Bilge İnsan Doğan Kuban

22 Eylülde sessizce uçmağa varan Bilge İnsan Doğan Kuban’ı başardıkları unutturmayacaktır.

Mütevaziliği ile gönüllerde taht kuran 82 yaşında  sessizce uçmağa(*)  varan Bilge İnsan  Doğan Kuban yapıtları  ve yazıları ile her zaman yaşayacaktır. Yaptıkları ile yol göstermeyi sürdürecektir. Başardıkları O’nu unutturmayacaktır.

Bilge 82 yaşında şöyle der: ‘Cumhuriyet’in yetiştirdiği bir adamım ve memleketimde okudum. Cumhuriyet bizi milliyetçi ve idealist kişiler olarak yetiştirdi. Ben bu ülkenin lisesinde, üniversitesinde okudum ve kendi alanımda dünya çapında bir adam oldum. Yurt dışında hiç okumadım, hocalık ettim. Cumhuriyet bizleri çok iyi yetiştirdi. Atatürk yaşıyordu. İnancımız sınırsızdı. Bizi Ankara milliyetçi yaptı’

***

Prof. Dr. Doğan Kuban’ı 22 Eylül 2021 günü yitirdik. 

-O, ülkemiz mimarlık tarihinin ilk öğretim üyesiydi. 

-Mimarlıktan tarihe, felsefeye ve edebiyata değin birçok alana ilgi duyan bir aydınlanmacıydı, 

-Atatürkçüydü. 

-Uzmanlığı, Türk ve İslam mimarlık tarihi, sanat tarihi, kent tarihiydi. 

Yetkilileri uyaran yazılarıyla ve koruma planlarıyla da tarihi çevrenin korunmasında öncü bir görev yaptı.

-Beş yıl, 1978–83, Ağa Han Ödülü yönetim kurulunda görev yaptı. 

– En başta Anadolu kentleri olmak üzere, İslâm ülkelerinin şehirlerini ve ünlü anıtlarını gördü, inceledi. 

– Hindistan’dan Orta Asya’ya oradan Çin’e, Endonezya’ya… 

– Dört başı mamur görsel ve kuramsal bir birikime ulaştı. 

– Türkiye’de yetişmiş bir bilim insanı olmasına karşın, dünya sanatı üzerine pek çok deneyimi, birikimi oldu. Ömrü bu alanda, dünyanın pek çok ülkesinde inceleme yaparak, seminer, konferans, ders vererek, kitap ve makale yazarak geçti.

Sekiz yaşımdan beri yazıyorum; vapurda, otobüste her yerde yazarım. ”  demiş olması ,yapıp yazdıklarının göstergesidir.

Yurt sevgisi, Türk olmak, bundan onur duymak -nedense bazı entelektüeller, bunu ırkçılık gibi ele alırlara inat Kuban “Bence dünyayı Türkçe algılayan, Türkçe anlatandır Türk” diyor.(1)

Türk olarak yaptıkları sözlerinin delili sayılmalıdır.

***

İkinci Dünya Savaşı’ndan kurtulduktan sonra, dünya ile birlikte, Amerika’nın eline düştük. 1950’den sonra dışarıdan kurgulu bir demokrasi bozuntusu ile ordu arasında oynanan ve 1980 darbesine kadar süren bir süreçten geçtik. Kentleşme-kırsallaşma, sanayileşme karışımı bir azgelişmiş toplum sürecine girerek, bugüne ulaştık. ‘Gelişmekte olan ülke’ adını taşıyan Türkiye, dünya sıralamasında Megalopolis yozlaşması aşamasında, azgelişmişlik kategorisinde yer alıyor. Türkiye yirminci yüzyıl dünyasında, 1950’ye kadar, örnek gelişme gösteren bir ülke idi. Şimdi sorunların çözümü yok.

Bilinçlendirmek uygarlık sorumluluğudur. Aklımız, eğitimimiz, bilgimiz oranında çevremizi aydınlatmak zorundayız. Bu küçük aydınlık odakları toplum sinerjisini, toplumun gelecek umutlarını korumaya yardım edecektir. Bu, çağdaş bir insani dayanışma örneğidir. Dayanışma insan sevgisinden kaynaklanırsa amacına daha kolay ulaşabilir. Bu davranışlar, insanlık bilincinizin kişiliğinizi ve varlığınızı zorlayan enerjisinden, insanlık ve sorumluluk duygusundan kaynaklanır. Bunun ölçütleri evrensel ve bilimseldir. Politik değildir.(2)

***

Ülke ekonomisine giderek daha çok yük olan büyük kentleri şişirerek değil, ülkeye yayılmış bir ileri sanayileşme çabası ve ona paralel bir teknik öğretimle gerçekleşebilir. Bu düşünceleri üretecek entelektüel ortamın gelişmesi, toplumun zaman içinde, çağdaş uygarlık aşamasına ulaşmasıdır. Uçurum kenarında dolaşan aydınların görevi bu aydınlığın yayılmasıdır. (3)

***

Kitapları anlayarak ve düşünerek okumak bir sistematiğe bağlanırsa, o zaman, içindeki bazı kavramlar, tanımlar size bütün yaşamınızca arkadaş olur. Bu ilgili konularda başka kitaplar okuduğunuz zaman bir şeyi yapmaya hazır olacağınız anlamı taşır. Yaşamınız aldığınız her kitabı okumaya yetmez. Fakat tecrübeniz arttıkça bir kitabın içeriğini kavramak kolaylaşır. Kitap sizin bahçenizin çiçeği olduğu zaman ondan koparılacak çiçeklerle yapacağınız buketlerin sayısı artar. Ve çiçek bahçeniz, yaşamınızın en önemli bileşeni olabilir.(4 )

( * ) Uçmağa varmak ne demek?

Uçmak kelimesi Soğdca kökenlidir.
TDK’ye göre uçmak kelimesi anlamı şu şekildedir:

Uçmag – Türk ve Altay mitolojisinde Cennet. Uçmağ (Uçmak, Ocmah, Uçmah) olarak da söylenir. Karşıtı Tamagdır.

”Uçmağ”, özellikle Karacaoğlan ve Yunus Emre gibi halk ozanlarının yazdığı şiirlerde sıklıkla kullanılır. Uçmağa Varmak ifadesi ise ölmek ve ahiret yurduna kavuşmak manasına gelir.

(1 ) Feyziye Özberk’in  Doğan Kuban:Atatürkçü bir bilge yazısında https://aydinlik.com.tr/haber/dogan-kuban-ataturkcu-bir-bilge-258757-1

(2 ) Doğan Kuban’ın  (2016) Türkiye’de cehaletin doğası yazısından ( https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/orhan-bursali/turkiyede-cehaletin-dogasi-1871816  )

(3 ) Doğan Kuban’ın  Anadolu’ya dönme zamanı geldi yazısndan

(4  ) Doğan Kuban’ın  Okumak ve düşünmek  yazısndanhttps://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/dogan-kuban/okumak-ve-dusunmek

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.