NATO bahanesiyle ABD Türkiye’yi kuşatıyor

DTK’nın  düzenlediği “Sözde Ermeni Soykırımı Paneli”nin yapılmasında emeği olan Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu ve (Turkishforum) Dünya Türkleri Birliği’nin  idarecilerine ve  yine sözün ötesinde eylemsel olarak yaptıkları ve hukuki yönüyle meseleyi ele alan yazısı için  Refik Mor Beye,sessiz çoğunluk milletimiz adına teşekkür ederim.

Rahmetli Rauf Denktaş önderlik ettiği Talat Paşa Komitesi’nin yaptıkları /ulaştığı başarıları ve AİHM’de Perinçek-İsviçre davasının somut kazanımlarını sağlayanların emeklerini şükranla yad ediyorum. 

Görünen odur ki Batının siyasi kararı karşısında anılan somut hukuki kazanımların dahi yeterli olmadığıdır.

***

Ermeni Soykırımı yalanı için bugüne kadar “büyük felaket “ diyen ABD yönetiminin yeni başkanına  24 Nisan cumartesi günü  “Ermeni Soykırımı” dedirtince  kıyamet koptu. Ha Ayvaz kasap ha kasap Ayvaz…Ha “büyük felaket “, ha “soykırım” demiş. Esas olan emperyalist düzenin eylemleri ülkemizin hayrına mı, şerrine mi?

1 Nisan 1939’da imzalanıp 5 Mayıs 1939’da yürürlüğe giren ABD’ye  ticari ayrıcalık veren ilk anlaşmadan sonraki süreçte AB(D) idarelerinin  bu yalan konusundaki tutumu neydi?   

Meselenin hukuki ve insancıl yanının olmadığı belgelerle sabit .Geriye kalan ise siyasidir. Siyasi meselelerin ise siyasi yöntemler ile çözülmesi icap eder.

Tarihte bunun sayısız örnekleri bulunmaktadır.

İsmet Paşa’nın Lord Gürzon’a “ …Ellerimiz bilakis temizdir. “ dediği Lozan’da antlaşmanın 24 Temmuz 1923 imzalanması ile gündemden düşen emperyalist bir yalan olan Ermeni Soykırımı iddiaları ne zaman yeniden gündeme taşındı?

Sovyetlerin çökmesi ve  Türkiye’nin hizadan çıkmaya başladığı 1995 yılından sonraki süreçte. 

1995’te Irak’ın kuzeyinde ABD’nin kontrol ettiği bölgeye Türk Ordusu’nun düzenlediği Çelik Harekatı’ndan sonra “Türk generaller kontrolden çıktı” değerlendirmesi ABD yetkililerinin.

Soykırım olduğu iddia edilen olaylar 1915 ve sonrasında olduğu halde batılı devletler 1930’lardan 90’lara kadar bu konuyu ya hiç gündeme getirmediler ya da getirilmesi çabalarına destek vermediler.

Özellikle  2000 yılında Amerikan Temsilciler Meclisi’nde  bu konu gündemine geldi. ABD’nin işaret fişeği  ardından, pek çok Avrupa ülkesi parlamentosunda Ermeni soykırımını inkâr edenlere ceza verilmesini öngören kararlar alınmaya başlanır.

Bu nedenle olayın siyasi olduğunu tespit etmek, verilecek cevabın da ancak siyasi olması gerektiğinden doğru strateji geliştirmek belirleyici önemdedir.

Bunun yöntemini belirlemek ise TBMM’nin asli ödevidir.

Ancak iç cephenin ( *)  siyasi kanadının tecelli ettiği Meclis’teki partilerin iki kampa ayrılmış olması karşısında birleştiricilik işlevi görecek kuruluşlara çok iş düşüyor çoook.  NATO bahanesiyle ABD Türkiye’yi kuşatıyor  (Derlemedir)  

Saygılarımla….4.5.2021 Salı
( *  )Yeterince hazırlanmış olması gereken üç vasıta, iç ve dış cephelerimiz ( https://www.atam.gov.tr/nutuk/yeterince-hazirlanmis-olmasi-gereken-uc-vasita-ic-ve-dis-cephelerimiz )

Yayım tarihi
Mehmet Boz olarak sınıflandırılmış ile etiketlenmiş

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.