İzmir Kamuoyuna

İzmir Kamuoyuna,
İzmir Valiliğine,
İzmir Büyükşehir Belediyesine,
İzmirde ki Bütün Siyasal Parti İl Başkanlıklarına,
Hükümete ve Çevre Bakanlığı’na açık çağrıdır!

Kanada orjinli Tüprag şirketi 2011 yılından bugüne İzmirin su kaynaklarının üzerinde siyanürle altın madeni çıkartmaktadır.

Yapılan faaliyette Türkiye’nin,Türk milletinin ve İzmirlinin tek bir kuruş menfaati olmadığı gibi İzmir doğası da katledilmektedir.

Adı geçen Kanadalı şirket Burhan Özfatura Belediye Başkanıyken gerekli çalışma izinlerini alamamıştır.

Ancak CHP Belediyesi İzmirde egemen olduktan sonra bu izinler süratle alınmış ve AK Parti Fetö etkisinde olduğu yıllarda bütün hukuki süreçte süratle aşılmış ve İzmirin kalbinde zehirle İzmir doğası katledilmeye başlamıştır.

İzmir su kaynaklarının olası yeni bir depremle tüm İzmir il halkının sağlığını tehdit edecek derecede kirlenmesi kuvvetle muhtemeldir.

İzmir il halkının sağlığı istatistiklerle sabittir ki kanser vaka artışı İle etkilenmeye devam etmektedir.

İzmirin en önemli sağlık tehdidi şuanda bu vakadır.

Kanadalı şirket yerel medyayı,ulusal medyayı,Büyükşehir Bürokratlarını ve Bakanlık yetkililerini etkilemekte mahirdir.

Bu yöndeki çabalarına ilişkin somut delil ve belgeler tarafımızdan kamuoyuna bildirilecektir.

Alman hükümetinin etkisindeki vakıfların çabaları İle Efemçukuru altın maden işletmeciliğine organize şekilde bir kısım çevreci gruplar,mühendis ve hukukçular davalar açarak karşı koymaktadır.

Ancak bu grupların sol siyasal düşünce ağırlığında olması “siyasetten tamamen ari olması gereken genel halk sağlığı ve İzmirin zenginliğinin yabancılar tarafından talanının engellenmesi” zorunluluğunun muhafazakar iktidar tarafından ve iktidara meğilli idari yargı kadrolarında yapılan mücadeleye ön yargılı ve olumsuz bakılması sonucunu doğurmaktadır.

Ayrıca şirket ile girift ilişkiler kuran İBB bürokrasisi de sol siyasetin temsilcisi çevreci grupların mücadelesine destek olmamaktadır.

Neticede Türkiye ye son Siha imalatı için gerekli optik malzemeleri vermeyen,Her daim husumet yönelten Kanada’nın şirketi (küresel sermaye şirketidir) İzmirin göbeğinde,İzmir il halkının sağlığını tehdit ederek,İzmire,Türkiye’ye ,Türk ekonomisine ve Türk milletine zerre fayda sağlamadan doğayı katlederek,yer altı zenginliğimizi talan etmektedir.

Bir Türkün,bir müslümanın,bir İzmirlinin gavurun bu soygununa iç siyasal mülahazalar nedeni ile yada haksız menfaat elde etmesi gerekçesi ile tepkisiz kalması vatana ihanetin bir tezahürüdür ancak.

Kanada da orman içinde bir Türk şirketi altın madeni işletemiyorsa Türkiye’de de işletememelidir.

Kanadalı Yahudi sermayesinin Müslüman Türkü soymasına müsaade eden vebal altındadır.

Neticede bu çevreci arkadaşlar şu anda Alman Hükümetinden destek te alsalar,sol siyasal çizgide de olsalar milli menfaatimizin örtüştüğü bir mücadeleyi sürdürmektedirler.

Her gerçek Atatürkçü,Türkçü,Türk milliyetçisi, Yurtsever,Müslüman kişinin ve İzmirli her yurttaşın milli ödevi Kanadalı bu yahudi sermayesinin İzmirde 2011 yılından bugüne fiili durum yaratarak sürdürdüğü talana,İzmir su havzasındaki doğa katliamına dur demektir.

Ancak aksine bu Kanadalı Yahudi sermayesi şirket aç gözlüğümle kapasite artırımı talep etmiş,orada yapılacak keşif öncesi küresel sermaye şirketine piyango gibi bir yardım yapan küresel sermayenin köpeği PKK İzmirin ormanlarını keşif öncesi yakarak,doğayı katletmiştir.

Şimdi salt İzmirli oldukları için red edilen bilirkişiler yerine atanan bilirkişilerin raporu İle Türk’e düşman Kanada’nın bu küresel yahudi sermayesi şirketine İzmirin ciğerleri,su havzaları üzerinde altın işletmeciliğinin altı kat artıracak kapasite izni de verilmiştir.

İzmirin en önemli ve birincil sorununa İzmirli her yurttaş,vali,Belediye Başkanı ve medya karşı duracağına istatistiki olarak artan kanser vakaları da ortadayken sessiz kalmaktadır.

Vatana ve İzmire yapılan bu ihanete dur demeye ve kamusal tepki vererek,hukuki mücadele hakkını kullanmaya herkesi İzmirli bir hukukçu olarak davet ediyorum. 

Kanadalılar suyumuzu zehirlemesin,
Kanadalılar doğamızı katletmesin,
Kanadalılar yer altı zenginliğimizi talan etmesin,
Kanadalılar İzmirlileri kanser edecek faaliyetleri bıraksın istiyoruz…

Türkün,müslümanın,İzmirlinin hakkına yapılan tecavüze karşı “milli tavır” almayı bütün milletten,partilerden,hukukçulardan,mühendislerden,sağlıkçılardan velhasıl aklı selim sahibi tüm yurttaşlardan talep ediyorum.

Biz gereğini hukuki ve siyasi olarak destek vererek göstereceğiz.

Başta İzmir medyası olmak üzere her milli kimlik sahibinden de beklentimiz ve çağrımız bu mihvaldedir.

İzmire ve İzmirlinin hakkına sahip çıkın,gavurdan değil Türk’ten yana milli bir tavır ortaya koyun!!!

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

Ergüven Hukuk
Av. Tarcan Ülük

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.