AB Komisyon Başkanı Kıbrıs`da İki Devletli Çözüme Karşı

Prof. Dr. Hakkı Keskin, Siyaset Bilimci, Almanya ve Avrupa Parlamenterler Meclisi Eski Üyesi

Avrupa Birliği Komisyon Başkanı Kıbrıs`da İki Devletli Çözüme Karşı                                                                                             11.7.2021

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa Birliği’nin Kıbrıs için iki devletli çözümü asla kabul etmeyeceğini, önce bir basın toplantısında sonra da Güney Kıbrıs ziyaretinde belirtti. Von der Leyen Avrupa Birliği`nin en yetkili iki görevinden birisi olan Avrupa Komisyonu Başkanı seçildi. 

Almanya Hristiyan Birlik Partisi (CDU), öteden beri Türkiye`nin Avrupa Birliği Üyeliğine ısrarla karşı çıkan ve bu yönde kendilerine yakın diğer Avrupa Ülkelerin Partilerini de  on yıllardır etkilemeye çalışan bir siyasi çizgi izliyor. Hatta bu görüşlerini “Avrupa Birliği bir Hristiyan Kulübüdür” tümcesiyle özetleyerek, Müslüman nüfuslu bir ülke olan Türkiye`nin AB ye üye olmaması gerektiğini savundular. 16 yıldır Almanya Başbakanı (Şansölyesi) olan Merkel de bu görüşün öncülerindendir. CDU`lu von der Leyen Türkiye karşıtı bu parti politikasını günümüzde AB yetkilisi olarak kararlılıkla sürdürüyor. 

Almanya Parlamentosunda “Avrupa Birliği Komisyonu Üyesi ve Sol Parti`nin AB Genişleme sözcüsü” olarak, daha önce de Almanya Türk Toplumu Başkanı olarak, Merkel`in ve partisinin bu görüşünü kamuoyunda sürekli olarak eleştirdim. 

Von der Leyen ve Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Michel`in Cumhurbaşkanı Erdoğan`la 6 Nissan 2021 de yaptıkları görüşmede, von der Leyen`in protokol kurallarına uyulmayarak üç kişinin oturacağı köşede bir yere oturtulması, AB ülkelerinde yoğun eleştirilere neden oldu. Bu durum İstanbul Sözleşmesinden çıkan Erdoğan`ın, bir bayan siyasetçiye verdiği değeri göstermektedir biçiminde de yorumlandı. AB`nin en yetkili kişisine gösterilen bu tavır, aynı zamanda AB`ye karşı bir yaklaşımdır ve bu durum unutulmamak kaydıyla da not edilmiştir. 

AKP`li Bakanların Başkanlık sistemi referandumu nedeniyle 2017 de Almanya`da yapacakları toplantılar yasaklandığında, Erdoğan`ın; “Ey Almanya, sizin demokrasiyle uzaktan yakından ilginiz yok. (…) Alınan bu karar Nazi uygulamalarından farksızdır.” açıklaması, Almanya`ya yapılabilecek en ağır hakaretti. Oysa TBMM’sinde kabul edilen 22 Ocak 2008 tarihli   yasayla “Yurt dışında ve yurt dışı temsilciliklerinde seçim propagandası yapılamaz” kararı bulunmaktadır. Avrupa Siyasetçileri, Erdoğan gibi kontrolsüz tavır sergilemezler. Ancak kendilerine yapılan hakaretlere yeri geldiğinde gereken sert tavrı göstermeyi de unutmazlar. Von der Leyen`in son derece sert Kıbrıs çıkışını da bu ilişkide anlayabiliriz.

Kıbrıs Konusundaki Çözümsüzlüğün Sorumlusu AB dir

AB`ye üye kabul edilecek ülkelerde aranan temel iki koşuldan biri, aday ülkenin Kopenhag Kriterlerini yerine getirmiş olması ve kendi iç sorunlarını tamamen çözmüş olması gerekir. Kopenhag Kriterleri Demokrasiyi, Hukukun üstünlüğünü, İnsan Haklarını, Azınlıklara saygı gösterilmesini ve korunmasını, özellikle de işleyen bir piyasa ekonomisinin varlığını öngörür. Mutlaka aranan diğer koşulda, aday ülkenin iç ve sınır sorunlarının bulunmaması gerekir.

Oysa Kıbrıs’ta Türk Toplumuyla Rum Toplumu arasında 1964 yılından günümüze süregelen ve Birleşmiş Milletler gözetiminde henüz çözülememiş iç ve sınır sorunları devam ediyor. Bu sorunlar çözülmeden Kıbrıs`ın AB üyeliğine asla kabul edilmemesi gerekiyordu. Ne var ki Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra 2004 yılında, başta Almanya olmak üzere AB ülkeleri, Polonya, Macaristan, Çek, Slovakya Cumhuriyetleri ve Baltık ülkelerinin AB ye üye olmalarını istiyordu. Bu yaklaşım askeri ve ekonomik bakımdan Rusya`ya karşı büyük önem taşıyordu. Yunanistan aynı yıl “Kıbrıs Cumhuriyeti” `nin de AB`ye tam üye olarak alınmasını, aksi halde veto hakkını kullanarak diğer ülkelerin üyeliğini engelleyeceğini açıkladı.

AB temel ilkelerini çiğneyerek, Türk ve Rum toplumları arasında iç ve sınır sorunları çözülmemiş olan “Kıbrıs Cumhuriyeti” ni 2004 de üyeliğe kabul etti. Ancak daha önce Kıbrıs Rum tarafı ve Yunanistan AB ülkelerine, üzerinde tartışılmakta olan “Annan Planı” nın kendileri tarafından kabul edileceğini ve AB üyeliğinin Türk ve Rum Kesimini kapsayacağı güvencesini verdiler.  Rum tarafı Annan Planını reddederek, AB üyeliğinin sadece Rum tarafını kapsamasını sağladılar.  AB`nin genişlemeden sorumlu Komisarı (bakanı) Verheugen bu oylama sonucunu “Rum tarafı bizi aldattı” diyerek yorumladı.

“Kıbrıs Cumhuriyeti” AB üyesi olunca, AB Kıbrıs Türk tarafına uygulanan ambargoların kaldırılacağı, Rum tarafına yapılan yardımlardan Türk tarafının da pay alacağını ve AB ülkelerinden Ercan Havaalanına doğrudan uçuşların yapılacağı güvencesini verdi. Ancak bunların hiçbirini yerine getirilmedi. Neden olarak da Yunanistan ve Kıbrıs Rum tarafının alınacak bu kararları engellediği belirtildi. Hristiyan Birlik Partisi dışındaki tüm partilerin, Sosyal Demokrat, Sol Parti, Yeşiller ve Liberal Parti Avrupa Komisyonu üyeleri olarak 2007 yılında Almanya Parlamentosunda yaptığımız basın konferansında, AB’yi Kıbrıs Türk tarafına verilen bu sözlerin yerine getirilmesi çağrısı ve uyarısında bulunduk.

Kıbrıs Sorununda Çözüm 

Kıbrıs Türk Toplumu ve Türkiye 1964 yılından günümüze süre gelen “ucu açık” görüşmelerle, Rum ve Yunanistan tarafından 57 yıldır oyalandı. Rum tarafının AB üyeliğinden sonra, Türk tarafının istediği “Egemen eşitliğe dayalı, iki devletli bir çözüme” asla yanaşmayacağı yeterince kanıtlanmıştır.

Kıbrıs Rum tarafı ve Yunanistan, Türkiye`nin Kıbrıs`tan askerlerini çekmesi, garantörlük hakkından vaz geçmesi, adaya on yıllardır yerleşmiş olan Türklerin sayısının azaltılması, Güzel Yurt bölgesi ve Türkiye`nin tam karşısında bulunan Karpaz bölge topraklarının bir kısmından Rumlar yararına vaz geçilmesi istenmektedir.Kıbrıs Türkiye`nin 65 km yakınında, Suriye, Lübnan, Israil, Filistin ve Mısır’ın karşısında bulunan, Türkiye`nin vazgeçemeyeceği stratejik öneme sahip bir adadır. 3324 km uzakta bulunan İngiltere`nin Kıbrıs`ta askeri üssü bulunmaktadır. 300 yıl Osmanlı Devleti`nin adası olan Kıbrıs`ın, ada Türklere uygulanan katliamlar sonucu Türkiye`nin 1959 Zürih anlaşmasıyla sağlanan garantörlük hakkından ve bu nedenle askerlerinin adada güvenlik gücü olarak bulunmasından asla vazgeçemeyeceği açıktır. On yıllardır Kıbrıs`a yerleşmiş olan Türklerin geri gönderilemeyeceği, Güzel Yurt ve Karpaz bölgesinde Rum tarafına toprak bırakılamayacağını bilinmektedir. Bu nedenle Rum ve Yunan tarafı bu istekleri öne sürerek, bu oyalama politikalarını sürdürmeyi istemektedir.

2 yorum

  1. Bir yunanlı yıllar önce şöyle dedi:
    -Seni buraya gelen yunanlılara sordum:
    ‘Dr. İsmet Aydemir, bizlerden biri. Aramızda tek fark var. O, YUNANCA BİLMİYOR.

    2015 de ali baba ve kırharamilerin Ankaradaki kanlı ortaoyunları sonunda Yunanistana kaçan memurlardan bir kaçı anlattı:
    -Alış veriş yerinde, bizim Türk olduğumuzu öğrenen yunanlılar, bize bedavadan daha çok şeyler verdiler. Lokantada Türk olduğumuzu öğrenince bizden daha az para aldılar.
    -Bir yunanlı kadın bizim ilticacı olduğumuzu duyunca ağladı.
    ——————————————————————————
    Büyük annem 60 sene kadar şöyle anlatırdı:
    -Ermenilerle, rumlarla kardeş gibi yaşayan köylülerdirk.
    Rusya yahudilerinden bir emir gelmiş:
    -Türklerin yediği darıdır. Öndekiler onbeşliler, arkadakiler karılardır.
    Siz oradan vurun, biz buradan, Türkler kalksın aradan.

    Bunun üzerine ermeni çeteleri Keriş Tepesinden saldırıya geçmişler:
    -İlk gelen çete, keçileri götürdü.
    -İkinci gelen çete koyunları götürdü.
    -Üçüncü gelen çete danaları aldılar.
    -Dördüncü gelen çete inekleri aldılar.
    -Beşinci gelen çete öküzleri alıp gittiler.
    -Altıncı olarak gelen çete camışı götürdüler.
    -Yedinci olarak karanlıkta alıp götürecekleri hayvan bulamadıkları için çok kızdılar. Çanakları, tencereleri, altımdaki yatağı alıp gittiler.
    -HEPSİNİ AF ETTİM! IRZIMA GEÇMEDİLER! ONLAR DA ÇOK FAKİRLERDİ,dedi.

    Rumlar, yunanistana göç ederlerken annesi ölen bir balayı akrabaları yanlarına alarak yunanistana götürmemişler.

    Büyük annem, bu rum balasını evlatlık yazdırmıştır.

    İstanbulda büyüyen ermeni papazı, türkiyeye çok yıllardır gidemiyor, 20 yıl önce bana anlattı:

    -Doktor bey, buraya gelen ermenilere sordum. Siz eski türkmenlerden imişsiniz. TOPLUMLAR ARASINDA AYIRIM YAPMAZMIŞSINIZ! (Bu sözü ermeni papazından duyunca, atalarımla gurur duydum.) Eğer müsade ederseniz sizi ev hekimi yapmak istiyoruz, dedi.

    Onunla yüzmeye gittik, bana anlattı:
    -TÜRK BİR DİNİN ADIDIR. TÜRK DİNİNE GÖRE YAŞAYANLARA TÜRKMEN DENİRDİ.

    TÜRK DİNİNİN ÜÇ ŞARTI VARDIR:
    1) CANLARIN BİRLİĞİ, KENDİ CANINLA KARINCANIN CANINI BİR TUTACAN. SENİ BİR HAYVAN VEYA İNSAN ÖLDÜRMEYE KALKIŞMADIĞI SÜRECE, NEFSİ MÜDAFA HARİCİNDE KİŞİLERİN öldürme hakları YOKTUR! kURBAN VEYA HAYVAN KESME YOKTUR!

    2) BİR KADININ BİR KOCASI OLUR, BENİM KOCAM DER, BİER ERKEĞİN BİR KARISI OLUR, BENİM KARIM DİYEBİLİR.
    GERİSİ BİZİMDİR.
    BİZİM BABAMIZ, BİZİM ANAMIZ, BİZİM BALALARIMIZ, BİZİM TARLALARIMIZ.
    BERABER ÇALIŞILACAK, BERABER PAYLAŞILACAK.
    NE ZENGİN OLACAK, NE DE FAKİR.
    MALIN MÜLKÜN SAHİBİ TANRIDIR!
    -MAL SAHİBİ, MÜLK SAHİBİ, NEREDE BUNUN İLK SAHİBİ? MAL DA YALAN, MÜLK DE YALAN, AL BİRAZ DA SEN OYALAN, derdi, türkmenler.
    SOSYALİZİM; TÜRK ÖRF VE ADETLERİNİN PİÇLEŞMİŞ ŞEKLİDİR.
    ONLAR İDDİA EDERLERDİ Kİ; İŞÇİ SINIFININ SİLAHLI DİKTATÖRLÜĞÜ İLE BÖYLE BİR YAŞAM DÜZENİ KURULABİLİR(!)

    FAKİR, YOKSUL, CIBIR İŞÇİLER;
    ZENGİN İSRAİLOĞULLARININ UŞAKLARINDAN SİLAH SATIN ALIP,
    ONLARA KARŞI SAVAŞACAKLAR(!)
    BUNA KURULU TUZAĞA ÇEKMEK, DENİR.

    TÜRKMEN BİLGİNLERİ ŞÖYLE DEMİŞLERDİR:

    -İNSANLAR KOLLARINDAN, BACAKLARINDAN BAĞLANAMAZLAR, SADECE KALPLERİNDEN BAĞLANABİLİRLER. ZORLA GÜZELLİK OLMAZ!

    Türk Örf ve Adetlerinin üçüncü şartı:
    -BİR KİŞİ; BİLMEDEN, İSTEYEREK DEĞİL, KAZA İLE BİR HATA İŞLEMİŞ ve gelmiş, üzgün af diliyorsa, af edilecektir. Bilerek, isteyerek değil, kaza ile gözünü kör etse bile, babanı öldürse bile af edilecektir.

    YUKARIDA ÖZETLE YAZDIĞIMIZ TÜRK DİNİN ÜÇ ŞARTIDIR.

    Ermeni papazı ARMAN devam etti:
    -BİZ ERMENİLER, 301 SENESİNE KADAR TÜRKMENDİK. İSRAİLOĞULLARI TÜFEKLERİ İCAD ETTİ, BİZİ ZORLA HİRİSTİYAN YAPTILAR. SONRA DA KILIÇ HİRİSTİYANLARI, DİYE ALAY ETTİLER…

    SİZ ANADOLU VE ASYA TÜRKMENLERİ İSE 700 SENESİNDEN 1100 SENESİNE KADAR TEVRATA GÖRE HER ON YILDA BİR ARAP ATLARINA BİNMİŞ TÜFEKLERLE SUDI ARABİSTANDAN SALDIRAN CİHAD ORDULARINA KARŞI DÖRT YÜZ YIL DİRENDİNİZ.
    ORTA ASYADAN ONDÖRT BİLİM MERKEZİNDEN GASP EDİLEN BİLGİLER; DRESDEN VE VATİKANDA 1500 SENESİNE KADAR SAKLANDI.
    1100 SENESİNDEN 1200 SENESİNE KADAR,
    VATİKAN HAÇLI ORDULARINI TEVRATA UYGUN OLARAK HER ON SENEDE BİR, ON KERE SALDIRTDI…

    SİZİ MÜSLÜMAN YAPAMADILAR:
    -HEM MÜSLÜMANIZ, HEM TÜRKÜZ, DEYİN DEDİLER.
    SONRADA KILIÇ MÜSLÜMANLARI OLARAK SİZİNLE DE DALGA GEÇTİLER, dedi istanbulda kiliseye giden ermeni balası arman.

    Bir yunanlı anlatıyor:
    -Mustafa Kemal, Selanikde Davit caddesi dört numaralı evde doğmuş, bir yahudi balsıdır.
    Osmanlı padişahlarının Fatih Sultan Mehmet hariç tümü 37 padişah yahudidir.

    TEVRATDA RAB ŞÖYLE DER:
    -EY İSRAİLOĞULLARI!
    BEN SADECE SİZLERİ SEVİYORUM!
    DİĞER TOPLUMLARI SİZLERE KÖLE OLARAK YARATTIM!
    SİZLER, DİĞER TOPLUMLARA YALAN SÖYLEYEBİLİRSİNİZ!
    ONLARI KANDIRABİLİRSİNİZ!
    ONLARIN MALLINI ÇALABİLİRSİNİZ, GASP EDEBİLİRSİNİZ.
    Hatta diğer toplumları öldürebilirsiniz!

    Ama siz israiloğulları olarak birbirinize karşı adaletli olun, hak hukukuna saygılı olun.

    Çoğaldığınız da;
    bir elinizde silah,
    diğer elinizde para,
    dilinizde yalan,
    tüm dünyaya yayılın.

    EY İSRAİLOĞULLARI!
    HER TOPLUMDA SANKİ ONLARDAN BİRİ GİBİ GÖZÜKÜN!
    ÖZEL OKULLAR AÇARAK, O TOPLUMLARIN ZEKİ BALALARINI ORADA KENDİNİZE HİZMET EDEN UŞAKLAR OLARAK YETİŞTİRİN.

    ONLARI O TOPLUMLARIN YÖNETİMLERİNE GETİREREK, TÜM TOPLUMLARI KÖLELEŞTİRİN!

    KÖLE DEMEK;
    YİYİP İÇMEK İÇİN,
    GİYİNİP KUŞANMAK İÇİN,
    YATACAK YER İÇİN ÇALIŞMAYA RAZI KİŞİ DEMEKTİR!

    BUNU TÜM DÜNYADA BAŞARDIĞINIZDA;
    KIZIL DENİZLE FIRAT ARASINDA,
    BİR DE HİTTİT ÜLKESİNDE(TÜRKİYE) BÜYÜK İSRAİLİ KURUN!
    BURADA YAŞAYAN TOPLUMLARI KOVUN HATTA ÖLDÜRÜN!
    DÜNYADAKİ TÜM TOPLUMLARI BURADAN SİZ İSRAİLOĞULLARI YÖNETİN….

    RABBİN İTATKAR KULLARI İŞE BÜYÜK İSKENDER MASALIYLA BAŞLADILAR, YELKENSİZ GEMİYE YAYILDILAR.
    1700 SENESİNDE TELAVİVDE İŞE BAŞLADILAR.
    300 SENEDİR FİLİSTİNLİLERİ GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNDE ÖLDÜRÜYORLAR.
    HER ÜLKEDE DEMOKRASİ DENEN ÜÇ KAĞIT OYUNLARI VAR.
    HER DÖRT SENEDE BUL KARAYI AL PARAYI DİYORLAR.
    HANGİ FIRKA KAZANIRSA KAZANSIN ALİ BABA VE KIRKHARAMİLERİN DEĞİRMENLERİNE SU TAŞIMADA BİRBİRLERİYLE YARIŞIYORLAR…

    1970 SENELERİNDE UĞUR MUMCU,
    MUAMMER AKSOY,
    BAHRİYE ÜÇOK,
    GÜRSEL ÇAVUŞOĞLU,
    FATSA BELEDİYE BAŞKANI FİKRİ SAĞLAR
    ÜNYEDE ÖĞRETMEN REMZİ TOPSAKAL ŞÖYLE HAYKIRIRLARDI:
    -DÜNYADAKİ TÜM HALKLAR KARDEŞ, TÜM HÜKÜMETLER KALLEŞLERDİR.

    RAUF DENKTAŞ ŞUTUTTGARTA ON YIL KADAR ÖNCE BİR TOPLANTIYA KATILMAK İÇİN GELMİŞTİ.
    Şundan bundan attı, tuttu, konuştu, sorular bölümüne geçildi.
    Biri sordu:
    -Beşparmak dağları, sizin güvenlik güçlerinizin denetimi altında olduğu için, Türk Hava Kuvvetleri bir alay askeri paraşütle yere atlattı.
    Hiçbir asker yere sağ inmedi. Tüm subaylar ve askerler havada bıldırcın gibi ya rum yada nato askerlerince vuruldu. Hiç kimse yere sağ inemedi.
    O GECE, BEŞPARMAK DAĞLARININ GÜVENLİĞİ KIBRIS TÜRK ASKERLERİNİN ELİNDEN DÜŞMAN ELİNE, YANİ YA RUM ASKERLERİNİN YADA NATONUN ELİNE GEÇTİĞİNİ HİÇ DUYMADINIZ MI?

    R. DENKTAŞIN YANITI NE OLDU, BİLİN BAKALIM!
    BEŞ TAHMİNDE BULUNUN, SONRA SON SATIRI OKUYUN!

    Hemen yerinden kalkdı, kapıya doğru koçtu. Çişi gelip heleya koştuğunu sanmayın.
    -UÇAĞIN KALMA ZAMANI GELDİ! UÇAĞA YETİŞMEM LAZIM, dedi.

    ATALARIMIZ NE DEMİŞTİ?
    DÜŞMAN İÇİMİZDE!!!
    Peki, kıbrıs kanlı orta oyunu neden oldu?
    Saygılarımal, İsmet Aydemir

  2. İsmet Aydemir Beğendi, şu garipler dünyası Amerika dene yerde 50 yılını çocuk hekimliği ile halen 63 yıldır , gönlünden vatan ,”Türkiye “ sevgisi ve Kutsal ellerini ilk okul dördüncü sınıfında opebilmiş bir “Türk” olarak söyleyebilirim ki sizin şu yukarıdaki gönülden sıçrayan bir kıvılcım, yazılarınız gibilerini hiç görmediğim söyleyebilirim, sizi gönülden kutluyorum, Teşekkürler,Teşekkürler, Adım , Turan Argun , targun@austin.rr.com . Cevabınız sevindirecektir,Sağlıcakla kalın, gözlerinizden öperek

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.