AB İlerleme Raporu’ndaTürkiye Nerede?

Avrupa Birliği’nde aday ülkelerin “Kopenhag kriterlerine” uyum konusunda sağladığı gelişmeleri yıllık olarak değerlendiren raporlar, 2016 yılına kadar “İlerleme Raporu,  daha sonra “Ülke Raporu” adıyla  yayınlanmaktadır. Ülke raporları, Komisyon’unun görüş ve değerlendirmelerini yansıtan önemli  belgelerdir. 

AB’nin yürütme organı  olan  Komisyon, genişleme sürecindeki ülkelerin başta Kopenhag kriterleri ve AB müktesebatına uyumunu  gösteren ülke raporunda,Türkiye’nin demokratik kurumlarının işleyişinde ciddi eksiklikler olduğunu, “demokrasi ve insan hakları alanlarında gerilemenin devam ettiğini”açıklanmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkileri,  1964 yılından bu yana yürürlükte olan “Ortaklık Anlaşması”  (Ankara Anlaşması)  kapsamında yürütülmektedir.  Türkiye-AB arasında 1995 yılında Gümrük Birliği   gerçekleşmiş,  Aralık 1999 tarihli AB Zirvesi’nde Türkiye’ye “aday ülke” statüsü verilmiş,   katılım müzakereleri Ekim 2005’te başlamıştır.

Müzakereler  kapsamında  16  başlık müzakereye açılmış,   biri geçici olarak kapatılmıştır. Haziran 2019 tarihli AB Genel İşler Konseyi’nde  mevcut koşullar altında, Türkiye ile yürütülen katılım müzakerelerinin fiilen durma noktasına geldiği, bundan sonra bir  başlığın açılmasının ya da kapatılmasının mümkün görünmediği açıklanmıştır.  Gümrük Birliği’nin güncellenmesine yönelik  çalışmalar yapılmasının  öngörülemediğine işaret eden Haziran 2018 tarihli Konsey Kararı’na da atıf yapılmıştır.

AB’nin, demokrasi, hukukun üstünlüğü, temel haklar ve yargının bağımsızlığının sürekli kötüye gitmesi  konusunda duyduğu endişeler giderilememiş, birçok alanda  ilerleme yerine   gerileme olmuştur.

AB Komisyonu’nun aday ülkeler Türkiye, Sırbistan, Karadağ, Kuzey Makedonya ve adaylık başvurusunda bulunan Bosna Hersek ve Kosova‘ya ilişkin değerlendirmelerin yer aldığı 2021 Genişleme  Raporu,  Komşuluk ve Genişlemeden sorumlu üyesi Oliver Varhelyi tarafından  açıklanmıştır.

Demokrasi, temel haklar, yargı gibi konularda eleştiriler  bu yıl da yer almıştır. Göç politikası, ekonomi, iklim gibi başlıklarda ise  olumlu  görüşlere yer verilmiştir. 18 Mart 2016 tarihli AB-Türkiye mutabakatının sonuç verdiği, Türkiye’nin  göç akışını etkin biçimde yönetmekte kilit rol oynamayı sürdürdüğü  açıklanmış, 18 Mart Mutabakatı’nda AB’nin üzerine düşen yükümlülükler hakkında değerlendirme yapılmamıştır.

Türkiye; “Mülteciler ve ülke içinde yerinden edilenler” başlığında  geçici koruma altındaki  3,7 milyon Suriyeli ile 320 bin Suriyeli olmayanlardan oluşan dünyanın en büyük mülteci nüfusuna ev sahipliği yapan  ülke olarak değerlendirilmiştir. AB, PKK’nın saldırılarını açık bir şekilde kınayarak kurbanların aileleriyle dayanışma içinde olduğunu açıklamıştır. Türkiye’nin   Kafkasya, Suriye ve Irak’taki askeri müdahalelerinin AB’nin “Ortak Güvenlik ve Dış Politikası kapsamındaki AB öncelikleriyle çeliştiğine  de vurgu yapılmıştır.

Rapor’da Türkiye’nin demokratik kurumlarının işleyişinde ciddi eksiklikler olduğu, raporlama döneminde demokratik gerileme ve derin siyasi kutuplaşmanın devam ettiği, sivil toplumun sürekli bir baskıyla karşı karşıya kaldığına dikkat çekilmiştir. İdarenin  reform konusunda  siyasi iradesinin   olmadığı, yönetimin siyasallaşmayı sürdürdüğü  iddia edilmiştir.  Yolsuzlukla mücadele konusunda, “Türkiye, hazırlıkların erken bir aşamasında kalmış ve raporlama döneminde ilerleme kaydetmemiştir” denilmiştir.

Türkiye’nin AB -Türkiye Gümrük Birliği kapsamındaki yükümlülüklerinden sapmaları olduğu   açıklanan  raporda, ülkenin jeopolitik risklere ve küresel finansman koşullarındaki değişikliklere maruz kaldığına  değinilmiştir. Ülkenin AB müktesebatına uyum konusunda  ilerleme göstermekten uzak olduğu da kayda geçirilmiştir.

128 sayfalık raporda, Haziran 2020-Haziran 2021 döneminde siyasi, sosyal, ekonomik gelişmeler ile 35 müzakere başlığında gösterilen performans ayrıntılı şekilde  yer almıştır.

Bundan  9 yıl önce 22 Mayıs 2012 tarihinde Turkish Forum’da  (ABD) yayınlanan yazımın başlığı  şöyleydi:“On Yıl Sonra Türkiye’de Eksen Kayması Olur mu?”  Bunun sebebi  CHP Milletvekili sayın  Özgür Karabat’ın  Türkiye, Avrupa Ligi’nden Düştü”açıklamasıdır.

Türkiye, AB gündeminden düşmüştür. Çünkü “sözde” aday bir ülke olan Türkiye’de Avrupa Birliği Bakanlığı kapatılmıştır. Şimdiye kadar hiçbir aday ülkede AB Bakanlığı kapatılmamıştı.   Demek ki hükümet artık üyeliğin gerçekleşmeyeceğini anlamıştır.

Son bir gelişme ise, AB Komisyonu’nun Türkiye’yi “Ortadoğu ve Kuzey Afrika” birimine kaydırmasıdır. 24 Eylül’de Türkiye, Avrupa Birliği Komisyonu’nun “Komşuluk ve Genişleme Müzakereleri Genel Direktörlüğü” (NEAR) bölümünde Türkiye Ortadoğu ve Kuzey Afrika biriminde yer almıştır.

Komşuluk ve Genişleme Müzakereleri Genel Direktörlüğü’nde  yeni bir yapılanmaya giden Komisyon, Türkiye’yi de içine aldığı, daha önce Ortadoğu ve Kuzey Afrika olan birimin adını  “Güney Komşuları ve Türkiye” olarak değiştirmiştir.

AB’nin dışişleri birimi olan EEAS’den Euronews Türkçe’ye konuşan bir  kaynak “Bu tür iç yapılanmaların tamamen AB’nin kendisini ilgilendiren şeyler olduğunu ve dışarıya karşı herhangi bir açıklama veya izahat gerektirmediğini”  açıklamıştır.

Cumhurbaşkanı  Erdoğan “9 Mayıs Avrupa Günü” dolayısıyla  yayınladığı mesajda ,“Türkiye, maruz kaldığı çifte standarda ve engellemelere rağmen stratejik hedefi olan Avrupa Birliği üyeliği yolunda kararlı tutumunu ve çalışmalarını sürdürmektedir. Türkiye’nin üyeliği, bölgesel ve küresel düzeyde etkin, kendi vatandaşlarının yanı sıra bölgesine ve tüm dünyaya umut aşılayan bir Avrupa’nın yükselişinin önünü açacaktır”  demiştir.  Fakat 5 ay sonra  AB “Komşuluk ve Genişleme Müzakereleri Genel Direktörlüğü”  bölümünde Türkiye Ortadoğu ve Kuzey Afrika birimine kaydırılmıştır.

Bunun anlamı  açıktır. Türkiye artık AB’ye göre Avrupalı değil, Ortadoğu’lu  ve Kuzey Afrika’lı bir ülke olmuştur. Bu konuda Türkiye’den bir tepkinin gelmemesi  dikkat çekicidir. Bu durumda Ankara Anlaşması ve Katma Protokol hükümleri de AB tarafından çiğnenmiş olmaktadır.

1981 yılında rahmetli Turgut Özal’ın direktifi ile “DPT AET Dairesi”ni kuran  (sonra Genel Müdürlük olmuştur) ve  bu alanda  çok sayıda kitap ve çalışmaya imza atan biri olarak AB’nin  açıklamasını  inandırıcı bulmadım. Çünkü, açılan yeni birim ve alt masaları şöyledir: “B – Komşuluk Güney ve Türkiye Birimi B.1 Ortadoğu B.2 Güney Bölgesel Komşuluk İşbirliği ve Ekonomik Yatırım Planı B.3 Kuzey Afrika B.4 Türkiye.”

Bu konuda  İspanya’nın AB nezdindeki Büyükelçisi Manuel de la Cámara’nın Eylül 2021 tarihli yazısının son paragrafı   önemlidir: “Türkiye ile ilişkilerin kolay olmadığı doğrudur. AKP ve Erdoğan’ın artan otoriter eğilimleri, Türkiye’nin Batı ile ilişkilerine zarar veriyor ve modernleşme sürecini yavaşlatıyor. Aynı zamanda Türkiye’nin imajına da zarar veriyorlar ve uluslararası etkisini azaltıyorlar. ‘Yeni-Osmanlı” dış politikası bölge ülkeleri arasında endişe uyandırıyor ve istikrarsızlığa ve çatışmaya katkıda bulunuyor.

Ancak AB’nin, 85,1 milyon nüfusu ve yaklaşık 800 milyar ABD doları tutarında GSYİH’sı olan, Avrupa için muazzam jeostratejik öneme sahip bir bölge olan, NATO müttefiki ve Avrupa’da önemli bir oyuncu olan bir ülkenin siyasi istikrarı ve refahında kilit bir çıkarı vardır. Karadeniz, Orta Doğu, Kafkaslar, Orta Asya (Afganistan dahil) ve Kuzey Afrika bölgeleri. Aynı zamanda Avrupa’ya gaz tedariki için bir geçiş merkezidir. Ve AB’ye yönelik göçün kontrolü konusunda temel bir ortaktır.

Avrupa Birliği’nin ve de Batı’nın Türkiye’ye karşı uyguladığr çifte standartlara ben Bobon Kriterleri”diyorum.  Bu kriterler  Avrupa Birliği’nde Türkiye’ye yönelik yapılan ayırımcılığı belirtmek üzere  tarafımdan kullanılan ve Türkçe literatüre giren bir kavramdır. 

BOBON  kriterlerinin açılımı söyledir:  BO: Bizden Olanlar, BON: Bizden OlmayaNlar.

Türkiye, bazı AB liderleri (Merkel ve Sarkozy gibi)  ve Avrupalılar tarafından BON kapsamında algılandığı için  daima önüne engel çıkarılan ülke olmuş,  Ankara ve Brüksel’deki terör olaylarını kınama konusundaki  farklı tutumlar  buna örnek oluşturmuştur. BOBON  kriterlerinden “BON (Bizden OlmayaNlar) AB tarafından “BO” olarak değiştirilmediği sürece Türkiye AB’nin Doğu komşusu olmaya devam edecektir.

Dönemin Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış, ziyaret ettiği Malta´da Türkiye´nin AB´ye entegrasyon sürecinin yüzde 60´nın tamamladığını, siyasi engeller olmazsa 2-3 yıl içinde kolayca üye olabileceğini vurgulamıştır ama bu  hayal gerçekleşmemiştir. Malta ziyareti sırasında Times of Malta gazetesine mülakat  veren  Egemen Bağış,“Müzakere sürecinde siyasi blokaj olmasa iki üç yıl içinde kolayca üye olabilirdik”  açıklamasında bulunmuştur.

Tıpkı eski Başbakan Tansu Çiller’in 7 Mayıs 1995 tarihli Hürriyet Gazetesi’ne verdiği “En geç 1998’de Avrupa Birliği’ne üyeyiz” demecindeki gibi. (S. Rıdvan Karluk, Avrupa Birliği ve Türkiye, Beta Basım, 9. Baskı, 2007, s. 693.) 

Aradan  26 yıl geçmiş ama sadece bir başlık geçici olarak kapatılmıştır.   26 yıl, AB’ye sonradan üye olan ülkeler arasında bir rekor olup, bu, işin bittiğinin  kanıtıdır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan 17  Haziran  2021 tarihinde   “AB’ye tam üyelik mücadelemizin artık neticelenmesini istiyoruz” demiştir.  Bu açıklama aslında “suya yazılan yazı” olmaktan öteye geçememiştir. Cumhurbaşkanı,  Antalya’da Güneydoğu Avrupa Ülkeleri Zirvesi’nde “Türkiye’nin tam üye olarak yer almadığı bir AB’nin çekim ve güç merkezi olma hedefine ulaşması mümkün değildir”   söylemine  AB  cevap vermemiştir.

Çünkü, Başbakan Erdoğan, 18 Temmuz 2012 tarihinde  Rusya ziyaretine atıfta bulunarak, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e “Zaman zaman bize takılıyorsun. AB’de ne işin var diyorsun. O zaman ben de şimdi size takılayım. Hadi gelin bizi Şangay Beşlisi’ne dahil edin, biz de AB’yi gözden geçirelim” demiştir. Kanal 24’te gazetecilerin sorularını  cevaplandıran  Erdoğan şunları söylemiştir:

”Hükümetinize yönelik devamlı olarak eleştiriler var. Bunlardan bir tanesi, ‘AK Parti kurulduğu yıllarda AB hedefine kilitlenmişti ama son dönemde bu hedefi biraz boşlar gibi oldu’ eleştirisi. Siz bu değerlendirmelere ne diyorsunuz” sorusunu, “Bu mümkün mü? Bunun en güzel örneği ilk defa bizim hükümetimizde salt görevi AB olan bir bakanlık kuruldu ve bu bakanımın tek görevi var, AB üyesi ülkeleri fellik fellik dolaşacak ve bu işin sürekli propagandasını yapacak.”

“2023’e Avrupa kalır mı sizce” sorusu yöneltilen Erdoğan, ”Kalır, kalmaz ama AB’nin hali ortada şu anda. Maastricht kriterlerini karşılayamıyorlar. Biz evelallah karşılıyoruz”açıklamasında bulunmuştur. (https://t24.com.tr/haber/erdogandan-putine-bizi-sangay-beslisine-alin,209288)

2012 yılında dolar ortalama 1,82 TL idi. 22 Kasım 2021 tarihinde dolar 9,61 TL’dir.  “Maastricht kriterlerini karşılayamıyorlar. Biz evelallah karşılıyoruz” açıklaması   günümüz için  doğru mudur? Takdir sizlerin.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ”… bizim hükümetimizde salt görevi AB olan bir bakanlık kuruldu” açıklaması yerindedir ama   şu soruyu sormanın tam zamanıdır:  “AB Bakanlığı şimdi nerede?”  Bilen var mı?

Müzakere sürecinde hiçbir aday ülke AB Bakanlığını kapatmamıştır. Dışişleri Bakanlığı bu   yükün altından kalkamaz. Bunun için rahmetli Özal “DPT AET Dairesi”ni  ülke demokrasiye geçer geçmez kurdurmuştu. Bu Daire zamanla Genel Müdürlük olmuş, ayrıca bir de AB Bakanlığı da kurulmuştu. “DPT AET Dairesi” kaldırılınca bu Daire’yi kuran ve ilk Başkanı olarak bunun  doğru bir karar olmadığını açıklamıştım.  Ne kadar haklı olduğum zaman içinde görülmüştür. Nokta.

Prof. Dr. Sadık Rıdvan Karluk tarafından

1948 yılında Eskişehir’de doğdum .1970’de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdim. Kısa bir süre Maliye Bakanlığı ve Sayıştay’da çalıştıktan sonra 1972 yılında Eskişehir İTİA İktisat Bölümü’nde akademik kariyere başladım. 1975’te doktor, 1979’da doçent oldum. 1975 – 1976’da İngiltere Sussex Üniversitesi’nde doktora üstü çalışmalar yaptım. 1982 yılında Devlet Planlama Teşkilatı Başbakan Turgut Özal’ın direktifleri doğrultusunda kurulan AET Genel Müdürlüğü’nün (şimdiki AB Bakanlığı) başkanlığını yaptım. 1984 – 1985 döneminde İktisadi Kalkınma Vakfı Yönetim Kurulu üyeliğinde bulundum, 1982 – 1985 yılları arasında İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı’na (Nuh Kuşçulu) danışmanlık yaptım. Bu dönemde Türkiye’de Yabancı Sermaye Yatırımları konusunda iki kitabım (biri İngilizce) ile İhracatta Vergi İadesi kitabım İTO tarafından yayınlandı. 1985 yılında Paris’te OECD nezdinde Türkiye Büyükelçiliği’ne Planlama Müşaviri sıfatıyla tayin edildim. Görev yaptığım dönemde Türkiye’yi 4 Komite’de temsil ederek, Türkiye’de kalkınmakta olan bölgeler konusunda OECD’nin önemli bir araştırmasının (Regional Problems and Policies in Turkey) basılmasına katkıda bulundum. 1990 yılında yurda dönüşümde DPT Müsteşar Müşavirliği’ne getirildim. Daha sonra Başbakanlık Başmüşavirliğinde Türkiye ile Türk Cumhuriyetlerinin ekonomik ilişkilerinin gelişmesinde bir model olan “Türk Ödemeler Birliği” kurulması için bir proje geliştirdim. 1991 yılında profesörlüğe atanarak Anadolu Üniversitesi’ne geçtim. Anadolu Üniversitesi’nde Türkiye Ekonomisi, Uluslararası İktisat, Uluslararası Ekonomik Kuruluşlar, Avrupa Birliği, Avrupa Birliği Türkiye İlişkileri , Dış Ticaret Teorisi ve Politikası, Uluslararası Entegrasyonlar derslerini kendi eserlerimi esas alarak yürüttüm. Akademik kariyerimde 23 yüksek lisans, 16 doktora tezi yönettim. Bu öğrencilerim arasında çeşitli üniversitelerde görev yapan çok sayıda profesör, doçent ve yardımcı doçent bulunmaktadır. Üniversite Senato ve Yönetim Kurulu üyeliği yaptım, İktisat Fakültesi Dekanlığım döneminde AÖF kapsamında bulunan tüm iktisat kitaplarının yeni formata göre yazılmasına yazar ve editör olarak katkıda bulundum. İkinci (1981), Üçüncü (1992) ve Dördüncü (2004) Türkiye İktisat Kongrelerine bildiri sunarak katılan tek öğretim üyesiyim. Dördüncü Türkiye İktisat Kongresi Bilim Komisyonu üyeliği yaparak Türk Sanayici ve İşadamları Vakfı (TÜSİAV) Bilim Kurulu Başkanlığı görevinde bulundum. 1996 yılında TOBB Milletlerarası Ticaret Odası (International Chamber of Commerce: ICC) Uluslararası Ticaret ve Yatırım Politikaları Komisyonu’nda (Commission on Trade and Invesment Policy) ICC Türkiye Temsilciliğine getirildim. Son 10 yıldır TOBB ICC IFO World Economic Survey kapsamında her üç ayda Türkiye ekonomisindeki gelişmeler ile ilgili olarak gönderilen sualnameleri cevaplandıran 12 uzmandan biriyim. “Uluslararası Ekonomi: Teori ve Politika”, “Türkiye Ekonomisi: Cumhuriyetin İlanından Günümüze Yapısal Değişim”, “Avrupa Birliği”, “Türkiye Avrupa İlişkileri: Bir Çıkmaz Sokak” ve “Uluslararası Kuruluşlar” başlıklı temel ders kitaplarım dahil yayınlanmış 24 kitabım, 300’den fazla makalem, 12 ortak ve 3 çeviri eserim vardır. Beş ders kitabım (642-908 sayfa aralığında) 42 baskı yapmıştır. Tüm üniversitelerde ders kitabı ve yardımcı kitap olarak okutulmaktadır. Ortak yazarlı bir ders kitabım TÜBA üniversite ders kitapları 2012 yılı telif ve çeviri eser ödülü olmak üzere 6 “bilimsel araştırma ödülüne” sahibim. Diğer araştırma ödüllerim şunlardır: 1984: Enka Vakfı, “Türk Ekonomisinin Dünya Ekonomisine Entegrasyonu,” Bilimsel Araştırma Yarışması Üçüncülük Ödülü, 1982: Türkiye Milli Kültür Vakfı: Teşvik Armağanı, Dal: İktisat, 1981: İktisadi Kalkınma Vakfı, “AET ile İlişkilerimizin Atatürkçü Ekonomik Politika Açısından Değerlendirilmesi,” Behçet Osmanağaoğlu İnceleme Yarışması Birincilik Ödülü, 1979: Pamukbank, “Dışsatımın Özendirilmesinde Ticari Bankalarımızın Yeri” Bilimsel Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü. ABD ABI Enstitüsü’nün Yılın Eğitimcisi (Man of the Year 2011) ödülü sahibiyim. Özgeçmişim WHO’s WHO Dünya, Asya ve Türkiye baskılarında yer almıştır. (Who's Who in Asia 2012, Asya’da Kim Kimdir 2’nci baskı, 01/11/2011, Who's Who in the World 2011, Dünyada Kim Kimdir, 28’nci baskısı, 03/12/2010, Günümüz Türkiyesi'nde Kim Kimdir, 01/05/2005). Özgeçmişim Turkischer Biographiscer Index/Turkish Biographical Index’te (2004, s.563) yer almıştır. Google Akademik’te 1.070 (05.02.2018) atıfım vardır. Eskişehir Sanayi Odası, Eskişehir Ticaret Odası, İstanbul Sanayi Odası, Ankara Ticaret Odası, Ankara Sanayi Odası, Kayseri Sanayi Odası, İşveren Dergisi, İktisadi Kalkınma Vakfı Dergisi gibi oda dergilerinde yazılarım yer almıştır. Türkiye’de yayınlanan çok sayıda bilimsel derginin hakem heyetinde yer almaktayım. Ders kitaplarım: 42 baskı yapmış olup 3.884 sayfadır.

1 yorum

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.