AFGAN GÖÇÜ NEDİR?

AFGAN GÖÇÜ NEDİR? TALİBAN VE UYUŞTURUCU

Afgan göçü hakkında çok yazıldı, konuşuldu. Ben de yerinden öğrenerek ülkemize kimlerin geldiği hakkında bilgi edinmeye çalıştım. Afganistan vatandaşı bir Özbek Türkü şunları anlattı:
“Köyleri tek tek Taliban’a bırakıyorlar. Mecburen herkes malını-mülkünü bırakıp köyden çıkıyor. Köyde kalırsan ya Taliban’a katılırsın veya mecburen günlük onların yemeğini temin edersin. Afganistan’dan Türkiye’ye gelmekte olan göçün birçok nedeni var.
1. Afganistan’da devam eden savaştan dolayı işsizlik oranının çok yüksek olmasıdır.
2. Afganların birçoğunun yurt dışında, özellikle Avrupa ülkelerinde yaşama hevesi, oraları özgürlük ülkesi sanarak, Afganistan’da yıllarca süren savaştan kaçmak ve bu yüzden kaçak yollarla Türkiye üzerinden oralara ulaşmak istemesi…
3. Afganlar için İran ve Pakistan gibi komşu ülkelerde iş imkanı olmaması ve kazandığı malların ellerinden alınması…
4. Diğer ülkelere nazaran Türkiye halkının göçmenlere iyi davranması, onlara yaşama, çalışma hakkı tanıması da bir ayrıcalık olarak cazip geliyor.
Taliban Türkiye’ye geliyor iddiasına gelince;
Araya sızan Taliban muhakkak vardır. Çünkü Türkiye’den Afganistan’a gelip yardım eden birçok İslamcı grup var. Taliban ile aynı zihniyeti taşıyan birçok grup var Türkiye’de. Biz buradaki Taliban yetiştiren medreseleri nasıl kapatırız diye uğraşırken, Türkiye’den birileri hala kuran kursu, medreselerin yapımı diye projeler gönderiyor. Biz mollalar yüzünden ne hallere düştük. Çekmediğimiz kalmadı.
Türkiye’ye gelen göçmenlerin çoğunu Özbek Türkmen oluşturmaktadır. Taliban iddiası, onları Türkiye engellesin diye söyleniyor olabilir. Çünkü Türkiye’ye çalışmaya gelen Türk asıllı gençler tarafından sıcak para akışı var. Bu da Peştunlar için sorun. Çünkü Türklerin kuvvetli olması onların işine gelmez. Şu anda Afganistan’dan her gün Türkiye’ye 1500 civarında Afganlı giriş yapıyor.
Başka bir sorun daha var. Taliban uyuşturucu ağlarını kurmaya çalışıyor. Daha önce uyuşturucuyu ABD tabutlarla götürüyordu. Şimdi ABD gitti. Taliban yeni bir güzergah oluşturacak. Bu güzergah İran üzerinden Türkiye olabilir. Türkiye üzerinden Avrupa’ya… “
Bu açıklamadan sonra insan Peker’in uyuşturucu ticareti iddialarını düşünmeden edemiyor. Özelleşen limanlardan bazılarının dünyaca ünlü uyuşturucu baronlarına verildiğini düşündüğümüzde karşımıza ürkütücü bir tablo çıkıyor. Türkiye “terörist devlet” konumuna düşecek bir noktaya mı çekiliyor? Sahi, ABD Türkiye’nin sınırı olan Dedeağaç’a neden yığınak yapıyor? Helikopterler, tanklar… Yunanistan’ı neden yeni silahlar ile donatıyor?
Türkiye’de çıkartılacak bir iç kargaşa anında Yunanistan’ı Türkiye’nin üzerine salmak için mi?
Peki bu durumda ne düşünmeliyiz?
Türkiye Birleşmiş Milletler toplama kampına döndü. Cahil ve basiretsiz siyasileri nasıl ikna ediyorlar bilmiyorum ama Türkiye’de ÜLKÜ BİRLİĞİ yok ediliyor. Bir milleti Millet yapan ülkü birliği… Kurtuluş Savaşı vermiş, yepyeni bir devlet kurmuş bir milletiz. Milli bayramlarımız ortak sevincimiz, ortak gururumuzdu. Yasakladılar. Fitne soktular. Türk Milleti’ni 37’den başlayarak 47 etnik yapı var diyerek birliğimizi dinamitlediler. Olmadı. İç çatışma çıkartamadılar. Kürt-Türk çatışması çıkartmaya çalıştılar. Evladı şehit olan anne Kürt komşusuyla sarılıp ağladı. Şehit aileleri Kürt komşusunu PKK’dan ayrı tutmayı bildi. Alevi-Sünni çatışması çıkartmaya çalıştılar. Çorum, K. Maraş olayları ilk fitiliydi. Madımak katliamıyla devam etti. Başbağlar katliamına rövanş dediler. Yetmedi! Ergenekon kumpasında Alevi subaylarımızı hedefe oturttular. Gezi olaylarında Alevi çocuklarımızı vurdular. Olmadı. Hatta tam tersi oldu. Aklı başında herkes, Alevilerin Türklerin asıl özü olduğunu, öz be öz Türk olduğu için sürekli saldırıya uğradıklarını, Alevi inancı üzerinden aslında Türklüğe, Türk kültürüne vurulduğunu keşfetti. Birçok Sünni Türk, “ben de Aleviyim” demeye başladı. Böylece Alevi-Sünni çatışması da hayal oldu. O zaman BOP’un tamamlanması için başka malzemeye ihtiyaç duyuldu.
AKP+ABD işbirliği ile Doğu sınırlarımızdaki mayınlar temizlendi. O zaman “buradan kimleri içeri sokacaksınız” diye sormuştum. Suriye sınırımızdaki mayınlar temizlendi. Suriye terörize edildi. Aslında çift taraflı geçişlerle Türkiye’de teröristlerin üst bölgesi oldu. Onların ne zaman kullanılacağını henüz bilmiyoruz.
Türkiye’nin demografik yapısını “göç mühendisliği” kullanılarak bozuyorlar. Bir milletini millet yapan ortak değerlerimizin olmadığı insanlar her şekilde kullanıma açıktır. Kontrolsüz göçlerde ülkeye ne kadar ajan sokuldu bilmiyoruz diyeceğim de… Ülkemiz zaten yabancı istihbaratlar için engelsiz açık alan. Yalnız birçok terörist giriyordur. Tıpkı Suriye patlatılmadan Suriye’ye sokulan teröristler gibi…
Giderek sokaklarımız güvensiz olacak. Geceleri sokağa çıkmaya korkacağız. Çocuklarımızı belli saatten sonra eve kapatacağız. Oturduğumuz evde, mahallede kendimizi güvende hissetmeyeceğiz. Bugün kendi nüfusundan fazla göçmen barındıran illerimiz var. Kendi vatandaşımız azınlığa düştü. Bu göç sistemlidir. BOP gereği bir kabuldür. Türkiye’yi Yugoslavya benzeri bir yöntemle bölmek için işleme konan bir projedir. Kimse bu göçü sadece Araplaşma olarak görmesin. Bu proje Türkiye’yi bölüp, parçalama projesidir.
Avrupa için daima bir Türk sorunu vardır. Avrupa Türk Sorunu diyemediği için “Kürt Sorunu” diye bir sorun icat etti. Çünkü Kürt Sorunu yaratarak TÜRK SORUNUNU çözmek istiyordu. Ülkemiz içinde de Türk’ü sorun olarak gören devşirmeler, Kuvayi İnzibatiye artıkları vardı. Onlarla iş birliği yaptılar. Yerli iş birlikçileri 19 yıldır Türk Milletine, Türk kültürüne, Türk adına niye savaş açtı sanıyorsunuz?
Avrupalı dostlarımız(!) ne diyordu? Türkler Anadolu’ya bin yıl önce geldi. Asya’ya geri gitsinler diyordu değil mi? AKP’nin Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şen iki gün önce içindeki safrayı kustu;
Bağımsız İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ’ın “Türkiye’de kayıtlı ve kayıtsız toplam 5.3 Milyon(bana göre 9 milyon) Suriyeli var. Türk Milleti’ne soruyorum; 5.3 Milyon Suriyeli için ne yapılmasını istiyorsunuz?” ifadeleriyle paylaştığı anketi alıntılayarak, “Suriye’den gelenlere sordum. Diyorlar ki: İlk olarak bizden önce gelenler geldikleri yere gitseler, biz de yol yordam öğrensek, sonra biz gitsek” dedi. (yeniçağ gazetesi)
İşte Haçlı kafası budur! Türk düşmanlığını her daim açık ediyorlar. Ben bunlara öncü işgal kuvvetleri diyorum. Ey Türk Milleti;
“At sahibine göre eşinir.” Bunlar biz Türklerin sessizliğinde iyice azdı. Kör müsün? Haçlı Ordusunun öncü güçleri içimizdedir. Duymuyor musun?
Sahi, AKP’nin BOP Kapsamında kurduğu Kalkınma Ajanslarının çalışmaları hangi noktada? Bilen var mı? 19 yıldır 7 Cüceler ve Pamuk Prenses rolünü oynayan muhalefet, Kalkınma Ajanslarının raporlarını takip ediyor mu? Mersin Merkezli “Doğu Akdeniz Eyaleti” kurma projesi gibi… Kalkınma ajanslarını takip edersek, nasıl bölüneceğimizi, ihanet projelerini açıkça görürüz.
CHP İzmir milletvekili Ali Yiğit 2016 yılında Kayseri’de partililere seslenerek; “İzmirlilerin Avrupa’ya girmeye hazır olduğunu, gerekirse İzmir’in Türkiye’den ayrılarak Avrupa Birliğine girmesini” söylemiştir. BATIYI AB HAVUCUYLA AYIRMAYI PLANLADIKLARI ÇOK AÇIK DEĞİL Mİ?
Çok yönlü bir örümcek ağı içindeyiz!
Bu topraklarda var olabilmek için bırakın uyumayı, uyuklama şansımız bile yok!
Cesareti olmayanın vatanı olmaz. Vatanı olmayanın hiçbir değeri kalmaz!
SEÇİMİMİZ YARINIMIZ OLACAKTIR!
Zahide UÇAR (25. 07. 2021)

NOT: Sayfada kullandığım resimler bana özel gönderilmiştir. Afganistan’da köylerin boşaltılmasıyla ilgili resimlerdir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
ZAHİDE ENGİN UÇAR

A.Türer YENER tarafından

Babasının Türk Silahlı Kuvvetlerinde Subay olması nedeni ile 8.09.1944 Senesinde Çanakkale- Gelibolu/ Bolayırda doğdu. - İlk okul tahsilini Erzurum ve Elazığda yaptı. Ortaokul ve Liseyi İstanbul Bakırköyde bitirdi. - Askerliğini 1965 senesinde Türk Deniz Kuvvetlerinde , Heybeliada Deniz Harp Okulunda yaptı .31.12. 1967 senesinde terhis oldu. - 1968 senesinde kısa bir dönem, İstanbulda yayınlanan Günaydın Gazetesinde çalıştı. - 1.04.1968- 1.10.1990 seneleri arasında Türkiye faaliyet gösteren Mobil Oil Türk A.Ş firmasında çalıştı ve buradan emekli oldu. Emekli olduktan sonrada muhtelif Açık hava Reklam firmalarında Genel Müdür Yardımcılıklarında bulunmuştur. - 1980 senesinden sonra kurulan İDİL- URAL TÜRKLERİ KÜLTÜR VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ'nin kuruluş çalışmalarında bulunmuş, Kurucu yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmıştır..Halen bu derneğin üyesidir. - 1990 tarihinden 2004 senesine kadar İstabul Zeytinburnunda bulunan ,KAZAK TÜRKLERİ VAKFINDA Genel Sekreter olarak çalıştım. Halen Zeytinburnunda bulunan KAZAK TÜRKLERİ VAKIF BİNASININ yapılmasında Kazak Türkleri Vakfı kurucu üyeleri ile çalıştım. - 1992 senesinden itibaren o zamanlar Almanyada ikamet eden ,Dünya Tatar Ligi Genel Başkanı ve Tataristan Yasama Organı, Milli Meclisin Fahri üyesi Rahmetli Sayın Ali Akış büyüğümüzle devamlı mektuplaşarak ve telefon görüşmeleri yaparak İdil, Uralla ile ilgili bilgileri kendilerinden aldım. Bana gönderdikleri mektuplar halen bende bulunmaktadır. - Tataristan Cumhuriyeti , Rusya federasyonu ve Türk dünyası ile yakın ilişkiler içinde bulunmaktayım. Rusya federasonuna bağlı Tataristan Cumhuriyetinde kurulu ,Bütün Dünya Tatar Girişimci Destek Kuruluşu 29.03.2013 tarihli resmi belgelendirme ile A.Türer yener ' i Türkiye ve Tataristan arasındaki Yatırım ve İş projeleri, Ticaret,Kültür, ilişkileri ile tüm gerekli görüşmeleri gerçekleştirmek üzere vekil tayin etmişlerdir. - A.Türer Yener 1995 senesi Mart ayında Türkiyede kurulu 23 Türk dernek ve Vakıf Yönetim kurullarınja ,Türkiye Cumhuriyetinde ilk defa bir araya getirerk Kazak Türkleri Vakfı adına Yemek vermiş Türk boylarının müzikleri Tümata Grubu tarafından çalınmış duygulu anlar yaşanmıştır. - 19.3.1995 tarihinde TRT-1 Televizyonunda Sayın Mustafa Yolaçanın programında ,TRT Televizyonu Müdür Sayın Mustafa Gerçekerin büyük yardımları ile Türkiye Cumhuriyetinde İlk defa NEVRUZ BAYRAMI TÜRK BAYRAMI OLARAK kutlanmıştır. Progaram canlı olarak 2 saat boyunca Asya ve Avrupa yayınlanmış Türklerde Nevruz bayramı anlatılmış, Yine Tümata Grubu liderleri Doc.Dr.Oruç Güvenç ile otantik Orta asya Türk müziği konseri verilmiştir. Ayrıca orta Asya Türk kıyafetlerini yansıtan bir defile sunulmuştur. - A.Türer Yener Türk dünyası ile ilgili her sene yapılmakta olan yurt içi ve dışı toplantılarda bulunmaktadır. A.Türer Yener 'in; Anne ve baba ailesi -1800 senelerinin sonlarına doğru Türkiyeye gelerek yerleşmişlerdir. ailesi çok geniş aile topluluğudur. - Baba Tarafı Kazan Tatar -Türklerinden , Orenburg kökenli Şeripov ailesinden olup ve Kazan da Apanay ailesi ilede yakın akrabalık ilişkileri bulunmaktadır. ailesine 6 kuşak kadarına kadar ulaşmıştır. Tataristan ve Başkurtıstanda ailelerini bulmuştur. - Anne tarafı Rusya Federasyonuna bağlı Kubandan Türkiyeye 1800 senelerinin sonlarına doğru, Türkiyeye gelerek Balıkesire yerleşen çerkezlerdendir. Ubıh boyundan olup, Cizemua ailesindendirler. Pşizemuktur - A.Türer Yener , ,halen Merkezi Newyorkda olan Dünya Türkleri Birliğinin Türkiyedeki haberleşme ayaklarından biri olup, email ortamında, Dünya Türk Birliği ,Turkish forum-Türk dünyası , Türk dünyası gazeteciler Federasonu üyeleri ile karşılıklı olarak haberleşmektedir. -Halen Bulgaristan Türkleri derneğinin Başkan Danışmanlığını ve Türkiye Azerbaycan Dernekleri Federasyonu Danışma kurulu üyeliğini yapmaktayım. -2015 -2020 seneleri arasında Azerbaycan Cumhuriyeti Bakü merkezli voicepress.az haber ajansının resmi Türkiye Temsilciliğini yapmaktayım

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.