülkelerinin açık pazarı olmaktan kurtarılmıştır. 

Bu konuda Erhan Bener’in  “Bürokratlar (Remzi Kitapevi, 2002) kitabının üçüncü cildindeki  tespitler  önemlidir.  O yıllarda Daimi Temsilci (Büyükelçi)  olan  Cahit Kayra“OECD Türkiye’ye Yardım Konsorsiyomu” nun Türkiye’ye yapılacak yardım için ileri sürdüğü şartları, Osmanlı devletine kabul ettirilen Duyun-u Umumiye şartlarına benzetir: “Bizim okullarda Sevr Anlaşması’nı sadece imparatorluğun coğrafya bakımından parçalanmasını sağlayan bir anlaşma diye okuturlar. Oysa içindeki ekonomik, mali hükümler bu parçalanmadan çok daha önemlidir. Daha sonra, Lozan Anlaşması sırasında, toprak parçalanmasına önem vermeyen sömürgeci devletler, Sevr’in ekonomik ve mali hükümlerini uygulamakta çok direnmişlerdi. Bana kalsa, okullarımızda, Lozan’dan çok, Sevr Anlaşması’nı okutmak gerekir. O zaman gençlerimiz bugünü daha iyi anlayabilirler.”

Kayra’nın tespitleri doğrudur. Çünkü, Paris’te görev yaptığım 1985-1990 döneminde “OECD Türkiye’ye Yardım Konsorsiyumu” toplantılarını Devlet Planlama Teşkilatı adına Planlama Müşaviri olarak  izliyordum. O dönemdeki   gelişmeler Cahit Kayra’nın yorumuyla  Sevr Dosyası” başlığıyla Boyut Yayınların tarafından  basılmıştır. Lozan’a dil uzatanlar bu kitabı mutlaka okumalıdır. Türkiye’nin Lozan’daki ekonomik kazanımlarını “Türkiye Ekonomisi kitabımda da (Beta, İstanbul)  ayrıntılı olarak açıkladım.

Türkiye’nin Lozan’daki ekonomik kazanımları  yerine getiremeyeceği zannedilmiştir.   24 Temmuz 1973 tarihinde  İsmet İnönü’ye soru yönelten Nazmi Kal’a İnönü’nün verdiği cevap çok önemlidir:  “Biz Lozan’da öyle taahhütler altına girdik ki, İtilaf devletleri bizim bu taahhütleri yerine getiremeyeceğimizi zannettiler. Anlaşmaya göre bizim bunları 10 sene içinde yerine getirmemiz gerekiyordu. Ama biz 5 sene içinde yerine getirdik.” 

Lozan’daki en büyük ekonomik başarı  kapitülasyonların kaldırılmasıdır. Taha Akyol’un 26 Temmuz 2017 tarihinde yayınlanan “Lozan Zırvaları”  başlıklı yazısında yer alan  karikatür,  Lozan öncesinin ekonomik durumunu anlatması açısından çok önemlidir.  22 Temmuz 1909 tarihinde Cumhuriyet’in ilanından 14 yıl önce Kalem dergisinde yayınlanan karikatürde Osmanlı  askeri elinde silah ineğin bekçiliğini yapıyor, yabancılar gelip kovalarla süt sağarak götürüyor.

Lozan’da elde edilenleri küçümseyenlere bir hatırlatmada bulunmak isterim. İsmet İnönü  Lozan’da müttefiklerin kendisinden çok daha yaşlı ve tecrübeli diplomatlarının  karşısına çıktığında henüz 38 yaşında idi ve de bir asker olmasına rağmen ekonomik baskılara boyun eğmemişti. Kendi ifadesiyle Lozan’da en önemli baskı, mali ve ekonomik  yönde olmuştur.  İsmet İnönü’nün mali konulardaki hassasiyetini yansıtan olayları  bilmek gerekir:

Lozan Anlaşması konusunda son sözü  Atatürk  söylemiştir“Saygıdeğer Efendiler, Lozan Barış Anlaşması’nın içine aldığı esasları, diğer  barış teklifleriyle  daha çok karşılaştırmaya gerek olmadığı kanısındayım. Lozan Barış Anlaşması, Türk Ulus’una yüzyıllardan beri hazırlanmış  ve Sevr Anlaşması ile  tamamlandığı sanılmış  büyük bir suikastın yıkılışını anlatan bir belgedir.  Osmanlı tarihinde benzeri bulunmayan bir siyasal utku eseridir” (1927, Söylev, II, s. 76, 24 Temmuz 1933, Hakimiyet-i Milliye Gazetesi) Birleşik Krallık açısından değerlendirmeyi ise İngiliz Sir Andrew Ryan  yapmıştır:: “Lozan’da onursuz bir barış imzaladık. Lozan, Birleşik Krallığın  şimdiye  kadar imzalamış olduğu anlaşmaların en uğursuzu, en mutsuzu, en kötüsüdür.”

Kemal  Kılıçdaroğlu  TBMM açıldığı zaman Lozan Anlaşması’nın imzalandığı günün bayram olarak kutlanmasını öngören teklif vereceklerini  açıklamıştır. Kılıçdaroğlu, Nilüfer Belediyesi ve   Bursa Lozan Mübadilleri Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından Görükle İpekspor Sahası’nda organize edilen “Büyük Mübadil Buluşması” programında yaptığı konuşmada, “Onlar cumhuriyeti sevmiyorlar, onlar demokrasiyi sevmiyorlar. Bu ülkede yoksulluk içinde mücadele verdik. Kanlarımızla mücadeleyi verdik. Dedelerimiz, babalarımız bu mücadeleyi verdi. Şimdi hep beraber Türkiye’yi büyütme zamanı, Türkiye’yi geliştirme zamanı. Bunun mücadelesini vereceğiz” demiştir.


Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın  Lozan Anlaşması’nın 99. yılı  sebebiyle yayınladığı mesaj da önemlidir:   “Türkiye, 2023’e Lozan Antlaşması ve Cumhuriyetimizin 100. yılına emin adımlarla ilerlerken bölgesel ve küresel meselelerdeki etkin konumunu pekiştirmektedir… Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu belgelerinden olan Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanmasının 99’ncu yıl dönümünü idrak ediyoruz. Lozan Barış Antlaşmasıyla kara sınırlarımız çizilmiş, kapitülasyonlar kaldırılmış, Yunanistan’da kalan Türk azınlığının hakları güvenceye alınmış, kıyılarımıza yakın Yunan adalarının gayrı askeri statüsü teyit edilmiştir. Türkiye, imzalanmasından bu yana geçen 99 yılık zaman zarfında Lozan Barış Antlaşması’nın uygulanmasını titizlikle takip etmiştir.”

Bilinmelidir ki Lozan’ı beğenmeyenler Sevr’e (Sevres) zemin hazırlarlar. Bağımsızlığımızın ve dünya üzerinde saygın bir ülke olarak yer almamızın tapusu olan Lozan Anlaşması’nın hangi şartlarda imzalandığını ve bugüne yansımalarını iyi bilmemiz gerekir: Lozan Anlaşması  Türkiye’nin  tapu senedir. 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bugün Gündem
  1. Soyağacı araştırmaları, ırkçılık değil de kültürel ve biyolojik açılardan ele alınabilir. Bilimsel-biyolojik araştırmalara itibar edenlere, Prof. Sykes’ın „Havva’nın yedi kızı“…

  2. Türkiye ekonomisi bağlamında “faiz sebep, enflasyon sonuç” diyorlar…!

  • FEYM GRUBU BÜLTENİ

    FEYM GRUBU BÜLTENİ

    Okuma Süresi: 5 Dakika Ermeni Faaliyetleri ( 09 Aralık 2022 ) 1.. Ermenistan Güvenlik Konseyi Sekreteri’nden Türkiye ve Azerbaycan açıklaması…  Ermenistan Güvenlik Konseyi Sekreteri Armen Grigoryan, gazetecilere verdiği demeçte “Ermenistan’ın yaklaşımı, Ermenistan-Türkiye ve Ermenistan-Azerbaycan ilişkilerinin normalleşmesinin ayrı süreçler olduğu yönünde devam ediyor. Biz bunları hiçbir zaman bir arada değerlendirmedik ve […]


  • Atatürk ve Denizler

    Atatürk ve Denizler

    Okuma Süresi: 1 Dakika „Atatürk ve Denizler“ konulu konferansın vidyo bağı şu şekilde; Sayın E. Tümamiral Cem Gürdeniz; konferansına başlarken, konuşmasının takriben birbuçuk saat süreceğini bildirdi.  Konferansını 1 Saat 37 dakikada tamamladı. Askeri bürokrasinin disiplini farkediliyor.   Bu münasebetle; Köln üniversitesine akredite olan  Türk Üniversiteliler ve Akademisyenler Derneğinin (24 yıl […]


  • ŞARK KURNAZLIĞI YAPILMAK İSTENDİ

    ŞARK KURNAZLIĞI YAPILMAK İSTENDİ

    Okuma Süresi: 1 Dakika BAŞKAN AĞAÇ: ŞARK KURNAZLIĞI YAPILMAK İSTENDİ AMA NAFİLE! Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Gümüşhane İl Başkanı Bedri Ağaç, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı vizyon belgesiyle ilgili değerlendirmede bulundu. Başkan Ağaç, aynı gün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Şanlıurfa ziyaretini gerçekleştirmesine ise :” Bunlar beyhude çabalardı, tutmadı.”dedi. CHP […]


  • Eczanelerde raflar boş kaldı…

    Eczanelerde raflar boş kaldı…

    Okuma Süresi: 2 Dakika Bu günlerde yaygın olan nezle ve grip nedeni ilaçlar da eczanelerde bulunmuyor. Doktorlar da eczacılar da şaşkın. Görünen o ki ortada bir ilaç sıkıntısı var. Bazı ilaçların üretiminde sıkıntı yaşandığı vurgulanıyor. Bunu önlemek için de çalışmalar yapılıyor. Abdi İbrahim Genel Müdürü Süha Taşpolatoğlu, piyasada hala ambalaj […]


  • ABD’den terör örgütlerine destek…

    ABD’den terör örgütlerine destek…

    Okuma Süresi: 2 Dakika Suriye’nin kuzeyinde konuşlandırılmış PKK/PYD terör örgütüne ABD “SDG” diyor. Özetle terör örgütlerini temize çıkarmaya çalışıyor. Sonra da işi IŞİD ile mücadele noktasına getiriyor. Bu örgütlere hemen her türlü desteği de sağlıyor. Şimdi ise para desteği sağlanacak. ABD Temsilciler Meclisi, 858 milyar dolarlık savunma bütçesini de içeren […]



Posted

in

by