F-35 Bayraktar TB2’ye karşı

Baykar tarafından geliştirilen Bayraktar Akıncı Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA). TİHA'nın kullandığı füzeler ise, Roketsan tarafından geliştirilen MAM-C, MAM-L ve MAM-T idi.
Bayraktar Akıncı Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA), Roketsan MAM-C, MAM-L ve MAM-T füzeleri

Norveçli Dış politika uzmanı Asle Toje “Norveç’in kaç adet F-35’e ihtiyacı var” başlığı ile yaptığı analizde İskandinav ülkesinin bir adet F-35 jet satın aldığı para ile 22 adet Bayraktar TB2 alabileceğini belirtmiş.

Norveçli yöneticiler, parasını ödeyip aldıkları uçakların hesabını halka verirken, bu uzmanın görüşleri değer kazanacaktır.

Norveç’den farklı olarak bugüne kadar Almanlar F-35 programına katılmadıkları gibi sipariş dahi vermediler. Gerekçeleri şu videoda açıklanmaya çalışılmış: 

Sayın Mehmet Boz “Bayraktar TB2 SİHA’ların Dağlık Karabağ savaşında Ermenistan ordusunu darmadağın ettiğinin yazılması ABD’nin etkisinden Batı’nın sıyrılma alametleri sayılmalı mı?” diye sormuş. Bu soru üzerine aklıma gelenleri yazmaya çalıştım.

Unutmamalıyız ki, yakın tarihin en kanlı savaşları, en vahşi kırımları bugün tek kelime ile tasniflediğimiz batı devletlerinin kendi aralarında yaşandı.

Her devlete veto hakkı veren bir birlik kurmakta olan Avrupalıların tek bir ülke güdümünde kalmak isteyeceklerini sanmıyorum. İstatistikler Almanya’da anti Amerikancılığın arttığını gösteriyor.

Alman kökenli eski başkan Trump NATO’ya daha fazla katkı isteyerek, asker çekme söylevleri vererek sanılanın aksine Almanya’nın lehine çalıştı. Amerikan askerleri Almanya’da işgal gücü olarak bulunmakta; çekilmeleri, savunma sanayiinde Amerikan etkisinin azalması, Almanya’nın mağlup devlet psikolojisinden çıkması demektir. Diğer Avrupa devletleri de Amerika’nın yerine, başka bir hegemonya olarak Almanya gelmeyecekse ABD etkisinin azalmasına onay verirler.

Trump başkanlıkta kalsa idi sırada Birleşmiş Milletler daimi üye yapısını bozmak vardı. Almanya ile Türkiye’nin çıkarları burada örtüşüyor. Almanya nükleer silahı olmadan ekonomik gücü ile daimi üyeler arasına girerek savaşın tüm yaralarını atmış, mağlup devlet statüsünden çıkmış olacaktı. Türkiye ise İslam alemini temsilen daimi üyeler arasına girebilmeyi hedefliyor.

Almanya ne için kullanacağı belli olmayan bir mal için Amerika’ya para ödemek istemiyor. Yerli sanayisini geliştirmek, iş olanakları yaratmak parayı Avrupa’da tutmak istiyor. Bunu yapabilmek için Amerikan seçimlerini beklediler. Biden döneminde yapabilmeleri bana kalırsa daha zor.

Bayraktar’a gelirsek. Bence AB ülkeleri, AB dışındaki bir Türkiye’den şu durumda asla SİHA almaz. Tesla’nın yüzyıllık otomotiv endüstrisini yeni bir bakış açısı, teknoloji ve doğru zamanlama ile yok etmesi gibi, SİHA da savaş uçaklarında yepyeni bir fırsat sunuyor. Öncü olabilmemiz bilim, teknoloji üretebilen doğru bir ekosistem kurmamıza bağlı.

Yeni bir icat (invention) yerine inovasyon (innovation) ile yürüyen projelerde hızlı olmak gerekiyor. Unutmayalım ki Dünyanın her yerinde bu işin peşinde yüzlerce firma çıkacaktır.

 

İlgili Video

İlgili Tweetler

2 yorum

  1. Güzel ve yerinde bir analiz, klavye elinize sağlık Taner bey.

    Ayrıca unutmayalım ki ABD, İsrail hariç, F-35’lerin elektronik yazılım kodlarının uçağı satın alan başka hiçbir ülke ile paylaşılmasına izin vermiyor. Yani uçağın kumanda sistemini oluşturan milyonlarca satır elektronik yazılım kodu arasına gizlice arka kapıdan (backdoor) giriş olanağı yerleştirilmiş olabilir. Böylelikle ABD’nin isteklerine aykırı herhangi bir kullanım durumunda, kendilerinin yeryüzünden veya uydudan gönderecekleri bir sinyal ile belki elimizdeki bütün F-35’lerin uçmalarına mani olabilirlerdi.

    Bu ve diğer birçok nedenden halen üzerinde 6 bin mühendisimizin çalışmakta olduğu ’Milli Muharip Uçak’ projesinden gözümüzü ayırmayalım. Ekonomimizin zor durumda bulunduğu bugünlerde bile nekadar yatırım ve zaman gerektirirse gerektirsin. Bu vatanımız için varlıksal (existential) bir gereksinim.

    Saygılarımla,

    Enis Pınar

    “İstikbal göklerdedir. Çünkü göklerini koruyamayan milletler yarınlarından asla emin olamazlar” – Mustafa Kemal Atatürk, 15 Mayıs 1925, Türk Tayyare Cemiyetinin açılış töreni.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.