Savaşı Zenginler Çıkarır, Fakirler Ölür…

Rusya Ukrayna’ya saldırdı. Ülkeyi işgal ediyor. Yaşlılar, gençler, bebeler ölüyor… - members of a stinger anti aircraft missile unit fuze tank
Rusya Ukrayna’ya saldırdı. Ülkeyi işgal ediyor. Yaşlılar, gençler, bebeler ölüyor… - IMG 20170622 111622 4

Rusya Ukrayna’ya saldırdı. Ülkeyi işgal ediyor. Yaşlılar, gençler, bebeler ölüyor…

Apartmanlar, evler, hastaneler harabeye döndü…

Yangın var.

Gökten ateş yağıyor…

Bu manzara karşısında şimdi, en sonda söyleyeceğimizi en başta söyleyelim:

Bu bir emperyalist savaştır.

Bu bir “Pazar kavgası” dünya kapitalistlerinin paylaşım savaşıdır. Dünya egemenliğini ele geçirme savaşıdır.

Yani filler tepişiyor, karıncalar eziliyorlar…

Elbette bunun bir ucu Türkiye’ye de dokunacaktır. Ülkemiz, AKP’den önce kendi kendine yeten yedi ülkeden birisiydi. Oysa şimdi vatanımız dışa bağımlı hale getirildi…

Tarım, hayvancılık, sebze, meyve üretimi bitirildi. Yok edildi.

Petrol, doğal gaz, akaryakıt ithal ediliyor.

Buğdayı, arpayı, ayçiçeğini, petrolü, doğal gazı Rusya ve Ukrayna’dan alıyoruz. Savaş devam eder, vanalar kapanırsa, ülkemizin ve insanlarımızın neler çekeceğini varın, siz düşünün…

Bugün bize düşen görev, bu Ukrayna – Rusya savaşından ülkemizin geleceği için bazı dersler çıkarmaktır.

Değerlendirmeler yapmaktır…

Her şeyden önce şu gerçeği vurgulayalım:

İç politikada olduğu gibi, dış politikada da dünya lideri Atatürk’ün siyasi çizgisinden kesinlikle sapmamak gerekir.

Ayrıca ülkemizi İkinci Dünya savaşına sokmayan İnönü’nün dış politikasını ve 1936 yılında bazı devletlerle imzalanan Mondros mütarekesini çok iyi anlamak ve uygulamak gerekir.

Öyleyse, Mondros mütarekesi nedir ve hangi temeller üzerine kurulmuştur, kısaca özetleyelim:

Mondros Mütarekesi, Boğazlar üzerindeki eskimiş haklarımızı yenileyen ve korumaya alan bir haktır.

Ve Mustafa Kemal Atatürk’ün kararlı, saygıdeğer dünya politikası ile büyük devletleri ayağımıza kadar getirmiş, imzalattırmış bir anlaşmadır.

Türkiye’nin yanı sıra bu mütarekeyi Bulgaristan, Fransa, İngiltere, Avustralya, Yunanistan, Japonya, Romanya, Sovyetler Birliği ve Yugoslavya da kabul etmiştir.

Mütarekede Amerika’nın imzası yoktur ve anlaşmayı delmek için elinden geleni yapmaktadır…

Bu sözleşmeye göre Türkiye, savaşan devletler arasında tarafsız ise, muharip devletlerin gemileri Boğazlardan geçemez. Türkiye muharip ise savaş gemilerinin Boğazlardan geçişini istediği gibi düzenler.

Bu nedenle, “Kanal İstanbul”, bilmem ne gibi planlarla,  bu sözleşmeyi üç kuruşluk gelir için delmek, yapılacak hataların en büyüğüdür ve buna izin verilmemelidir.

Montrö sadece barış amacıyla kullanılmalıdır. Büyük devletlerin müdahalesine açılmamalıdır.

Ayrıca NATO’dan derhal çıkılmalıdır. Çünkü NATO bir savaş örgütüdür.

Ukrayna yöneticileri, halkının sıkıntı çekmesini, kan dökülmesini istemiyorlarsa, NATO’ya girme sevdasından derhal vazgeçmelidirler.

Rusya da onun özgürlüğünü tanımalı, bağımsızlığına saygı göstermelidir.

Hepsinden önemlisi Türkiye asla savaşa taraftar olmamalıdır.

Barıştan yana bir tavır takınmalıdır.

Sorulması gereken asıl önemli soru şudur:

“Bu savaş kimin savaşıdır?”

Halkların, ezilenlerin savaşı mıdır, yoksa büyük tekellerin, tröstlerin, sömürenlerin savaşı mıdır?

Hepsinden, her şeyden önemlisi, öncelikle bilinmesi gereken; bu savaş Türkiye’nin savaşı değildir. Halkların savaşı da olamaz.

Putin bu savaşı başlatırken ülkenin kurucusu Lenin’e ve ülkelerin “Kendi hakkını tayin hakkına” karşı çıkmış, yanlış bir noktadan girişim yapmıştır.

Ülkelerin demokratik, bağımsızlık hakkını tanımamıştır.

Oysa bilinmesi gereken temel kural; savaşa da barışa da halklar karar verir. Bu Atatürk, Lenin ilkelerinde ve döneminde de böyleydi.

Ama Rusya’da hâlâ tek adam yönetimi ve rejimi işlemektedir.

Böyle bir çağda, uluslara, halklara zorba bir sistemi zorla, baskıyla kabul ettirmeye çalışmak, dayatmak kimsenin hakkı, hukuku değildir. Olamaz.

Olmasına da izin verilmemelidir.

([email protected])

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bugün Gündem
  1. Cok tesekkurler. Hareket zamani coktan gelmisti ama pek cesaret gosteren devlet adami cikmadi ortaya. Insallah Ataturkcu Turkler cok gec kalmis…

  2. arkadaşlar nihal atsıza bu platformdan çok sallayanlar olmuş. daha “türküm” demekten aciz orospu cocuklarının laflarına kanmayın bu tarz döller her…

  3. Kıymetli Kardeşim, seçkin Silah arkadaşım Levent, Çok anlamlı değerli bir yazı kaleme almışsın. Seni kutluyorum. Bu devirler geçecek, Ordu ve…

  4. Bir ülkede yaşayan çok çeşitli ırklar olabilir vatandaş olarak sorun bu değil sorun kendi yaşadığı ülkenin menfaatlerini değil de dışardaki…

  5. Doğduğum köyün adı Ocak. Soyadım da buradan geliyor. Onun için “ocak” sözcüğü ve kökeni benim ilgi alanım. Bu nedenle yerdeşim…

  6. KUR’AN yakma, Peygambere hakaret! Suç Kimin?! Kendini-sınırını bilmez bir akılsız yobazın KUR’AN yakma eylemi; inanılan değerlere hakaret, aşağılama evet kötü,…

  • ORTAK POLİTİKALAR MUTABAKAT METNİ

    ORTAK POLİTİKALAR MUTABAKAT METNİ

    6’lı Masa sonunda 9 ana başlıktan oluşan mutabakat metnini açıkladı! Bu metinde 2 binin üzerinde madde yer alıyor. Altı siyasi parti genel başkanlarının katıldığı toplantıda açıklanan metinde 9 ana başlık,2 binin üzerinde madde yer alıyor. Bu metin sanki muhalefetin seçim beyannamesi. Bu metindeki başlıkları: Hukuk,Adalet,Yargı,Kamu Yönetimi,Yolsuzlukla Mücadele, Şeffaflık ve Denetim,Ekonomi, […]


  • DÜKLÜK ve DÜDÜKLÜK

    DÜKLÜK ve DÜDÜKLÜK

    Kimse dillendirmese de ben söylemiş olayım; eğer ‘Millet İttifakı’ beklenildiği üzere hem cumhurbaşkanlığını ve hem de Meclis’teki çoğunluğu sağlayabilirse, buna, Türkiye’nin yeni ‘Kurucu Meclis’i diyebileceğiz. Şimdi ‘aklıevvel’ kimi hukukçu ve siyasetçinin ‘Kurucu Meclis’ başka şeydir, o daha çok ‘Anayasa’ yapmak için kurulan meclistir diyecekleri beklenebilir. Diyebilirler. Nitekim bu tip ‘hukukçu’lar Dr […]


  • Din adı altında Arap milliyetçiliği

    Din adı altında Arap milliyetçiliği

    Din adı altında Arap milliyetçiliği ve silinmek istenen Türklük Türk dünyasının bilge lideri Nursultan Nazarbayevyıllardır ilmek ilmek işlenen Araplaştırma politikasındakiacı tabloyu şu sözlerle özetliyor:“Köklü bir kültürü olan Farslar Arap değildir…Araplaştı,Pakistanlılar Afganlar Arap değildir…Araplaştı,Iraklılar Arap değil Sümerlerin, Akadların, Babillilerin, Asurların, torunlarıdır…Araplaştı,Suriyeliler Arap değil Süryanidir…Araplaştı,Mısırlılar Arap değil Antik Mısır medeniyetinin mirasçılarıdır,Araplaştılar,Kürtler Arap […]


  • Atatürk Siyasal Dinciliği Anlatıyor

    Atatürk Siyasal Dinciliği Anlatıyor

    Bu yazıda Mustafa Kemal Atatürk “siyasal dincilik” hakkındaki görüşlerini anlatıyor. Ölümsüz Mustafa Kemal güncelliyor, tamamlıyor, düzenliyor.İki Mustafa Kemal vardır: Biri benim, et ve kemikten, geçici Mustafa Kemal… Diğeri Ölümsüz Mustafa Kemal… Onu “ben” kelimesiyle anlatamam; o, ben değildir, o bizdir! O, ülkemizin her köşesinde yeni fikir ve yeni hayat için, […]


  • YÜZÜKLE BAŞLADI YATLARLA KATLARLA DEVAM EDİYOR!

    YÜZÜKLE BAŞLADI YATLARLA KATLARLA DEVAM EDİYOR!

    VEKİL ADAYI GENÇCAN: YÜZÜKLE BAŞLADI YATLARLA KATLARLA DEVAM EDİYOR! Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sakarya Milletvekili Aday Adayı Kadir Gündüz Gençcan, CHP Grubu’nun “Cumhurbaşkanlığı harcamalarının hukuksal çerçevesinin araştırılması” amacıyla TBMM Başkanlığı’na verdiği Meclis Araştırma önergesinin, AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedilmesine ilişkin eleştiride bulundu. Vekil Adayı Gençcan: “Tok, açın halinden tabii […]



Posted

in

by