Selam’un aleyküm – savaşmayalım


Okuma Süresi: 2 Dakika

Arap İslam geleneğinde birisi ile görüşende niye örneğin gün aydın yok, “selam” denilir? Bu gelenek Kuran’da da kendine yer bulmuştur. Dinçilere kalsa Kuran’da gelen her ne kutsaldır, yalnız bu olgunun yanlış olduğu açıktır, örnek: Nisa,43. Orada denilir: Esrük (serhoş) iken ne söylediğinizi bilinceye değin namaza yaklaşmayın. Bu demek değil içki (hamr) içmek olur, ancak esrük olmak haramdır ya da içkili namaz kılınmaz. İçkiden sonra yıkanma (gusül) bile gerekli değildir, ancak içki Kuran’da (Maide, 90-91) yasaklanmıştır. Bu örnekte görüldüğü gibi Kuran’da yüzde yüz yasak olan içki, başka yerinde başka bir yorumla karşımıza çıkır, yalnız yasak “hükmü” yok olmuyor. Bu bağlamda, Kuran’da geçen “selam’un aleyküm” de orada geldiği için hiç bir inanırı (mümini), hükmü olmadığı için bağlamaz, demek farz değil. Bu yalnız bir Arap geleneğidir, azanın Arapça okunduğu gibi.

İslam’dan önce, kabile geleneği yaşamın temel davranışlarını belirtirdi. Kabileler arasında çoğu zaman sürtüşmeler, düşmanlık var idi. Çöl yaşam koşullarına uygun, genelde insanlar kendi kabilelerinden olmayanlar ile kaynaşmayıp, öylesine de yabancı birisi ile karşılaşınca dövmek, soyup malın elinden almak hiç de kötü bir sosyal davranış sayılmazmış. Buna zamanında çöl yaşamının yazılı olmayan yasası deyebiliriz: yabancı birisi dost olduğunu kanıtlamayınca düşmandır, ondan korunmalı, gerekirse onunla savaşılmalıdır. Bu yüzden, Araplar bir yabancıyı görünce savaşmak istemediklerini belirtmek için önce ona uzaktan yüksek sesle “selam’un aleyk/aleyküm” derlerdi. Demek: sene/size barış amaçlı gelirim, beni düşman görmeyin, kötü niyetim yok, savaşmayalım. Karşı taraf da “aleyküm es-selam” deyince tehlikeli bir durumun olmayacağına anlaşırmışlar. Çöl kültürü gereği, selam verenin selamını almak (yanıtlamak) daha önemli öylesine de gerekli imiş, şimdiki islamçı bakışla desek vacip ya da açık farz imiş.
Toplumların uygarlaşmalarına karşın bu gelenek din adı altında varlığını günümüze dek sürdürüp, 100 yılda dinsel kültürel içerikten daha üstün siyasal bir kimlik kazanmıştır. İslamcı kesim, kitleler arasındaki ideolojik sınırlarını tanımlamak için bu deyimi kullanır, onlara uymayanlar ise ötekileştirilir.

“Selam’un aleyküm” kullanmıyor diye kimseni dine karşı olduğunu iddia etmek yobazlıktan şarlatanlıktan başka bir zad değildir. Türkçemizi din emperyalizmine kurban etmeyeceğiz. Türk’ün “günaydın”, “esenlikler” dileği, tarih boyunca uygar dünya halklarının en ender en güzel esenleşme (selamlaşma) biçimi olmuştur. 

Türkçeyi koruyalım, düzgün kullanalım.Hilal
Köln, Almanya
23.10.2021


“Selam’un aleyküm – savaşmayalım” için 2 cevap

  1. Selam almayana yiğit denir mi?

    Barış Manço Sarı Çizmeli Mehmet Ağa / Yaz Dostum – YouTube

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Editöre mesaj gönder ya da yazıya yorum yap.
Bugün Gündem

Son Gelen Mesajlar

  1. kaftancıoğlu şimarık haddini bilmez saygısız apocu ateist.kötü niyetli yaramaz insan.50 yıl yatmalı kerata

Son Yazılar

  • Gıda Güvenliği, Milli Güvenliğin Ayrılmaz Parçasıdır
    Rusya-Ukrayna Savaşı üzerinden derin stratejiler, büyük gıda krizi endişelerini gündeme getirmiştir. Hemen her kesimin kenarından köşesinden tehlikeye temas etmesi olumlu bir gelişmedir. Buna karşın on yıllardır tarlalar ekilemediği, ekilen ürünler bir yıl elde kalırken ertesi yıl ithal edildiği, ülke sathında banka haczi bulunmayan tarla ve bahçenin nadirleştiği, çiftçinin sadece alın teri karşılığını isteme feryatlarının bir türlü duyulmadığı gerçekleri ise son derece hazindir. Bir siyasinin beyanı veya saçmalaması, bütün kanallarda saatlerce, hatta günlerce gündemin başına oturduğu halde filizlenen patatesler, para etmeyen soğanlar, bozulması beklenen yumurtalar, ekilemeyen araziler, medyamızın, aydınımızın, akademimizin ilgisine mazhar olamamıştır. Halbuki zaman zaman elde kalan, ertesi yıl ekilmeyen bu ülkenin soğanı, sarımsağı veya ağaçları kesilmek zorunda kalınan fındığı, kayısısı ve diğer nimetleri gıdanın ötesinde ilaçtır. Gelişmiş ülkelerde üretim her fırsatta, planlı bir şekilde teşvik edilir, ürünün bol olduğu yıllarda da değişik alternatifler devreye sokulur. Daha II. Dünya Savaşı ertesinde Türkiye’ye Marshall yardımının bir ayağını Amerikan çiftçisinin elde kalan mısırının değerlendirilmesi teşkil etmektedir. Köylü mağdur olmasın diye devlet fazla mısırı satın almış, ülkemizdeki zeytin üretimine karşı kumpaslar kurarak güya yardım altında gemilerle mısır göndermiştir.
  • Türkiye’mizin gününü ve geleceğini dert edinen değerli Yurttaş
    Okuma Süresi: 3 Dakika Hepimizin bildiği gibi yaklaşan seçimler öncesi AKP/Erdoğan sürekli olarak seçim yasaları ile oynayarak, AYDINLARI HAPSE ATARAK […]
  • O Son Koku
    Okuma Süresi: 2 Dakika Ölüme giden o son anda hayatımızın film şeridi gibi geçtiğini söylerler. İnanın öyle değil! Geçmişte yaşadığım […]
  • A Day in Pompeii
    Okuma Süresi: 1 Dakika A Day in Pompeii, a Melbourne Winter Masterpieces exhibition, was held at Melbourne Museum from 26 […]
  • Üyeliklerine neden karşıyız?..
    Okuma Süresi: 4 Dakika Soru şu: “Türkiye, NATO’ya üye olmak isteyen Finlandiya ve İsveç’ten ne istiyor?” Bugünkü yazımızda bu soruya […]

Message Turkish Forum on WhatsApp

https://wa.me/message/2RSZA7ULJ4EXD1