30 MİLYON TÜRK TEHDİT ALTINDA

TÜRKLERİN ANAYURDU DOĞU TÜRKİSTAN’DA
30 MİLYON TÜRK SOYKIRIM TEHDİDİ ALTINDA
İSMAİL CENGİZ

On binlerce Uygur Çocuk Köle İşçi Olarak Pazarlanıyor
Kreşlerde 5-10 yaş arası çocuklara domuz eti yediriliyor
Kazak, Kırgız, Özbek ve Uygur Kadınları Kısırlaştırılıyor
———————————-

SORU : Doğu Türkistan’da yaşananları özetler misiniz? Neler oluyor Doğu Türkistan’da?

​CEVAP : 2017 yılından bu yana sözde eğitim merkezleri adı verilen Ceza ve Toplama Kampları’nda yüzbinlerce insan, beyinleri zehirlendiği gerekçesiyle komünist ideolojik eğitime tabi tutuluyor. Yaşları 12 ile 18 yaş arası binlerce çocuğumuz Çin’in iç kesimlerine götürülerek fabrikalara köle işçi olarak pazarlanıyor. Annelerinin rızası alınmaksızın her gün sabahtan akşama kadar kreşlerde bakılan çocuklara domuz eti yediriliyor, Çin kültürü öğretiliyor. Kırsal kesimdeki ve yaylalardaki kadınlarımız topuktan iğne vurularak kısırlaştırılıyor. Türk ve İslam ülkelerinin sessizliğinden cesaret alan Çin Yönetimi; Türklerin anayurdu Doğu Türkistan’da kelimenin tam anlamıyla cehennem hayatı yaşatıyor. Türkiye, Pakistan, İran gibi ülkeleri ekonomik vaatler, swap anlaşmaları ve Kanal-İstanbul, Hızlı Demiryolu gibi yatırım teklifleriyle etkileyerek kendi çıkarları doğrultusunda abluka altına alan Çin baskısı altındaki 30 milyon soydaşımız soykırım tehdidi altında yaşam mücadelesi veriyor. Velhasıl-ı kelam; Kanal İstanbul Projesi ve Swap Kredileri karşılığında kardeşimize yapılanları maalesef seyrediyoruz.

SORU : Peki Türkiye’nin sessizliğine, Ülkü Ocaklarının Sessizliğine ne diyeceksiniz?

CEVAP : Türkiye; Kudüs ve Filistin meselesinde gösterdiği hassasiyeti, Doğu Türkistan için de göstermek mecburiyetindedir. Çinliler ile imzalanan Suçluları İade Anlaşması rafa kaldırılmalı veya Uygurlara vatandaşlık verilmelidir. Cumhurbaşkanlığı forsunda Karahanlılar’n ve Uygur Devleti’nin mirasçısı olduğu bilinen Ankara, İsmail Cengiz’in de dahil olacağı bir heyeti Doğu Türkistan’a göndererek bu soruna çözüm bulması için gayret göstermesi insani, vicdani, dini ve milli borcudur. Bu arada kendisini Türk milliyetçisi olarak, Turancı olarak, Ülkücü olarak tanımlayanların ise borcun ötesinde, Doğu Türkistan, Kırım, Kerkük, Güney Azerbaycan gibi Türklük meseleleriyle ilgilenme zorunluluğu vardır. Ülkü Ocaklı gencin Türklük meselelerine bigane durma şansı ve ihtimali yoktur. Dün olduğu gibi yarınlarda da Doğu Türkistan davasının bekçisi, savunucusu Ülkücü gençlik olacaktır. Ülkü Ocakları’nda, Alperen Teşkilatı’nda, Turan ve Kızılelma Ocakları’nda milli meşaleyi taşıyacak on binlerce gençlik, Kürşat ruhuyla Doğu Türkistan’daki feryada kulak verecektir.

SORU : Doğu Türkistan’ın sınır komşusu Afganistan’da da Taliban ile rejim güçleri arasında hareketlilik var. Orada da soydaşlarımız var. Sizce neler oluyor Afganistan’da? Ayrıca binlerce insan da İran ve Türkiye’ye kaçıyor.

CEVAP : Amerika’nın çekilme kararı sonrası Afganistan’da rejim hükümeti ile Taliban güçleri arasında çatışmalar hız kazandı. Ancak silahlı çatışmaların daha çok Türk unsurları ile Taliban güçleri arasında geçtiği söyleniyor. Özellikle Türklerin (Özbek, Hazara, Türkmen, Aymak) yoğun olarak yaşadığı bölgelerdeki sınır karakollarının Peştunlardan oluşan rejim güçleri tarafından çatışma olmaksızın Taliban güçlerine teslim edildiği görülüyor. Ashraf Ghani yönetimindeki Kabil yönetiminin Türklerin yoğun yaşadığı kuzey bölgesinde (Güney Türkistan’da) adeta Taliban güçleri ile iş birliği içinde oldukları görülüyor. Yani tıpkı Doğu Türkistan’da olduğu gibi Afganistan’da da Türk soylular zulüm ve baskı görüyor. Özbekistan ve Türkiye’den destek bekleyen Afganistan Türkleri direnişini sürdürüyor ve feryat ediyorlar: “Son okul kapatıldığında, son şehir düştüğünde, son Türk öldürüldüğünde vatan topraklarının istila edildiğini anlayacaksınız ancak artık geç olacak”…

SORU : Peki bu iç çatışmalardan kaçarak ülkemize sığınan Afganistan göçmenlerinin durumu ne? Soydaşlarımız ikamet ve vatandaşlık sorunları yaşıyor mu?

CEVAP : Yaklaşık 10-15 milyon Türk unsurunun yaşadığı dost ve kardeş ülke Afganistan’da devam eden iç çatışmalar ve bunun neticesinde ortaya çıkan ekonomik kriz dost Afgan halkını özellikle gençleri olumsuz etkilemiştir. Binlerce aile bakıma muhtaç şekilde evsiz, derme çatma çadırlarda yaşam sürmektedir. Ekonomik ve güvenlik noktasında en çok etkilenen şüphesiz ülkedeki Özbekler ve Türkmenler başta olmak üzere Türk soylular olmuştur.
Afganistan’daki bu iç açıcı olmayan manzara karşısında hem ailesinin geçimini sağlamak hem kendi geleceğini kurtarmak için her yıl binlerce genç, yüzlerce aile her türlü yolu deneyerek legal ve illegal şekilde ikinci vatan olarak gördükleri Türkiye’ye gelmektedir. Binlerce geçimiz, tıpkı, Özbekistan, Kırgızistan ve Türkmenistan’dan geçimini sağlamak için gelen kardeşleri gibi iş sağlığı ve güvencesinden yoksun şekilde ülkemizde inşaatlarda, tarlalarda ve çiftliklerde çalışmaktadır.
Öncelikle soydaşlarımızın Afganistan’daki anayasadan kaynaklanan hak ve hukuklarının korunması, sorunlarının çözümü, çocukların eğitimi ve insanların sağlıklı ortamlarda yaşamaları ve geçimlerini temin edecek üretime yönelik atölyelerin kurulması noktasında Ankara gerekli girişimde bulunmalıdır.
Türkiye’ye sığınmış olan mültecilerin, göçmenlerin eğitim ve sağlık konusundaki sıkıntıları çözüme kavuşturulmalı ve diğer coğrafyalardan gelen Türk soylular da dahil olmak üzere çalışma izinleri verilmelidir. Kanunda da yazılı olduğu üzere beş yıldır Türkiye’de kaldığını belgeleyen soydaşlarımız arasında bu ülkeye faydalı olacak kişiler STK’lar aracılığı ile tespit edilerek istisnai vatandaşlık için müracaat etmeleri sağlanmalı; çocuğu Türkiye’de doğan veya Üniversitede eğitim gören kişilerin ailelerine çalışma müsaadeli uzun dönem ikamet verilmelidir. YTB da Afganistan’dan daha fazla Türk soylu gençlerin ülkemizdeki Üniversitelerde burslu olarak eğitim görmelerine imkan ve öncelik tanımalıdır. 2018’de verilen insani ikametler uzatılmalı, iptal edilenler tekrar işleme konulmalı, parçalanmış ailelerin birleşmesi sağlanmalıdır. 2019’da teslim edilen ve söz verilen yaklaşık 5000 kişilik insani ikamet müracaatı ile ilgili işlemler yapılmalıdır. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nün de, Göç İşleri Genel Müdürlüğü’nün de önceliği tartışmasız Türk soylular olmalıdır…

TÜRK SOYLULARA TURKUAZ KART VERİLMELİ

SORU :Peki İsmail bey genel olarak ülkemize sığınan Türk soyluların işlemleri nasıl yürüyor? Bu konuda sıkıntılar yaşandığını duyuyoruz. Paylaşır mısınız?

CEVAP : Göçmen ve mültecilerin sığındığı ülkelerin başında yer alan Türkiye, her zaman mağdur ve mazlumların yanında yer almış ve almaya da devam edecektir. Türkiye’de uzun süredir ikamet eden 50-60 bin civarında Çin, Afganistan ve Irak’tan gelen kardeşlerimiz bulunmakta. Türkiye’de beş yılı aşkın süredir ikamet eden, 2015’den önce Türkiye’ye giriş yapmış olan ve güvenlik soruşturmasında sıkıntısı olmayan bu kardeşlerimizin uzun dönem ikamet almaları ve mesleki eğitim ve ülkemize faydalı özellikleri bakımından şartları uygun olanların da istisnai şekilde Türk vatandaşlığına alınmaları sağlanmalıdır. Bu hususta 2018’de başkanı olduğum Avrasya Federasyonu’nun girişimi ile İçişleri Bakanımız sayın Soylu’nun talimatlarıyla Uygurlardan, Afganistanlı Özbek ve Türkmenlerden ve Irak Türkmenlerinden oluşan 19.567 soydaşımıza insani ikamet verilmiştir. Ancak bir yıl sonra ikamet süresi bitiminde İstanbul göç müdürlüğündeki yetkililer Bakan beyin sahip çıktığı bu soydaşlarımızın çoğunun insani ikametlerini çeşitli bahanelerle uzatmayarak mağdur durumda bırakmışlardır. Bu şekilde mağduriyet yaşayan ve bir yılı aşkın süredir de insani ikamet verilmesini bekleyen 10 bin kadar soydaşımız bulunmaktadır. Türk soylu belgesinde sorunlar yaşanmaktadır. Afganistanlı Özbek Türkünün, Türkmenin Afganistan Hükümeti’nden “Türk Soylu” belgesi alması mümkün değildir. Bu belge, sadece bir kurumdan alınmalı ve toplu olarak Vilayetlerde kurulan komisyonlara onay için sevk edilmelidir. En az 3 yıldır bu ülkede kalan, güvenlik soruşturmasından geçen Türk soylular için verilecek “Turkuza Kart”a sahip olanlar tıpkı “Green Card” gibi avantajlara sahip olmalıdır. Özellikle Doğu Türkistan’dan ve Afganistan’dan gelen soydaşlarımızın “Evlilik kağıdı”, “Bekarlık Kağıdı”, “emeklilik Kağıdı” gibi evrak temininde yaşanan zorluklara kolaylıklar sağlanmalıdır.
Uzun dönem ikamet sahibi Türk soylulara otomatik olarak çalışma müsaadesi de verilmelidir. Avrasya Türk Dernekleri Federasyonu en az üç yıldır Türkiye’de ikamet eden Türk soyluların ikamet ve vatandaşlık listelerini aracılar olmadan hazırlamaya, devletin hizmetinde olmaya taliptir.

SORU : Dağlık Karabağ’da Neler Yaşandı? Türkiye’nin ve Azerbaycan’ın beklentileri karşılandı mı?

CEVAP : 28 yıl önce Rusların askeri desteği ile Ermeniler tarafından işgal edilen Azerbaycan’a ait Dağlık Karabağ Bölgesi’nin %70’e yakın kısmının işgalden kurtarılmış olması ve kalan bölgelerin de yapılan anlaşmaya göre tarihine kadar terk edilecek olması şüphesiz Kasım ayının en önemli hadisesidir. Ancak Hankendi ve Hocalı’ya bir adım kalmışken, Moskova’nın “barışı sağlama kisvesi” altında devreye girerek harekatı sonlandırması şüphesiz hem Ermenistan’ın hem de Moskova’nın lehine olmuştur. Moskova tarafından hazırlanan 13 maddelik anlaşma;
Karabağ ile Ermenistan arasında kalıcı koridorların açılmasına ve Rus askerlerinin de barışı koruma kisvesi altında Karabağ’a (Hankendi – Laçin koridoruna) yerleşmesine imkan tanınmıştır.
Karabağ sorununu yaratan taraf olan Rusya’nın Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki anlaşmaya üçüncü taraf ülke olarak imza koyması ve Türkiye’nin devre dışı bırakılması çıkarlarımız açısından doğru olmamıştır.
Karabağ’da Hankendi – Laçin koridoru Ruslara devredilirken, Zangazur’u alıp Nahçıvan ile birleşmeden savaşın durdurulması çıkarlarımıza aykırı olmakla birlikte 30 yıl sonra elde edilen bu zafer de unutulmamalıdır.
Eğer Hankendi – Laçin koridorunun açılmasına izin verilecek ise, bunun karşılığında Nahçıvan ile Azerbaycan arasında bir koridorun açılması için ciddi adımlar atılmalıdır.
Daha sonraki aşamada Türk askerinin de Rus askerler gibi gözlemci sıfatıyla görevlendirilecek olması önemli bir adım olmuştur. Şimdi sıra çok geç olmadan Nahçıvan ile Azerbaycan arasında Azerbaycan’a ait koridorun açılmasına gelmiştir.

TÜRK OLMAK KOLAY DEĞİL

SORU : Kırım, Gagauzeli, Batı Trakya, Güney Azerbaycan, Kerkük Türkmeneli ve Suriye’deki soydaşlarımızın da sorunları var.

CEVAP : Olmaz mı? Türk’ün olduğu her yerde sorun var. Çünkü Türk olmak kolay değil. Rusya’nın egemenliği altında bulunan Kırım’daki soydaşlarımızın her türlü insani ve hukuki haklarının koruma altına alınması noktasında hem BM hem de Moskova nezdinde girişimde bulunulmalıdır. Gagauzeli’ndeki kardeşlerimizin, Borçalı’da yaşayan Terekemelerin, Dağıstan ve Rusya Federasyonu içindeki Nogaylar ile Bosna-Hersek, Makedonya, Kosova, Romanya, Bulgaristan ve Yunanistan (Batı Trakya) olmak üzere Balkanlardaki soydaşlarımızın her türlü sorunları ile yakından ilgilenilmesi milli siyasetimizin bir parçası olmalıdır. Üçüncü sohbetimizde Güney Azerbaycan, Kırım’da yaşanan sorunlara daha detaylı temas edelim isterseniz.

SORU : Sayın Cengiz, Doğu Türkistan’dan Balkanlar’a, Afganistan’dan Ortadoğu’ya kadar bir çok sorunun çözüm için Türkiye’yi beklediğini söyleyebiliriz sanırım.

CEVAP : Haklısınız, Türkiye, bütün Türklerin özellikle mağdur ve mazlum Türklerin hamisi konumundadır. Türkiye bölgesinde sözü dinlenir güçlü bir lider olmak istiyorsa, nerede bir Türk varsa, orada olmalıdır. Bağımsız Türk Cumhuriyetleri ile Türk Devlet ve Toplulukları arasında her alanda ilişkileri koordine edecek, diğer Bakanlıkları bilgilendirecek ve yönlendirebilecek bir “Merkez”, bir “Koodinatörlük” veya bir “Bakanlık” oluşturulmalıdır.
Türkiye’nin beş yıllık, on yıllık MİLLİ SİYASET BELGESİ oluşturulmalı, bu belgeye göre milli dış politikamız uygulanmalıdır. Türkiye’ye gelip çalışmak isteyen, öğrenim görmek isteyen ve diğer zorunlu nedenlerle burada kalması gereken, güvenlik soruşturması olumlu olan bütün Türk soylulara TURKUAZ KİMLİK KARTI verilmelidir.
Orhan hocamızın da bahsettiği üzere; İşimiz zor, yükümüz ağır, dostumuz az, hasmımız çok. Buna karşın; sarsılmaz imanımız, ilham aldığımız kadim devlet geleneğimiz ve tarihe yön vermiş yolbaşçılarımız var…
Rahmetin, bereketin ve zaferin “birlikte” olduğu şuuruyla hareket edeceğiz. Türk Devletinin varlığı, Türk Milletinin birliği, Mustafa Kemal ATATÜRK ve ortak değerlerimizin aziz hatıraları etrafında kenetleneceğiz. Kendi yaralarımızı kendimiz saracak, sağdan soldan medet ummayacağız.
Kendimiz, ailemiz, öğrencilerimiz, çevremiz, velhasıl sesimizin, nefesimizin, mesajımızın ulaştığı her yere ulaşacak, duruşumuzla örnek olacağız. Olacağız ki devletimiz baki kalsın, milletimiz tekrar mutlu olsun, gençlerimiz geleceğe umutla bakabilsin. İnanıyorum, başaracağız. Zira; “Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur.”
—————
(Gelecek Söyleşimizde Doğu Akdeniz, Kıbrıs, Batı Trakya, Adalar Sorununa değineceğiz)

https://www.facebook.com/100001825037629/posts/5579113502159429/?d=n

A.Türer YENER tarafından

Babasının Türk Silahlı Kuvvetlerinde Subay olması nedeni ile 8.09.1944 Senesinde Çanakkale- Gelibolu/ Bolayırda doğdu. - İlk okul tahsilini Erzurum ve Elazığda yaptı. Ortaokul ve Liseyi İstanbul Bakırköyde bitirdi. - Askerliğini 1965 senesinde Türk Deniz Kuvvetlerinde , Heybeliada Deniz Harp Okulunda yaptı .31.12. 1967 senesinde terhis oldu. - 1968 senesinde kısa bir dönem, İstanbulda yayınlanan Günaydın Gazetesinde çalıştı. - 1.04.1968- 1.10.1990 seneleri arasında Türkiye faaliyet gösteren Mobil Oil Türk A.Ş firmasında çalıştı ve buradan emekli oldu. Emekli olduktan sonrada muhtelif Açık hava Reklam firmalarında Genel Müdür Yardımcılıklarında bulunmuştur. - 1980 senesinden sonra kurulan İDİL- URAL TÜRKLERİ KÜLTÜR VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ'nin kuruluş çalışmalarında bulunmuş, Kurucu yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmıştır..Halen bu derneğin üyesidir. - 1990 tarihinden 2004 senesine kadar İstabul Zeytinburnunda bulunan ,KAZAK TÜRKLERİ VAKFINDA Genel Sekreter olarak çalıştım. Halen Zeytinburnunda bulunan KAZAK TÜRKLERİ VAKIF BİNASININ yapılmasında Kazak Türkleri Vakfı kurucu üyeleri ile çalıştım. - 1992 senesinden itibaren o zamanlar Almanyada ikamet eden ,Dünya Tatar Ligi Genel Başkanı ve Tataristan Yasama Organı, Milli Meclisin Fahri üyesi Rahmetli Sayın Ali Akış büyüğümüzle devamlı mektuplaşarak ve telefon görüşmeleri yaparak İdil, Uralla ile ilgili bilgileri kendilerinden aldım. Bana gönderdikleri mektuplar halen bende bulunmaktadır. - Tataristan Cumhuriyeti , Rusya federasyonu ve Türk dünyası ile yakın ilişkiler içinde bulunmaktayım. Rusya federasonuna bağlı Tataristan Cumhuriyetinde kurulu ,Bütün Dünya Tatar Girişimci Destek Kuruluşu 29.03.2013 tarihli resmi belgelendirme ile A.Türer yener ' i Türkiye ve Tataristan arasındaki Yatırım ve İş projeleri, Ticaret,Kültür, ilişkileri ile tüm gerekli görüşmeleri gerçekleştirmek üzere vekil tayin etmişlerdir. - A.Türer Yener 1995 senesi Mart ayında Türkiyede kurulu 23 Türk dernek ve Vakıf Yönetim kurullarınja ,Türkiye Cumhuriyetinde ilk defa bir araya getirerk Kazak Türkleri Vakfı adına Yemek vermiş Türk boylarının müzikleri Tümata Grubu tarafından çalınmış duygulu anlar yaşanmıştır. - 19.3.1995 tarihinde TRT-1 Televizyonunda Sayın Mustafa Yolaçanın programında ,TRT Televizyonu Müdür Sayın Mustafa Gerçekerin büyük yardımları ile Türkiye Cumhuriyetinde İlk defa NEVRUZ BAYRAMI TÜRK BAYRAMI OLARAK kutlanmıştır. Progaram canlı olarak 2 saat boyunca Asya ve Avrupa yayınlanmış Türklerde Nevruz bayramı anlatılmış, Yine Tümata Grubu liderleri Doc.Dr.Oruç Güvenç ile otantik Orta asya Türk müziği konseri verilmiştir. Ayrıca orta Asya Türk kıyafetlerini yansıtan bir defile sunulmuştur. - A.Türer Yener Türk dünyası ile ilgili her sene yapılmakta olan yurt içi ve dışı toplantılarda bulunmaktadır. A.Türer Yener 'in; Anne ve baba ailesi -1800 senelerinin sonlarına doğru Türkiyeye gelerek yerleşmişlerdir. ailesi çok geniş aile topluluğudur. - Baba Tarafı Kazan Tatar -Türklerinden , Orenburg kökenli Şeripov ailesinden olup ve Kazan da Apanay ailesi ilede yakın akrabalık ilişkileri bulunmaktadır. ailesine 6 kuşak kadarına kadar ulaşmıştır. Tataristan ve Başkurtıstanda ailelerini bulmuştur. - Anne tarafı Rusya Federasyonuna bağlı Kubandan Türkiyeye 1800 senelerinin sonlarına doğru, Türkiyeye gelerek Balıkesire yerleşen çerkezlerdendir. Ubıh boyundan olup, Cizemua ailesindendirler. Pşizemuktur - A.Türer Yener , ,halen Merkezi Newyorkda olan Dünya Türkleri Birliğinin Türkiyedeki haberleşme ayaklarından biri olup, email ortamında, Dünya Türk Birliği ,Turkish forum-Türk dünyası , Türk dünyası gazeteciler Federasonu üyeleri ile karşılıklı olarak haberleşmektedir. -Halen Bulgaristan Türkleri derneğinin Başkan Danışmanlığını ve Türkiye Azerbaycan Dernekleri Federasyonu Danışma kurulu üyeliğini yapmaktayım. -2015 -2020 seneleri arasında Azerbaycan Cumhuriyeti Bakü merkezli voicepress.az haber ajansının resmi Türkiye Temsilciliğini yapmaktayım

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.