ERMENİ DİASPORASI ve ŞAKLABANLIKLARI (IX/I)

      Ermenilerin söylediği YALANLARI,  ters-yüz ederek her melâneti İNKÂRA devam ettiklerini bilmekteyiz. YALANLARI iddialarına dayanak yaparak, ortaya koydukları genel idraksizlik; güya 1915 TEHCİR hadisesinde SÖZDE SOYKIRIMINA uğramaları ve de Anadolu’dan kovulmalarından ibarettir. İşte bu iddiaları içerisine ABD’ye göç etmelerini de bu sözde iddialarının içine sığdırmağa çalışmaktadırlar. Ermenilerin bu soysuzca söyledikleri YALANI çok uzun olmasına rağmen ABD tarihi içerisinde kronolojik çerçevede bölümler halinde anlatmaya çalışacağım. Bunları sizlere aktarırken, asıl üzerinde önemle durulması, düşünülmesi gereken hususun, iki rakip hatta düşman egemen gücün (ABD-RUSYA) Ermeniler-Ermenistan üzerinde her yönde etkinliklerini sürdürürken, hiçbir çatışmaya girmemelerinin manidarlığına cevap arayacağım…

      İşte 1.540.000 Ermeni nüfusunu barındıran, Ermeni DİASPORASINI maşa olarak kullanarak, Ermenistan ve de Ermenilere maddi ve manevi her türlü desteği veren devlet… İşte Amerika Birleşik Devletleri ve Ermeniler…

      “Colorado ve New Mexico’nun engebeli “mesa” ların da ve “kanyon” larında kurulmuş olan, zamanla aşınmış peublolar ve çarpıcı “uçurum kentleri” Kuzey Amerika’nın ilk halklarından olan Anasazilerin (Novajo dilinde “ihtiyarlar” anlamına gelen bir sözcük) yerleşim alanlarıdır.

      M.Ö. 500 yılında Anasaziler, Kuzeybatı Amerika’daki belirgin ilk köylerden bazılarını kurmuş olup avlanıyor ve mısır, kabak ve fasulye yetiştiriliyordu. Anasaziler yüzyıllar boyunca kalkınarak gelişmiş barajlar ve sulama ağları kurdular, başarılı ve belirgin bir çömlekçilik geleneği yarattılar. Günümüz ABD’deki en çarpıcı arkeoloji alanları arasında bulunan çok odalı ve karmaşık yerleşim birimlerini sarp uçurumların kayalık yüzlerine oydular. Buna karşın, 1300’e gelindiğinde Anasaziler tekrar dönmeyi düşünmüş gibi çömleklerini, aletlerini ve hatta giysilerini geride bırakarak yerleşim bölgelerini terk etmişler ve sanki tarihin derinliklerinde kaybolmuşlardı. Vatanları, Navajolar ve Uteler gibi yeni kabileler ve daha sonra da İspanyol ve diğer Avrupalı yerleşimciler gelinceye kadar bir yüzyıldan fazla boş kaldı. Anasazilerin tarihi, yaşamak için seçtikleri güzel fakat haşin yöreye sıkı sıkıya bağlıdır. Toprakta kazılmış basit çukur-evlerden oluşan ilk yerleşim birimleri, giderek toplantıların ve dinsel ayinlerin yapıldığı yeraltı mağaralarına (kiva) dönüştü. Sonraki kuşaklar, kare biçiminde taş pueblolar yapmak için duvarcılık teknikleri geliştirdiler; fakat Anasazilerin yaşam biçimindeki en çarpıcı değişiklik, hala bilinmeyen nedenlerle, tepesi düz mesaların dik yamaçlarında oydukları şaşırtıcı ve çok katlı yerleşim birimlerine geçmeleri oldu.

      Anasaziler, yüzyıllar boyunca çok yavaş değişime uğrayan bir komün toplumu olarak yaşadılar. Bölgedeki diğer halklarla ticaret yaptılar. Ancak, savaştıklarını gösteren kanıtlar çok az ve uzun zaman aralıklıdır. Anasazilerin dinsel önderleri, diğer önde gelen kişileri ve usta sanatçıları bulunmasına karşın, toplumsal ya da sınıfsal ayırımlar hemen hemen hiç yoktu. Uçurum yerleşimlerinin kurulmasında ve sonuçta terk edilmesinde kuşkusuz dinsel ve toplumsal nedenler rol oynamıştır; fakat şartların giderek kötüleştiği bir ortamda, muhtemel besin sağlama çabaları önde gelen etken olmuştur. Nüfus arttıkça çiftçiler mesalarda daha geniş alanları ekmeye başlamışlar, böylelikle bazı topluluklara pek az toprak kalmış, bazıları da mesaların üstünü terk edip uçurumlara yerleşmişlerdir. Yine Anasaziler, sürekli kullanma yüzünden toprağın verimliliğini yitirmesini, durduramadıkları gibi bölgede zaman zaman görülen kuraklığa da dayanamamışlardır. Sözgelimi, ağaçlardaki yaş çemberlerinin incelenmesinden anlaşıldığına göre 1276’dan 1299’a kadar 23 yıl süren kuraklık, son Anasazi gruplarının kesin olarak bölgeden ayrılmalarına yol açmıştır. Anasaziler atalarının topraklarını terk etmekle birlikte tümüyle yok olmamışlardır. Mirasları, geride bıraktıkları çarpıcı arkeolojik kalıntılarda ve torunları olan Hopiler, Zuniler ve diğer Pueblo halklarında yaşamaktadır.” ([1])

     “ Kuzey Amerika’ya ilk gelen ya da geldikleri konusunda sağlam kanıtlar bulunan AVRUPALILAR, Kızıl Erik’in 985’te bir yerleşim birimi kurduğu Grönland’dan batıya seyahat eden İSKANDİNAVLARDI. Oğlu Leif’in 1001 yılında günümüzde KANADA olarak bilinen bölgenin kuzeydoğu kıyılarını keşfettiği ve orada bir kış geçirdiği sanılmaktadır.

1492 Cenovalı denizci Kritof Kolomb’un Atlantik Okyanus’u aşarak Amerika’ya ulaşması.

1497 Yeni Dünya” ya yaptığı seyahatlere ilişkin yazıları büyük beğeniyle okunan İtalyan AMERİGO VESPUCCİ’ ye atfen Amerika adı verilen topraklar konusunda Avrupalıların bildiklerine yeni katkılar yaptı. *

1497 İngiltere Kralı tarafından görevlendirilen Venedikli denizci JOHN CABOT, Newfoundland’a ayakbastı.*

1513 ABD kıtasına ilk keşiflerinden ilki JUAN PONCE de LEON öncülüğünde bir grup şimdiki St. Augustine kenti yakınların da Florida kıyısında karaya çıktı.*

1522 İspanyollar, Meksika’nın fethedilmesi üzerine Batı yarıküresindeki konumlarını daha da güçlendirdiler.*

1522 İspanyollar güneyden yukarı yayılırken, günümüz ABD’nin kuzey kesimi de Giovanni da Verrazano gibi seyyahlar sayesinde giderek daha iyi tanınıyordu.* 

1524 Fransızlar adına seyahat eden bir Floransalı olan Verrazano,  North Carolina’da karayı gördü ve Atlantik kıyısı boyunca kuzeye giderek bugünkü New York limanının yukarısına geçti. *  

1529 Labrador’ dan Tierra del Fuego’ ya kadar uzanan Atlantik kıyılarının güvenilir haritaları çizilmişti.*

1534 Fransız Jacques Cartier, kendinden önceki Avrupalılar gibi, Asya’ya giden geçidi bulmak umuduyla yola çıktı. *

1539 Peru’nun fethi sırasında Francisco Pizzaro’nun emrinde çalışmış olan Hernando de Soto adındaki savaş gazisinin düzenlediği sefer, İspanyol keşif seyahatlerinin en önemlileri arasında yer almaktadır. De Soto grubu seferine Havana’da başladı. Florida’da karaya çıkıldı ve güneydoğu ABD’leri boyunca Mississippi nehrine kadar servet peşinde dolaşıldı.*

1540 İspanyol kâşifi olan Coronado, hayal ürünü Cibola’nın Yedi kentini aramak için Meksika dan hareket etti. Coronado, Grand Canyon ve Kansas’a kadar gitti.*

1540 Fransız Hügenotlar, ilk Quebec kolonilerinin dağılması.*

1560 Fransız Hügenotlar, ilk Quebec kolonileri, Florida’nın kuzey kıyılarında yerleşmeye teşebbüs ettiler. *

1565 Fransız Hügenotlar, ilk Quebec kolonilerini tehlike olarak gören İspanyollar koloniyi yok ettiler.*

1566 İspanyol güçlerinin önderi olan Pedro Menendez, St. Augustine kentini kurdu. *

1570 Francis Drake’nin İspanyol hazine gemilerine karşı gerçekleştirdiği yağma.*

1570 Beş kabile birleşerek, o günlerdeki en demokratik kuruluşu olan “Ho-De-No-Sau-Nee” yi ya da Iroquois Birliği’ni oluşturdular.*

1578 Humphrey Gilbert, Yeni Dünya’daki “Dinsizlere ve Barbarlara ait Toprakları” kolonileştirmek için Kraliçe Elizabeth’ten imtiyaz aldı. *

1583 Kuzey Carolina’daki Roanoke Adasına gelen “Kayıp Koloni” veya “Roanoke Kolonisi. ***

1585 Walter Raleigh North Carolina kıyıları açığındaki Roanoke Adası’nda, Kuzey Amerika’daki ilk İngiliz kolonisini kurdu.*

1586 Amerika Birleşik Devletleri henüz orta yokken, kıtaya ilk TÜRK yerleşimcilerin Kuzey Carolina’da kurulan İngiliz Kolonisi Roanoke’ye Sir Francis Drake tarafından getirilen iki yüzden fazla Türk olduğunu, onların Müslüman Moor ve Türkler olarak tanımlandı. **

1600 Avrupa’dan Kuzey Amerika’ya büyük bir göç dalgası başladı.*

1607 Amerika’ya ilk koloniler İngiltere’den Virginia’daki Jamestown’a gelmeye başlamaları. ***

1607 Jamestow’da başarıyla kurulan koloni ile “Kuzey Amerika yeni bir çağa girdi. *

1607 Kuzey Amerika’da tutunan ilk İngiliz kolonisi Jamestown’dı. Kral I. James tarafından Virginia (ya da doğru London) şirketine verilen bir imtiyaza dayanarak, yaklaşık 100 kişiden oluşan bir grup Chesapeake Körfezi’ne yola çıktı.*

1609 Kaptan John Smith başat bir kişilik sergiledi. Anlaşmazlıklara, açlığa ve Kızılderili saldırılarına karşın, disiplin uygulama yeteneği sayesinde küçük koloniyi ilk yıl sürecince bir arada tuttu.*

1609 John Smith 1609’da İngiltere’ye döndü ve onun yokluğunda koloni karışıklığa boğuldu.*

1609-1610 Kışında kolonicilerin pek çoğu hastalığa yenildiler. Mayıs 1610’a gelindiğinde, ilk 300 yerleşimciden yalnız 60’ı hayatta kalmıştı.*

1610 James Nehri’nden biraz daha yukarıda Henrico kenti kuruldu.*

1612 Virginia ekonomisinde devrim yaratacak bir gelişme ortaya çıktı. John Rolfe, Batı Hint Adaları’ndan ithal edilen tütün tohumlarını yerli bitkilerle melezlendi ve içimi Avrupalıların hoşuna giden yeni bir tür üretti.*

1614 Yeni tür tütünün ilk partisi 1614’te Londra’ya ulaştı. Anılan tütün, on yıl içinde Virginia’nın temel gelir kaynağı haline geldi. *

1614 Buna karşın gönence erişilmesi kolay olmadı ve hastalıklar ve Kızılderili saldırıları sonucu ölüm sayısı olağanüstü oranda yüksek kaldı. 1607’den 1624’e kadar koloniye yaklaşık 14.000 kişi göç etmişti; fakat 1624’te orada ancak 1.132 kişi yaşamını sürdürüyordu. Aynı yıl, bir kraliyet komisyonunun önerisine uyan Kral,  Virginia Şirketi’ni feshetti ve onu bir kraliyet kolonisi yaptı. *

1617 Hollandalı yerleşimciler 1617’de Hudson ve Mohawk nehirlerinin birleştiği noktada, şimdi Albany kentinin bulunduğu yerde bir kale kurdular.  *

1618 ERMENİLER hakkındaki kayıtlar, Virginia’daki Jamestown Kolonisi ’ne getirilen “ERMENİ Martin’le başlatılmaktadır. Sonraki on yıllarda ipekböcekçiliği yetiştiriciliğini denemek üzere İki ERMENİ daha Amerika’ya davet edilir. ***

1618 Magna Carta ile örf ve adet hukukunun tanıdığı haklara sahip olacaklardı. Virginia Şirketi, kendisi tarafından atanmış olan valiye bir talimat göndererek büyük çiftliklerdeki özgür yerleşimcilere, Koloninin gönencine ilişkin kararları almak için vali ile ve atanmış meclisle birlikte çalışacak Temsilcilerini seçme hakkı verilmesi gerektiğini bildirdi.**

1619 Afrikalı köleler. İlk siyahlar Jamestown’un kuruluşundan hemen 12 yıl sonra, 1619 da Virginia’ya getirildiler.* 

1620 Leyden Püritenlerinden bir kesimi Virginia Şirketi’nden bir toprak imtiyazı sağladı ve 101 kadın, erkek ve çocuktan oluşan bir grup Mayflower gemisiyle Virginia’ya hareket etti.*

1622 Önemli Kızılderili ayaklanmalarının ilki Virginia da görüldü ve aralarında Jamestown’ne yeni gelmiş olan misyonerlerin de bulunduğu 347 beyaz öldürüldü.*

1624 Manhattan adasında yerleşim 1620’lerin ilk yıllarında başladı. Bölgedeki Kızılderililerden 24 dolar karşılığında satın alındı.*

1627 Mayflower gemisiyle, İngiltere’den ikinci bir koloninin Amerika’ya gelmesi. ***

1630 Kral Charles’tan koloni kurma imtiyazı almış bulunan yeni bir göçmen dalgası Massachusetts Körfezi’ne geldi.*

1630 Daha verimli topraklar ve daha iyi fırsatlar peşinde olan Tutucu Püritenler de kısa bir süre sonra verimsiz Massachusetts Körfezi Kolonisini terke başladılar. Connecticut Nehri Vadisi’nin üretkenliğine ilişkin haberler,  topraklarda zor günler geçirmekte olan çiftçilerin ilgisini çekti. Çok kişi, düzlük arazide derin ve zengin toprağa kavuşabilmek için Kızılderili saldırısı tehlikesini göze almaya hazırdı.*

1630 Bu çok büyük malikânelerin ilki Hudson Nehri kıyılarında kuruldu. *

1632 Calvert ailesi, Kral I. Charles’tan Potomac Nehri’nin kuzeyinde, sonraları Maryland diye bilinen arazide bir imtiyaz aldı. *

1635 Calvert ailesine verilen imtiyaz, bir feodal ve çağdaş öğeler karması içeriyordu. Bunun sonucu olarak, bağımsız çiftliklerin sayısı çoğaldı ve çiftlik sahipleri koloniyle ilgili konularda söz sahibi olmayı istediler. İlk Maryland yasama meclisi toplandı. *    

1636 Koloniden kovulan Roger Williams 1636’da günümüzde Providence Rhode Island olan bölgede Narragansett Kızılderililerinden toprak satın aldı. Orada kilise ile devletin kesinlikle ayrı olduğu ve dinsel özgürlüğün uygulandığı ilk Amerikan kolonisini kurdu. *

1636 Harvard Üniversitesi (College) Massachusetts’in Cambridge kentinde kuruldu. *

1637 Yerel kabilelerin Connecticut Nehri yerleşimini engellemeye çalışmaları üzerine başlayan Pequot Savaşı bunu izledi. *

1639 İngiliz kolonilerindeki birinci ve Kuzey Amerika’daki ikinci baskı makinası Harvard Üniversitesi’nde kuruldu.*

1640 İngilizler New England kıyısında ve Chesapeake Körfezinde güçlü koloniler kurmuş bulunuyorlardı. İki bölge arasında Hollandalılar ve küçük İsveç toplumu vardı. Batıda ise yerli Amerikalılar yani Kızılderililer yaşıyorlardı.*

1643 Kısmen İngiltere’nin ihmal ettiği savunma önlemlerini sağlamak için Massachusetts Körfezi, Plymouth, Connecticut ve New Haven kolonileri, New England Konfederasyonu’nu oluşturdular.*

1646 Pennsylvania’da çok çeşitli insan yaşamasına karşın, Amerika’nın çok dilli yapısı en açık biçimde New York’ta görülüyordu. Hudson Nehri çevresinde, ileride gelecek milyonların öncüsü olan, Hollandalılar, Fransızlar, Danimarkalılar, Norveçliler, İsveçliler, İngilizler, İskoçyalılar, İrlandalılar, Bohemyalılar, Portekizliler ve İtalyanlar yaşıyorlardı.*

1647 Massachusetts Körfezi Kolonisi’ n de “Büyük Saptırıcı Şeytan” Yasası yürürlüğe konuldu ve 50’den fazla ailenin yaşadığı her kasabada bir üniversite hazırlık okulu (grammar school) kurulması zorunlu kılındı. Kısa bir süre içinde, Rhode Island hariç, diğer tüm New England kolonileri bu örneği benimsedi.*

1647 Virginia’da birkaç vakıf okulu vardı; Syms Okulu açıldı. *

1650 Güney’deki Virginia, Maryland, North Carolina, South Carolina ve Georgia kolonileri, New England ve orta kolonilerin tersine daha çok kırsal karakterli olan yerleşim bölgeleriydi. XVII. Yy. sonlarında Virginia ve Maryland’ın ekonomik ve toplumsal yapısı, büyük çiftlik sahiplerine ve küçük çiftçilere dayanıyordu. *

1650 Özellikle Maryland, Oliver Cromwell döneminde İngiltere’yi etkileyen yoğun dinsel rekabetin acısını çekti. Kayıplardan biri, 1650 ler de eyaletin Hoşgörü Yasası’nın kaldırılması oldu. Ancak, çok geçmeden yasa yeniden yürürlüğe konuldu ve güvence altına aldığı dinsel özgürlük de geri geldi. *

1659 Virginia’da birkaç vakıf okulu vardı; Eaton Okulu kuruldu. *

1660 Kral II. Charles’in 1660’ta yeniden tahta geçirilmesiyle İngilizler yeniden Kuzey Amerika ile ilgilenmeye başladılar. Kısa bir süre içerisinde Carolinalarda ilk Avrupalı yerleşim birimleri kuruldu ve Hollandalılar New Netherland’ dan uzaklaştırıldılar. *

1660 Güney kolonilerindeki büyük çiftliklerde işçi talebi arttıkça, anılan yerlerde kölelik kurumu kökleşmeye başladı ve Afrikalılar, istekleri dışı ömür boyu hizmet yapmak için zincire vurularak Amerika’ya getirildiler. *

1660 Kolonilerin çoğu sonuçta kraliyet kolonileri oldu; fakat XVII. Yy.’ın ortalarında İç Savaş (1642-1649) ve Oliver Cromwell’in Püriten Topluluğu ve Egemenliği faaliyetleri ile uğraşan İngilizler, etkili bir koloni politikası güdecek durumda değillerdi. II. Charles’in ve Stuart hanedanının 1660 ta yeniden başa geçmesinden sonra, İngiltere, koloni yönetimine daha çok zaman ayırma fırsatını elde etti. Yine de etkili olmadı ve uyumlu bir plan yürütemedi. Koloniler de genelde kendi başlarına bırakıldı. *

1661 Temsilciler Meclisi (House of Burgesses) için yeni seçimler yapılmasını onayladı.*

1664 İngiliz koloniciler Long Island ve Manhattan’daki Hollanda topraklarına tecavüze başlayınca, halk tarafından beğenilmeyen vali onları savunma için toparlamayı başaramadı. New Netherland 1664’te düştü. *

1664 Günümüzde kuzey North Carolina’yı oluşturan bölgenin kıyıları açığındaki Albemarle Boğazı, daha 1650 lerden başlamak üzere, Virginia’dan gelen yerleşimcilerle dolmaktaydı. Yerleşim biriminin ilk valisi 1664’te geldi. 1670 New England ve Antillerdeki Barbados adasından hareket eden ilk göçmenler, şimdi South Carolina’nın Charleston kenti olan yöreye geldiler. *

1673 Yayınlanan Kraliyet Bildirgesi ile batıda Florida’nın Alleghenies bölgesi, Mississippi Nehri ve Quebec arasında kalan tüm topraklar Kızılderililerin kullanımına ayrıldı. Saray böylelikle, 13 koloninin Batı’daki topraklar üzerindeki tüm hak iddialarını ortadan kaldırmayı ve batıya yayılmayı önlemeye teşebbüs ediyordu. Her ne kadar hiçbir zaman etkin bir biçimde uygulanamamış ise de, Kolonicilerin gözünde bu önlem, onların Batı’daki toprakları işgal edip oralarda yerleşmelerini sağlayan en temel haklarının keyfi bir biçimde göz ardı edilmesi anlamına geliyordu.*

1675 Öncülerle 1621 de ilk kez barış yapmış olan kabile reisinin oğlu Phillip, Avrupalıların daha fazla Kızılderili toprağı işgalini engellemek için New England kabilelerini birleştirmeye çalıştı. *

1675 Kolonilerde Kral’ın yetkilerine karşı ilk önemli başkaldırı olan Bacon İhtilali patlak verdi. Virginia’daki Yerleşiciler ile Susquehannock Kızılderilileri arasındaki bir çatışma ilk kıvılcımı oluşturdu; fakat kısa bir süre sonra sıradan çiftçiler sahiplerinin zenginliği ve ayrıcalığı ve Virginia Valisi William Berkeley ile karşı karşıya geldiler.*

1676 Berkeley’in emirlerine karşı çıkan Bacon, dost Ocaneechee kabilesine bir saldırı başlattı ve kabileyi hemen hemen yok etti. Eylül 1676 da Jamestown’a dönerek kenti yaktı ve Berkeley’i kaçmak zorunda bıraktı. Eyaletin büyük bir kesimi artık Bacon’un yönetimi altındaydı.*

1680 İngiltere başlıca göçmen kaynağı olmaktan çıktı. Savaştan kaçmakta olan binlerce göçmen kıta Avrupası’ndan uzaklaştı.*

1680 New England’a ilk gelen göçmenler kendi kütüphanelerini de beraberlerinde getirdiler ve Londra’dan kitap ithal etmeyi sürdürdüler. Boston’daki kitapçılar çok sayıda klasiklere, tarihe, siyasete, felsefeye, fen bilimlerine, teolojiye ilişkin itaplar ve edebi eserler satıyorlardı. *

1681 Zengin bir Quaker ve II. Charles’in dostu olan William Penn’e Delaware Nehri’nin batısında, sonradan Pennsylvania adını alan, geniş bir arazi verildi. Penn, bu araziye yerleştirmek amacıyla İngiltere’den ve Avrupa kıtasından çok sayıda Protestan- Quaker, Mennonite, Amish, Moraviran ve Baptist topladı. Penn bir yıl sonra geldiğinde, Delaware Nehri kıyılarında Hollandalı, İsveçli ve İngiliz yerleşimci yaşamaya başlamış bulunuyordu.*

1683 Pennsylvania’da ilk okul, bundan sonra her Quaker toplumunda çocuklara şu ya da bu biçimde ilk öğretim, sağlayan bir kurum açıldı. Günümüzde de “William Penn Charter School” adı altında Philadelphia’ da hizmet veren Dostlar Devlet Okulu’nda (Friends Puplic School) klasik diller, tarih, edebiyat konusunda daha ileri düzeyde eğitim veriliyordu. *

1685 Pennsylvania William Penn önderliğinde kusursuz olarak çalıştı ve hızla büyüdü. Nüfusu 9.000 oldu.*

1685 1670’lerde, kolonilerde İngiliz ticaret sistemi uygulamakla görevlendirilmiş bir kraliyet komitesi olan ticaret ve Büyük Çiftlik Lortları, koloni hükümetin ekonomik siyasetine karşı direndiği için, Massachusetts Körfezi imtiyazını geçersiz kılmak için harekete geçtiler. 1685 te II. James, bir New England Dominyonu yaratıp New Jersey ve güneyindeki kolonileri onun yetki alanına sokmaya ve böylelikle Saray’ın tüm bölge üzerindeki denetimini yoğunlaştırmaya yönelik bir öneriyi kabul etti. Kraliyet valisi Sir Edmund Andros, bir kararnameyle yeni vergiler koydu, daha başka sert önlemler aldı ve karşı koyanları hapse attı.*

1690 Amerika’nın nüfusu çeyrek milyona yükseldi. *

1690 Temel Haklar Bildirgesi (Anayasa’nın ilk on eki) ve 1689 tarihli Hoşgörü Yasası, Hıristiyanların tapınma özgürlüklerini yineliyor ve Saray’ın yetkilerine sınırlamalar getiriyordu. Eşit önem de bir gelişme de 1690 da yayınlanan Hükümete ilişkin İkinci İnceleme adlı yapıtta John Locke tarafından, hükümetin tanrısal Haklara değil sözleşmeye dayandığı varsayımının ortaya atılması ve yaşama, özgürlük ve mülkiyet gibi Doğal haklara sahip olan halkın, hükümet bu doğal hakları ihlal ederse, ona karşı ayaklanma hakkının bulunduğunun ileri sürülmesiydi. * 

1691 II. James’in tahttan indirilmesiyle sonuçlanan Şanlı Devrim’e (1688-1689) ilişkin haberler Boston’da duyulunca halk ayaklandı ve Andros’u hapsetti. Massachusetts ve Plymouth yeni bir imtiyaz altında Massachusetts Körfezi kraliyet kolonisi olarak ilk kez birleştirildi. New England Dominyonu yönetimi altına konulan diğer koloniler de kısa zamanda eski hükümetlerini yeniden kurdu.*

1692 Massachusetts’in Salem Village kasabasında bir grup genç kız, Batı Hint Adaları’ndan gelmiş bir kölenin anlattığı masalları dinledikten sonra garip baygınlık nöbetleri geçirmeye başladılar. Sorgulandıklarında, bir kaç kadını büyücü olmakla ve kendilerine eziyet yapmakla suçladılar. Kasaba halkı olayı dehşetle fakat şaşırmadan karşıladı; çünkü XVII. Yy.da Amerika’da ve Avrupa’da büyücülüğe olan inanç çok yaygındı. *

1692 Salem Village’ deki büyücülük duruşmaları, Amerikalıları uzun süre büyüledi. Ruhsal açıdan bakıldığında tarihçilerin çoğu, büyücülüğün varlığı konusundaki gerçek inanç nedeniyle Salem kasabasında toplumun bir tür isteri nöbetine tutulduğunu kabul etmektedirler. Onlara göre, genç kızlardan bazıları rol yapmış bulunsalar bile sorumluluk sahibi olması gereken yetişkinler de bu çılgınlığa kapılmışlardır. *  

1704 Günümüzde bile uzakta kalmış bir bölge sayılan Albemarle’daki ilk kent, bir Fransız Hügenot grubu gelinceye kadar kurulmadı.*

1704 Massachusetts’in Cambridge kentinde koloninin başarılı gazetesi yayına başladı. *

1701 Collegiate School adı altında kurulan üniversitenin kökleri 1640’lara uzanır. İlk önce Connecticut Yüksek Okulu faaliyete geçti. Üst düzeyde eğitimli görevli ve papaz yetiştirmek isteyen ruhbanlar, bir okul kurmak için izin aldılar. 1718 da Galli Elihu Yale’in yaptığı bağışlara karşılık okulun adı Yale olarak değişti. Püritenler tarafından ön planda tutulması, okur-yazar olmaya verilen önem vurgulanıyordu. *

1730 Güneydeki kolonilerde, iç kesimlerdeki nüfus artışı küçümsenmeyecek bir düzeydeydi. İngiliz etkisinin yoğun olduğu kıyı kesimlerindeki ilk yerleşim bölgelerindeki yaşamak istemeyen Alman göçmenlerle İskoçlar ve İrlandalılar iç bölgelere yayıldılar. Kıyı bölgesinde verimli arazi elde edemeyenler ya da arazilerinin verimliliği tükenenler, batıdaki tepelerin zengin bir barınak olduğunu anladılar. Karşılaşılan güçlüklerin çok büyük olmasına karşın, huzursuz yerleşimcilerin gelişi sürdü ve Virginia’nın Shenandoah Vadisi’ne akın etmeye başladılar. Kısa bir süre sonra iç kesimler çiftliklerle dolmuştu. *

1730 Kentlerin gönenci sonucunda, şeytanın toplumu maddi çıkarlar peşinde koşmaya kandırdığı yolunda ortaya çıkan korkular, Büyük Uyanış diye anılan dinsel bir tepki yarattı. Bu tepkinin ilhamı iki kişiden kaynaklandı: 1739 da İngiltere’den gelmiş olan Wesley tarikatı mensubu George Whitefield ve başlangıçta Massachusetts’in Northampton kentindeki Cemaatler Kilisesi’nde (Congregational Church) görev yapmış olan Jonathan Edwars. Whitefield, Philadelphia da dinsel yeniden canlandırma hareketi başlattı ve oradan New England’a geçti. Zaman zaman 20.000 kişiyi bulan izleyicileri, dramatik davranışları, hareketleri ve duygusal konuşmalarıyla büyülüyordu. Rahiplerin, kurulu kiliseleri terk edip canlandırma vaazları vermeye, başlamaları üzerine, New England’da ve orta kolonilerde dinsel kargaşa yaygınlaştı.*

1732 Kurulan 13 koloninin sonuncusu olan Georgia’ya yerleşildi. İspanyol Florida’sının sınırları içinde bulunmamakla birlikte ona çok yakın olan bu bölgenin, İspanyol saldırılarına karşı bir tampon görevi yapması düşünülmüştü. Koloninin benzeri bulunmayan bir başka niteliği daha vardı. Georgia’daki istihkâm işleri ile görevlendirilen General James Oglethorpe bir reformcuydu ve bilinçli olarak, yoksullara ve eski mahkûmlara yeni fırsatlar tanınmasına yönelik bir barınak yaratmaya başladı. *

1733 New York’ta yayınlanmaya başlayan ve hükümet karşısındaki muhalefeti temsil eden New York Weekly Journal sahibi Johann Peter Zenger aleyhine açılan dava, basın özgürlüğü ilkesinin benimsenmesi yolunda atılan önemli bir adımı oluşturdu. *

1740 Massachusettsli Samuel Adams bir tek amaç, yani bağımsızlık için yorulmak bilmeden çalışıyordu. Adams, Harvard Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra, baca müfettişi, vergi tahsildarı, kent meclisi toplantıları yöneticisi gibi kamu görevlerde bulundu. İş hayatında sürekli başarısızlıkla karşılaşan Adams, New England Kent meclisi toplantılarında kendi gösteren, yetenekli ve kurnaz bir siyasetçi idi.*

1741 Whitefield tarafından etkilenenler arasında Edwards da vardı ve Büyük Uyanış, onun “Günahkârlar Kızgın Tanrının Elinde” konulu vaazı ile doruğa ulaştı. Edwards dramatik gösterilere başvurmuyor, vaazlarını alçak sesle ve düşünceli bir davranış içinde veriyordu. Kurulu kiliselerin, Hıristiyanlığı duygusal içeriğinden yoksun bırakmaya çalıştıklarını vurguluyordu. *

1745 XVII. Yy. da Pennsylvania’nın entelektüel ve kültürel gelişmesi, büyük ölçüde, iki adamın hareketli kişiliğin de yansıma buldu: James Logan ve Benjamin Franklin koloninin sekreteri olan Logan’ın mükemmel kütüphanesi, genç Franklin’in en son fen bilimleri eserlerini bulup okumasını sağladı. Logan bir bina yaptırdı ve hem binayı hem de kitaplarını kente bağışladı. *

1745 Koloniler genelinde 22 gazete yayınlanıyordu. *

1750 North Carolina ve South Carolina kolonilerinde 100.000 den fazla insan yaşıyordu.*

1754 İngilizlerle kürk ticareti yürüttü ve 1754-1763 arasında, Amerika’da egemenliği sağlamak için Fransızlara karşı yaptıkları savaşta onlarla birlikte davrandı. İngilizler, Iroquois Birliği’nin desteği olmasaydı belki de savaşı kazanamazlardı. *

1754 Fransa Yedi Yıl Savaşı başlayana kadar Kuzey Amerika’daki güçlü konumunu sürdürdü. Fransa, Kanada’ ki ve Büyük Göller çevresindeki çok sayıda Kızılderili kabilesiyle güçlü ilişkiler kurmuş, Mississippi Nehri’ni ele geçirmiş ve bir dizi kale ve ticaret merkezi kurarak Quebec’ten New Orleans’a kadar uzanan hilal biçiminde bir imparatorluk yaratmıştı. Bunun sonucu olarak İngilizler, Appalachian Dağları’nın doğusundaki dar bir şeride sıkışıp kalmışlardı. Fransa sadece İngiltere İmparatorluğunu tehdit etmiyor, aynı zamanda Mississippi Vadisi’ni elinde tutarak batıya yayılmalarını sınırlayabildiği Amerikan kolonicileri için de bir tehlike oluşturuyordu.*

1754 Günümüz de Pennsylvania’nın Pittsburgh kentinin bulunduğu yerdeki Duquesne Kalesi’nde Fransız Kuvvetleri ile Virginialı bir büyük çiftlik sahibi ve arazi ölçümcüsü olan 22 yaşındaki George Washington’un komuta ettiği Virginia milisleri arasında silahlı çatışma çıktı.  *

1754 İngiltere ile çatışma nedeniyle kolonilerin tutumlarında büyük değişikler oluştu. Özerkliklerinin en ufak bir parçasından bile vazgeçmeyi reddeden ve bunu kendilerinin seçtikleri kuruluşlara da bırakmak istemeyen yerel meclisler, 1754 te Albany Birlik Planı’nı geri çevirdiler. Buna karşın, Devrim sırasında yapılan karşılıklı yardımlar etkili olmuş ve bireysel yetkiden vazgeçmek konusundaki korkular büyük ölçüde azalmıştı. *

1763 Fransa Paris Antlaşması ile Kanada, Büyük Göller ve Yukarı Mississippi Vadisi’ni İngilizlere terk etti. Kuzey Amerika’da bir Fransa İmparatorluğu düşü böylece sona erdi.*

1764 İngiliz yönetiminde olmayan bölgelerden ithal edilecek rom ve melastan çok yüksek gümrük resmi ya da vergi alınmasını gerektiren 1733 tarihli Melas Yasası yerine, 1764’te Şeker Yasası’nın kabul edilmesi oldu. Anılan yasa ile yabancı kaynaklı rom ithali yasaklandı; tüm kaynaklardan gelen melas için düşük bir Gümrük resmi konuldu; şaraba, ipeğe, kahveye ve çok sayıda diğer lüks mala da gümrük resmi getirildi. Melastan alınan gümrük resminin düşürülmesi sonucunda, New England’daki rom fabrikalarında işlenmek üzere Hollanda ve Fransa Batı Hint Adalarından kaçak melas getirmeye teşebbüs etmenin çekici olmaktan çıkacağı umuluyordu. Şeker Yasası’nı uygulamak için gümrük yetkililerinin daha uyanık ve etkili davranmaları emredildi. Amerika sularında dolaşan İngiliz gemilerine kaçakçıları yakalamaları talimatı verildi ve krallık subaylarına şüphelendikleri binaları arama yetkisi sağlayan “arama belgeleri” verildi. *

1764 İngiltere Parlamentosu, “Majestelerinin hiçbir kolonisinde çıkarılan borç kâğıtlarının yasal ödeme belgesi sayılmasını engellemek için “Para Yasası” nı kabul etti. Koloniler, ticaret açığı veren bir bölge olduğu ve sürekli nakit para sıkıntısı çektiği için anılan önlem, kolonilerin ekonomisi üzerine ciddi bir yük ekledi. Krallık askerlerine koloniler tarafından yiyecek ve barınak sağlanmasını gerektiren 1765 tarihli Askeri konaklama Yasası da aynı derecede muhalefet yarattı. *

1765 Anavatanla yapılan ticaret büyük bir düşüş gösterdi. Önemli kişiler, “Sons of Liberty” (Özgürlük Çocukları) adı verilen ve Pul Vergisini çok kez şiddet kullanarak protesto eden gizli örgütler kurdular. Yasa, Massachusetts’ten South Carolina’ya kadar hükümsüz kılındı; kızgın gruplar gümrük yetkilerini istifaya zorladılar ve nefret uyandıran pulları imha ettiler. *

1765 Patrick Henry’nin harekete geçirdiği Virginia Temsilciler Meclisi, temsil olmaksızın vergilendirmenin Kolonilerin özgürlükleri karşısında bir tehdit oluşturduğunu ileri süren bir dizi kınama kararı aldı. Temsilciler Meclisi, Virginialıların da İngilizlerin yararlandığı haklara sahip olduklarını ve bu nedenle ancak kendi temsilcileri tarafından vergilendirilebileceklerini ilan etti. 8 Haziran’da Massachusetts Meclisi, tüm kolonileri Ekim 1765’te New York’ta toplanacak Pul Yasası Kongresi’ne temsilci göndermeye çağırdı. Kongre’de, Kral’dan ve İngiltere Parlamentosu’ndan kurtulma önerileri ele alınacaktı. Dokuz Koloniden gelen yirmi yedi temsilcinin katıldığı Kongre, bu fırsattan yararlanarak, parlamentonun Amerika işlerine karışmasına muhalif bir kolini kamuoyu oluşturdu. Uzun tartışmalardan sonra Kongre “kendi Meclisleri dışında hiçbir kuruluşun anayasaya uygun olarak ne vergi koyabildiğini ne de koyabileceğini” ve Pul Yasası ’ın da “kolonicilerin hak ve özgürlüklerini ihlale yönelik açık bir eğilim olduğunu” ilan eden bir dizi karar aldı. *        

1766 İngiltere Parlamentosu kolonilerin iddialarını kabul etmek niyetinde değildi. Buna karşın, Amerikan Boykotundan etkilenen İngiliz tüccarları, bir iptal hareketini desteklemeye başladılar ve Parlamento 1766 da pes ederek Pul Yasası’nı yürürlükten kaldırdı ve Şeker Yasası’nda değişiklik yaptı; fakat koloniler üzerinde bir merkezi güç bulunması yanlıları yatıştırmak için bir Açıklayıcı Yasa kabul etti. Bu yasa ile Parlamento’ya kolonileri “her konuda” bağlayıcı yasalar çıkarma yetkisi veriliyordu. *

1767 Tüm anlaşmazlıkları yeniden alevlendiren bir dizi önlem alındı. İngiltere Maliye Bakanı Charles Townshend den yeni bir mali program hazırlaması istenildi. Amerikan ticaretine konulan resimlerin daha etkin bir biçimde tahsil ettirerek İngilizlerin vergi yükünü azaltmayı amaçlayan Bakan, gümrük denetimini sıkılaştırdı ve İngiltere’den kolonilere ihraç edilen kâğıt, cam, kurşun ve çaydan ithalat resmi alınmasını destekledi. Townshend Yasaları denilen yasalar, kolonilerce ithal edilen mallardan alınan resimlerin yasal olduğu, buna karşın, Pul Vergisi gibi iç vergilerin yasal olmadığı görüşüne dayandırılıyordu. *

1770 Boston’da İngiliz askerlerinin varlığı, kargaşa için açık bir davet oluşturuyordu. 5 Mart 1770’te vatandaşlarla İngiliz askerleri arasındaki düşmanlık yeniden şiddete dönüştü. İngiliz askerlerine kartopu atılmasıyla başlayan zararsız tepki, giderek kitlesel bir saldırıya dönüştü. Biri ateş emri verdi. Duman dağıldığında, üç Bostonlunun karlar üstünde ölü olarak yattığı görüldü. “Boston Katliamı” adı verilen olay İngiliz kalpsizliğinin ve zulmünün bir örneği olarak büyütüldü. *

1772 Adams, Boston kent meclisi toplantısında, kolonicilerin haklarını ve yakınmalarını dile getirecek bir  “İletişim Komitesi” seçilmesini sağladı. Komite, İngilizler tarafından alınan, yargıçların maaşlarının gümrük gelirlerinden karşılanması yolundaki karara karşı çıktı; çünkü yargıçların maaşları için meclise bağlı olmayacaklarından ve bunun sonucunda meclise hesap verme zorunda kalmayacaklarından, böylelikle de “baskıcı bir hükümet biçimi” ortaya çıkacağından korkuyordu. Komite, bu konuda diğer kolonilerle bağlantı kurdu ve yanıtlarını göndermelerini istedi. Hemen hemen tüm kolonilerde komiteler kuruldu ve anılan komiteler etkili devrim örgütlenmesi yolunda temel oluşturdu. Yine de Adams’ın elinde halkı ateşlemeye yetecek neden yoktu. *

1773 İngiltere, Adams ve müttefiklerine çarpıcı bir fırsat sundu. Mali açıdan sıkıntı içine düşen güçlü Doğu Hindistan Şirketi, İngiltere Hükümeti’ne başvurdu ve şirkete, kolonilere yönelik tüm çay ihracatında tekel Hakkı bağışlandı.*

1773 16 Aralık gecesi, Mohawk Kızılderilileri kılığına bürünmüş kişiler, Samuel Adams başlarında olduğu halde Boston limanında demirlemiş olan üç İngiliz gemisine çıktılar ve gemilerdeki çayı denize attılar. Eğer mal indirilseydi, kolonicilerin gümrük resmini ödeyip çayı satın alacağından korktukları için bu yola başvurmuşlardı. Adams ve beraberindeki radikaller, hemşerilerinin bağımsızlık ilkesine bağlılığından kuşku duyuyorlardı. *

1774 Virginia Temsilciler Meclisi’nin önerisi üzerine kolonilerin temsilcileri, “ Kolonilerin üzücü durumuna ilişkin danışmalarda bulunmak için” 5 Şubat 1774 te Philadelphia da toplandılar. Birinci Kıtasal Kongre olarak bilinen toplantıya katılan delegeler, bölgesel meclisler tarafından ya da halk toplantılarında seçilmişlerdi. Georgia dışındaki koloniler en az bir delege gönderdiler. Toplam 55 olan delege sayısı, çeşitli görüşleri yansıtabilecek derecede büyük ancak, ciddi tartışmalara girişip etkin kararlar alabilecek kadar da küçüktü. *

1774 III. George Philadelphia’daki Quakerlerin verdiği bir dilekçeyi küçümseyerek, “Zarlar atıldı. Koloniler ya baş eğer ya da zafer kazanırlar” diye yanıt verdi. Anılan davranış, Zorlama Yasalarını izleyen gelişmeler nedeniyle şaşkına dönmüş ve korkmuş olan Kralcıları yalnızlığa itti. *

1775 Amerika’nın nüfusu 2,5 milyona erişti. *

1775 Amerikan Devrim tarihinin 1775’te ilk silah ateşlendikten çok önce başladığına inanmakla birlikte, Virginia’nın Jamestow kasabasında ilk sürekli koloni kurulmasının üzerinden bir buçuk yüzyıldan daha uzun bir süre geçinceye yani 1763’e kadar İngiltere ve Amerika birbirlerinden açıkça ayrılmaya başlamadılar. Koloniler ekonomik güç ve kültürel kazanımlar alanında büyük ölçüde gelişme sağlamışlar ve hemen hemen hepsi uzun özyönetim yılları geçirmişlerdi. 1760 lar da toplam nüfusları, 1700’den beri altı kat artarak 1.500.000’i aşmıştı.*

1775 Amerika doğumlu bir hanımla evli ve cana yakın bir İngiliz kibarı olan General Thomas Gage, siyasal faaliyetlerin hemen hemen tümüyle ticaretin yerini aldığı Boston kentindeki garnizona kumanda ediyordu. Gage’nin kolonilerdeki temel görevi Zorlama Yasalarını uygulamak olmuştu. Massachusetts kolonicilerinin 32 km. uzaktaki Concord kentinde barut ve askeri gereç topladıkları haberini alan Gage, bunlara el koymak amacıyla garnizondan güçlü bir birlik gönderdi. İngiliz askerleri bütün gece yol aldıktan sonra 19 Nisan 1775 günü Lexington köyüne ulaştılar ve sabahın sisleri arasında, bir dakika içinde savaşa hazır duruma geldikleri söylendiği için Minutemen (Dakikalıklar) diye adlandırılan 70 silahlı kolonici ile karşılaştılar.

Lexington ve Concord’un yarattığı endişeler sürerken, İkinci Kıtasal Kongre savaşa karar verdi, kolonilerdeki milisleri kıtasal hizmete aldı ve Virginialı Albay George Washington’ı Amerikan kuvvetlerinin başkomutanlığına atadı. Bu sırada, Boston’un hemen yakınındaki Bunker Hill’de Amerikalılar büyük kayıplar verdiler. Kongre ayrıca Amerikan kuvvetlerinin sonbaharda Kanada’ya doğru kuzeye yürümesine karar verdi. Amerikalılar daha sonra Montreal’i ele geçirdilerse de Quebec’e yönelik kış saldırısında başarı elde edemediler ve sonunda New York’a çekildiler. Silahlı çatışma başlamış olmakla birlikte bazı Kongre Üyeleri, İngiltere’den tümüyle ayrılma fikrini hoş karşılamıyorlardı. John Dickinson Temmuz ayında, Zeytin Dalı Dilekçesi diye bilinen ve bir tür anlaşmaya varılana kadar daha fazla şiddet faaliyetine girişilmesini önlemesi için Kral’dan ricada bulunan bir karar taslağı kaleme aldı; fakat bu dilekçeye kulak verilmedi ve III. George 23 Ağustos 1775 te bir açıklama yayınlayarak kolonileri asi ilan etti. İngiltere, bir bakıma köleliğe bağlı oldukları için Güney’deki kolonilerin kendisine sadık kalmasını bekliyordu. Güney kolonilerinde yaşayan çok kimse anavatana karşı çıkacak bir isyanın, büyük çiftlik sahiplerine yönelik bir köle ayaklanmasına yol açacağından korkuyordu. Gerçekten de, Virginia Valisi Lord Dunmore Kasım 1775 te İngilizlerle birlikte savaşacak tüm kölelere özgürlük vermeyi önerdi. Bunun aksine, Dunmore’nin açıklaması, belki de Kralcı kalacak olan pek çok Virginialının asilerin tarafına geçmesi sonucunu doğurdu. Nort Carolina Valisi Josiah Martin de North Carolinalıları Saray’a sadık kalmaya zorladı. 1.500 kişi Martin’in çağrısına olumlu yanıt verdilerse de İngiliz askerleri yardıma gelemeden önce devrim güçleri tarafından yenilgiye uğrattılar. İngiliz savaş gemileri kıyı boyunca South Carolina’nın Charleston kentine kadar inip Haziran 1776 da kente ateş açtılar; ancak hazırlanmaya zamanları olan South Carolinalılar ayın sonuna doğru İngilizleri püskürttüler. İngilizler, iki yıldan fazla bir süre geçmeden yeniden Güney’e inemediler. *

1776 1774’te İngiltere’den Amerika’ya gelmiş olan siyasal kuramcı ve yazar Thomas Paine, Ocak 1776’da Sağduyu adlı 50 sayfalık bir broşür yayımladı. Üç ay içinde broşürden 100.000 adet satıldı. Paine, soydan geçen krallık anlayışına saldırıyor ve bir tek dürüst adamın bile toplum için “gelmiş geçmiş tüm taçlı zorbalardan” daha değerli olduğunu belirtiyordu. Ona göre seçenekler, ya zorba bir krala ve yıpranmış hükümete sürekli boyun eğmek ya da kendisine yeterli ve bağımsız bir cumhuriyet olarak mutlu yaşamaktı. Tüm kolonilerde dağıtılan Sağduyu, ayrılma isteğinin somutlaşmasına yardımcı oldu. Geriye, resmi bir açıklama yapmak için her koloniden onay alınması işi kalmıştı. İkinci Kıtasal Kongre toplandıktan tam bir yıl sonra, 10 Mayıs 1776’da ayrılmak için çağrıda bulunan bir karar kabul edildi. Sadece resmi bir açıklamaya gerek kalmıştı. 7 Temmuz’da Virginialı Richard Henry Lee, “Birleşik Kolonilerin, özgür ve bağımsız devletler olduklarını ve olma hakları bulunduğunu” ilan eden bir karar taslağı sundu. Bunun hemen ardından, resmi bir bildiri hazırlamak için Virginialı Thomas Jefferson’un başkanlığında beş kişilik bir komitagörevlendirildi.*

1776 Büyük ölçüde Jefferson ’un yapıtı olan ve 4 Temmuz 1776’da kabul edilen BAĞIMSIZLIK BİLDİRİSİ, yeni bir ulusun doğumunu açıklamakla kalmıyor, tüm dünyada etkin bir güç oluşturacak olan bir insan özgürlüğü felsefesini de yaratıyordu. Bildiri, Fransız ve İngiliz aydınlanmasına ilişkin siyasal felsefeye dayanmakla birlikte, özellikle bir yapıtın etkisi göze çarpmaktadır. John Locke’nin Hükümete İlişkin İkinci İnceleme ’si Locke, İngilizlerin geleneksel haklarına ilişkin kavramları ele alıp onları insanların doğal hakları olarak evrenselleşmiştir. Jefferson, bildiride, Locke’nin ilkeleri ile kolonilerdeki durum arasında doğrudan bağlantı kurmuştur. Amerikan bağımsızlığı için savaşmak, “bizleri, anayasamıza yabancı olan ve yasalarımızın kabul etmediği bir yönetime tabi kılma yolunda başkalarıyla işbirliği yapan” bir kralın hükümeti yerine halkın onayı ile kurulmuş bir hükümet için savaşmaktı. Ancak halkın onayı ile kurulan bir hükümet, yaşamak, özgür olmak ve mutluluğa erişmek doğal haklarını güvence altına alabilirdi. Bu nedenle de Amerikan bağımsızlığı için savaşan her insan, kendi doğal hakları için savaşmış oluyordu.*

DEVAM EDECEK

KAYNAK;

[1] http://www.usemb-ankara.org.tr/ABDAnaHatlar/Tarih.htm

*http://www.usemb-ankara.org.tr/ABDAnaHatlar/Tarih.htm

**https://www.turkishnews.com/tr/content/2017/02/23/abdye-ilk-yerlesen-turkler/

***http://100yil100gercek.com/gercek/kuzey-amerikada-ermeni-varligi-1618-yilina-kadar-uzanir/

Kenan Mutlu Gürses

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.